|
ŞEYHİN SOHBETLERİ (19) SORULARA CEVAPLAR
MÜRİDİN SORULARI
Sevgili okuyucu! Önceki yazımızda bir müridin bazı
sorularından ve anlattığı bir rüyadan söz etmiştik. Mürit,
özetle şunları sormuştu kendi şeyhine:
Bilgi kaynaklarımız neler olmalıdır?
Rüya gerçeği nedir?
Rüyalar bizi hakikate götürür mü?
Rüyaların Kur’an’da yeri var mıdır?
Akıl ve rüya birbiriyle çatışırsa ne yapmalıyız?
İstihare ve istişare nedir?
İstişarî bir kararı rüyalar bozar mı?
ŞEYHİN CEVABI
Şeyh Abdullah Abi, bu soruları soran dervişe teşekkür ederek
sohbetine şöyle başlamıştı:
RÜYALARIMIZ
Kardeşlerim!
Anlaşılan bu günkü sohbetimizin konusu sufi kardeşimizin
soruları üzerinden devam edecek. Öyle ise öncelikle rüyanın
tanımından başlayalım konuşmamıza.
Tanımlar
Rüya nedir? Rüyalarımız bizi gerçeğe götürür mü?
Kokain bağımlısı Freud’a göre rüya, tatmin edilemeyen arzu
ve isteklerin sanal da olsa uykuda tatmin edilmesi olayıdır.
Jung’a göre ise rüyalar, bilinç dışı bağımsız bir gelişim
sürecinin sonucudur. Bazı kaygıları, geleceğe yönelik bazı
arzuları dile getirebildiği gibi, kişinin içinde bulunduğu
durumu da ortaya çıkarabilir.
Bazıları da rüyayı; “hayatımızda bitmemiş ve kapanmamış
süreçleri noktalayabilmemiz için bize bizden gelen
mesajlardır,” diye tanımlarlar.
Bu tanımlardan sonra, bir parantez açarak önemli bir hususu
hatırlatmak isterim. Ülkemiz eğitim sisteminde hakikate,
iyiye ve güzele ulaşmanın gayreti ve kaygısı pek görülmese
de, felsefe tarihi, hakikate ulaşmanın yol ve yöntemlerini
gösteren “İZM”lerle doludur: Rasyonalim, Septisizm,
Rölativizm, Pozitivizm, Entüisyonizm gibi kavramlar hep bu
izm’lerdendir.
Bizim İslam kültürümüzde de hakikate ulaşmanın, gerçeği
görmenin ve bulmanın belli kaynakları vardır. Rüyalar da
bunlardan biridir, ama son sıralarda yer alır. Meselâ;
bunlardan birincisi, vahiydir. İkincisi, akıl ve mantıktır.
Üçüncüsü, deney ve gözlemlerdir. Dördüncüsü de
rüyalarımızdır.
Rüyalar bazen bizlere ışık tutabilir, ilham kaynağı
olabilir, ama hiçbir zaman sağlıklı bir aklın verdiği
kararın, istişare ile varılan bir sonucun önüne geçemez
rüyalar. Hele vahyi bilgilerin önünde asla yer alamazlar.
BAZI HATIRLATMALAR
Bu tespitten sonra derim ki, rüya konusunda ruh bilimciler
çokça yazıp çizmişlerdir. Ben, bunları sizlere
aktarmayacağım, ama özet halinde bazı hatırlatmalarda
bulunacağım.
Yüce Kur’an’ımızda, Saffat suresinde Hz. İbrahim’in
rüyasından, Yusuf suresinde Hz. Yusuf’un rüyalarından söz
edilir. Babası Hz. Yusuf’a şöyle demişti: “ Rabbin seni
seçip, rüyaları yorumlamayı öğretecek.” (12/6)
Evet, şeytani ve rahmani diye ikiye ayırdığımız rüyalar
anlamsız değillerdir. Yaşadıklarımızın ve düşündüklerimizin,
uyku halindeyken beynimizde dolaşmasıdır veya belki de
yapmamız gerekli hayırlı işlerimize bir işrettir.
Kaybettiğiniz bir şeyin rüyada görülmesi ve bu rüyanın
gerçek olması, aslında beynimizin belleğinde var olan, ama
unutulmuş olanın uykuda iken yeniden hatırlanıp rüyaya
dönüşmesidir.
Rüyalarımızdaki kâbusları önemsemeyiniz, ama sıkça oluyorsa,
uyku felci adı verilen ve halk arasında “karabasan”
dediğimiz olayla sıkça karşılaşılıyorsa bir hekime
başvurmayı da ihmal etmeyiniz. Biliniz ki, kâbusların
tetikçileri, kendi kendimize kurduğumuz kaygılar ve
endişelerdir.
Rüyaları hatırlamamak veya kısa sürede unutmak bir hastalık
belirtisi değildir. Unutmak istemediğiniz rüyaları sabah
kalkınca not alırsanız iyi olur.
Tekrar bir konuyu daha hatırlatayım: Hiçbir zaman İstişare
ile varılan bir karar, istihare yoluyla varılan bir kararla
bozulamaz. Kardeşinizin yukarıda anlattığı “Şeyh Efendi’nin
rüyası” ne gariptir ki, istişare ile alınan bir kararı
bozmuştur.
Rüyalarınızla ilgilenin, ama fazla da takılıp kalmayınız
onlara. Çünkü onlar kesin bir kanıt değildir. Dolayısıyla
bağlayıcı da değillerdir.
Rüyalarınızı güvendiğiniz, temiz ve ehil olan insanlara
yorumlatınız. Hz. Yusuf bile Rüyasını babasına anlatmış ve
yorumlatmıştır.
Bilir misiniz, rüyalar, havada uçuşan kuşlar gibidir; onları
tek bir yoruma bağlamak, kuşu kafese hapsetmek demektir. Bir
rüyayı sizin hiç hoşunuza gitmeyecek bir şekilde yorumlamak
mümkün olduğu gibi, gayet güzel bir şekilde yorumlamak da
mümkündür.
İnsanları tam anlamıyla tanımadan yapılan yorumlar çoğu
zaman yarar yerine zarar getirebilir. Dolayısıyla sizi iyice
tanımayanlara rüyalarınızı yorumlatmayınız.
Bu konuda sizinle tarihi bir anekdotu paylaşmak isterim.
PADİŞAHIN RÜYASI
Devrin Padişahı, Nemçe Kıralı ile güreşe tutuştuğunu ve ne
yazık ki, sırtının yere geldiğini görür rüyasında. İki
seksen uzanıp kalmıştır yerde koskoca Sultan. Dehşetler
içinde uyanır uykusundan.
Çağırır rüya yorumcularını, ama yapılan yorumlar hiç de
hayra alamet değildir. İç açıcı olmadığı gibi, endişe
vericidir de.
Sonunda bir de Aziz Mahmut Hüdayi’e bir mektup yazar Koca
Sultan. Anlatır tüm detaylarıyla rüyasını ve dahi ister bir
de onun yorumunu.
Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri, ulaktan alır mektubu. Titiz
bir şekilde okur ve yazar hemen yorumu. Teslim eder
postacıya. Üstad ve büyük gönül adamı, yorumunda şöyle
demektedir:
“ Hünkârım! Sırt, bizler için çok önemlidir. Çünkü bu
bölgemiz metindir, çok güçlüdür. En ağır yükleri bile
yüklediğimizde o taşır.
Yere gelince; o da, sağlam bir zemindir. Bizler için, en
emin, en güvenilir cemadattandır (maddelerdendir) o.
Rüyanızda bu iki metin ve güçlü uzvun birleşmesi, gelecekte
hayırların birleşmesine vesile olacaktır inşallah.”
VELHASIL
Kardeşlerim!
Görüyorsunuz değil mi? Aynı rüya, kimler tarafından kaç
türlü yorumlanmıştır.
Rüyalarınıza takılıp kalmamanız dileklerimle, rahmani
rüyalar göresiniz isterim.
Kâbuslardan uzak rüyalarınızla birlikte gerçek hayatınız da
“dosdoğru bir yolda” seyretsin dilerim.
Sağlık ve esenlik içinde hidayetimiz daim olsun inşallah.
Sizleri selamların en güzeliyle selamlıyor, kalın sağlıcakla
diyorum.
Selâm ve saygılarımla,
hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com
|