|
İstanbul 2010 Ajansı Çarşamba Konuşmaları
“ULUSLARARASI MEVZUATLAR IŞIĞINDA KÜLTÜREL MİRASIN
KORUNMASI”
Konuşmacı: Saadet GÜNER / Kültürel Mirasın Dostları Derneği
(KUMID) Yönetim Kurulu Başkanı, AB Kültürel Miras Mevzuatı
ve Türkiye Projesi 24 Şubat 2010 17.30
Moderatör: Prof. Işık Aydemir / İstanbul Ticaret
Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim
Üyesi
İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının Çarşamba
Konuşmaları’nda Uluslar arası Mevzuatlar Işığında Kültürel
Mirasın Korunması konusu ele alınıyor. Etkinlikte “Kültür
Başkentleri” uygulamasının da yer aldığı “AB Kültür
Politikası” genel olarak tanıtıldıktan sonra, Türkiye’deki
özellikle İstanbul’daki örneklerle ilişkilendirilmek
suretiyle uluslar arası mevzuatlar ışığında çağdaş ve doğru
koruma politikaları ve uygulamaları anlatılacak, çözüm
önerileri sunulacak ve katılımcılarla bilgi alışverişi
yapılacak...
Birkaç
haftadır yoğun meşguliyetlerim nedeniyle katılamadığım
çarşamba sohbetlerine birçok randevumu iptal ederek yukarıda
özetini verdiğim davete katıldım. İptal ettiğim yılda bir
yapılan 24 Şubat Trabzon'un kurtuluş şenlikleri, diğeri
üyesi olduğum önemli bir sivil toplum örgütünün (Mutlaka
Gelin) ihbarlı yönetim toplantısıydı.
Bilinçsiz bir şekilde ayaklarım beni Atlas pasajına
doğru götürdü, olay AB kültür mevzuatı olunca bir umut son
aylarda belediyelerle verdiğim hukuksal mücadelede
kullanabileceğim bir bilgiye, hukuki bir belgeye ulaşmak
umuduyla, biraz geç kalarak toplantıya katıldım.
Salona girdiğimde Saadet GÜNER hanımefendi Avrupa
kültür mevzuatını, Avrupa uygulamalarını anlatıyordu. Bu
biraz akademik, biraz görsel tarzda hazırlanmış sunumdan
kendi adıma faydalandım.
Özetleyecek olursam; Günümüzde 5366 sayılı yasanın verdiği
güçle Türkiye ve İstanbul'da hayata geçirilmeye çalışılan
Kentsel dönüşüm, yenileme projeleri nedeniyle yerinden,
yurdundan olan binlerce insanımıza reva görülen uygulamanın
Avrupa'da uygulanmadığını öğrendim.
Birçok Avrupa kentinde
pek çok Sulukule, Sarıgöl, Karabayır var, Fakat buralarda
yaşayan insanlar yerleşiklerinden edilmeden rehabilite
edilmeye çalışıldığını öğrendim. Yaşam alanı hakkı,
devletimizin mutlaka uymak zorunda olduğu AB normlarından
olduğunu öğrendim. 19 yy. Sivil mimari örneklerin doğal
haliyle yaşatılmasının şart olduğunu öğrendim. Birçok konuda
aydınlandım, Güner hanıma teşekkür ederim.
Her çarşamba aynısı oluyor, bir konuya davet ediliyoruz,
sohbet 90.00 dakika olarak ayarlanmış, konuşmacı bu zamanı
ucu ucuna kullanıyor, sıra davetlilerin soru ve önerilerine
gelince, Moderatör: Prof. Işık Aydemir zamanın kalmadığını,
fazla soru alamayacağını mazeret göstererek sohbeti
bitiriyordu.
Bu gün aynen öyle oldu katılımcılara sıra gelince mutat
alışkanlık Moderatör: Prof. Işık Aydemir konuşmayı kısa
birkaç soru ile bitirmek istedi, katılımcılar bu sıra çok
renkliydi, uygulama alanlarından gelmiş canı yanık
katılımcılar adeta 2010 kültür başkenti ajansını topa tuttu.
Bir Mühendis arkadaş Fatih belediyesinin Sultanahmet
meydanında gerçekleştirmeyi düşündüğü, meydanın araçlardan
arındırılarak zeminin granit döşenmesi işinin altı ay zaman
alacağını, meydanı mahvedeceğini beyan eden kaygılarını dile
getirdi, 2010 ajansının bu konuda belediyenin saflarında
olduğunu bunu anlayamadığını, bu konuda açıklama istedi.
VERİLMEDİ!
Haber sitelerimiz adına ben söz alarak bulunduğumuz
kurumun Çağdaş kültürün korunmasıyla görevli olduğunu
sandığımız bu kurumun, hayata geçirilirken birçok mimari ve
arkeolojik kültür unsurunun yok edildiği 5366 sayılı yasanın
gereği yapılan Kentsel dönüşüm projelerinin tahribatları
karşısında, 2010 ajansının hiçbir karşı tavrını
görmediğimizi, varsa kendilerinden özür dileyeceğimi, yoksa
özür dilemeyeceğimi beyan ettim. AÇIKLAMA YAPILMADI!
BalArt sanat evi sahibi Beyhan hanım konuşmasında
Fatih belediyesinin Kendilerinden habersiz tapulu evleri
hakkında projeler, ihaleler yaptığını, Bakanlar kurulundan,
Anıtlar 4. koruma kurulundan, Fatih belediye meclisinden
geçirdiğini, İBB başkanlığından onay aldığını, hala
kendilerine açıklayıcı belge vermediklerini beyan ederek.
Benim sivil mimarlık örneği tescilli sanat evim ve konutum
var bunları Fatih belediyesi GAP inşaat adına elimizden
alarak bizi 40km şehir dışına (Taşoluk) yaptığı toplu
konutlara sürmek istiyor. Bu konuda yardımlarınızı, Yol
göstermenizi, bize arka olmanızı istiyoruz, bize nasıl
yardımcı olabilirsiniz diyerek, acı bir ses tonu ile paneli
sunanlardan ve salondaki katılımcılardan yardım istedi.
KİMSE YOL GÖSTERMEDİ!
Konuşmacı 5366 sayılı yasanın uygulama
mantığı amacıyla taban tabana zıt, bu konuda sivil toplum
örgütleri yoluyla neticeye gidileceğine inanıyoruz diyerek,
şiddetin olayı çıkmaza sokacağını, sabırla ikna çalışması
yaparsak yetkilileri ikna edeceğimizi iddia etti. (Şaka gibi
bir öneri)
Sulukule platformundan bir katılımcı alan
yönetim planı uzmanı İhsan beye sorduğu sorulara aynı
mantıkla cevap alamadı, İhsan bey toplantının 19.00da
bitmesi gerektiğini, saat 20.00de Zeytinburnu'nda 4 kişiyle
randevusu olduğunu, gitmezse bekleyenlere
karşı mahcup olacağını gerekçe göstererek toplantıdan
ayrılmak istediğini beyan ederek toplantıdan yuvarlak
kelimelerden seçtiği savunma ile kaçtı. Gider ayak, şiddet
ile bir yere gidilemeyeceğini, diyalog ile yöneticileri ikna
edeceklerini, kendilerinin yaptırım konusunda aciz olduğunu
itiraf ederek toplantıdan ayrıldı. Ayrılırken bir hafta önce
davet ettikleri 40-50 davetlinin beklentilerini düşünme
nezaketini göstermedi.
2010 ajansı
Moderatör: Prof. Işık Aydemir Bu kentsel dönüşüm konusunda
belediyeler garip projeler yapıyor, kavga ile değil diyalog
ile konuşarak onları ikna edin diyerek çok garip bir tavır
ortaya koydu. Halen bilgi ve belge vermeyen, mülk
sahiplerini muhatap kabul etmeyen belediye ile neyi
konuşacağız diye itiraz eden Beyhan hanımın feryadı
karşısında salon susmak mecburiyetinde kaldı.
Birkaç konuşmacı uygulanmak isteyen
hukuksuzlukları sıralayınca söz alan Moderatör, bu işin bir
eğitim ve kültür bilinci meselesi olduğunu, sabredeceğiz,
eğitim ve ikna çalışmalarına devam edeceğiz, sabırla
çalışmalarımızı sürdürürsek başarılı olacağımızı umuyoruz,
diyerek adeta soru soran katılımcılarla bizce alay etmek
istedi.
Bu gün anladım ki 2010 ajansı Hükümetin,
Belediyenin, Uygulanan projelerin safında yer almış
bir kuruluş, kesinlikle bağımsız değil, Buradaki görev alan
personelin Kültür insanı olması bizce hiçbir anlam ifade
etmiyor. Tamamen yönetimin uydusu bir istikamette görev
yapıyorlar, Bizde bu kuruluşun kültür ve sanat adına, tarih
ve medeniyet adına görev yaptığını sanmıştık.
Halbuki Kültür bakanlığına bağlı, Anıtlar
İstanbul koruma kurulları dahi tarihi görmemezliğe gelecek
kararlara rahatlıkla imza atabiliyorlar. Fener Balat
Ayvansaray projesine uygun imza veren bir kişiye akademik
pencereden bakamayacağımı açıkça beyan etmek isterim.
Bütün görevlilerin davetlilerin tepkisine
karşılık, sabır telkin etmeleri karşısında acayip
oldum,Orada feryat etmek istedim, fayda vermeyeceğini
bildiğim için susmak mecburiyetinde kaldım. Bundan
sonrasını fazla anlatmayacağım 150 dakikalık toplantı ses
kaydını mecburen sunum değil öneriler bölümünü sizlerin
bilgisine bu sayfadan video olarak aşağıda sunuyorum. kendi
kulaklarınızla duyduğunuz açıklamaları 2010 AB kültür
başkenti ajansı yetkililerine söylediğini unutmadan
dinlemenizi diliyorum.
Toplantının sürprizi 2010 ajansında
görevli bir makine mühendisi konuşmacının Devlet memuru
mantığının iflas ettiğini, bir şey yapılacaksa sivil toplum
örgütleri marifetiyle yapılmasının mümkün olduğunu, Burada
görev alan birçok kişinin günde yarım saatlik mesai
zahmetine katlanmadığını, sıcak yer ve maaş için burada
vakit öldürdüğünü açıkça itiraf ederek toplantıyı bitirdi,
samimi itirafları için kendisine teşekkür ediyoruz.
(Konuşmayı Dinle)
Vatandaş olarak Devlet dairelerine işimiz düştüğünde bu
durumu yaşıyoruz da bunu bir memurun dilinden duyunca bir
başka oluyor.
2010 ajansı Moderatör: Prof. Işık Aydemir'in
müdahaleleri ile toplantı bir saat uzayarak 20.00 bitti,
Toplantıdan çıkan sonucun yorumunu sizlere bırakıyorum.
Abdullah gözaydın fatihten@gmail.com |