04 Temmuz 2007
Hasan Cemal'in yazısı:Derin PKK!

Derin PKK... Ben ilk kez duyuyorum, oysa yeni değilmiş. Kulağıma
eğiliyor: "Devlet var, derin devlet var. PKK var, bir de derin PKK
var. Seçim döneminde bunlar, yani patlayan mayınlar 'derin PKK'nın
işi..."
Derin PKK... Ben ilk kez duyuyorum, oysa yeni değilmiş. Kulağıma
eğiliyor:
"Devlet var, derin devlet var. PKK var, bir de derin PKK var.
Seçim döneminde bunlar, yani patlayan mayınlar 'derin PKK'nın
işi..."
İlginç.
Benim merak ettiğim soruya gelince... Diyarbakır'da iki gündür
yeri geldikçe bunun yanıtını arıyor, soruyorum:
"Türkiye seçime gidiyor. Ama bir yandan da doğudan batıya şehit
cenazeleri geliyor. Bu durum, MHP oylarını arttırırken, Kuzey
Irak'a askeri müdahale baskısı yoğunlaşıyor. PKK bunu mu istiyor?
MHP'nin güçlenmesi ve Türkiye'nin Irak Kürtleriyle çatışma haliyle
karşı karşıya kalması, Türkiye'nin, Türklerin ya da Kürtlerin
çıkarına olabilir mi?"
Bu soru karşısında susan var.
Başını önüne eğen var.
Seyrek de olsa konuşan var; biri şöyle dedi:
"Böyle bir dönemde mayınları patlatan 'derin PKK'dır. PKK'nın
şahin kanadıdır yani..."
Bilemiyorum.
Düşünülmeye değer... Çünkü gelişen öyle olaylar var ki tek bir
PKK'dan söz etmek galiba gerçeği tam olarak ifade etmiyor.
İmralı var, yani Apo...
Kandil var, dağdakiler...
Diaspora var, Avrupa'dakiler...
Hep aynı ses çıkmıyor bu odaklardan. Farklı seslerin, çelişen
görüşlerin varlığı kendini bazı olaylarda öteden beri belli
ediyor.
Dağda kimileri diyebilir ki:
"Ben, elime silahı alıp dağa sizler milletvekili olasınız diye
çıkmadım. Ben, sizler Ankara'da parlamentoculuk oynayasınız diye
dağa çıkmadım."
Bunu diyenler var PKK'da...
MHP'nin güçlenmesini, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girerek Kürtlerle
çatışmasını, ABD ve AB ile karşı karşıya gelmesini savunan PKK
içindeki bu çizgi, yangın büyüdükçe Kürtlerin bölgede
bilinçleneceğine, birleşerek daha büyük bir güç haline geleceğine
inanıyor.
Ama öbür yandan bir de İmralı çizgisi yok mu? Öcalan değil mi,
demokratik cumhuriyet tezleri geliştiren?
Apo'nun avukatı, DTP'nin eski eşbaşkanı, şimdi Diyarbakır'dan
bağımsız milletvekili adayı Aysel Tuğluk değil mi, Radikal'de bu
'demokratik cumhuriyet' tezini savunan, Kemalizm'e sempatik bakan,
Sevr'i kınayan makalenin yazarı?
Bu durumda ne oluyor?
Bir yanda bunlar...
Öte yanda patlayan mayınlar...
Hangisi?..
Diyarbakır'da iki gündür bu noktaya gelince, tartışmanın pek fazla
ilerlemediği dikkatimi çekiyor. Oysa, asıl konuşulması gereken bu
sorular...
Çünkü Diyarbakır'da veya bölgede seçim sonuçları üç aşağı beş
yukarı belli. Bağımsızlar ve AKP seçimi götürüyor. AKP'nin 'Kürt
oyları'nda sadece Diyarbakır'da değil, bölge genelinde de bir
artış var.
Ve ilginçtir, bu artış bir ihtimal AKP'nin Türkiye genelinde
yaşadığı görece düşüşü de dengeliyor olabilir.
Öte yandan, DTP'nin ise bağımsızlarla yüzde 10 barajını aşarak
parlamentoda grup sahibi olacağı anlaşılıyor. Diyarbakır'da ve
bölgede esen rüzgâr bunu gösteriyor. "37 garanti" diyorlar.
Diyarbakır'dan bakınca görülen bu durum, ister istemez, insanın
dikkatini 22 Temmuz'a değil, ertesi güne çeviriyor.
23 Temmuz'da TBMM'de ne olacak?
Grup sahibi DTP ne yapacak? Parlamentoda nasıl bir siyaset
izleyecek? Kime kulak verecek?
Ya da nereden yükselecek ses her şeyi bastıracak?
İmralı'dan mı?
Kandil'den mi?
Derin PKK'dan mı?
Diyarbakır'da olsun, bütün bölgede olsun seçim sonuçları belli ama
bu soruların yanıtı henüz belli değil.
Ve bu yanıt, özellikle DTP'nin yeni parlamentoda 23 Temmuz'la
birlikte izleyeceği çizgi ve siyaset, seçim sonrasındaki siyasal
istikrar ve barış açısından büyük önem taşıyor.
Diyarbakır bağımsız adayı Akın Birdal'la geçen gün sohbet ederken
şöyle dedi:
"23 Temmuz, bizim için bir başlangıç olacak. Bir arada yaşamak,
kardeşlik, barış ve demokrasi açısından bir başlangıç... Buna
inanıyoruz."
Keşke...
Yarın Şırnak'tan.
Milliyet
|