|
ŞEYHİN SOHBETLERİ
(14)MEHDİ MESELESİ ÜZERİNE
Bir önceki yazımızda “Mesih ve Armageddon Savaşları” ile
ilgili soruları cevaplamıştı Abdullah Ağabey. Bu sefer de
İslâm Dünyasında var olan Mehdi konusunu anlatıyor. Buyurun,
beraberce dinleyelim neler söylemiş.
Mehdi Nedir?
Kardeşlerim! Şimdi gelelim Mehdi konusuna. Bu hususta
sizlere özellikle H.Karaman Hoca’nın sitesinden ve DİB’in
“Dini Kavramlar Sözlüğü”nden yararlanarak şunları
söyleyebilirim:
Mehdi, kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların alıp
yürüdüğü yeryüzünü veya ülkeyi adaletle dolduracak kimse
demektir.
Böyle bir şahsın geleceğine dair Kur’an’da herhangi bir ayet
olmadığı gibi, güvenilir hadis kitaplarından olan Buhari ve
Müslim’de de bir hadis yoktur. Diğer hadis kitaplarındaki
Mehdiyle ilgili hadislerin ise sıhhat dereceleri
tartışmalıdır. Genel kanı, bu hadislerin amel ve itikat
yönünden delil kabul edilemeyeceği şeklindedir.
Mehdi inancının ortaya çıkıp gelişmesinin iki sebebi vardır.
Birincisi Yahudi ve Hıristiyanların yüzyıllardır böyle bir
inanca sahip olmalarıdır. Hıristiyanlar bunu Mesih olarak
adlandırmışlardır. Bu iki din de, gelecekte insanların
mutluluğunu ve kurtuluşunu sağlayacak bir müjde ve hakikat
olarak bu inancı gündemde tutmaya çalışmışlardır. Yani bu
inanç, İslâm öncesinden gelen bir inançtır.
Böyle bir inancın ortaya çıkışının ikinci sebebi de,
Müslüman toplulukların kendi içlerinde çıkan siyasi
çekişmeler ve kavgalardır. Özellikle Sıffin Savaşından sonra
çıkan hizipleşmelerde Şia taraftarları Mehdi konusundaki
iddialarını ifrat noktasına çıkarmıştır. Daha sonraları bu
düşünce, tasavvufa ve Sünni düşünceye de geçmiştir.
Mehdi inancı kesin bir inanç unsuru/öğesi/ değildir. Kur\\
an\\ da yoktur. Hadislerde geçenler de yoruma tabidir.
Meselâ; her zaman bize rehberlik edecek iyi insanlar
anlamında yorumlanabilir. O\\ nun geleceğine inanmayanlara
kâfir mi diyeceğiz. Hayır, Mehdi konusuna inanmayan da
Müslüman’dır.
İbn Haldun, Mehdi ile ilgili hadislerin kesin dini bilgi
kaynağı olacak nitelikte bulunmadığını ileri sürmüştür. Onun
geleceğine inananlara göre de, zaten geleceği zaman belli
değildir.
Müslüman’ı; ne, kıyametin ne zaman kopacağı, ne de, Mehdi\\
nin ne zaman geleceği ilgilendirmemelidir. Bunlara takılıp
kalmanın anlamı yoktur. Sevgili Peygamberimiz \\ Kıyamet
kopmaya başladığında elinde bir fidan olan onu diksin\\
buyuruyor. Bu hadisin anlamı: \\ Sen vazifene bak, yapman
gerekeni yap, kıyamet kopadursun, o seni ilgilendirmez,
ecelin gelince gideceğin yere gidersin,\\ demektir.
Niçin Bir Kurtarıcı Beklenir?
Bir kurtarıcı beklentisi hep olagelmiştir; sebebi de
acizlik, zaaf, himmeti ve hizmeti başkasından bekleme
psikolojisidir. Fatih İstanbul\\ u fethederken Mehdi
beklemiyordu. O, vazifenin kendisine ait olduğuna inanıyor
ve gerekeni yapıyordu. Bizlerin de imkânlarımızı, aklımızı
ve gücümüzü kullanıp sorunlarımızın üstesinden gelebilmek
için canla başla çalışmamız gerekir. Bu tür beklentilerle
vakit kaybetmek bize yakışmaz.
Diyorlar ki
Mehdi’nin geleceğine inananlar ve bilhassa Şia mezhebinin
İmamiyye kolunun mensupları şu iddialarda bulunuyorlar:
· Mehdi siyah bayraklar taşıyan bir ordunun içinde bulunacak
ve Horasan tarafından zuhur edecektir.
· Ehli Beyt’ten ve Hz. Hasan soyundan olacaktır.
· Açık alınlı, ince burunlu bir siması olacak ve söylediğini
yapan, yaptığını söyleyen; bu günün tabiriyle demokrat bir
karaktere sahip olacaktır.
· Yanılmayacaktır, ama şayet yanılırsa melek onu
uyaracaktır.
· Her konuyu kendi alanlarında uzman olan vezirlerine
danışacaktır. Bu müsteşarlar Arap olmayacaklar, ama Arapça
konuşacaklardır.
· O, hem kılıçta hem de siyasette güçlü bir şahsiyet
olacaktır.
· O, dokuz yıl hükümran olacaktır.
· Hz. İsa Mehdiye destek olmak için gelecek ve Deccal’i
katledecektir.
· Deccal’in alnında KE-FE-RE yazacak ve gözünün biri kör
olacaktır.
· Mekke ve Medine hariç, Deccal tüm dünyayı işgal edecektir.
Medine’de bile kendisine 70 binden fazla insan inanacaktır.
· Mehdi’nin geleceğine işaret eden Kur’an’da ayet olması
şart değildir. Ama yüz kadar hadis vardır onunla ilgili.
Bunların 40’a yakını sahihtir. 30 kadarı da zayıftır.
Son Zamanların Atışması
Cennet vatanımızda da zaman zaman “Ben Mehdiyim veya
Mehdi’nin birçok alametleri bende mevcuttur” diyenler çıkmış
ve çıkıyor. Bunlara da lâf yetiştirmeye çalışanlar ve
böylece medyatik olmaya çalışanlar da var. İşte şu gazete
haberi bunlardan bir örnek: “ …. Hoca söylediği sözlerden
dolayı mahkemelik oldu. ( X. Hoca, Y. Hoca için dedi ki: “…nın
deli raporu var, kendisini Mehdi sanıyor, Bakırköy’de 8-9 ay
tımarhanede yatmıştır. Kendi sitesinde de zaten bu bilgiler
var. Bu gidişle …. tekrar Bakırköy’e dönebilir. 100 sene de
geçse sen Mehdi olamazsın. Kendisine, “Mehdi değilsin”
diyenleri mahkemeye mi veriyor acaba?”
Bu sözlerle itham edilen şahıs da, muhatabına: “Seni gidi
Ergenekoncu sahtekâr Hoca!” diyerek cevap vermeye çalışıyor
ve ayrıca 20 bin tl.lik de manevi tazminat davası açıyor.
Güleriz ağlanacak halimize.
İstismara Yeltenenler
Kardeşlerim! Bizler inanırız ki, Rabbimiz âlemlerin
Rabbidir. O, tüm insanların Rabbidir. Toplumlar üzerinde
nice kara bulutlar dolaşırken O, mutlaka bir kurtarıcı
göndermiştir. Elbette Yüce Allah bu ümmeti sahipsiz
bırakmayacaktır. Yeter ki bizler yolumuzu şaşırmış
olmayalım. Sıratı müstakimi terk etmeyelim. Şu hususu asla
unutmayalım: Nice Mehdiler gelip geçmiştir, ama hiçbir
gerçek Mehdi, “Ben Mehdiyim” dememiştir.
Bizler Mehdi beklentisi içine girip de “armut piş, ağzıma
düş” felsefesine kapılmayalım. Mehdilik iddiasında olanlara
da gülüp geçelim. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) henüz
hayatta iken nasıl yalancı peygamberler türemişse, dün, bu
gün ve yarın nice mehdilerin türeyebileceği gerçeğini de
kabul edelim. Bunların bir kısmının, yabancı gizli
örgütlerin organize işlerinden olduğunu da göz ardı
etmeyelim.
Bakınız büyük İslâm âlimi Şâtıbî bu konuda ne diyor:
Kendisinin Mehdî olduğunu iddia eden Rafizî Ubeydullah,
danışmanlarından olan Nasrullah (Allah’ın yardımı,) ve
Fetih’i karşısına alır ve onlara şöyle derdi: “Siz Allah’ın
kitabında ‘İzâ câe nasrullahi ve’l-feth...’ diye anılan
insanlarsınız. Bu ayet bana ve size işaret ediyor. İslâm’a
topluca girişler bizim vasıtamızla gerçekleşecektir.” Bu
adam, böylece mehdîliğine kanıtlar getiriyordu güya.
Vaktiyle Mısır’da bir Şiî Fatımî devletinin varlığı
malumunuzdur. Bu devletin kurucuları, ilk hükümdarlarının
Mehdî olacağı inancına sahiptiler. Onun içindir ki, devletin
başına “seyyit” diye bir sabiyi /çocuğu/ geçirmişlerdi.
Böylece, bu konuyu çok iyi istismar etmişlerdi.
Daha kimleri sayalım bu istismarcılar zincirinden, bilmem
ki? Meselâ; Gulam Ahmed, Alija Muhammed gibi nice isimler bu
zincirin halkalarındandır.
Mehdi’ye İman Dinin Esaslarından mıdır?
Mehdi konusu, Maturidî ve Eş’arî gibi Ehl-i Sünnet
imamlarının eserlerine konu olmamıştır. Ama, Şia Mezhebinin
tüm kollarında Mehdîlik önemlidir. Onlarda bu konu her zaman
canlı tutulmuştur. Malumunuz onların gizli imamı Mehdî’dir.
Kalın sağlıcakla.
Selâm ve saygılarımla,
hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |