
Son anket: MHP dip yapıyor
Kamar Araştırma şirketi "bugün seçim olsa" anketi yaptı. MHP'nin
oylarında düşüş trendi başladı. Ankete katılanların yüzde 82’si
cenazelerde slogan atılmasının yanlış olduğunu düşünüyor. İşte
başta üç büyük şehir olmak üzere Türkiye'de son oy durumu.
KAM-AR Araştırma Şirketi tarafından tarafından 12-26 Haziran
tarihleri arasında 14 bin 12 kişiyle yüz yüze yapılan görüşme
sonucuna göre barajı sadece AK Parti ile CHP aşarken MHP baraj
altında gözüküyor. Ankette bir diğer dikkat çeken nokta ise ankete
katılanların yüzde 82’si cenazelerde slogan atılmasının yanlış
olduğunu düşünüyor.
AK Parti oyları neden yükseliyor?
22 Temmuz 2007 seçimlerine iki hafta kala siyasi havanın ısındığı
ve peş peşe kamuoyu araştırmalarının yayınlandığı görülüyor. Hemen
hemen aynı tarihlerde yapılmalarına rağmen farklı sonuçların
çıktığı bu araştırmalar, seçmenlerin işini kolaylaştırmaktan
ziyade kafa karışıklığına neden olmaktadır.
Kamuoyu araştırmalarının niteliği, bu araştırmaların sahip olması
gereken özellikler ve uyulması gereken etik değerler başka bir
yazı konusu olmakla birlikte ortada tartışılması gereken ciddi bir
konu olduğu görülmektedir. Seçim kararı alınmasından sonra mayıs
ve haziran ayı içerisinde ANAR, KONDA, SONAR gibi bazı araştırma
kuruluşları tarafından peş peşe yapılan ve kamuoyu ile paylaşılan
anketlerde AKP'nin kararsızlar dağıtıldıktan sonra % 40'ın
üzerinde bir oy oranına sahip olduğu görülüyordu. Bu sonuçlar AKP
yönetimini memnun ederken muhalefet partilerinde bazı
tedirginliklere yol açtı. Anket sonuçları yayınlandığında toplumun
çeşitli kesimleri tarafından cevabı aranan temel soru şu idi: "AKP
oyları neden yükseliyor?"
Basında da dile getirilen (28 Haziran 2007 Salı, Hürriyet; Mehmet
Y. Yılmaz ve 28 Haziran 2007 Çarşamba, Radikal; Haluk Şahin)
"neden böyle oluyor?" sorusu gerçekten üzerinde tartışılmaya değer
bir soru. Her iki yazının da ana fikri "AKP'nin yapılan anketlerde
2002 seçimlerindeki oy oranının üzerinde bir oy oranına sahip
gözüktüğü ve bunun kaynağının ne olduğunun açıklanması
gerektiğiydi". Yılmaz, açık olarak şunu soruyordu: "... bildiğimiz
bir şey daha var: Türkiye'de bugüne kadar hiçbir genel seçimde
iktidar partisi, bir önceki seçimdeki oyunu koruyamadı. İktidar
yıpranması, her partiyi etkiledi ve yüzde 10'lara varan oy
kayıpları yaşandı. Bu seçimde, bu eğilimin değişmesi için nasıl
bir gerekçe var? Ne oldu ki iktidardaki AKP'nin oyları artabilsin?
İşsizlik sorunu mu çözüldü, gelir dağılımı mı iyileşti, asayiş
eskisinden daha mı iyi, dış politikada büyük başarılar mı var?" Bu
sorulara cumhurbaşkanlığı sürecinin yönetilememesi, kurumlar arası
koordinasyonun sağlanamaması, terör olaylarındaki artış, tarım
kesiminin yaşadığı sıkıntı vb. gibi gelişmeleri de eklemek
mümkündür. Bu görüşler sadece bazı köşe yazarları tarafından
değil, aynı zamanda bazı kanaat önderleri tarafından da
benimsenmesi bakımından anlamlı ve üzerinde tartışılmaya değer
sorulardır.
Madde madde yükseliş nedenleri
Sosyal bilimlerde deterministik bir mantıkla bir olayı neden-sonuç
mantığı içerisinde sadece bir nedene indirgeyerek cevap vermek
fazlaca başvurulan bir yöntem değildir. Bu bağlamda "AKP'nin
oylarının neden arttığı" sorusunun tek bir cevabı bulunmamaktadır
ve muhakkak ki bu yazıda belirtilen nedenler dışında başka
nedenler de bulunmaktadır. Bu gazete yazısının sınırları bu
sorunun uzun cevabının hacmini aşmaktadır. Bu bağlamda yazıda özet
olarak "AKP oylarının neden arttığı" sorusuna cevap bulunmaya
çalışılacaktır. Bu yazı çerçevesinde nedenler arasında bir
derecelendirme yapılmadan sadece AKP'nin oyunun neden arttığı
temel başlıklar halinde sunulmaya çalışılacaktır. Bir anlamda son
iki ay içinde yaşanan olayların bir bilançosu çıkarılacak ve
mevcut durumun kısa bir tahlili yapılacaktır.
Cumhurbaşkanlığı sürecinde yaşananlar ve halkın AKP'ye haksızlık
yapıldığına inanması ve yaşanan "laik-anti laik kutuplaşması",
küskün ve kararsız olan seçmenlerin yeniden AKP'ye yönelmesine
neden olmuş görünmektedir. Gelinen noktada bugün toplum ortadan
ikiye bölünmüş bir görüntü vermektedir. Yaşanan gerilimlere bağlı
olarak gözlenen aşırı polarizasyon kitlelerin normal düşünmesine
engel olmaktadır. Kutuplaşma, gündelik hayattan, oy verme
davranışına, laiklik algısından, sınır ötesi operasyona ve hemen
her alana yansımakta ve abluka altına almaktadır.
Tandoğan Meydanı ile başlayan ve devam eden "Cumhuriyet
mitingleri"nde sessiz kalan muhafazakâr-dindar kesimlerin içine
girdiği psikolojik yenilmişlik duygusu bu kitle üzerinde bir
rövanş alma hissi uyandırmaktadır. Normal şartlarda AKP'ye oy
verme konusunda mütereddit bir tavır içinde olacak olan bu
kesimler, yaşanan bu kırılmaya bağlı olarak CHP karşısında AKP'ye
yönelmektedirler.
Cumhurbaşkanı seçilmek için daha önce aranmayan 367 oy şartının
Abdullah Gül ismi karşısında aranması ve Anayasa Mahkemesi'nin bu
yönde karar vermesi, geniş toplum kesimlerinde bu kararın Abdullah
Gül'ün şahsından çok, dindarlığı ve eşinin başının örtülü olması
ile ilgili olduğu yönünde bir havanın oluş(turul)masına neden
olmuştur. Bu durum AKP ile arasına mesafe koymaya çalışan
kesimlerin yeniden AKP'ye yönelmesine neden olmuştur.
27 Nisan gecesinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayınlanan
e-bildiri ve bu bildirinin AKP'ye karşı yapılmış olduğu hissi
toplumda "AKP'nin mağdur olduğuna" dair bir yargının oluşmasına
neden olmuştur. AKP'nin bu bildiriye verdiği cevap ve bu cevabın
içeriği toplumda AKP'nin kendisine karşı yapılmış bu uyarı
karşısında "dik durduğu" kanaatinin oluşmasına neden olmuştur.
Diğer partilerden de oy alıyor mu?
Proje üreten ve geniş toplum kesimlerine umut vaat eden güçlü bir
siyasal ve toplumsal muhalefetin olmaması, "kararsız" ve AKP'den
memnun olmayan seçmenlerin yeniden AKP'ye yönelmesine neden
olmaktadır. Bu tablo siyasette bir "AKP tekeli" oluşmasına neden
olmaktadır. Son yapılan anketlerin ortaya koyduğu üzere bugün için
AKP ve CHP'den oluşan ikili bir parti sistemi egemen olup bu
partilerin yanına bağımsızlarla birlikte bir, belki iki parti daha
barajı aşıp Meclis'e girebilecektir.
Seçimlerin 22 Temmuz'da yapılamaması, ne kadar yüksek oy alırsa
alsın iktidarın yeniden AKP'ye verilmeyebileceği, seçim sonrasında
askerî bir müdahale olabileceği gibi üretilen senaryo ve komplo
teorileri ortalama seçmende AKP'ye karşı haksızlık yapıldığı hissi
uyandırmaktadır. Bazı kişisel çıkar hesapları, milletvekili aday
listelerine olan kızgınlıklar, partinin 3 Kasım öncesi verdiği
sözleri tutamaması vb. gibi nedenlerle AKP'ye mesafeli duran
kitlelerin yaşanan sürece bağlı olarak oylarını yeniden AKP'ye
verecekleri görülmektedir.
1994 yerel seçimlerinden başlayarak yürütülen kampanyalardan
başarı ile çıkan ve hatta "muhtar bile olmaz" denilirken
Başbakanlığa çıkan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Demirel, Ecevit, Özal
gibi karizmatik liderler ekolünden olması ve geniş kitleleri
peşinden sürüklemesi AKP'nin bir diğer avantajıdır. Erdoğan'ın
kalabalıkların nabzını iyi tutan başarılı bir hatip olması ve
herkese "meydan okuyan, Kasımpaşalı tavrı" onu geniş halk
kitleleri nezdinde sevimsiz ve itici kılmaktan çok; daha popüler
ve çekici kılmaktadır. Hem unutulmamalıdır ki siyasal iletişimde
sıkça vurgulanan ifadesi ile "oy lidere verilmektedir."
Seçmen eğilimleri araştırmalarında görüldüğü üzere AKP seçmeninin
parti sadakati % 70-80 aralığında durmaktadır. 3 Kasım
seçimlerinde AKP'ye oy veren ana kütle bugün de bu partiyi
desteklemeye devam etmektedir. AKP'nin henüz yeni bir parti
olmasına rağmen seçmen tabanı ile kurduğu bu kuvvetli bağ üzerinde
düşünülmesi gereken bir durum oluşturmaktadır. Şu an için AKP
seçmenin ikinci bir alternatif partisi bulunmamaktadır (TÜSES,
Türkiye'de Siyasi Partilerin Yandaş Profili, 2002). AKP diğer
partilerden oy almaya devam ederken kendi seçmen tabanını da
korumaya devam etmektedir. Bunun yanında AKP'nin seçim coğrafyası
incelendiğinde görüldüğü üzere AKP tüm Türkiye coğrafyasından oy
alan tek partidir. Bu durum milletvekili sayısında partiye önemli
bir avantaj sağlamaktadır. AKP'nin farklı kesimlerin temsil
edildiği bir ittifaklar koalisyonu olması bu partinin bir diğer
avantajıdır.
DR. HÜSEYİN YAYMAN - GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
FATİHHABER OLARAK BİZİM TESPİTLERİMİZE GÖRE
( 3 temmuz 2007 )
AKP: % 46 İla % 57 arası
CHP: % 9 İla % 14 arası
MHP: % 6 İla % 10 arası
GP: % 2 İla
% 5 arası
Sp: .....% 2 İla % 4 arası
Bağımsızlar: 32 Milletvekili
Kehanet değil , Objektif durum değerlendirmesi. 23 Temmuzda
görüşürüz . Abdullah Gözaydın
|