|
Erdoğan Cumhurbaşkanı'na çattı
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı'nın Anayasa
değişikliğini veto etmesine sert tepki:
''Cumhurbaşkanı'nın gerekçesini değerlendiriyoruz,
ama tarih de değerlendirecek''
29 Mayıs 2007 15:20
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in
Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın iade
gerekçelerini kendilerinin de tarihin de
değerlendireceğini belirterek, ''Biz burada
yorumumuzu tabii ki yapacağız. Ama diklenmeden
yapacağız, ama dik durarak yapacağız'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan
Erdoğan, gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.
Krizleri siyasetlerinin merkezine endeksleyenlerin
ortaya koydukları tavırlarla demokratik istikrar,
büyüme, yatırım, istihdamın önemli olmadığını
söyleyebileceklerini ifade eden Erdoğan, bunların
''uzlaşma, bir arada yaşama, kardeşlik önemli
değildir'' diyebileceklerini kaydetti. Erdoğan, bu
kesimlerin imtiyazlarını, seçkin konumlarını
muhafaza etmek için Türkiye'nin bütün
kazanımlarından vazgeçebileceklerini de
söyleyebileceklerine işaret ederek, AK Parti'nin
siyaset tarzının sadece istikrarı sağlamak değil,
istikrarı korumayı da bir milli görev, bir vatan
görevi bilmek olduğunu anlattı.
Dünyanın gözleri Türkiye'nin üzerindeyken tüm
dünyaya karşı ''iki Türkiye'' fotoğrafı vermek
istendiğini vurgulayan Erdoğan, ''Hayır.
Devletiyle, milletiyle bölünmez bütün olan tek bir
Türkiye vardır. Biz o Türkiye için varız, onun
için yola çıkarken her şey Türkiye için dedik''
dedi. AK Parti'yi kurdukları günden beri bütün
Hükümet icraatlarında bunu savunduklarına işaret
eden Erdoğan, bu sayede yüzyıllık tartışma
temalarının büyük çoğunluğunu gündemden
düşürdüklerini ifade etti.
Erdoğan, iktidarda oldukları süreçte yaptıkları
konusunda şunları söyledi: ''Büyük hukuk
reformları yaptık, uluslararası ilişkilerde
Türkiye'nin itibarına itibar kattık. Türkiye'nin
AB'ye tam üyeliği için müzakere sürecini
başlattık. Demokratik özgürlük alanını, düşünce
hürriyetini genişlettik. Bu sayede ekonomiyi, o
büyük girdaptan kurtardık. Yasalar gerçekleşti ama
ama uygulama alanında hala sıkıntılarımız var. Ama
inanıyorum ki bunlar da önümüzdeki süreçte
hallolacak sorunlardır. Eğitimde, sağlıkta,
ulaşımda çok ciddi adımlar attık. Türkiye, büyük
bir modernleşme sürecine girdi. Bu sayede sosyal
hukuk devletimiz sağlam temeller üzerinde
vatandaşlarımıza hizmet versin diye, 110 binin
üzerinde derslik açtık. Bütün şehirlerin, köylerin
yollarını aştık. Sağlık hizmeti veren personel
sayısına dönemimizde 95 bin yeni personel ilave
ettik. Şimdi yeni bir müjdeyi burada ilk kez ifade
ediyorum; tam 32 bin sağlık personeli daha
alacağız. Türkiye bu yolda büyümesini sağlarken,
her alanda büyüme ve kalkınma sağlarken, bu
tabloyu kimse değiştiremez.'' -
'İMTİYAZ İLE ADALET İSTEYENLER ARASINDAKİ
GERİLİM''
Erdoğan, imtiyaz isteyenler ile adalet isteyenler
arasındaki gerilimin, Türkiye'yi rotasından geri
çevirecek bir gerilim olayamayacağını belirterek,
''Türkiye'ye şaşı bakanlar, buradaki
farklılıklarımızı, zenginlikliklerimizi birer zaaf
alanı olarak görebilir, hesaplarını ona göre
yapabilir. Hatta Türkiye'ye dışarıdan bakanlar;
değerlendirenler buradaki birliğimizi ve
bütünlüğümüzü açık olarak gördükleri halde, tek
olanı çift görmek isteyebilirler. Ama önemli olan
bizim bütün kriz girişimlerini hep birlikte
milletçe bertaraf etmemizdir'' dedi.
70 milyon vatandaşın huzuru ve mutluluğunun tek
dertleri olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini
şöyle sürdürdü: ''Bizim bütün derdimiz ideal
devlet, demokratik, laik, sosyal bir hukuk
devletini, bu dört özelliğiyle birlikte geleceğe
taşımaktır, bunu başarabilmektir. Biz bizatihi
milletin kendisiyiz. Bugüne kadar AK Parti olarak
eğer 'biz ve ötekiler' diye bir siyaset çizgisi
üzerinde yürüseydik bu, büyük bir aldanış, büyük
bir yalan ve kendimize de bir ihanet olurdu.
Türkiye'nin emanetini omuzlarımızda
hissetmeseydik, biz de 'küçük olsun ama benim
olsun' diyenler gibi gerilimin tarafı olmayı
seçer,kolaycılığı tercih edebilirdik. Biz büyük
yangını söndürdük ve arkadaşlarımızla hep şunu
konuştuk; bizim siyasetimiz tevazu üzerine bina
edilmelidir. AK Parti siyasetinde 'tevazu edersen
yükselirsin' var. Diğerlerinin siyasetinde gurur
var, onur var. Gurur bize değil, gurur mutlak
yaratıcıya aittir, biz bu anlayıştayız. Büyük ve
tehlikeli kasırgaları geride bıraktık. Kolaycı,
kavgacı siyaset çizgisi üzerinde yürümedik. Eğer
yürüseydik, gönüllerimizi, kollarımızı açmasaydık
70 milyona hizmet vermezdik. Eğer dar bir zümre
siyaseti yapsaydık, Türkiye bugünden 2023'ün
Türkiye'sine hazırlanamazdı.'' -
''TABİİ Kİ DEĞERLENDİRECEĞİZ''
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde olup bitenleri
milletin çok iyi gördüğünü ve değerlendirmesini
yaptığını belirten Erdoğan, şimdi söz sırasının
kendisine gelmesini, sandığın önüne konulmasını
beklediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in, Anayasa değişikliği kanununun iade
gerekçesine değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Cumhurbaşkanımızın gerekçesini biz de
değerlendiriyoruz ama tarih de değerlendirecek. Bu
gerekçe, çok önemli bir gerekçe. Bu, kayıtlara
giriyor. Ama bakıyorsunuz ki bazıları da diyor ki
'Siz bu gerekçenin üzerinde de duramazsınız.' Bu
yasama organı niye var, bu yasama organının
mensupları niye var, millet niye var? Bu, onun en
tabii hakkıdır. Tabii ki değerlendireceğiz. Tabii
ki yorumlayacağız. Sizi gönderen millet, aynı
zamanda kendi cumhurbaşkanını da seçer. Biz bunu
istiyoruz. Ama birileri diyor ki 'Hayır vekiller
seçsin, yeter.''
Ee, vekiller 3 tane cumhurbaşkanı seçtiler, biz de
aynı şekilde seçme yoluna gidiyorduk. Ama onu bile
değiştirme yoluna gittiler. Bunu anlamak mümkün
mü? 'Bunu da eleştirmeyeceksiniz, bunun da
üzerinde yorum yapmayacaksınız.' Ya ne olacak?
Hani var ya, bir yandan bir tokat, ondan sonra
öbür yanağını çevirip ona da bir tokat... Bu
adalet değil, yok böyle bir şey. Adaletin gereği
neyse, o olacak. Biz burada yorumumuzu tabii ki
yapacağız. Ama diklenmeden yapacağız, ama dik
durarak yapacağız, farkımız bu...''
''ANAMUHALEFET İMTİYAZ İSTİYOR''
''TBMM cumhurbaşkanını seçmesin'' diyenlere,
''sandık'' dediklerine işaret eden Erdoğan, bu
kesimlerin şimdi de ''Cumhurbaşkanını halk da
seçmesin'' dediğini söyledi. Erdoğan, ''Peki kim
seçsin?'' sözlerine, salondan ''Baykal, Baykal''
diye karşılık verilmesi üzerine, şöyle dedi: ''Bu
lafların hepsini zaten millet söylüyor. Sivas'ta,
Van'da söylediler. Demek ki bu siyasetçiler, halkı
mümeyyiz görmüyorlar; halkı kendi kararlarını
verecek kadar reşit saymıyorlar. Madem halka
güvenmiyorsunuz, halkın cumhurbaşkanı seçmesini de
rejim meselesi olarak görüyorsunuz, peki halka
gidip nasıl oy isteyeceksiniz? Bu aziz millet,
demokrasinin tecelli yeri olan Meclisi terk
edenleri, Meclis dışına göndermesini çok iyi
bilir.''
Bir doktorun görevinin hastanede, öğretmenin
okulunda olduğunu vurgulayan Erdoğan,
parlamenterlerin de Meclise gelip ne söylemesi
gerekiyorsa söylemesi, elini kaldıracaksa elini
kaldırması olduğunu kaydetti. ''Ama bunlar buraya
gelmedikleri gibi, içeriye girmek isteyenlerin
iradesine de engel oluyorlar. 'Kapı kapalı,
giremezsin' diyorlar'' diyen Erdoğan, bir madde
için 1600 önerge verildiğini; bunun adının hizmet
olmadığını kaydetti. Erdoğan, ''Bunun adı,
kendilerine göre boşlukları değerlendirmedir. Halk
adalet, kalkınma, demokrasi istiyor. Buna karşılık
anamuhalefet partisi imtiyaz istiyor. İnşallah 22
Temmuzda bu defa millet, 'yeter söz milletindir'
demeyecek, millet bu kez 'yeter karar milletindir'
diyecek. O gün geldiğinde kimlerin mahcup
olacağını çok iyi göreceğiz.
AA
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=244326
|