|
YARINLARA DOĞRU
(12) HANGİ TARAFTA OLALIM (1)
SAFIMIZ BELLİ OLSUN MU?
Sevgili Okuyucu!
Bu yazıma fabl türü bir anekdotla başlamak istiyorum.
Hazreti İbrahim’i yakmak için odunlar yığılmış, ateşe
verilmiş. Alevler göklere yükseliyor. Bu arada bir güvercin,
gagasına bir damla su almış ateşin yakıldığı alana doğru
uçuyor. Yolda bir başka güvercin keser yolunu onun:
- Hayrola güvercin kardeş! Nereye böyle? der.
- İbrahim’i yakacaklarmış, gagamdaki su ile onun yardımına
koşuyorum, diye cevap verir güvercin.
- Ama ateş gökleri tutmuş. Senin gagandaki bir damlacık
suyun, o ateşi söndürmeye yeteceğini mi sanıyorsun, diye
sorusuna devam eder yol kesen güvercin.
- “Olsun,” der su taşıyan güvercin. “Ben bu bir damla suyu
götüreyim ki, hiç olmazsa yerim belli olsun.”
Taraf Olmazsan…
Hani bir söz vardır: “Bir taraf olmazsan bertaraf olursun.”
Bu söz doğru galiba.
Her ne kadar, “Boş ver, suya sabuna dokunmadan hayatını
sürdür,” denilmişse de, bu tür bir hayat tarzının kirli
kalmamıza yol açacağını bilmeliyiz.
Aslına bakarsanız bir tarafta yer almak, var olmanın zorunlu
bir sonucudur. Çünkü tüm kâinat, taraflar dengesi üzerine
kurulmuştur. Meselâ; gezegenlerin her biri bir taraftır
evrende. Taraflar arasında denklem bozulursa kozmosta düzen
de bozulur.
Med cezir /gel git/ olayı bize taraf kelimesini hatırlatmaz
mı? Ay dünyamızı kendine doğru, dünyamız da ayı kendi
tarafına doğru çekmek ister. Ama İlâhi yasa ne birinin
ötekine; ne de diğerinin öbürüne galip gelmesine geçit
vermez. Allah’ın, galip gelmesini istediği yegâne taraf
kendi tarafı ve kendi taraftarlarıdır, yani “Hizbullah”.
Mağlup olmasını istediği taraf da “Hizbuşşeytan” yani şeytan
ve şeytanın taraftarlarıdır. Hiçbir zaman kendi mülkünde
şeytan taraftarlarının galibiyetine ilelebet müsaade
etmemiştir. Onun yardımı, daima iyilerden yana olmuştur.
Şeytan taraftarları, fitne ve fesat kazanlarını kaynatmak
için sürekli plan ve tuzak hazırlarlar, ama Allah da, karşı
tuzak hazırlar. Kitap şöyle diyor: “Onlar tuzak kurarken,
Allah da, karşılığında onlara tuzak kuruyor. Allah tuzağa
karşılık verenlerin en iyisidir.” (Enfal, 8/30)
Kitab’ın bu beyanını göz önüne alarak şimdi şu soruyu sormak
isterim:
“Bizim yerimiz, şer ve fitne tuzaklarını en güzel bir
şekilde def edenin yanında mı olmalı, yoksa tuzak
kuranların, fesatçıların yanında mı?”
Çift Kutuplu Bir Dünya
“Hizbullah” ve “hizbüşşeytan” kavramlarını kullandığım için
beni bölücülükle filan itham etmeyiniz sakın. Dünyanın ve
kâinatın realitesinin böyle olduğunu bilelim lütfen.
Bu taraf meselesi, fiziki dünya için geçerli olduğu gibi,
beşeri coğrafya için de geçerlidir. Hatırlayalım lütfen, bir
zamanlar “Çift taraflı dünya”dan söz edilirdi. Tıpkı bir
tahtıravalli gibiydi beşeri ve politik dünyamız. Sovyetlerin
yıkılışından sonra “tek taraflı bir dünya” çıktı karşımıza.
Ve şimdi insanoğlu bunun sancılarını çekiyor zaman zaman.
Sanki birilerinin bastonsuz dolaştığı bir köy gibi oldu
dünyamız.
Manzaraya bakalım. Dinler var; taraf taraf. Mezhepler var;
taraf taraf. Cemaatler, tarikatlar, siyasi partiler var;
onlar da taraf taraf. Tıpkı med cezir hadisesinde olduğu
gibi, her biri kendi taraf ve taraftarlarının çoğalması için
cazibelerini ve güçlerini arttırmaya çalışıyorlar.
Kimileri de “durumdan vazife çıkararak” hizip ve
hizipleşmelerin sayılarını hem arttırmak, hem de bu
pozisyondan yararlanmak istiyorlar.
Yine soralım kendimize: “Peki, biz, bir taraf olalım mı,
olacaksak hangi tarafta olalım?”
‘21.Yüzyılın globalleşen dünyasında, yeniden canlandırılmaya
çalışılan “Soğuk Savaş” Arapların terimiyle “taifiyye”
uygulamaları ile İslâm dünyasında tezgâhlanan mezhepçilik
veya ırkçılık tahrikleri karşısında yerimiz neresi olsun
dersiniz?
Zincirin Son Halkası
Ben derim ki, bizler özgür irademizle. İslâm zincirinin son
halkası içinde yerimizi alalım. Malumunuz bu zincirin
birinci halkası Hz. Âdem ile başlar; son halkası da Hz.
Peygamber (s.a.s) ile biter. Bu zincirin her bir halkası,
yüzyıllar boyu tevhid akidesinin taraftarlarıyla
doldurulmuştur. Bizler de son halkada yerimizi aldık
elhamdülillah. Kitap diyor ki: “Ben Müslümanlardanım’
diyenden daha güzel sözlü var mıdır?” (41/33)
Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, gerekse herhangi bir İslâm
coğrafyasında mezhep ve cemaat çatışmalarının, emperyal ayak
oyunlarının tek panzehiri, işte bu sözdür: “Ben
Müslümanlardan yanayım”
Bu sözü söylediğimiz halde, bir takım izmlerin, cilik ve
culukların fanatizmine kapılarak taraf olursak bilin ki,
kendi elimizle helâkimizi hazırlamış oluruz.
Denilebilir ki: “Ben Müslümanım” diyenler de taraf taraf.
İhlâslı olanları, hasbi olanları, çıkarcı ve münafık
olanları var. Meselâ; Corci Zeydan’ın İslâm Tarihi adlı
eserinde (s.154) zikrettiği gibi, Emevi Halifelerinden olan
Abdülmelik’e bir gün, halife olduğu müjdesi verilir.
Beklediği haberi alan Abdülmelik, okumakta olduğu Kur’an’ı
rastgele bir köşeye bırakırken şu dehşet verici sözleri
söyler: “ Ey Kitap! Seninle artık işim bitmiştir.”
Şu üç günlük hayatımızda bizler de yerimizi Abdülmeliklerin
yanında mı alalım, yoksa samimi ve içten bir Müslüman mı
olalım?
Oluklar Çift
Bakınız Koca Şair ne diyor:
“İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya,
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya.
Su iner basamaklardan hep basamak basamak,
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.
Her şey akar; su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.”
Şimdi bir daha soralım kendimize:
“Şu fani dünyadaki bizim akışımız, nur akan oluk tarafında
mı olsun, yoksa kir ve pislik akan oluk içinde mi?
Kendi kendimize cevabını verelim lütfen.
Edepsizlikte Emsalsiz Olanlar
Fıtrat Kitabımız yaratılışımız hakkında şu bilgiyi veriyor
bizlere:
“Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu en
aşağı dereceye indirdik.” (95/4,5.)
Namık Kemal de, bu ayette ifade edilen aşağı derecede
olanların özelliklerini şöyle sıralıyor:
“Edepsizlikte tekleriz,
Kimi görsek etekleriz,
Ne utanmaz köpekleriz.
Dalkavuklukla irtikâp
İşte etti bizi harap
Sen söyle ey şevket-meap!
Ne utanmaz köpekleriz.
Şimdi bir kez daha soralım kendimize: “Bizler, ayette
belirlenen en güzel fıtratımızla birlikte mi olalım, yoksa
saf değiştirip, utanmaz köpeklerin tarafında mı olalım?
Sorularımızı gelecek yazımızda sürdürmek ümidiyle kalınız
selam, sağlık ve esenlikle..
Şerif Ali Minaz
Eğitimci
E-Posta : simavi-48@hotmail.com |