|
BAY YÜZDE DOKUZ",
BAŞBAKAN İLE BERABER
Önceki yazımızda Üsküdarlı bir Ermeni’den; Gülbenkyan’dan
söz etmiştik. “Bay yüzde Beş’i Tanıyor muyuz” başlığı
altında. Şimdi de başlığımızı “Bay Yüzde Dokuz” olarak
belirledik. Bay Yüzde Dokuz, ülkemizi ve bizleri yakından
ilgilendirdiği için kendisinden söz etmek istiyorum; Onun
esas adı Bay Rupert Murdoch.
Murdoch, 1931 yılında Avustralya’nın Melbourne şehrinde
dünyaya geldi. Henüz üniversite öğrencisiyken kaybettiği
babası ona iki gazete bıraktı. Bu iki gazete, daha sonra
dünyanın en büyük yazılı ve görsel yayın organlarının mayası
oldu ve onu dünya medyasının en büyük baronu yaptı.
Dünya ve özellikle İngiltere siyaseti ile yakından
ilgileniyor; 2003 yılındaki Irak harekâtına medya
kanallarıyla destek verdi.
O, bu gün, kurduğu 100’e yakın TV kanallarıyla, 200’e yakın
gazetesiyle milyonlarca insana hitap ediyor.
Bazı gazeteleri satın alabilmek için 1985 yılında da ABD
vatandaşı oldu. İngiltere’de de 80’li yıllarda saltanatını
kurdu.
“Dünya Yahudi Konseyi” yönetim kurulunun önde gelen isimleri
arasında yer alıyor.
Asya’da, pasifik’te, İngiltere, Amerika, Avustralya ve
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde insanlar onun penceresinden
seyrediyor ve takip ediyor dünyayı.
Velhasıl o, dergileri, kitapları, basımevleri, kablo ve uydu
sistemleri, TV kanalları, film stüdyoları ile dev bir medya
baronu.
ELİNDE “ŞEYH ABDULLAH” İLE
Bay Mourdoch, 7 Mart 2012 tarihinde Başbakan Erdoğan ile
görüştü. Görüşmeye girerken elindeki kitap ilgi çekiciydi.
Kitabın adı, “Şeyh Abdullah.” Hemen hatırlatalım ki, bu şeyh
Abdullah’ın bizim köşedeki “Şeyh Abdullah Abi” ile alakası
yoktur. Bu Şeyhin asıl adı, İngiliz ajan Philby’dir. Philby,
bir zamanlar Arapları, İngilizler adına Osmanlıya karşı
ayaklandırmakla görevli bir casustur. İşte bu kitap onun
hayat hikâyesini anlatan kitaptır. “Bay Murdoch, neden bu
kitapla görüşme salonuna girdi?” sorusunun cevabını siz
değerli okuyuculara bırakıyorum.
Yazılıp çizilenlere bakılırsa görüşmenin ana konusu medya
alanında ülkemizde yapılacak yatırımlarla ilgili. Bay
Murdoch, 2007 yılında TGRT’yi satın alıp, FOX TV ile medya
dünyamıza girmiş. Ve bu 5. büyük TV kanalıyla reklam
pastasından %9 pay alan Murdoch, Türkiye’nin medya sektörü
açısından önemli olduğunu, yatırım yapabileceğini söylemiş.
ATV’yi de alırsa reklam pastasından alacağı pay toplam %25
olacakmış.
ATV ve Sabah’ın satış arifesinde zuhur eden bu görüşme
ülkemiz açısından gayet önemli. Ama bizim üzerinde durmak ve
sormak istediğimiz bir başka nokta var. Bir önceki yazımızda
sormuştuk: “Bizim yüzde beşliklerimiz nerede?” diye.
Şimdi de soruyoruz:
BİZİM MURDOCH’LARIMIZ NEREDE?
Bizim jenerasyon, çıra, kandil ve elektrik devrini gördü ve
aştı. Artık Nano teknoloji devrini yaşıyoruz. Kafamıza
takılan bir soruyu GOOGLE AMCA’ya soruyor, anında cevap
alıyoruz. Tüm dünyayı ve önemli belgeselleri MURDOCH
AMCA’nın pencerelerinden seyrediyor ve bilgileniyoruz. Bizim
olan; adı Ahmet, Mehmet, Hasan Hüseyin olan yerli
Murdoch’larımız ve Google’larımız nerede, diye sorasım
geliyor.
Globalleşen bir dünyada buna gerek var mı, diye itiraz
etmeyelim lütfen.
Bu ülkede dün, milli ve manevi değerlere önem veren yazılı
ve görsel medya özlemi içinde olanlar vardı.
Dün bu ülkede, Hedonizmden, sekülarizmden uzak politikalarla
yayın yapması istenen bir medyanın özlemini çekenler vardı.
Bu özlemi çekilenler; ses getiren, tüm dünyaya bizi tanıtan
medya organlarıydı. Bu hasretin giderilmesi için içimizden
dev medya patronları çıkmadı maalesef. Sadece hasret
pompalandı ve idealist insanlardan yeri geldi kuruş kuruş
paralar da toplandı dün. Bu imkânlarla irili ufaklı
gazeteler, dergiler ve TV kanallarımız da oldu.
Bunlar sadra şifa mı? Bunlar, herkesin beğenisini kazanacak,
kitleleri ekran başına kilitleyecek yapımlar sunabiliyorlar
mı?
Bunlar inançları, ideolojileri istismar etmeyen ekranlar mı?
Bunlar, marjinal bir topluluğa, bir cemaate değil, toplumun
tümüne hitap eden kanallar mı?
Bunlar, midemize, şehvetimize, şöhretimize, tûl-u
emellerimize (sonu gelmez arzularımıza) ve arzularımıza
değil; ruhumuza, gönlümüze hitap eden ekranlar mı?
Bunlar, ilâhi ve tasavvuf musikisi adı altında, belli
sözlere uyarlanmış köçek havalarını değil; gerçek
musikişinasların ürünü olan ve sanat değeri taşıyan eserleri
bize dinleten kanallar mı?
Bay Murdoch ve Google’larımızın mebzul olması dilek ve
temennilerimle kalınız sağlıcakla.
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |