|
LOKMAN HEKİM’İN
ÖĞÜTLERİ
Fıtrat Kitabımızın 31. ci suresinin adı “Lokman”dır.
Bu surede, Hz. Lokman’ın oğluna olan öğütleri, “Sana
söylerim kızım, sen anla gelinim,” imasıyla özet olarak
bizlere sunulmaktadır.
Bu
yazımızın konusu Lokman Hekim’in öğütleri olacak, ancak bu
öğütlere geçmeden önce, Lokman kimdir? sorusunun cevabını
bulmaya çalışmak isteriz.
Kimdir Lokman Hekim?
Bu
sorunun net ve açık bir cevabı Hikmet Kitabında
genişçe yer almamaktadır, ama ondan “Andolsun biz
Lokman’a: Allah’a şükret diye hikmet verdik.” Ayetiyle
bilgi verilmektedir. Sadece bu kadar; kısa ve öz.
Bu kısa
malumatın yanında çeşitli kaynaklarda şöyle tanıtılmaktadır
Hz. Lokman:
-
“O, kendisine hikmet verilmiş
olan, yani aklı ve öngörüsü üstün olan, Allah’ın, kalbine
doğru bilgiler ilham ettiği ve güzel işler yapmaya
yönlendirdiği bir kuldur.”
-
“O, peygamberler zincirinin bir
halkasıdır.”
-
“O, Hz İbrahim Peygamber’in
kardeşinin torunudur.”
-
“O, uzun yıllar yaşayan ve Hz.
Davut Peygamber dönemine yetişmiş olan bir yargıçtır.”
- Taberi Tefsirine göre ise, “O,
Filozof Ezop’un ta kendisidir.”
Ünlü hikâyeci Yunanlı
Ezop, üstün ve keskin zekâsı sayesinde kölelikten
kurtulmuştu. İnsanlığa ışık tutabilecek hikmetli hikâyeleri
dilden dile dolaşıyordu. Böylece adı tüm dünyaya yayılmış
bir filozof olmuştu.
Bundan dolayıdır ki, Kur’an’ın
indiği dönemde Arap yarımadasında Ezop ismi de Lokman
diye tanınıyor ve örnek kişilik olarak biliniyordu. Tıpkı
Nasrettin Hoca’nın Arap dünyasında “Cuha” olarak
tanındığı ve Araplaştığı gibi, Ezop da, halkın arasında
Lokman olarak tanınmıştı.
Hz. Lokman’ın Öğütleri:
Yüce Kur’an, bu güzel
insanın diliyle bizlere şu öğütleri vermektedir:
“ Yavrucuğum, Allah’a ortak
koşma. Çünkü O’na ortak koşmak büyük bir zulümdür.” (13)
“Yavrucuğum! (Yaptığın iyilik
veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve
bir kayanın içinde, göklerde veya yerin derinliklerinde
gizlense, Allah onu senin karşına getirir. Çünkü Allah
lâtîftir. (O’nun bilgisi her gizli ve ince şeye ulaşır. O,
her şeyden) haberdardır.” (16)
Yavrum! Namazı kıl, iyiliği
emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelenlere sabret.
Bunlar yapılması gereken işlerdir. (17)
“ Küçümseyerek, surat asarak
insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek, çalım
satarak yürüme! Zira Allah, kendini beğenen ve öğünen
kimseyi sevmez.” (18)
“Davranışlarında ölçülü ve dengeli ol,
tabii bir şekilde yürü. Sesini de alçaltarak zarif ve kibar
konuş. Unutma ki seslerin en çirkini eşeklerin
sesidir.”
( Kur’an, Lokman 31/ 19)
İşte Böyle Demek
İstiyordu
Evet, o güzel insan işte böyle
öğüt veriyordu yavrucuğuna. Kendisine Allah tarafından
bahşedilen hikmetin değerini idrak ediyor; bunun için onu
kendisine verene hamd ve şükrediyordu. Çünkü hikmetin başı
Allah’a iman ve O’nun buyruklarına karşı gelmekten
sakınmaktı.
O, çocuğuna nasihat ederken
“yavrucuğum!” diye hitap ediyordu. Söylediklerinin iyice
anlaşılması, gönlüne iyice nüfuz etmesi için böyle
sesleniyordu çocuğuna.
“Sakın ola ki, Allah’a şirk
koşmayasın. Çünkü şirk koşmak çok büyük bir zulümdür”
diyordu. Zulüm, Ahmed’in malını elinden zorbalıkla ve haksız
yere alıp Mehmet’e vermekti. Allah’ın ilahlık hakkını da
O’ndan alıp bir başka aciz varlığa vermeye kalkışmak veya
öyle tasavvur etmek ise elbette zulümlerin en büyüğü idi.
İnandığın Allah öyle bir
ilahtır ki, yaptığın en küçük bir davranışını bir gün
gelir senin karşına çıkarır. Çünkü Allah, latîftir, yani
kullarına karşılıksız olarak bol bol ihsanda bulunur ve
O’nun gücü en gizli, en sır olan her şeye ulaşır. Bunu böyle
bilesin ve Rabbine böyle inanmış olasın, diyordu.
Yine diyordu ki, namazını
ihmal etmemekle birlikte iyiliği emret, kötülükten sakındır
insanları. Bunun kolay bir iş olmadığını bilesin. Bu
görevini yaparken başına birçok belalar ve musibetler
gelebilir. Bu durumlarda sabırlı ve dayanıklı ol. Yoluna
kararlılıkla devam et. Bu görevini dost ve arkadaş
toplantılarında, insanlara ulaşabildiğin, sesini
duyurabildiğin her ortamda yapmaya çalış. Bu konuda uygun
gördüğün çeşitli araç ve gereçleri, her zaman ve mekânı
kullanabilirsin.
Son olarak önemli bir
hatırlatmada bulunuyor: “ Her zaman ve bilhassa bu görevini
yaparken böbürlenme, yürüyüşün mutedil olsun; ne acele
acele, ne de hasta ve yorgun gibi yürü. Yürüyüşünde bile
mütevazı ol. Konuşmana da dikkat et; kavga edercesine,
azarlarcasına bağıra bağıra konuşma. Daima zarif ve kibar
olasın.
Ve hepsinden önemlisi; gerek
yürümelerin, gerek konuşmaların ve tüm davranışların faydalı
bir amaca yönelik olsun. Hayatında bir idealin bir gayen
olsun. Kâinatta canlı ve cansız her varlık bir amaç için
vardır ve hepsi de, bir gayeye yönelik faaliyet gösterir.
Ama eşek böyle midir? O, acıkıp midesini doldurduğu ve bir
de dişisini gördüğü zaman anırır. Yani o midesi ve hedonist
zevkleri için sesini çıkarır. Üstün varlık insan böyle mi
olmalıdır? Hayır, sakın ha, sen böyle olmayasın yavrucuğum!
Olmazsa Olmazlarımız
Rehber Kitabımızın Hz.
Lokman’ın diliyle verdiği bu öğütlerden anlıyoruz ki,
ebeveynlerin evlatlarına verecekleri öğütler manzumesinde bu
ayetlerde zikredilenler, olmazsa olmazlar olarak yer
almalıdırlar. Ve bu öğütler, suhuletle, yumuşaklıkla,
“yavrucuğum” sözleriyle çocuklarımıza anlatılmalıdır.
Bir de, her insanın herhangi
bir zaman diliminde bir anne ve babanın kuzusu olduğunu
hatırlamalıyız. Gün gelir, bu kuzuların da kuzuları olur. O
halde bu ayetlerde dile getirilenlerin muhatapları yalnız
çocuklarımız değil; herkestir. Hepimize seslenmektedir Hz.
Lokman.
Hayatımızda her
davranışımızın hikmetlerle dopdolu ve bir amaca yönelik
olması dilek ve temennilerimizle..
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi48@gmail.com |