Erhan Göksel: Asker sokaktan iktidarı etkilemek istiyor
Verso Araştırma Şirketi'nin sahibi siyasi analist Erhan Göksel:
“AK Parti müesses nizamla uzlaşmaya gitmediği sürece müesses nizam
elinden gelen her şeyi yapar. Sınır ötesi operasyon olursa sandığa
gitmek imkansızlaşır ”
MEHMET GÜNDEM
mgundem@yenisafak.com.tr
Kendisini cesaretsizleştiren siyaset…
Siyaset yüksek gayeler için yapılan bir uğraş olamadı Türkiye'de.
Siyasetin “idealist” her yolcusu yola koyulup üzerinden zaman
geçtiğinde, geride yürünmüş yollar bıraktığında, onlarca hadiseyle
örselendiğinde ne acıdır ki, siyasette var olmayı, o tertemiz
“ideallerinden kopmayla” mümkün görmeye başlıyor.
Çünkü hızla bireyselleşiyor siyaset, anlam kaybediyor, daralıyor,
ufuksuz ve vizyonsuz hale geliyor.
Siyasileşmeden siyaset yapabilmek bir hedef olmaktan çıkıyor ve
köhne bir yapıya teslim oluyor idealistler.
Ve kitleler bir kere daha aldanıyorlar.
Halk bir hiç olduğu gerçeğinin yüzüne haykırılması karşısında
çaresizliğini yaşıyor.
Çünkü bizde siyaset kahır ekseriyetle devlet için yapılıyor.
Kutsanan devlet, kutsalın dışına itilen ise tek tek insanlar,
halklar ve koca bir toplum oluyor.
Türkiye'nin yıllardır yaşadığı demokrasideki sığlığı,
özgürlüklerdeki tutuculuğu, çifte standart tavrı, gelir
dağılımındaki adaletsizliği, devlet elitlerinin halk üzerindeki
tahakkümleri, siyasetin ömrünün kısalığı, sivil alanın ürkekliği
ve darbecilerin uzun soluklu maceraları “kendisini
cesaretsizleştiren siyasetin” ürünü olmaktan başka bir şey
değildir.
Ak Parti iktidarı da beş yıla yakındır bu süreçten geçiyor, yolun
sonu görünürken sahici bir muhasebeye ihtiyaç var.
Çünkü idealist siyasetçi kaybettiğinde ve siyaset
bireyselleştiğinde en önce ve en kalıcı olarak halk kaybediyor,
elitler değil…
Ne güzel söz; dikleşmeden dik durmak…
Her zaman ve her yerde….
Cumhurbaşkanlığı tartışmalarıyla birlikte Türkiye demokraside
kan kaybeden bir ülke haline geldi. 27 Nisan muhtırası da
belirsizliğe kapı açtı. Neden birden ateşi yükseldi Türkiye'nin?
Cumhuriyet tarihinin en sıcak günlerini yaşıyor Türkiye. Bu süreç
yeni değil 1999'da başladı. 99 seçimlerden sonra siyasi yapı iyice
parçalanınca, dünyada yaşanan global ekonomik krizin krizi
Türkiye'yi derinde vurmuştu. O tarihten itibaren küresel düzeyde
çatışmalar da hız kazandı ve mevcut haritaların sermaye
hareketlerine uygun olarak yeniden belirlenmesi süreci başladı.
Türkiye de bu etkinin altındadır…
Dünya yeni bir dizayn sürecine girdiğinde harita belirleyen
doğal seyir midir, yoksa bir güç merkezi midir?
Burada rastlantı yok, plan var. Batı'da dış politika çok yüksek
siyasetin ürünüdür ve yüzyılların politikalarını üretirler.
Birinci Dünya Savaşı'nda çizilen haritalar, gelişen şartların
etkisiyle Türkiye'nin paylaşılmasını askıya almayı gerektirdi ve o
haritalar yarım kaldı. 90'larda Rusya yıkılınca, Anglo Saksonlar
“nerede kalmıştık” diyerek o politikaya devam ettiler. Kürt
devleti, Ermenistan devleti, Türkleri İstanbul'dan koparıp
Anadolu'ya sıkıştırmak gibi senaryolara girdiler. Hatırlayın,
Amerika'da bir dergide yayınlanan haritada, güneyimizde Ağrı'yı,
Kars'ı da içine alan büyük bir kürt devleti vardı. Ortadoğu'da
Irak savaşıyla birlikte çizilen haritalar var. İsrail ve Ürdün'ü
büyütüyorlar, Suudi Arabistan'ı ortadan kaldırıyorlar. Bunlar
büyük ve derin bir siyasetin ürünü.
Bu “büyük siyaset” tek merkezli mi?
Hayır, tek merkezden değil, dünya sermayesini elinde tutan bir
grubun politikası, arka planda Yahudiler var. Bazıları Amerika
Ortadoğu'da batağa saplandı diyorlar, insanlık tarihinde 3 yıl 5
yıl saniye gibi gelir, devlet politikaları 50 yıllık 100 yıllık
politikalardır. Amerika başarılıdır burada.
BÜYÜK SİYASET YOK TÜRKİYE'DE
Türkiye bu tabloyu nasıl okuyor?
Türkiye'de büyük siyaset yok, onun için tabloyu okuyamıyor. 12
Eylül'ün etkisiyle Türkiye'de yetişmiş kadrolar dejenere oldu,
genetik yapıları bozuldu.
Kuzey Irak'a operasyon gündemde. Olursa 25 olacak. Operasyon
bir iç siyaset malzemesi olarak da algılanıyor…
Siyaset bir yönetme sanatıdır. Türkiye siyasi alanda 90'lardan
beri yaşadığı krizi aşıp kendini restore edemedi, partiler kendi
iç yapılarını dönüştüremediler. Bitmiş, tükenmiş siyasi liderlerin
kurtarıcı gibi algılanmasında medya ve iş dünyasının payı
büyüktür.
Yani, yüksek siyaset, dar siyasete hükmediyor…
2002'de halk iktidar partisi ve iki muhalefet partisini tamamen
ortadan kaldırdı, yeni kurulmuş bir partiyi iktidara taşıdı. Bu Ak
Parti'ye sistemi değiştirmek isteyen toplum tarafından verilmiş
oylardı. Fakat Ak Parti bunu okuyamadı, oyların direkt kendine
verildiğini sandı ve kendinde büyük bir güç vehmetti. Ak Parti
iktidarı en mükemmel zamanda iktidar oldu, dünyadaki ekonomi dibe
vurduktan sonra zaten yükselecekti ve öyle oldu… Süreci, dış
faktörlerin etkisini ne iktidar ne de muhalefet anlayamadı. Bu
süreçte müesses nizam iktidara direnmeye başladı ve iktidarla
devlet arasında çatışma oldu. Öyle bir noktaya gelindi ki, müesses
nizam dış politikayı da iç politika malzemesi yapmak istedi.
TEZKEREDEN ASKER SORUMLU
Asker operasyon için “siyasi direktif gerekir” diyor. Siyaset ise,
“Askerimiz isterse biz önünde duramayız” diyor…
Burada Başbakan dâhil kimse gerçekçi değil. Genelkurmay Başkanı,
Meclis'ten karar alın diyor. Ak Parti'nin Irak'la ilgili karar
alması mümkün değil. Türkiye Amerika'yla birlikte Irak'a girseydi
bugünkü konjonktür olmayacaktı. 1 Mart tezkeresinde hükümetten çok
TSK sorumludur. Amerika da bunu böyle anladı. Abdullah Gül kapalı
grup toplantısında, “Bakan olmasaydım evet vermezdim” dedi. Böyle
dedikten sonra artık bir karar çıkmaz Meclis'ten. Fakat TSK'nın
hükümeti dinleyeceğini sanmıyorum.
Amerika anlamak istemiyor
Amerika, Irak'a operasyona nasıl bakıyor?
İtirazlarına rağmen Türk ordusunun Kıbrıs'taki gibi Irak'a girmeye
karar verdiğini algılamışlar… Türk ordusu kararlı, bir kaç tane
daha büyük terör hadisesi olursa Amerika'ya rağmen girer. Amerika,
ordunun tavrının blöf olmadığını algıladı, orta yol bulmak için
taviz verme sürecine girecek. Barzani'ye dokunma, Talabani'ye
istediğini yap diyebilir. Eğer Türkiye bugünkü şartlarda Irak'a
girerse, Türkiye'yi çok uzun süre Irak'ta kalmaya itecek felaket
senaryosunun başlangıcı olur.
Sivil ve asker teröre her gün kurban veriyor Türkiye. Ne
pahasına olursa olusun dercesine Kuzey Irak'a operasyon gittikçe
yaklaşıyor.
Bunun bir felaket senaryosuna dönüşmemesi için operasyon olacaksa
hızlı ve sınırlı olmalı. Türkiye Talabani ve Barzani'nin desteğini
alıp PKK'nın tecrit edilmesini sağlamalı.
Bu destek alınabilir mi?
Amerika olmazsa hayır. Türkiye'deki Kürt hareketinin üzerinde
Barzani'nin etkisi arttı. Türk parlamentosu içinde bazı kişiler
üzerinde de etkisi arttı. Barzani, PKK'ya paralel hareket ediyor.
Kandil'de Türk ordusu büyük iş yapıyor, oradaki üç bin PKK
militanı Suriye vatandaşıdır. Bu da uluslararası diplomasi
açısından önemli bir sorundur.
Amerika ile karşı karşıya gelmeden çözüm?...
Sıfır… Bir komutan arkadaşımla konuştum “neden hava harekâtı
yapmıyorsunuz” diye sordum, “ne yapacağız, Amerika ile mi
çatışacağız. Sınırın arkasında Amerikan hava kuvvetleri var” dedi.
Kürt ordusunun hava kuvvetleri Amerikan ordusundan oluşuyor.
Güneri Civaoğlu 1991'de Amerikalı bir yarbayla röportaj yaptı:
Yarbay, “Türkiye'nin güneyinde bir Kürt devleti kurulacak” diyor.
Civaoğlu; “Türkiye izin vermez” dediğinde Albay, “Türkiye izin
vermezse savaşır” diyor. Civaoğlu; “bunlar kabile, koca Türk
ordusu ile nasıl savaşırlar” diyor. Albay, “on sene sonra kabile
olmayacaklar, sizdeki silahlara sahip olacaklar” diyor…
O halde Amerika Türkiye'nin terörle mücadele çabasını
anlamıyor…
İşine gelmiyor. Dünya değişiyor ama biz değişimi analiz etmiyoruz.
90'dan sonra Amerika'nın Türkiye ile stratejik ortaklığı
kalmamıştır. Amerika ezici bir şekilde dünya Yahudi sermayesinin
kontrolü altındadır ve İsrail'in bölgedeki en büyük güvenlik kartı
Kürt devletidir.
DP ve ANAP yok olur
Operasyon olursa “savaş halindeyiz” diyerek Sezer seçimleri
erteleyebilir mi? Operasyon Ak Parti'yi Ankara'dan püskürtme
işlevi de görür mü?
Bir taşla birkaç kuş hesabı her zaman yapılır. Ak Parti iktidarı
müesses nizamla uzlaşmaya gitmediği sürece müesses nizam elinden
gelen her şeyi yapar. Sınır ötesi operasyon başlarsa Türkiye'de
seçimlerin yapılması imkansızlaşır.
Ne yapabilir hükümet?
Başbakan söyleminde yumuşamak, diyalog kurmak ve onları anlamak
zorunda. Bu siyasetin yapamayacağı bir şey değil.
Bu şartlarda seçim sonrası ne gözüküyor?
Türkiye'de siyasetin freninin boşaldığı tarih cumhurbaşkanının
seçilemediği tarihtir. Türkiye siyasal hukuk açısından bir çıkmaza
girmiştir, bunları düzeltecek mekanizmayı da kaybettik. Seçimlerde
Ak Parti iktidar çıktığında ilk iş olarak müesses nizamla
sorunları giderilmeli… Dünya ekonomisi çöküş arifesinde, global
ekonomik kriz bize de yansır, sınır ötesi operasyonun etkisini bu
açıdan da düşünmek gerekiyor.
22 Temmuz'da sandık yerinde durursa nasıl bir tablo
öngörüyorsunuz?
DP ve ANAP tamamen yok olur. İmaj gerçeklerden daha önemlidir,
baraj sorunu olan partiye kimse oy vermez. Bu seçim bir kutup
seçimi olacak. MHP barajı küçük farkla geçer, CHP 2002'nin
gerisinde kalmaz. Ak Parti 45'e kadar çıkabilir. Bağımsızlar da
25'i bulur. Tatlıses'ten de bir şey çıkmaz…
Duygusal mısınız?
Çok, gördüklerim, duyduklarım karşısında zaman zaman ağlarım.
11.06.2007
|