|
ONLARIN MÜSLÜMANLAŞMA SERÜVENİ
Şerif Ali Minaz
Güzel Bir
Haber
Bir zamanlar
Muğire bin Şube adında bir sahabe vardı. O, Hudeybiye
Antlaşmasından (628) bir süre önce Taif’ten gelip Medine’ye
yerleşmiş ve Müslüman olmuştu.
Bir gün, Medine
banliyösünde bir grup yabancı gördü. Yaklaştı yanlarına ve
bunları hemen tanıdı. Çünkü onlar Muğire’nin Taif’li
hemşehrileriydi. Bu hemşeriler, münbit topraklara; bağlar ve
baçelere, bol kuyulara ve sulara sahip kaleler ve putlar
diyarından gelmişlerdi. Oturup sohbet ettiler, onların hangi
amaçla buralara kadar geldiklerini öğrendi ve durumdan
haberdar etmek için doğru Rasülüllah’ın evine doğru süratle
yürümeye başladı. Yolda Ebubekir ile karşılaştı, durumu ona
anlattı. Ebubekir:
- Ey Muğire! Müsaade edersen eğer, bu
önemli haberi ben Rasülullah’a haber vereyim. Çünkü bu
önemli ve sevindirici bir haber, dedi.
Muğıre de:
- Hay hay, buyurun öyle ise siz
bildirin, dedi ve izin verdi.
Hz. Peygamber, Tebük seferinden daha
yeni dönmüştü. Taif’ten herhangi bir heyet beklentisi de
yoktu. Muğire’nin önemli haberi Ebubekir vasıtasıyle
Peygamber (a.s.)’e ulaşınca çok sevindi. Onları Mescid’i
Nebi’ye yerleştirdi, her zaman olduğu gibi cömertlik ve
misafirperverlik konusunda da son derece ihtimamlı davrandı.
Muğıre de, onların misafirlikleri süresince pervane gibi
hemşerilerine hizmet etti.
Vicdan
Azabı Ve sonu
Bu heyet niçin
gelmişti Medine’ye? Bu ziyaretin temelinde aklı selim sahibi
insanların kendi vicdanlarını rahatlatmak yatıyordu. Zira,
İslâm’ı kendi şehrinde yaymak amacıyla canla başla çalışan
bir sahabe vardı Taif’de: Urve b. Mes’ut. Urve, Önce
Yemen’e gitti. Orada çeşitli savaş araç ve gereçlerin
(mancınık, deri ile kaplanmış zırhlı arabalar gibi)
imalatını öğrendi. Sonra da, Taif’li hemşerilerine inandığı
dini tebliğ etmek istedi. Peygamberden kendisine böyle bir
görev verilmesini ısrarla talep etti ve maalesef bu tebliğ
görevini yaparken Taif’in putperest fanatikleri, Urve’yi
şehit ettiler. Onun haksız yere katledilmesi, vicdan sahibi
herkesin gönlünde derin bir yara açtı. Onlar, bir yandan da
İslâm’ın hızla yayıldığını görüyorlardı. Bu durum, şehrin
aklı başında adamlarını bir araya getirdi. Uzun uzadıya
konuştular. Sonunda, aralarından delegeler seçmeye ve onlar
vasıtasıyla Müslüman olacaklarını Peygamber’e bildirmeye
karar verdiler. İşte bu heyet, bunun için gelmişti
Medine’ye.
Böyle
Müslüman Olunur mu?
Evet, Taifliler
Müslüman olacaktı olmasına da, onların istediği gibi
Müslüman olunur muydu? Dilerseniz bu sorunun cevabını,
onların yazılı olarak Hz. Peygambere sundukları şartnameyi
okuduktan sonra görelim. Onlar, “Biz, şu şartlarla Müslüman
oluruz,” demişlerdi:
1-
Günlük namazlardan ve zekât
vermekten muaf tutulalım.
2-
Şehrimiz Taif mukaddes bir şehir
olarak tanınsın. (Sanki bu şartla da, hac vazifesinden muaf
tutulmak istiyorlardı.)
3-
Askeri hizmetlerden, savaşa
katılmaktan da muaf olalım.
4-
Şehirlerimizdeki mabetlerde
bulunan putlar kırılmasın, buraları olduğu gibi kalsın.
5-
Fuhuş bizim bölge halkımıza
yasaklanmasın.
6-
Faiz ve alkollü içkilerin
içilmesi de yasaklanmasın..
Bu şartları ileri sürenler,
yazılı belgenin altına Hz. Peygamberin mühür vurması için
uygun bir boşluk bile bırakmışlardı. Onlara göre, Peygamber
lider olma peşindeydi; eh, bunun onlar için bir zararı
yoktu. En büyük lider o olabilirdi. Yine onlara göre
peygamber, Medine’nin merkez olmasını istiyordu. Eh, o da
olsundu…
Hz. Peygamber onların taleplerini
soğukkanlılıkla dinledi, onları terslemedi ve sonra da,
büyük bir olgunlukla buyurdu ki:
-
İbedet, Rabbimiz olan Allah’ı
hâl ve hareketlerimizle tanımak ve O’na şükranda bulunmak
demektir. Bir dinde namaz ile Allah’a kulluk edilmezse, o
din, tek Allah inancına dayanan bir din olmaz.
-
Fuhuş ve zinaya gelince;
sosyal hayatta bundan daha iğrenç bir şey olamaz. Aranızdan
hiçbiriniz karısının, kızkardeşinin veya kızının namusu bir
başkası tarafından kirletilmesini istemez. Şunu iyi
bilmelisiniz ki, başkaları da kendi yakınlarının sizin
tarafınızdan ırzlarına tecavüz edilmesini istemez…
Putunuza Gelince
Hz Peygamber, put konusunu da
biraz ironi ile şöyle yanıtlıyordu:
-
Evet, Şayet put, gerçekten bir
kudret ve kuvvet sahibi ise, o kendisine zarar vereni hemen
cezalandırmalıdır(!) Şunu biliniz ki, sizden onu tahrip
etmenizi istemeyeceğim. Onu tahrip edecek olanları ben
buradan(Medine’den) göndereceğim. Put, kendisine kötülük
yapanı cezalandırma gücüne sahipse, gazaba onlar
uğrayacaktır. Siz hiç merak etmeyiniz(!)
Peygamber(a.s.), onlara bir mesajı
çok açık ve net olarak belirtmişti; o da.Allah’ın varlığı ve
birliği, O’na hiçbir şeyin ortak koşulamayacağı, ibadetsiz
ve taatsiz bir dinin olamayacağı idi. Diğer bazı konularda
onların tekliflerini geçici bir süre kabul etmişti; vergi
vermemek, askerlikten muaf tutulmak gibi.. Ashabına da, Taif
halkının zamanla İslam’ı özümseyeceğini ve kendiliğinden bu
görevleri yapmak isteyeceklerini izah etti. Nitekim sonuç
Hz. Peygamberin söylediği gibi oldu. İdari ve eğitim merkezi
Medine idi. Hz. Peygamber (s.a.s.), ashabının
seçkinlerinden çok iyi öğretmenler gönderdi onlara. Zamanla
Taifliler şehirlerinin ve putlarının her birinin
kutsallığını unutup gittiler. Onlarca hanımla evli olanlar
bile hanımlarının sayılarını asgariye indirdiler. Meselâ;
Taif’in zenginlerinden ve önde gelenlerinden olan Ğeylân İbn
Seleme adlı şahıs, Peygamberin buyruğu ile var olan on iki
eşinin sayısını, bir kısmını boşayarak dörde indirmiştir.
Muğire Putu Kırıyor
Hz. Peygamber, aralarında Muğire’nin
bulunduğu bir ekibi Taif’e put kırmak için gönderdi. Hubel,
Lât, Menat ve Uzza olmak üzere Arapların dört büyük putu
vardı. Lât putu da Taif’teydi. Halk, büyük bir heyecan ve
korku içinde mabedin etrafına toplanmıştı. Muğire, eline
büyük bir balta almış, var gücüyle Lât’ın başına vurmuştu.
Daha birinci darbeyi vurur vurmaz kalabalıklar bir de ne
görsün; Muğire müthiş bir çığlık attı ve çarpılmış gibi sere
serpe baygın bir vaziyette yere düştü. Bir uğultudur başladı
kadın kız kızan arasında. İslâm’ı henüz daha tam anlamıyla
özümseyememiş bu insanlar, eski inançlarının da etkisiyle
aralarında, kısa süreli bir dedi kodu da başlattılar.
Putların gazaba geldiğinden söz ettiler. Onlar bu haldeyken
bir de baktılar ki, Muğire ayağa kalkmış, sanki oyun
oynuyordu, putla alay ediyordu. Darbe üstüne darbe vuruyor
ve putu paramparça ediyordu. Sonunda, putun enkazı dışarı
atıldı, mabette bulunan çok büyük miktardaki maddi meblağ ve
sunaklar hazineye kaydedildi. Buradaki paranın bir kısmı da,
İslâm’ı bu bölgede tebliğ ederken şehit edilen Urve’nin
oğluna bırakıldı.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi48@gmail.com |