|
YARINLARA DOĞRU
(14) İNŞİRAH SURESİYLE YAKARIŞ VE MUTLULUK
Çağın Sendromları Ve İnşirah
Âyet meallerini çok güzel bir biçimde, kendine özgü
üslubuyla köşesinde bizlere sunan, zevkle ve ibretle okutan
Mustafa Gül Hoca’ma özendim ben de.
Evet, ben de İnşirah Suresini okurken aklımdan geçenleri,
naz ve niyazlarımı sizlerle paylaşmak istedim.
İnşirah Suresi; sekiz ayetlik kısa bir sure. Müslümanların
çoğunluğu tarafından ezbere bilinen ve sıkça okunan 94.
sure.
Göğsümüzün ferahlamasını, dert ve gamlardan uzaklaşmayı mı
istiyoruz?
Lütfen bu sureyi bilinçli bir şekilde ve sıkça okuyalım.
Hayatın bazı gerçeklerini öğrenmeyi ve yol haritamızı
belirlemeyi mi istiyoruz?
Lütfen bu kısa sureyi hemen ezberleyelim ve dilimizin virdi
yapalım.
Yirmi birinci yüzyılda yaşarken birçok teknolojik
kolaylıklardan yararlanıyoruz. Ama aynı oranda da, iç
dünyamızın yükü ağırlaşıyor. Ruhsal bunalımlar; angsiyete,
stres bu çağın en belirgin ve yaygın hastalıkları oldu.
Bunlardan kurtulmayı yada yakalanmamayı mı istiyoruz?
Lütfen ibadet ve dua zırhına bürünelim, namaz ve
niyazlarımızda, dua literatürümüzde önemli bir yeri olan bu
sureyi özümseyerek okuyalım.
Sûreyi Okurken
Bizler bu sûreyi okurken Yaradan’ımıza şu cümlelerle
münacatta bulunabiliriz:
Rabbim! Sen ki, Peygamberine: “Senin göğsünü açmadık mı?
Senin belini büken yükünü üzerinden atmadık mı?” diye
buyurdun.
Nasıl ki, Sevgili Resûl’ünün göğüs kafesini ferahlattın ise,
bizim de göğsümüzü aç!
Ya Şafi! Kalplerimizi, gerek maddi gerekse manevi
pisliklerden arındır!
Nasıl ki, Sevgili Peygamberini üzen, mücadele azmini kıran,
onu karamsarlığa sürükleyen zorlukları defettiysen; üzerine
kâbus gibi çöken talihsiz olayları silip süpürdüysen; bizim
de tehammül gücümüzü aşan, belimizi büken dertlerimizi
atıver üzerimizden Allah’ım!
Hayat yolunda, canımızı sıkacak olayları, bizi üzecek
dertleri başımıza musallat eyleme!
Biz âhir zaman kulların, öyle bir hayata çattık ki, birileri
hayata kurmuş pusu. Hayatın tuzak ve tuzakçılarından koru
bizleri!
Ya Hadi! Bizler öyle bir gürültü ve patırtının ortasındayız
ki, en çok ihtiyacımız olan maddi varlığımızı bir süreliğine
unutarak, huşu içine dalmayı ve kendimize dönmeyi bile
beceremiyoruz. Üstelik kendimize gelmeyi, derlenip
toparlanmayı, dertlerimizi atmayı istediğimizde, bunu, başka
yerlerde arıyoruz. Meselâ; modernitenin, maddi ve manevi
yönden insanı uyuşturmak için hizmetimize sunduğu eğlence
mekânlarında arıyoruz. Bazılarımız da, tıpkı Hind fakirleri
gibi, sahte ayin ve acayip ritüellerde bulmak gibi bir
yanılgıya düşüyor. İşte bu arayışlar, bu yanılgılar ve
koşuşturmalar da, biz kullarını bunalımlara sürüklüyor,
belimizi büküyor.
Ya Fettah! Çöz bizim sıkıntılarımızı, kurtar bizi bu
labirentlerden!
Bizler sanki araftayız; bir elde Kur’an, diğerinde kadeh. Bu
halimiz, omurgamızı büktüğü gibi, zihinsel bir felç hali de
yaşatıyor bize.
Sen ki, Resulünü Bedir’de, Uhut’ta ve Hendek’te nasıl
sıkıntılardan hemen kurtarıverdiysen, bizleri de şu
nefislerimizle olan savaşımızda zafere kavuşanlardan eyle
Allah’ım!
Ya Malike’l- mülk!
İnanıyoruz ki, tüm kâinat, Sen’in mülkündür; amma Sen’in
mülkünü tıpkı bir ahtapot gibi bir çok İZMler sarmış
durumda. Bilhassa bizler, iki kitabın oluşturduğu iki İZM
arasında sıkışıp kaldık: Kominizm ve Vahşi Kapitalizm. Her
ne kadar birinin ismi, cismi silindiyse de, ikisinin de
manevi dünyamızı alt üst etmek için saldırıları sürmektedir.
Çünkü her ikisinin de kökeni materyalizm. Birisi kıskacına
aldığı milyonları ateistleştirmeye, diğeri de “pratik
ateist” yapmaya çalışıyor. Manevi yönden yükümüz çok ağır;
bu ağırlık da bizim belimizi büküyor.
Bu manevi yüke ilaveten bir de maddi yükümüz var sırtımızda.
Bu iki İZM, kitleleri köleleştirdi, bir lokma bir hırkayı
bile vermekten kaçındılar. Senin nimetlerini tekeline
geçirme hevesine girdiler; biri devlet adına, diğeri dev
şirketler adına.
Biri, paylaşımda, bir kurda dokuz pul verip dokuz kula da,
bir pul vermeyi reva görüyor.
Bir yanda aç ve yoksul olan milyarlar, öbür yanda da,
kullarının kan ve gözyaşları üzerinde taht kuran milyonlar.
Ya Basir! Aslında bunları söylemem zait. Sen bizleri
görüyorsun; mazlumu da zalimi de.
Aç bizim basiretimizi! “İZM”lerin saldırılarından ve
uygulamalarından dolayı bükme belimizi.
İnancımızda, imanımızda sabit kadem kıl bizleri!
Ya Mü’min! Koru bizim imanlarımızı! Artır bizim bilgimizi!
Yakaza halinde tut her daim bizi!
Ya Selam! Çıkar kullarını selamete böylesi bir dünya
cehenneminden!
Ya Mani! Dilersen sen şerlere ve şerirlere mani olursun.
Bir an evvel ya gönder Âdil kullarını, ya da, b’i insaf
olanları insafa getir de, çatırdayıp duran bellerimizin
kırılmasına izin verme, zalimlere fırsat verme Allah’ım!
Ya Cebbar! Zorbaları ancak Sen hizaya getirirsin!
----------------------------------------------------------------------------
Allah’ın, Sevgili Peygamberine (s.a.s.) kolaylaştırdığı
zorluklar nelerdi?
Allah, Sevgili Resulünün şanını nasıl yüceltmişti?
Allah, Sevgili Resulüne ve bizlere bir işi bitirince ne
yapılmasını öğütlemişti?
Bu ve benzer soruların cevaplarını gelecek yazımızda
paylaşmak üzere kalınız selam ve sağlıcakla
Selam ve saygılarımla hoşça kalınız…
Selam ve saygılarımla hoşça kalınız…
Şerif Ali Minaz
serif simavi <simavi-48@hotmail.com> |