|
ŞEYHİN
SOHBETLERİ(16) GÖZ DEĞMESİ NEDİR?
BAKIŞLAR VARDIR
Şeyh Abdullah Ağabey, sohbetini Dua, Nazar Ve Ağustos Böceği
üzerine sürdürüyor ve şöyle diyordu:
“Ben, Felak suresindeki “Ve min şerri ğasikın izâ vekab”
ayetini okuduğumda bazen aklıma Ağustos Böceği gelir. “Ve
min şerri hasidin iza hased” ayetini okuyunca da nazar
konusunu hatırlarım. Şimdi izninizle kısaca bu iki konuya
değinmek istiyorum.
Bakışlar vardır; yükünü bir türlü boşaltamayan gökteki kara
bulutlar gibidir.
Bakışlar vardır; şimşekler çakarken yerle irtibata geçen
yıldırım çarpmalarını andırır.
Gözler vardır: biraz sonra lavlarını çevresine püskürtecek
“Vezüv”lerin gözleri gibidir.
Bu gözler, haset edenin içindeki menfi ve kötü düşüncelerin
fokurdadığı anda baktığı yöne doğru; haset ettiği insana
veya objeye yıldırımlarını, kötü enerjilerini fırlatıverir.
Hasetçinin bakışı, avcı birinin yayından fırlayan ok gibidir
tıpkı. Şayet bir engel olmazsa arada hedefini tam da on
ikiden vuruverir maazallah.
İşte bu gözün, bu bakışın adıdır nazar.
Bu, öyle bir bakıştır ki, deler geçer, tıpkı şimşek gibi.
Yakıp kül eder, tıpkı bir yanar dağ gibi
Bir başka bakış da vardır ki; sevgi dağıtır, mutluluk saçar
etrafa, her şeye ümit verir, hayat verir.
Bakış vardır, her daim gerçeği görür, eşyanın hakikatine
nüfuz eder.
Bakış vardır, en katı kalpleri yumuşatır, ağlayan
gözyaşlarını dindirir.
İşte bu bakışa da artık “nazar” değil; “basiret” adı
verilir.
Gözler vardır, baktığı metalleri; çatalı, bıçağı büklüm
büklüm kıvırır. Böylesi bakışlar da bir yandan insanların
hayretini celp eder, ama bir yandan da fiziki izahını
yapmakta bilim adamlarını aciz bırakır.
Gözler vardır, bakışlarıyla kalpten kalbe bir yol
oluşturuverirler, iki cinsi birbirine bağlayıverirler, hem
de ömür boyu kopmayacak bir halatla..Buna da “sevdalı bakış”
diyorlar galiba.
Ve başka başka bakışlar da vardır, Freud’un temsilcisi ve
propagandacısıdır onlar; çevresine hep cinsellik
hatırlatırlar, masum gönülleri titretir ve baştan
çıkarırlar. Ona da “şehevi bakış” veya başka isimler
verilir.
Bazı müfessirler, Felak suresindeki “nazar” ile ilgili ayeti
tefsir ederlerken şöyle bir yorum getirirler: “Her insan
ruhunun kendine özgü bir özelliği vardır. Ruh bilimcileri bu
özelliğe “manyetik sıvı adını verirler. Şayet bizler,
kötülükler ve çirkinlikler düşünürsek; riya kibir, haset,
kendini beğenme, cimrilik ve nefret gibi duygulara
kapılırsak bu sıvı bizim ruh ve beden dünyamızı rahatsız
eder, ayrıca bizim dışımızdaki objelere de yansır bu
olumsuzluklar.
Bu duygu ve düşünceler negatif enerjili karanlık duygular
kümesindendir. İçimizde nefsimiz, dışımızda ayaklı ve
ayaksız şeytanlar var olduğu müddetçe bu duyguları belki
tamamen yok edemeyebiliriz, ama onları çok iyi yönetmesini
bilmeliyiz.
Bedenimizdeki bu sıvı, iyiliklerle, güzel düşünce ve ahlâk
ile bezenir ve kuşatılırsa bu sefer de içimize ve dışımıza
şifa verir, mutluluk yayar.
PANZEHİR NEDİR?
Kardeşlerim!
Nasıl ki, her zehirin bir panzehiri vardır. Bu menfi
okların, bu bakışların Panzehiri de “Tevekkeltü
Alallah”demektir. Ona sığınmak ve onun verdiği reçeteyi
kullanmaktır. Bakışlarımızı, nazara değil de basirete
dönüştürmektir. Kendimize ve yaratılmışlara sevgiyle, şefkat
ve gıpta ile bakmaktır. Bu sureleri bolca okuyarak ihlâs ile
Allah’a sığınmaktır
AĞUSTOS BÖCEĞİ
Felak suresindeki “Ve ortalığı kapladığında karanlığın
şerrinden (Allah’a sığınırım)” anlamına gelen
“Ve min şerri ğasikın izâ vekab” ayetini okuduğumuzda da
“Ağustos Böceği”ni hatırlamamak mümkün müdür?
Gecelerin sessizliğini yırtarak bizlerin imdadına yetişen,
içimizdeki ürpertiyi ve korkuyu atan ve senenin belli bir
mevsiminde hep yanımızda olan çevre dostlarımız da vardır.
Malumunuzdur ki, bunlardan birisi kurbağalar, diğeri de
ağustosböcekleridir.
Şimdi sizlere biraz da, Ağustosböceğinden söz etmek
isterim.”
Kıymetli okuyucu, sohbetin devamını gelecek yazımızda
nakledelim inşallah.
Kalınız sağlıcakla.
Selâm ve saygılarımla,
hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |