|
ŞEYHİN SOHBETİ
(13) MESİH VE ARMAGEDDON NEDİR?
MESİH VE ARMAGEDDON NEDİR?
Sevgili okuyucu, bir önceki yazımızda bir derviş, ABD’deki
sapkın bir tarikattan bahsettikten sonra Abdullah Ağabey’e
Armageddon, Mesih ve Mehdi konularında sorular yöneltmişti.
Dilerseniz şimdi bu sorulara verilen cevapları okuyalım.
Armageddon Nedir?
“Güzel Kardeşlerim!
Şunu hemen belirtelim ki, günümüzde en çok mezhebi olan din,
Hıristiyanlıktır. Hıristiyanlıktaki Protestan Avangelist
inanca göre, Kıyamet yaklaştığında Kudüs yakınlarındaki
Magedon denilen yerde, Şeytanın önderliğinde Gog Magog
denilen yaratıklar türeyecektir. Bunlar, Armageddon
savaşlarını yaparak tüm dünyada karışıklık çıkaracaklardır.
İlkelerini İncil ve Tevrattan oluşturan bu Protestan
fundamentalistlere göre, Hz. İsa’nın gelmesi için üçüncü
milenyumun başında yani 2000’li yılların başlarında,
“Armageddon” denen o nihai savaşın mutlaka çıkması lazımdır.
. Yahudiler, Müslamanlar’a karşı Armageddon Savaşı’nı
kazanmadıkça, Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönmeyecektir. Çünkü
Hz. İsa, savaştan sonra gelecektir. Bir başka deyişle,
İsa’nın dönmesi için savaşın çıkması ve bunu Yahudilerin
kazanması şarttır. Böyle bir sonucu elde etmek içinse İsrail
ile sıkı bir işbirliği yapmak ve onlara destek olmak
gerekir. Fakat savaş bittikten sonra da, Hz. İsa’ya iman
eden 144 bin Yahudi hariç, tüm Yahudiler kırılmalıdır.
Savaş bitiminde yeryüzüne inen Hz. İsa, kendisine inanan
geçmişteki insanları diriltecek, bin yıl daha yeryüzünde
adalet ve egemenliği sağlayacaktır.
Kıyamet bundan sonra olacaktır. İsa ve inananları, yani
Hıristiyan ve Yahudiler cennete gideceklerdir.
Armageddon Neresi?
Armageddon, İbranice Megiddo Tepesi anlamına gelen \\\\
Harmegiddo\\\\ kelimelerinin Yunanca okunuşudur. “İyiler ve
kötülerin\\\\ , kıyameti yaklaştıracak son büyük savaşına
sahne olacak mekândır. Burası, İsrail\\\\ deki Hayfa
limanının 18 mil güneydoğusunda, Kudüs\\\\ ün 55 mil kadar
kuzeyindedir. Eski Ahit\\\\ teki kehanete göre dünyayı ele
geçirmeye çalışan güçler, yeryüzünün ve tüm dünyanın
kralları, Fırat nehrinin doğusundan gelen krallar toplanacak
ve korkunç büyüklükte ordularla, dehşetli silahlarla
çarpışacaklardır.
Evangelistler Armageddon savaşında Deccal\\\\ le, yani
Müslümanlarla savaşacaklarını düşünürler. Ve yine onlara
göre inançsızlar da, bu savaşta Müslümanların yanında yer
alacaktır.
Yorumlar
Hıristiyanların bir kısmı, Hz. İsa\\\\ dan itibaren, iki bin
yıldır, her on, on beş yıl gibi zaman aralıkları vererek bu
senaryonun oluşacağı veya oluşmaya başlayacağını iddia ede
gelmişler ve buna inanmışlardır. Ama bu inançları
bekledikleri ve umdukları gibi olmamış, dünyadaki olaylar
başka türlü gelişmiştir.
Bazıları da bunun, komünizm – kapitalizm çatışması veya sarı
ırk ( Çin) - beyaz ırk arasında cereyan eden bir çatışma
şeklinde gerçekleşeceğini öne sürmüşlerdir. Şükür ki,
beklentilerinin hiçbiri gerçekleşmemiştir.
Yahudi Ütopyası
Fanatik Hıristiyanlar böyle düşünüp böyle inanırken,
Yahudiler de başka hülyalar peşine düşmüşlerdir. Onlar da: “
Tüm dünyayı biz ele geçireceğiz” inancı içindedirler.
Tevrat”a bakıyoruz: “Bir tek sünnetsiz dahi Kudüs’e
giremeyecektir,” diyor. Bizler sünnetliyiz elhamdülillah.
Sünnetsizlerin kim olduğunu siz düşünün. Armageddon
konusunda İsrail ile işbirliği içine giren sünnetsizlerin bu
konudaki saflığına ve kandırılmışlığına ne dersiniz?
Onların hayali şudur: Böyle bir savaş olmalıdır. Hıristiyan
dünya da, bu savaşta şeytana (Müslümanlara) karşı kendi
yanlarında yer almalıdır. Ama savaş biter bitmez bütün
dünyanın zenginliğinin aktığı Kudüs’e sünnetsizler
girmemelidir.
Bu bağlamda Prof. Hüseyin Hatemi Hoca’nın söylediği bir
konuyu da hatırlatmak isterim. O da, son zamanlarda
Türkçemize tercüme edilen Tevrat’ların çevirilerinde farklı
yorumlara yer verilmesidir. Meselâ; Kıyamet yaklaştığında
Yahudilerin tüm dünyaya hâkim olacağı, onların bu
hâkimiyetine karşı olan diğer milletlerin petrol ve
madenlerinin, yer altı ve yer üstü kaynaklarının Yahudilerin
eline geçeceği şeklindeki yorumlardır. Ayrıca şeytanı
simgeleyen işaretin hilal olduğu ve üç hilalin de, bu türden
bir simge olduğu yorumları yapılmaya başlanmıştır.
Onların, dini kaynaklarındaki şu cümleler de dillerinden
düşmemektedir: “Tanrı\\\\ nın gününü bekleyip o günün
gelişini çabuklaştırarak kutsallık içinde yaşamalı ve Tanrı
yolunu izlemelisiniz.” (2. Petrus 3/9–12)
Böylesi bir fanatizmin ve kana susamışlığın içinde
bulunanlar, şimdilerde Arap – İsrail ya da İslâm –
Hıristiyan veya medeniyetler arasında çıkacak bir çatışmanın
beklentisi içine girmişlerdir.
Biz Ne Armageddonlar Yaşadık
Hatırlayın sevgili Kardeşlerim. Bundan tam yüz yıl
öncesinden bu yana ülkemiz insanı ne felaketler yaşadı:
1911 Trablusgarp savaşı, 1912 -13 Balkan savaşı, 1914 -18
birinci dünya savaşı.
Ve son II. Dünya savaşı, insanlığı altı yıl boyunca kan ve
ateş içinde bıraktı, yeryüzü hercümerç olup taş üstünde taş
kalmadı. Elli milyonu aşkın insan öldü. Geride travmalı
milyonlarca insanı, dul ve yetimi bıraktı bu savaş.
Gelin 90 yıl öncesine kısaca bir göz atalım. Şu, bir milyon
600 bin kayıpla çıktığımız I. Dünya Savaşına bakalım.
Sadece birkaç cephede verdiğimiz şehit sayısına bir bakınız!
Çanakkale’de, 101Bin şehit. Bu sayı, hasta, ağır yaralı ve
kaybolanlarla birlikte 253 Bin’e ulaşıyor.
Kafkasya’da: 270 Bin, Arabistan’da, Yemen ve Filistin’de:
280 Bin,
Mısır/Kanal’da: 280 Bin, Rumeli’de, 60 Bin.
Ve daha nice cepheler, nice bahadırların şehadeti ve
gaziliği…
Günümüzde birileri, dünyamızı hızla yeni ve korkunç bir
savaşa sürüklemek istemektedirler. Çünkü savaş olmazsa
sömürgeciler ayakta kalamaz, silahları depolarında paslanır.
Bir kere değil; sürekli Armageddonlar olacak ki, iki ayaklı
şeytanlar hayatlarını idame ettirebilsinler. Kırsın insanlık
birbirini. Hele şu Müslüman ülkeler var ya. Onlar bu
çatışmalarla heba olup gitsinler. Ve böylece armageddoncular,
Ortadoğu’nun en büyük hâkimi olsunlar.
Evet, bu Armageddon sevdalıları hep olagelmiştir, son
zamanlarda da savaş iştahları iyice kabarmış ve istekleri
daha bir ön plana çıkmıştır. Çünkü onların varlık sebebi kan
ve gözyaşıdır. Çünkü onlar dünyada bombalar patladıkça,
etnik ve mezhep çatışmaları çoğaldıkça, açlık, kıtlık,
sefalet, ölüm arttıkça daha çok şişiyor ve zıbarıyorlar.
Trilyon dolarlarını katlıyorlar.
Önemli Olan
Onlar nasıl inanırlarsa inansınlar, nasıl düşünürse ve nasıl
davranırsa davransınlar fazla önemli değil. Bizce önemli
olan, bizim nasıl olduğumuzdur.
Mülkün gerçek sahibinin neyi takdir ettiği önemlidir.
Mülkün sahibi, düzenden, hak ve hukuktan, fırsat
eşitliğinden yana olanlarla beraberdir.
Mülkün sahibi, saldırganların, şirkin, küfrün, zulmün ve
sömürünün karşısında, ama onlarla mücadele edenlerin
yanındadır.
Bizler adil ve dürüst olursak, mülkün gerçek sahibi hayır
takdir edecektir.
Bizler, gecesini gündüzüne ekleyerek çalışırsak, mülkün
sahibi bizimle beraber olacaktır.
Bizler, kendimizle, çevremizle ve Rabbimizle barışık
olursak, mülkün gerçek sahibi hakkımızda hayır takdir
edecektir.
Yoksa yine milyonların canı yanacak, kanı ve gözyaşı
dökülecektir….
Bilelim ki, bu dünyamızdan nice Talut ve Calutlar gelip
geçmiştir ve zafer daima Talutların olmuştur.
Bir ayet mealini hatırlatarak sohbetimi bitirmek istiyorum:
“ Eğer Allah, insanların bir kısmını diğerleriyle savmasaydı
mutlaka dünyanın dengesi bozulurdu. Fakat Allah âlemlere
karşı lütuf sahibidir.” (Bakara, 2/251)
Böylesi felâketlerden Rabbimize sığınalım. Selâm ve dua ile
hoşça kalınız.”
Kıymetli okuyucu, Mehdi konusunda verilen cevabı da gelecek
yazımızda aktaralım inşallah.
NOT: Bir önceki yazımıza yorum yaparak katkıda bulunan: “Bir
Dost, Ehli Sofiyeden Bir Sofi, Hasan Akarsu, 9 Köyden
Kovulan” adlı okuyucularımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
Selâm ve saygılarımla,
hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |