Anayasa Mahkemesi kararı
09.07.2007
AYDIN MENDERES
aydin.menderes@tercuman.com.tr

ANAYASA Mahkemesi’nin son ve çok önemli kararı dolayısıyla “Seçime
Doğru” başlığı altında yazdığım yazılara bir ara vermek ihtiyacı
duydum. Bugün bunun üzerinde duracağım.
Karar yerindedir
BU köşede çeşitli vesilelerle yazdığımız gibi Anayasa
Mahkemesi’nin 367 ile ilgili verdiği karar kendisine
taşıyamayacağı kadar ağır bir yük olmuştur. Söz konusu kararla
hukuk devleti olma yolunda bir arpa boyu bile yol alamadığımız
ortaya çıkmıştı. Anayasa Mahkemesi, 5 Temmuz günü çok önemli bir
karar verdi. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören Anayasa
değişikliği için Cumhurbaşkanı ve CHP’nin açtığı iptal davasını
reddetti. Böylece cumhurbaşkanını kimin seçeceği Anayasa
Mahkemesi’nin bu kararıyla yolunu açtığı referandum ile belli
olacaktır. Bu kararıyla Anayasa Mahkemesi demokratikleşmemiz ve
hukuk devletinin gerçekleşmesi yolunda çok önemli ve tarihi bir
adım atmış oldu. Bu kararıyla daha önce 367 için verdiği karardan
doğan bütün olumsuzlukları da kaldırmış oldu. Dolayısıyla
kendisini yıpratmakta olan bir sürecin de önünü kesti. Bundan
sonra artık Anayasa Mahkemesi’nin lüzumunu ve lüzumsuzluğunu
kimsenin tartışacağını sanmıyorum.
Bundan sonra ne olacak?
BU karardan sonra neler olacağını hemen söylemek hiç kimse için
mümkün değildir. Zira bu karar önemli belirsizliklere yol açtı.
Bunlar zaman içinde açıklığa kavuşacaktır. Önce nelerin şimdiden
belli olduğuna bakalım. 22 Temmuz’da Genel Seçim yapılacaktır.
Anayasa değişikliği 21 Ekim’de halkoyuna sunulacaktır. Yeni
seçilen Meclis, başkanını seçtikten sonra ilk işi yeni
cumhurbaşkanını seçmek olacaktır. Bu seçimde ilk iki tur için yine
367 kişinin katılımı gerekecektir. Belli olmayan ise yeni meclisin
11. cumhurbaşkanını seçmek için nasıl bir yol tutacağıdır. Yine
uzlaşma olmazsa Meclis bir kere daha fesholacaktır. Yeni bir
seçime gidilecektir. Bunun kimsenin işine geleceğini
zannetmiyorum. Yeni bir cumhurbaşkanı seçilebilir. Referandum halk
seçsin derse 11. cumhurbaşkanının görev süresinin belirlenmesi
gerekecektir. Yeni Meclis ya bunu belirleyecek ya da Anayasa
değişikliğinden tümüyle vazgeçip referandum sürecini
durduracaktır. Seçtiği cumhurbaşkanıyla yola devam edilecektir.
Şu an ilk akla gelen ihtimaller bunlardır. Ancak karar yenidir ve
bundan sonra ne olması gerektiğine veya neler olabileceğine dair
çok geniş bir hukuki tartışmayı beraberinde getirecektir. Şimdilik
yapılması gereken bu tartışmaları beklemek olmalıdır.
Bu karar seçimi nasıl etkiler?
BU karar her şeyden önce 26-27 Nisan’dan itibaren ortaya çıkan
toplumdaki gerilim ve bölünmeyi yumuşatacaktır. AKP’nin zaten
güçlü rüzgârlar alan yelkenlerini de daha da dolduracaktır.
Muhalefet ise bu kararın bundan sonra yapılması gerekenler
açısından uzlaşmayı daha da zaruri kıldığını ileri sürecektir.
İktidarın bu karardan duyduğu memnuniyeti bir taşkınlığa
dönüştüreceğini tahmin etmiyorum. Biraz önce ifade ettiğimiz gibi
daha hiçbir şey tam olarak netleşmiş değildir. Hatta iktidarın
bundan sonra olacaklarla ilgili tartışmaya birden bire
katılmayacağını, bunları izleyip tam olarak neler yapmak
istediğini 22 Temmuz’dan sonra açıklığa kavuşturacağı
kanaatindeyim. Bunlardan dolayı Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının
seçim üzerinde çok önemli değişiklikler yapması pek muhtemel
gözükmemektedir.
Diğer taraftan bu karar bütün siyasi partilerin seçimlere daha
fazla asılmasına sebep olacaktır. Zira genel seçimin referandum
dâhil cumhurbaşkanı seçim(ler)ini çok yönlü olarak etkileyeceği
ortadadır. Bunun içersinde yeni parlamentoda daha fazla temsil
edilmekten tutun da gerek referanduma ve yine gerekirse halkın
yapacağı cumhurbaşkanı seçimine en güçlü bir şekilde hazır olmaya
kadar pek çok düşünce yer alacaktır. Bugüne kadar cumhurbaşkanını
halkın seçmesi çok tartışıldı. Böyle olması yolunda da epey bir
mesafe alındı. Anayasa Mahkemesi’nin demokrasinin önünü açan bu
tarihi kararından sonra ortaya çıkacak sürecin cumhurbaşkanını
artık halkın seçmesi şeklinde sonuçlanması en içten dileğimiz
olacakatır.
|
|
|