|
ŞEYHİN SOHBETİ(15) FELAK SÛRESİ VE AĞUSTOS BÖCEĞİ
BİRLİKTE DUA
Şeyh Abdullah Ağabey, bu haftaki sohbetine her zaman olduğu
gibi besmele, hamdele ve salvele (Allah’a hamd, Peygamber’e
salâvat) ile başladı. Sonra da sûfilerle birlikte el
açtılar, topluca dua ettiler. Abdullah Ağabey dua
ayetlerinin önce orijinalini, sonra da mealini söylüyor,
sûfiler de koro halinde tekrar ediyorlardı.
Buyurun dinleyelim onları:
“Tüm mahlûkatın Rabbi olan Ey Allah’ım!
Yarattığın her şeyin şerrinden
Ve ortalığı kapladığında karanlığın şerrinden
Ve düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
Ve haset ettiğinde kıskançların şerrinden Sana sığınıyoruz.
Dualarımızı kabul buyur Ya Rab! Âmin
Ey tüm insanların Rabbi, Meliki ve İlah’ı!
Gerek cinlerden olsun, gerek insanlardan olsun tüm
vesvesecilerden de Sana sığınıyoruz;
İnsanların iç dünyalarına fitne ve fesat tohumları atanlar
var ya.
İşte o vesvesecilerden Sana sığınıyoruz!
Kabul eyle yalvarış ve yakarışlarımızı Ya Rab! Âmin.”
Bu kısa duadan sonra, şeyh ve sufiler ellerini yüzlerine
sürdüler ve sohbet şöyle devam etti:
“Kardeşlerim!
Kur’an’ı okuduğumuzda, Yüce Rabbimizin biz kullarına şefkat
ve merhamet sıfatıyla seslendiğini ve şöyle dediğini
hissederiz:
“Ey kullarım, yöneliniz bana ve benim himayeme sığınınız.
Ben sizin zaaflarınızı, düşünce ve eğilimlerinizi çok iyi
bilirim. Çünkü sizi yaratan benim.
Yarattıklarım içinde size düşmanlık besleyenleri ve zarar
vermek isteyenleri de bilirim.
Ben dilemedikçe kötüler size hiçbir zarar veremezler.
Beni tüm güç ve kudretimle, tüm sıfatlarımla tanıyın ve bana
öyle iman edin. Sakın ha, Benim “Samed” olduğumu
unutmayınız!
Bana yöneliniz, ibadet ve dualarınızla bana sığının ki güven
içinde kalasınız, mutlu ve huzurlu olasınız.”
KORUYUCU ZIRHLAR
Sevgili Kardeşlerim!
Kitabımızın sıkça okuduğumuz son üç suresi vardır ya hani;
İhlâs, Felak ve Nâs sureleri. Bunlara “Muavvizât”
/sığındırıcılar/ adı verilir. Malumunuz, biraz önce birlikte
dua ederken bu surelerle Rabbimize sığındık.
Görüyorsunuz, Yüce Rabbimiz bu iki sure ile şu beş şeyin
şerrinden korunmak için kendisine sığınmamızı emrediyor:
Ortalığı kaplayan karanlığın şerrinden,
Büyücülerin, efsuncuların şerrinden,
Haset edenin ve tüm yaratıkların şerlerinden
Ve özellikle vesvesecilerin şerrinden.
Hz. Peygamber’e (s.a.s) Büyü mü Yapıldı?
Güzel kardeşlerim!
Kur’an tefsirlerinin bazılarında bu sureler açıklanırken Hz.
Peygamber Efendimize düşmanlarının büyü yaptığı ve altı ay
Cenabı Peygamberin bu büyünün etkisiyle rahatsız olduğu
zikredilir. Bu tür yorum ve rivayetler kesinlikle doğru
değildir. Bu söylentilere iltifat etmeyelim. Gerek Hamdi
Yazır’ın gerek Süleyman Ateş’in ve diğer birçok tefsirlerin
mütalaası bu tarz söylentilerin asılsız olduğu şeklindedir.
Düşünün, Allah’ın son Peygamberine birileri büyü yapacak ve
bu büyünün tesiriyle altı ay kendine gelemeyecek. Olacak şey
midir bu, Allah aşkına!
Onun Yüce Rabbi ona: “Allah seni insanlardan korur,” ( Mâide
/67) garantisini vermişken hangi güç onu aylarca rahatsız
edebilirdi ki?
Allah Resulü, birçok hastalıklara ve göz değmesine karşı
tedavi yöntemlerine başvurmuş, ama bu arada dua etmeyi de
ihmal etmemiştir. Onun duaları arasında bu üç surenin önemli
bir yeri vardır.
MUSKACILIK VE ÜFÜRÜKÇÜLÜK
Meselâ; Hz. peygamber efendimiz akşamları yatmadan önce bu
üç sureyi okuyup avucuna üfler ve vücudunu mesh ederdi. Ama
ne Peygamber, ne de ashabı muska taşımaz, üfürükçülük yapmaz
ve onların kapılarına da başvurmazlardı. Onların döneminde
sürüyle büyücü ve efsuncular vardı, ama bunlar
Müslümanlardan değildi.
Bizim Efendimiz (s.a.s) üfürükçülerden nefret ediyor ve
onlar için şöyle diyordu: “Bir düğüm bağlayıp ona üfleyen
büyü yapmış olur. Büyü yapan şirk koşmuş olur. Vücuduna
muska asan o muskaya havale edilir. (Yani Allah ondan elini
çeker.) (Nesai, Tahrim,19)
İbn Abbas’ın bir rivayetine göre O’nun bir duası da
şöyleydi: “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem
gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah’a
sığınırım.” (Buhari Bed’ül-halk)
Kardeşlerim!
Bunları söylerken sizlere şunu söylemek istiyorum. Kur’an ve
sünnet dışı hurafelere ne inanalım ne de, kapılalım.
Peygamber (s.a.s), neyi, nasıl ve niçin okuduysa bizler de
aynen öyle okuyalım ve o çizgiyi takip edelim. O, Rabbimize
hangi dualarla sığındıysa bizler de öyle sığınalım.
Göreceğiz ki, ona sığınmanın verdiği iç huzurunu doyasıya
yaşayacağız. Ve yine göreceğiz ki, o bizim üzerimizdeki
sıkıntıları atmamız konusunda muhtelif kapılar açacaktır.
KARANLĞIN ŞERRİ
Güzel Kardeşlerim! Sûre meallerini okurken aklımıza takılan
ve tefsire muhtaç olan bazı sorular olabilir. Meselâ;
karanlığın şerri ne olabilir ki? sorusu bunlardan biridir.
Ben de derim ki, bu sorunun cevabını ararken kendimizi,
sokakları ışıl ışıl aydınlatılmış bir kent hayatında
düşünmeyelim. Elektriğin olmadığı dönemleri ve mekânları göz
önüne alalım, zifiri karanlığın bastığı, gözün gözü
görmediği bir ortamı düşünelim. Böylesi ortamlar, insanın
içine gerçekten bir ürperti verir, insanı korkutur. Çünkü bu
tür ortamlarda vahşi bir hayvan, yırtıcı bir yaratık,
zehirli bir sürüngen ya da pusu kurmuş bir düşman
bulunabilir.
İçimizdeki kuruntular, vesveseler, kuşkular ve tasalar
böylesi bir ortamda daha bir hararetle hortlar ve bize korku
verir. Ayrıca bu gibi ortamlarda ayaklı ve ayaksız
şeytanlar, oynayacağı oyunlar, hile ve tuzaklar için daha
uygun, daha rahat bir zemini ve zamanı yakalamış olurlar.
Velhasıl, zifiri karanlık ortalığı kapladığı zaman doğal
olarak korkarız. İçimizdeki bu korkuyu ve ürpertiyi, ancak
gerekli maddi tedbirleri alıp Rabbimize sığınarak
atabiliriz.
Ben bu suredeki “Ve min şerri ğasikın izâ vekab” ayetini
okuduğumda bazen aklıma Ağustos Böceği gelir. “Ve min şerri
hasidin iza hased” ayetini okuyunca da nazar konusunu
hatırlarım. Şimdi izninizle kısaca bu iki konuya değinmek
istiyorum.”
Nazar Veya Göz Değmesi Nedir?
Kıymetli okuyucu, şeyhin bu açıklamalarını da bir sonraki
yazımızda okuyalım İnşallah.
Selâm ve dua ile kalın sağlıcakla..
Selâm ve saygılarımla,
hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |