| |
Ayasofya provokasyonunda geri adım
Ayasofya'da dini ayin gerçekleştirilmesini talep
eden Yunan kökenli Amerikalılardan oluşan yaklaşık
250 kişilik grup, Türkiye'ye gelmekten, şimdilik
vazgeçtiklerini açıkladı.
Yunanistan'ın Dedeağaç (Aleksandrupolis) kentinde
bulunan ve bu akşam, en geç yarın sabah saatlerinde
Türkiye'ye hareket etmesi beklenen grubun lideri ve
Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu
Başkanı Chris Spiru, A.A muhabirine yaptığı
açıklamada, "kendilerine Türk makamlarından söz
konusu talep ve faaliyetlerinin kışkırtıcı siyasi
eylem olarak nitelendirildiğine dair bir belge
ulaştığını" söyledi.
"Grubun amacının sadece dua etmek olduğunu"
savunan Spiru, belgenin adeta, "Türkiye'ye giriş
yasağı" niteliğinde olduğunu iddia ederek,
bu
gelişme nedeniyle İstanbul'a hareket edilmeyeceğini
bildirdi.

Bu arada, Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası
Organizasyonu'nun 2005 yılında ABD'de kurulduğu ve
Ayasofya'nın kilise olarak hizmet vermesi hedefiyle
pekçok girişimlerde bulunduğu, Organizasyon Başkanı
Spiru'nun bu amaçla her yıl büyük harcamalar yaparak
ABD ve AB nezdinde lobi faaliyetleri sürdürülerek
Türkiyeye manevi, hatta maddi baskı yapılması için
çalışmalar yaptığını görüyoruz.
Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu Başkanı Chris
Spiru, Ayasofyanın ilk etapta müze olmaktan
çıkarılmasını, Ayasofyaya giriş çıkışların ücretsiz
ve serbest olmasını, Ortodoksların kutsal günlerinde
ayin yapılmasına müsaade edilmesini talep ediyor.
Spiru Ayasofyanın Müslümanlar tarafından Cami olarak
kullanımına ise kesinlikle karşı olduğunu beyan
ediyor. |
17 Eylül 2010 (Bu Gün) 200 civarında Yunanlı papaz
Ayasofya'da korsan ayin yapmak üzere geliyorlar.
Geçen yıl Trabzon Sümela manastırında Selanik piskoposu ve
valisinin girişimleri Trabzon Kültür müdürünce engellenmiş,
ortaya uluslar arası bir skandal çıkmıştı. Bu yıl, Fatih'in
Trabzon'u Feth Ettiği 15 Ağustos tarihinde Kültür bakanımız
iki bin kişilik Yunan heyetine ve Türk patriği Bartholomeos
Sümela'da Ayin yapma müsaadesi vermişti.
Aynı girişimler Ermeniler tarafından Van Ahtamar kilisesi
için yapılmış, TC. Kültür bakanlığı üç milyon lira
harcayarak Ahtamar harabelerini onarıp 19 Eylül’de yapılacak
açılış töreninde, Anıt müzede, kilise olarak dini ayin
yapılmasına müsaade etmiştir.
Aynı hoşgörü! Aslında müze olan Antakya'daki Saint Pierre
Kilisesi içinde gösterilmiş, burada ayinler başlatılmıştır.
Şimdi sıra Ayasofya'ya geldi, Türkiye devletinin bu denli
hoşgörülü yaklaşımı Ermeni ve Yunanlıları küstahça
cesaretlendirerek, Türkiye ve Dünya Müslümanları için çok
önemli konumu olan Ayasofya'nın Hıristiyanlar için ibadete
açılması, Müzeye dileyenin izinsiz ve biletsiz girmesini
içeren taleplerle kapımıza dayandılar.

Bu gün, 17 Eylül 2010 Cuma günü Yunanlı milyarder Chris
Spirou'nun finanse ettiği 200 civarında papaz biletsiz
Ayasofya'ya girerek ayin yapacaklarını ilan ettiler.
BU GÜN AYASOFYA ÖNÜNDE ÇEVİK KUVVET POLİSLERİ İLE BERABER
NÖBETTEYİZ.
Ayasofya Sümela'ya, Ahtama'ra, Saint Pierre'ye benzemez,
Hiçbir güç Ayasofya'yı Bizans dönemine çeviremez, Ayasofya
ibadete açılacaksa Cami olarak açılır, Ayasofya'yı kilise
yapmaya, Yunanlıların değil top yekun AB ve ABD nin gücü
yetmeyecektir.
 Bu
gün BBP İstanbul il başkanı Bayram Karacan, Alperen ocakları İstanbul
İl başkanı Güven HIZARCI
teşkilat mensuplarıyla gelerek, 18.30 da
Ayasofya önünde basın açıklaması yaparak Devletimizin bu
siyasal gösteriye izin vermeyeceğini sandıklarını,
kendilerinin de buna izin vermeyeceğini beyan eden bir
konuşma gerçekleştirdi.
Yunan Basınında zorba ayinin duyurusu:
http://www.freeagiasophia.org/?p=314
Basında olayın haberleri:
Hoşgörü-taviz vere vere, SIRA AYASOFYA’DA!!! ARTIK PAPAZLARIN AYİN YAPMASINA
GELİNDİ!

Geçtiğimiz 15 Ağustos Pazar günü, Sümela Manastırı’nda, Rum
Patriği Bartholomeos tarafından yönetilen bir ayin yapıldı.
Bu ayinde yapılacak olan gövde gösterisini aslında çok
önceden “Üç Aya Sofya ve Megali İdea” adlı makalemizde dile
getirmiş ve hassas olunmasına çağrı yapmıştık. Bu Ayinden
sonra ise “Sümela’dan Sonra sıranın artık Aya Sofya’da
olduğuna vurgu yapmış ve daha çok hassas olmanın
gerekliliğine dikkat çekmiştik.
Gelecek gruptaki papazlar üzerlerinde “raso” denilen siyah
papaz cübbeleriyle gelecekler. 15 Ağustos’ta Trabzon’da,
resmi görevlilerce, bu kişilerin ikaz edildiği, ancak
terbiyesizce tepki ile karşılaştıkları, bir anlamda başa
çıkılamadığını gördük. Bundan dolayıdır ki son makalemizde
şu ifadeyi kullandık:

“Şimdi bu “raso” ile gezenlere şak şak edenlerden ve “Ne var
ki Rum papazlar sokakta böyle gezseler, bundan Türkiye ne
kaybeder?” şeklinde “hoşgörü” ile yaklaşanlardan “sarıklı
cübbeli” kişilere de aynı hoşgörü ile bakmalarını beklemek
hatta “laiklik elden gitti” de dememelerini beklemek
gerekir. (…)
Bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Sıra artık
“Ayasofya”dadır. Orada da ayin yapma girişimleri
yapılacaktır.
Dikkat! Artık sıra Aya Sofya'ya geldi diyoruz.. Bu gün 17
Eylül 2010 günü 200 kişilik bir papaz gurubu Çeşitli
ülkelerden gelerek Ayasofya'ya biletsiz girerek, ayin yapmak
üzerine yola çıkmışlar. Bu gün Sultanahmet meydanında papaz
kıyafetleri ile Ayasofya'ya girmek isteyecek 200 batılı
militan ile karşılaşabiliriz, Sümela’da görülen çok
sayıdaki, üzerlerinde İngilizce “Ben Pontuslu’yum” ve
Yunanca “Pontus” yazılmış ve Pontus Haritası olan tişörtler
giymiş turistlerde görebiliriz.”

Aslında aldığımız bilgiler duyumdan da öteydi. Mamafih bu
konularda ne yazık ki bir duyarsızlık süregelmektedir.
Birkaç gündür haber portallarında bu konuda haberler çıkıyor
ve bu haberlerdeki ortak payda şudur: Bir Yunan asıllı
Amerikalı zengin ile birlikte gelecek bir grup, Ayasofya’da
korsan ayin yapmaya kalkışacaktır.
Bu korsan ayin; geçen sene Sümela’da yapılmak istenen ve
müze görevlileri ile arbedeye sebep olan, bu sene olay
çıkaracağını her fırsatta ifade eden ancak bu sene gelmesi
Rum Patriği tarafından engellenen “meczup” Selanik Valisi
Panayotis Psomyadis değildir. Şimdi karşımızdaki kişi;
Barack Obama’nın, Hillary Clinton’un yanında sıkça görülen
bir dolar milyarderi olan Chris Spirou’dur

Chris Spirou ile ilgili olarak aslında çok daha eski
tarihlere dayanan bilgiler elimizde mevcut. Spirou’ya
Amerika’da Yunan- Amerikan Lobisi’nin önde gelen ismi, hatta
en atak ismi de demek gerekir. 2007 yılında; Demokrat
Parti’nin New Hampsire Bölgesi Başkanı sıfatını da
kullanarak büyük bir lobi faaliyeti başlattı. Amaç;
Ayasofya’yı tekrar kiliseye döndürmekti. Kendini; Yunan
ulusal faaliyetlerinin baş savunucusu olarak da tanımlayan
Spirou, Ayasofya’nın kilise olması için artık büyük bir
atağa başladığını 18 Haziran 2007’de haftalık “Greek News”de
şöyle açıkladı:
“Ayasofya; Dünyadaki tüm Hıristiyanların ibadet edebileceği
bir “katedral kilise” haline dönüştürmek tek amacımdır. ABD
Kongresi’nde girişimleri resmen başlattım…”

Bu sözler aynı anda kendi finanse ettiği “Ayasofya’ya
Özgürlük” adlı bir konseyin (Free Agia Sophia Council of
America) adına Atina’da düzenlediği bir basın toplantısında;
Doğu Ortodoksluğu’nun önemli “Ana Kilisesi” sayılan
Ayasofya’nın, 554 yıldan beri işgal altında olduğuna dair
somut delilleri Kongreye sunacağını ifade etti ve şöyle
konuştu:
“Hıristiyanların en kutsal mabedi olan Ayasofya’dır ve orası
uluslararası bir pazara çevrilmiştir. İnsan haklarına inanan
bir konsey olarak, hiçbir devlet yönetimi bir kiliseyi böyle
kullandıramaz.”

Bu sözler şu anlamda kullanıldı: Orada para ile girilen bir
müze var. Dinimizin ana kilisesine para ile girilmemelidir.
Spirou; o tarihte Türkiye’ye çok açıkça saldırmış ve halen
daha da sert saldırmaya devam etmektedir.
Spirou’nun “Megali İdea”larını, Türk Makamları ile iyi
ilişkiler içinde görünerek sürdürmeye çalışan Rum
Patrikhanesi’nin davranışlarını tasvip etmediği söylese de,
birçok konuda patrik Bartelemeos ile aynı dili kullanarak,
“Ekümenik Patrikhane de Ayasofya gibi esaret altındadır.”
sözü de ona aittir.
Ayasofya’ya Özgürlük Konseyi; o dönemde bu konuyu ABD
Kongresi’nin İnsan Hakları Kurulu’na da götürdü ve sözde
bazı raporlar sundu.
9 Temmuz 2007’de; Nicolas Sarkozy’ye de bir mektup
gönderdiler. Burada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la da
iletişime geçildiği, ama arkalarında AB adına güçlü bir ses
de eklemek istedikleri görülüyor. Mektubun en çarpıcı yanı
ise Spirou’nun en büyük isteği ya da takıntısı olan;
Ayasofya’ya ücretsiz girilmesine de dikkat çekilmesidir.
Yazımızı Spirou’nun faaliyetlerinden kesitler şeklinde
sürdürürsek 13 Temmuz 2008’de şu faaliyetlerde bulundu:
Ayasofya’yı restore edeceğim diye başlattığı hareket
çerçevesinde; yine civarda yapılan turistik satışları
rezalet olarak ve içeriye para ödenerek girilmesini de utanç
olarak nitelendirdi.
Ayasofya’daki durumun bir utanç olduğu 2008 yılında uygar
Dünya düzeni içinde; Ayasofya’nın güvercin ve haşarat yuvası
olmasını ve adi sanat ürünleri satışı için istifade
edildiğini ortaya koydu. Burada bir ufak nüans var tabi ki…
Bu turistik obje satışları tüm Dünya’da bu tür yerlerin
civarında hep yapılır. Ama o ve konseyi bu satışların sanki
Ayasofya Müzesi dâhilinde yapılıyormuş gibi Dünya’da bir
lobi faaliyeti içinde bulunulmaktadır.
Burada Chris Spirou’nun İncil’den çokça esinlediği şeklinde
bir kanaatimiz bulunmaktadır. Aslında Spirou (Spiro diye
söylenir) parasının ve onun sağladığı güçle ve sanki ortaya
cengâver olarak atılmış biri gibi bir duruş sergilemektedir.
Chris Spirou; felsefi bir yanı olmayan, ezberci hatta kaba
söylemlerde bulunan biridir. İncil’de; Hazreti İsa’nın
peygamberliğini ortaya koymasından evvel, bir havra içinde
para bozan ve mal satan Yahudileri dışarı attığı ve
tezgâhlarını dağıttığı yazılıdır. Spirou’nun kendisine bu
uğurda bir “ruhani” misyon da biçtiği şeklinde kanaatimiz;
yapılanlar göz önüne alındığında, doğru bir tespit gibi
gözükmektedir.
Chris Spirou; 1970 yılında başlayan siyasi kariyerinde; New
Hampshire Valisi için Demokrat Parti adayı oldu. Valiliği
kazanamadı ama halen Yunan-Amerikan lobisinin en güçlü
adıdır ve sert üslubu olan, hatta argo söylemlerden de
kaçınmayan biridir. 1 Eylül 2010 tarihli, Ayasofya’da 17
Eylül 2010 da yapmayı planladıkları Ayasofya ayinine Türk
makamları müsaade ediyor mu şeklindeki soruya, Türk
makamlarını kast ederek hakaretle cevap verdiğini yunan
Tv'lerinde yayınlandı.
1 Eylül 2010’te Atina’da bulunan “Hellenic American Union
Auditorium”unda bir basın toplantısı yaptı. (Statement by
the Honorable Chris Spirou, President “International
Congregation of Agia Sophia” Press Conference-Hellenic
American Union Auditorium, Athens, Greece) Bu toplantıda
Yunanca ve İngilizce olarak ve sürekli tercümesini kendisi
yaparak konuştu ve bilinen amaçlarını kaba saba bir şekilde
sundu.
Bu toplantıda; Başbakan Erdoğan’a ve Diyanet İşleri Başkanı
Bardakoğlu’na, “uzlaşma ruhu, karşılıklı saygı ve dini
hoşgörü” söyleminde birer mektup yolladığını ve oraya
gelecekleri hususunda kendilerini bilgilendirdiğini ayrıca
Diyanet İşleri Başkanı Dr. Bardakoğlu’nu da kendileri ile
birlikte 17 Eylül’de Aya Sofya’da dua etmeye davet ettiğini
söyledi.
Elimizde videosu bulunan bu toplantıda ve başka bir yerde ve
farklı bir giysiyle yine elimizde bulanan bir fotoğrafında
ortak bir görüntü bulunmaktadır. Arka planda Ayasofya’nın
göründüğü, ama ön görünümde bir Osmanlı tarzı mahpushane
demirlerinin olduğu ve üzerinde “Özgür Ayasofya” yazan büyük
bir pankartı daima arkasına asmaktadır.
Ortada dehşet verici bir durum vardır…
İznik ve Sümela ile başlayan süreçte; sıranın Ayasofya’ya
geleceğini ve orada ayin yapılmasının zorlanacağını
söylemiştik. Evet, şimdi sıra Sultanahmet’teki
Ayasofya’dadır.
Bugün (16 Eylül 2010) İstanbul’a intikal edecek olan ve
sayıları iki yüz kişi dolayında olacak grup mutlaka
bırakacakları para açısından, turistik faaliyet açısından
birilerini çok sevindirecektir! Cuma günü ise Ayasofya’ya
gidecekler ve (Burası çok önemlidir) para ödemeden içeri
girmeye ve içerde ayin yapmaya çalışacaklardır.
Bugün gördüğümüz kadarıyla Ayasofya önünde çevik güç
polisleri içeri girişin, provokasyona da sebep olmadan
önlenmesi için en üst düzeyde önlem almıştı.
Sümela’da görülen “Pontus” haritalı tişörtlerin yerine bu
kez benzer giysiler mutlaka göreceğiz. Yine, Anayasa’mızın
değiştirilemez olan 174. Maddesi (İnkılâp Kanunlarının
Korunması) dâhilindeki 8. Fıkradaki; 3 Kânunuevvel 1934
tarihli ve 2596 sayılı “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine
Dair Kanun” hükmüne aykırı olarak siyah dini cüppeleri (raso)
Sultanahmet Meydanı’nda mutlaka göreceğiz.
Bir önemli hususu da vurgulamak gereklidir. Rum Cemaati’nden
de bu eyleme katılım olacaktır. Ancak Rum Patriğinin bu
eylemi durdurmak için bir gayret gösterdiğini duymadık. Bu
girişim elbette ki iyi niyet çerçevesinde değildir. Yapılmak
istenen eylem; “Megali İdea” doktrini dâhilindeki “Üç Aya
Sofya’da ayin başlayınca Bizans Tekrar kurulacaktır”
ülküsüne terstir. Zira o ayini Rum (Ekümenik) Patriği’nin
yapması gereklidir. Ve bu yapılmak istenen eylem ana ülküye
zarar verecek bir mahiyettedir. Bir başka husus ise bu kez
ortaya çıkan meczup; Selanik Valisi değil bir ABD
zenginidir…
Bu eylem gerçekleşirse; tepkiler olacak ve ucu Rum
Patrikhanesi’ne dokunacaktır. Bu eylemin gerçekleşmesinin,
Ekümenizm ve Ruhban Okulu için yapılan çabalara sekte
vurması tabi ki kendilerine göre olasıdır ve bu yüzden
Patrikhane’ce engellemeye çalışmaktadırlar. Bu eylemle
ilgili çıkacak haberlerde, Rum Patriğin bu yönde bir söylemi
olursa; bunun adı sadece “Timsah Gözyaşı”dır.
Yapılmak istenen eylem; Dinler arası hoşgörü ile kesinlikle
tanımlanamaz. Artık tolerans ya da hoşgörü kavramları ile
ifade edilemeyecek bir noktaya gelinmiştir. Yapılmak istenen
eylem dini değildir, siyasidir. Yapılmak istenenler ve
hedef; etnik siyasettir. Çünkü bu; din adına, Hıristiyanlık
adına olmaktan öte sadece “Hellenizm” ile
bağlaştırılabilecek ya da “Hellenizm’e yarar sağlayabilecek
bir durumdur.
Çok tekrar gibi oldu ama! “Dikkat” dedik, “sıra
Ayasofya’dadır” dedik ve sıra artık oraya geldi. İşte amaç
buydu! Spirou; kendi de içinde olduğu “Helenik” güçlerin
sadece önde görünen yüzüdür.
Çok yerde kopyala yapıştır yaptığımız bir paragrafı buraya
da kopyalamak kanımızca zaruridir.
“Bu adamlar hiçbir şeyi plansız ve programsız yapmazlar.” Bu
deyişi birçok yazımızda farklı söylemlerle ifade ettik.
Yapılan ayinlerin “Din ve İman Adına” değil de “İdeolojik”
etkinlikler olduğu ve bir planın parçalarının yavaş yavaş
yerine getirilmesi olduğu şeklindeki söylemimiz şimdi
haklılığını gösterdi!” Çok tekrar oldu ama bu inanınız
hafızalarımıza kazınmalı. Evet, sıra artık Ayasofya’da…
Konu hakkında çok önemli gerçek bilgilerin olduğu bir sayfa:
http://www.akpartiforum.com/archive/atina-8216-dunya-ayasofya-ak-parti-doneminde-acilan-kiliselerve-ayasofyada-papaz-ayini-t128445.html
|
|
|
|
 |
YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------
Kültür bakanı Ertuğrul Günay'dan
inciler:
Adana’da incelemelerde bulunan Günay, Van’daki Akdamar
Kilisesi’nin ibadete açılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Akdamar Kilisesi hala bir müzedir. Müze olarak işlev görmeye de
devam edecek. Ama aynı zamanda tarihen de bir kilisedir. Orada
yılda hiç olmazsa bir 1-2 gün, inancın özel bir gününde ibadet
yapabilme konusunda talep vardı. Biz bunun gerçekleşebileceğine
karar verdik. Müze vasfı ortadan kalkmadı. Benzer bir uygulamayı
Sümela’da, daha kapsamlısını St. Paul Kilisesi’nde
gerçekleştirebiliriz.
Türkiye’de çeşitli inançlar için duraklar var. Mevlana, Hacı
Bektaş nasıl bir inanç dünyası için özel bir ilgi yakalıyorsa,
Meryem Ana, Akdamar, St. Paul ve Sümela da ilgi yakalıyor. Ve
burada yılda 1 gün, birkaç saat insanlar gelip kendi ibadet
ritüellerini yerine getirmek istiyorlar.”
Doğuyu çekim merkezi yapacağız
“Herkes
bir yaratana inanır. Önemli olan insanlığın iyiliği için dua
etmektir” diyen Bakan Günay, Akdamar’ın açılışının “inanç
turizmi” açısından Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağına
inandığını savunarak şöyle dedi: “Çalışmalarını yürüttüğümüz bu
projeyle Doğu çekim merkezi haline gelecek. Özellikle St. Paul
Katolikler için büyük önem taşıyor. Sümela için de aynı
çalışmayı yürütüyoruz.” Sümela Manastırı’nın ardından geçtiğimiz
hafta da Van Valiliği’nin teklifi ve Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay’ın onayı ile Akdamar Kilisesi’nde ayine izin
çıkmıştı. Şimdilik yılda bir kez, Eylül ayının ikinci haftasında
ibadete açılacak olan Akdamar Kilisesi’nde ilk buluşma 12
Eylül’de gerçekleştirilecek.
El cevap-Soru:
Kültür Bakanı E.Günay her konuyu turizme, Dolar getirisine,
İnanç özgürlüğüne bağlıyor. Biz diyoruz ki; Ayasofya'yı sahte
bir gerekçeyle ibadete kapattınız, bu hatanızdan dönün
Ayasofya'yı Müslümanlara ibadete açın Dünyanın dört bir
tarafından Ayasofya'da namaz kılmak için yerli yabancı ne kadar
turist geldiğini göreceksiniz.
Yunanistan'dan
gelen turist bilet parası dışında Türkiye'ye tek kuruş bırakmaz,
suyunu dahi ülkesinden getiren Yunan turistleri, sektör için en
vasat turisttirler.
Bize başka bir masal anlat Sayın Bakanımmmm. |