|
CAMİLERİMİZ VE
VAKIF ESERLERİMİZ (1)
2012 Nisan ayının son günlerinde medya ve siyasetin gündemi,
camilerimiz ve vakıf eserlerimiz oldu.
Biz de, bu bağlamda bilinen ve bilinmeyen bazı konuları
siyasi bir polemiğe girmeden sizlerle birlikte hatırlayalım
ve öğrenelim istedik. Her Elli Metrede Bir Tapu Dedemiz
Fatih, İstanbul’u fethettikten sonra atalarımız, ellişer,
yüzer metre mesafelerle cami, mescit, medrese, imaret tekke
ve zaviyeler inşa ederek bu şehrin bu yapılarla tapusunu
tescil etmişler bir “Vakıf Medeniyeti” kurmuşlardır.
Bunun canlı örneklerini İstanbul’un her yerinde; özellikle
“Sur içinde” görmek mümkündür. Meselâ; Fatih ilçesinin
Fındıkzade semtindeki Kızılelma caddesine geldiğimizde,
çizgileri yüzer metre olan kocaman bir (T) harfinin bir
ucunda Bekir Paşa Camiini, hemen karşısında Beşikçizade
Tekke ve Mescidini, onun elli metre ilerisinde Kasap Halil
Camiini, onun da elli metre ilerisinde Akbaba Camiini
görürüz. Bu caddeden Cuma pazarına, yani (T) harfinin
ayağına doğru yine elli metre ilerlediğimizde; iki sene önce
yıkılan bir gecekondunun içinden çıkan iki metre
yüksekliğinde bir minare ile karşılaşırız. Ve elli metre
daha ilerlediğimizde Başçımahmut Camini, onun da elli metre
ötesinde Haseki Külliyesini ve camiini görürüz.
İhtiyaç Fazlası Camiler için 8 Ocak 1928 tarihinde Diyanet
İşleri Başkanlığı bir genelge çıkarmış.
Bu genelgeye göre iki cami arasında en az 500 m. mesafe
bulunması kuralı getirilmiş ve bu esasa uymayan camiler
ihtiyaç fazlası kabul edilip kapatılmış.
1931 yılına gelindiğinde ise camiler Diyanetten alınıp
Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanmış ve gerekli görülenler
satışa sunulmuş. Meselâ; Kurmalı Mescid: 120 T:L:Kantara
Camii 50 TL Şeyh Mehmet Camii 50 Tl. Sadık Efendi Mescidi
100 TL.Gelin görün ki, bu satış işlemlerine halk rağbet
etmemiş.
Azınlıkların müşteri çıkması yeterli olmayınca bu sefer de
camilerin yıkılmasına, enkazlarının ayrı, arsalarının ayrı
satılmasına karar verilmiş.
Bazı belediyeler bu işe öyle rağbet göstermişler ki, bazen
sağlam camileri bile yıkmışlar.
Takdir Komisyonları Camilerin tarihi olup olmadıkları, sanat
değeri taşıyıp taşımadıkları konusu Maarif Vekâletine (Milli
Eğitim Bakanlığı) verilmiş. Bakanlık kendi bünyesinde
komisyonlar oluşturmuş. Bu komisyonlar, ilkokul
öğretmenlerinden ve bazen de yerel memurlardan teşkil
edilmiş. Bir caminin yıkılıp yıkılmaması, sanat değeri
taşıyıp taşımadığı hakkında bu komisyonlar rapor vermiş. Ne
gariptir ki, bu raporlara göre yıkılan birçok caminin sanat
değeri taşıyan mermer işlemeleri, ahşap kısımları müzelere
kaldırılmıştır.
Depo Ve Müze Yapılanlar II. Dünya savaşında nice camilerin
mühimmat, erzak, elbise deposu olarak kullanıldığını artık
sağır sultanlar bile duydu. Konya’daki tarihi Alâeddin Camii
bile bu uygulamadan nasibini almıştır. Ne gariptir ki,
Mustafa Kemal Atatürk’e RAĞMEN Alâeddin camii bu uygulamaya
tabi tutulmuş, sonra da müze yapılmıştır.
Satılan bazı camileri, bir kısım ehli insaf vatandaşlar
satın almış ve hiç kullanmadan 1950 sonrası iade
etmişlerdir. (Bazı camiler satılırken tapu dairesinde asli
hüviyetine dönüştürülmemesi kaydı konulmuştur.
Meselâ, Bursa’da böyle bir uygulama yapıldığını duymuştum.)
Bu süreç içinde birçok cami, ibadethane vasfını kaybetmedi
ve 1980 ve 90’lı yıllardan sonra asli hüviyetlerine
kavuşturuldu ve kavuşturulmaya da devam edilmektedir.
İstanbul Sirkeci’de Karamustafapaşa Camii “Anadolu Saz
Evi”ne dönüştürülmüş, Bursa’da Çekirge semtinde Otobüs
durağı yanındaki. Lâmi Çelebi Camii, 1960’lı yıllara kadar
senelerce çay ocağı ve langırt salonu olarak kullanılmıştır.
Başbakan bu saydıklarımıza ilaveler de yaptı ve dedi ki:
"Muğla'da kapatılan camide, kadın oynatılıp şarap
içilmiştir. Kahramanmaraş'ta 1945'te Ulu Cami kapatılmıştır.
1947'de Şekerli ve Hatuniye camileri kapatılmış, biri ambar,
diğeri karakol yapılmıştır." Diğer şehirlerimizdeki cami ve
vakıf arazilerinin başına neler gelmiştir?
Merhum Eşref Edip, bu konuda yıllar önce neler demiştir?
Günümüzde neler yapılıyor ve neler yapılmalıdır? Bu
soruların cevaplarını gelecek yazımızda dillendirmeye
çalışalım. Sağlık ve esenlik dileklerimle…
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |