|
YARINLARA DOĞRU:
BAY YÜZDE (X)’İN MERDİVEN VE SİNAGOG’U
Pera’dan Paraya Kısa Bir Gezi
Geçen gün (21.3.2012) değerli dostum; hâlde hâldaşım, sinde
sindaşım ve muhabbet arkadaşım Ahmet Bey’le Taksim
meydanında buluştuk. Başladık İstiklâl caddesini
arşınlamaya. Ağa Camiinde verilen kısa bir moladan sonra,
yola tekrar revan olduk. Sağlı sollu mağazaları, elçilik
binalarını seyrede seyrede Galata Mevlevihane’sine ulaştık.
Oradan Karaköy istikametine doğru yokuş aşağı inişe
başladık. Galata Kulesi’ni dışından temaşa ettikten sonra,
dar sokakların sağında ve solunda inşa edilmiş barok tarzı
yüksek binaların arasından Bankalar caddesine indik; hem de,
şaheser bir merdivenin basamaklarını adımlayarak indik. Ve
böylece bazılarının “Pera” adı verdikleri bölgeyi kısmen
dolaşmış olduk.
Bay Kamondo Ve Merdiveni
Evet, basamaklarından yavaş yavaş indiğimiz bu merdiven,
bugüne kadar gördüğüm merdivenlerden çok farklı bir
merdivendi. Orta yerinde, adının yazıldığı kısa bir kitabesi
de vardı; kitabede “Kamondo Merdiveni” yazıyordu. İsim
dikkatimi çekti. Kimdi veya neydi Kamondo? “Bay Yüzde Beş ve
Bay yüzde Dokuz” başlıklı yazılarımızdan sonra bu soruları
da cevaplamak ve paylaşmak istedik sizlerle.
Kamondo Merdivenleri 1850 veya 1860’lı yıllarda yapılmış.
Helezonik ve oldukça estetik görünen bu yapı, sanat yönüyle
“Geç Barok” özelliklerini taşıyor. Bankalar Caddesindeki
İstanbul Merkez Bankası’nın bulunduğu görkemli binanın tam
karşısında tüm estetik görüntüsüyle karşınıza çıkıyor bu
merdiven. Galata Kulesine doğru giden o dik sokağı size
kolayca tırmandırıyor.
Burada şunu da ifade etmek isterim. 21 Mart’ın gün
batımında, Pera’nın herhangi bir noktasından,
Süleymaniye’yi, Fatih ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan
camilerini seyrettiğimizde göreceğimiz harika manzara şudur:
Üsküdar Camilerinin minareleri arasından doğmakta olan Ay’ın
ve Edirnekapı Mihrimah Sultan’ın tek minaresinin ardından
batmakta olan Güneş’in oluşturduğu armonik manzaranın bizi
bambaşka bir dünyaya götürdüğünü hissederiz. Tabi ki,
bahsettiğimiz merdivenler, bu sanat harikalarının ve
oluşturdukları manzaranın karşısında “Cim’in karnındaki bir
nokta” bile değildir. Bu son tespitimi Ahmet Bey’e
anlattığımda, o da: “Sonucun böyle olması, biraz da,
PERA’dan PARA ya yani Bankalar caddesine inmekten
kaynaklanıyor sanırım,” dedi.
Avram Kamondo, çocukların okula giderken dik yokuşu kolayca
tırmanmaları veya malikânesinin değerini artırmak amacıyla
yaptırmış bu merdivenleri.
Kamondo, Portekiz veya İspanyol kökenli bir Musevi aileden
geliyormuş. Çeşitli Avrupa ülkelerinde ikamet ettikten
sonra, 18.yüzyılda İstanbul’a gelmişler. Aslında Osmanlı
arşivlerine ailenin kaydı 1780li yıllarda geçmiş.
İstanbul’da bulunan yabancı bankerlerin en irilerindenmiş
Kamondo. Yakın tarihimizde bizim kodamanlarımız nasıl ki
yüksek faizlerle devlete kredi veriyor idiyseler, herhalde o
da, Osmanlı Maliyesine yüksek faizli borç para veriyordu.
Bunun yüzdesini bilmediğimiz için ona “Bay Yüzde X” adını
verdik.
Malumdur ki, Musevi vatandaşlarımız, 500 küsur sene önce
İspanyol zulmünden kaçarak Osmanlı himayesine sığınmışlardı.
Dış İşleri Bakanlığının verilerine göre, bu gün ülkemizde
sayıları 25 bini bulan Musevi yaşamaktadır. Ve bunların 22
bini İstanbul’u mesken edinmiştir. İşte Bay Kamondo da
bunlardan biridir.
Kamondo ailesinin 1870’te İstanbul Yeniköy’de bir yazlığı ve
dahi bir sinagogu olmuş. İstanbul’daki 19 sinagogdan biri
olan bu sinagog, 1950 yılında Yeniköy “Tiferet İsrael
Sinegog”u namıyla kamuya da açık hale getirilmiş.
Bu sinagogda, başlangıçta ibadet ve birtakım dini ritüeller
için 10 cemaat bile bulunmazken, 2000 yılından sonra
cemaatin kalabalığından dolayı mekân dar gelmeye başlamış.
Cemaatin artışında en önemli etken, gabayların çok çalışması
olmuş.
Sinagog görevlisi Gabaylar, oldukça kültürlü, verici,
fedakâr ve gayretli insanlar arasından seçilirmiş. Gabaylar,
güleç yüzlü, sakin, yapıcı ve oldukça doğal görünen, yol
gösterici, bilgilendirici insanlarmış. Sinagoga gelen
insanları güler yüzle karşılayıp ağırlar ve sonra da onları
sevgiyle uğurlarlarmış.
Sinagoga periyodik olarak gelip, cemaatin özel ve ruhsal
sorunlarına çözüm bulmaya çalışan psikologlar da varmış.
Bizim Kamondolarımız Ve Görevlilerimiz
Bu geziden sonra aklıma takılan soruları sizlerle paylaşmak
istiyorum. Şöyle ki:
Okuduklarımıza göre, bir zamanlar, birçok Gayri Müslim
vatandaşımız, Pera’dan Süleymaniye’yi seyreder ve Haliç’in
öbür yakasından gelen ezan seslerini zevkle dinlerlermiş.
Şimdi kaç Müslim vatandaş bu manzarayı seyrediyor ve
ezanları dinliyordur acep?
Bay Kamondo, ailesi ve çocukların okula rahatça gidip
gelmeleri için merdivenler yaptırırken, bizim Kamondolarımız
nelerle meşguldür acep? Bizim Kamondolarımızın, İ.H.
Liselerinden duydukları rahatsızlığın sebebi nedir?
Bay Kamondo, ibadet etmeleri için yaşlı ve gençlere sinagog
imkânı sunarken, bizim Kamondolarımız, M.E. Bakanlığı’nın ve
Diyanet’in, gençlere Umre ziyareti yaptırmasından niçin
rahatsız olurlar acep? Gazetelerde namaz kılan okul
öğrencilerinin haberlerini okuyan bazılarımız niçin hop
oturup hop kalkarlar?
Bay Kamondo ve dindaşlarının ibadethanelerinde çok çok
kaliteli gabaylar görev alırken, bizler de aynı kırat ve
kalitede din görevlisi yetiştirmek için çaba gösteriyoruz
diyebilir miyiz? Yıllar önce okuduğum ve şahsına değil;
hizmet anlayışına gıpta ettiğim V. Hügo’nun “Sefiller’indeki
papaz çapında vakıf (kendini hizmetine adamış) ve dahi vâkıf
(çaplı) görevlileri yetiştirebiliyor muyuz? Bu vasıflı
görevlilerin sayıları ne kadardır? Mehmet Niyazi
Beyefendi’nin “Varolmak Kavgası” adlı romandaki din
görevlisinin sayılarını arttırmak için ne kadar gayret
gösteriyoruz? Yeterince imkânları olan Diyanet İşleri’mizin
vasıflı din görevlisi yetiştirme konusundaki çalışma ve
gayretleri hangi noktalardadır? Merak ediyorum doğrusu.
Bizim cami görevlilerimiz de, cemaat sayısının artması için
olanca gücünü harcıyor mu, çaplı, vasıflı ve donanımlı bir
din hizmetlisi olabilmek için hummalı bir gayretin içinde
midirler? Yoksa kapısında “İmam Odası” yazan hücrelere mi
mahkûm etmişlerdir kendi kendilerini? Ya da, bir zamanlar
olduğu gibi, kürsü ve minderden cemaate dil kebabı
yedirmeye; (fırça atmaya) devam ediyorlar mıdır(!?)
Sorularımıza olumlu cevaplar verebileceğimiz günlerin
gelmesi dileklerimle selâm ve saygılarımı sunuyorum..
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |