h.gulerce@zaman.com.tr
Al sana uzlaşma!
Seçime on gün kala cumhurbaşkanlığı tartışması öne çıktı.
Uzlaşmaydı, dayatmaydı derken kafalar bir daha karıştırıldı.
Şahsen ben CHP lideri Sayın Baykal'ın 'uzlaşma' tarifine giren
cumhurbaşkanı adayını, kamuoyunun tam anlayabildiği kanaatinde
değilim. Düşündüm de, konuyu biraz açabilirsem, Baykal'ın tanımını
netleştirebilirsem, siyasete de, memlekete de bir nevi faydam
olabilir. Sayın Baykal, açıkça şunu demek istiyor herhalde:
1. Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır. Anayasa Mahkemesi'ne üye
seçerken bile CHP üyeliğine dikkat etmelidir. Bu durum sonradan
anlaşılsa bile bunu dert etmemelidir. Çünkü gerçek tarafsızlık
CHP'nin tek parti döneminin ruhuna ve felsefesine sahip çıkmaktır.
2. Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın sahibi olmalıdır. Anayasa kitapçığı
devamlı elinin altında bulunmalıdır. Gerektiğinde onu en nazik, en
hassas bir başbakana dahi fırlatmalıdır. Ardından ekonomi
batarmış, ülke perişan olurmuş, bu cumhurbaşkanını enterese etmez.
3. Cumhurbaşkanının medya ile ilişkileri esaslı ve objektif
olmalıdır. Herkesle muhatap olmamalıdır. Sadece İlhan Selçuk'la
görüşmelidir. Televizyon kanallarını da ihmal etmemelidir. CHP'nin
program desteği için yüklü mali yardımda bulunduğu bir kanalın
açılışına gitmesinin, tarafsızlığına asla gölge düşürmeyeceği de
herkesin malûmudur.
4. Cumhurbaşkanı Anayasa'nın laik-demokratik cumhuriyet anlayışını
özümsemelidir. Rektör seçerken akademik ehliyeti değil, ideolojik
bağlılığı esas almalıdır. Mesela bir aday 3 oy almış, başka bir
aday 160 oy almış, orada 'bizim adamımız mı, değil mi?' diye
düşünmesi lazım. Yani yanlış anlaşılmasın; 'cumhuriyetten yana mı,
değil mi' demek istiyorum, ona bakması lazım. Öyle olunca da 3 oy
alanı tercih etmesi tabii ki takdire şayandır.
5. Cumhurbaşkanı halktan kopmamalı, Çankaya'yı halka açık
tutmalıdır. Ancak Çankaya'nın kamusal alan olduğunu da
unutmamalıdır. Başörtülülere geçit vermemelidir.
6. Cumhurbaşkanı inançlar karşısında da tarafsız olmalıdır. Mesela
ülkenin yüzde doksanı Müslüman olsa bile, oruç tutmadığını herkese
göstererek bu yansızlığını sık sık hatırlatmakta bir beis
görmemelidir.
7. Cumhurbaşkanı öztürkçe konusunda da titiz olmalı, oydaşmaya
önem vermelidir. Refah yerine gönenç, maksat yerine erek, huzur
yerine erinç, müttefik yerine bağlaşık, aynı düşüncede olmak
yerine oydaşma demelidir.
8. Cumhurbaşkanı, kendinden sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine
de müdahale etmeli, bunun için Harp Akademileri'nde konuşmalı;
'Türkiye'de siyasal rejim, Cumhuriyet kurulduğundan beri hiçbir
dönemde günümüzde olduğu kadar tehlikeyle karşı karşıya
kalmamıştır. Temelinde Atatürk ilke ve devrimleri bulunan çağdaş
Türkiye Cumhuriyeti ideolojisi, tüm yurttaşların taraf olması
gereken bir devlet ideolojisidir.' demelidir. 23 Nisan'larda,
'Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk'ün yüce kişiliği ve
devrimlerine layık olduğunu kanıtlamak zorundadır.' çıkışı ile
Meclis'e haddini bildirmelidir.
9. Üzerinde uzlaşılacak cumhurbaşkanı adayı, siyasal
tarafsızlığını korumaya özen göstermeli, CHP'li olduğunu belli
etmemeye çalışmalıdır. Damadı CHP milletvekili adayı olursa, bunda
bir sakınca görmemelidir.
10. İktidarda CHP yoksa hükümeti engellemek için en büyük
muhalefeti yapmalı, adeta kök söktürmelidir.
Şimdi okuyucularımız diyecektir ki; 'ama Sayın Baykal, Sayın
Sezer'i ima ediyor...' İşte yanıldınız, ima etmiyor. Aynen şöyle
diyor: 'Sayın Sezer tarafsız bir kişilikti. Öyle bir isim üzerinde
bütün partiler uzlaştılar.
Uzlaşma böyle olmalı!'
Sakın, 'bu kadarına da pes yahu' demeyin. Sayın Baykal'ın
uzlaşmadan ne anladığını anlamış olduk, bu da bize yeter!
13 Temmuz 2007, Cuma
|
|
|