|
YARINLARA DOĞRU
(15) İNŞİRAH SURESİ VE HAYATIN YASALARI
İNŞİRAH SÛRESİ
Sevgili okuyucu! Önceki yazımızda İnşirah suresinin ilk üç
ayetinin yorumunu sizlerle paylaşmıştık. Şimdi de, son beş
ayetin yorumunu birlikte okuyalım lütfen!
Şanını Yüceltmedik mi?
Ya Muiz! Sen ki, Peygamberine hitaben, “Senin şanını
yükseltmedik mi?” buyuruyorsun.
Bir zamanlar o kulunun çevresini kendisi için canını feda
etmekten sakınmayan şanlı ashabıyla donattın.
1400 seneden bu yana milyarlarca Mümin O’nu sevgiyle,
saygıyla selamlaya geldi.
Ve şimdi de, onu sevgi ve saygıyla anan, namazlarında senin
huzurunda O’na salat ve selam eden iki milyara yakın
Müslümana onu sevdiriyorsun.
Ayrıca, dünyanın dört bir yanında günde beş kez okunan ezan
ile onun adını söyletiyorsun; hem de Senin yüce adınla
birlikte.
Bu, ne yüce ve ne imrenilesi bir makamdır Ya Rab!
Bizi de onu sevenlerden, O’na selam ve salât edenlerden eyle
Allah’ım!
Ve onu sevenler tarafından da, sevilenlerden kıl bizleri!
Barış Kaf Dağı’nın Arkasında mı?
Allah’ım! 21. Yüzyıl insanı, dünden daha çok bu gün bir şeye
ihtiyaç duyuyor: BARIŞ VE HUZUR.
Sen ki, şanı yüce Peygamberini adı “İSLÂM” yani “BARIŞ” olan
bir dinle gönderdin. O’nun getirdiği mesajlar, yüzyıllar
ötesine de ışık tutsun diye.
O’na, “Asr-ı saadet” (Mutluluk Çağı) denilen bir dönemi
yaşamayı nasip eyledin; kendisinden sonraki ümmetlere de
örnek olsun diye.
Bizleri, o Şanlı Peygamber’in mesajlarıyla aydınlanan ve
huzur bulan kullarından eyle Ya Rab!
Günümüzde huzur ve barış tıpkı Zümrüd-ü Anka gibi oldu. Kaf
dağının ardında mıdır ne. Ortadoğu’da, Uzak Doğu’da, Çin’de
Maçin’de..kulların barışa ve huzura hasrettirler Allah’ım!
Dört gözle bekliyorlar; döner mi bir gün yine o Şanlı
Peygamber’inin saadetli ve barış dolu günleri diye.
Rabbim! Göster yine bu ümmete o “Asr-ı Saadet”i.
Vasat Ümmet Ve Vasat Lider Nerede?
Ya İlâhî! Dünyamızın beşeri coğrafyası şan ve şeref yönünden
gün geçtikçe çoraklaşıyor.
Ahir zaman toplumları, liderlik konusunda eskilerin
tabiriyle müthiş bir “kaht-ı rical” /adam kıtlığı/ dönemini
yaşıyor. Nasıl ki, çöllerin suya hasrettir; kullarının da,
anlı şanlı, kendini halkına adamış liderlere ihtiyacı var.
Şanlı Peygamberinin izinden giden, onun ahlakıyla
ahlaklanmış liderler çıkar O’nun ümmetinden Allah’ım!
Bir ayetinde buyuruyorsun ki: " Biz sizi aşırılıklardan uzak
dengeli bir toplum kıldık ki, insanlara tanıklık edesiniz.
Peygamber de size tanıklık etsin. (…) (Bakara, 2/143).
Ya Rauf! Sen ki kullarına karşı son derece merhametlisin.
Mademki bizleri o şanlı Peygamberin ümmeti kıldın. O şanlı
Peygamberin sağ iken yüzbinlerle ifade edilen bir ümmeti
vardı. Şimdi ise bu rakam iki milyarı buldu. Ama maalesef
eski haşmetli günlerini, dünyaya düzen veren hallerini
yitirdi bu ümmet.
Bu ümmetin, vasat, yani hayırlı ve dengeli bir ümmet olma
yollarını aydınlat! Aşırılıklardan, ifrat ve tefritten,
fanatizmden uzak tut bizleri Ya Rab!
O şanlı Peygamberinin ümmetini, dünya yuvarlağının tam
ortasında tutuyorsun; hem de, yer altı ve yer üstü
zenginliklerini bolca ihsan ettiğin bir coğrafyada.
Ama bu ümmet ve coğrafya on yıllardır yağma ve talancılar
tarafından emperyal amaçlarla işgal edilmek istenmekte,
çeşitli entrika ve tuzaklara maruz kalmaktadır.
Verdiğin bunca nimetleri, adil bir şekilde paylaşmayı nasib
eyle bu ümmete Allah’ım!
Hani o şanlı peygamberin vasat ümmeti, bir zamanlar tüm
dünyaya hikmette, felsefe ve bilimde öncülük ediyordu ya.
Yine o günleri yaşat bu ümmete Ya rab!
Hayatın Temel Yasası: Zorluktan Sonra Kolaylık
Ya Muallim! Peygamberine hayatın gerçeklerini bir bir
öğrettin. Onu, aklıyla ve nefsiyle baş başa bırakmadın. Ona,
birtakım zorlukları yaşatarak hayatın bir mücadele sahnesi
olduğunu öğrettin ve: “ Zorlukla beraber bir kolaylık
vardır,” buyurdun.
Bu gerçeği iyice anlayabilmemiz için bir kez daha tekrar
ederek teyit ettin yasanı:
“ Zorlukla beraber kesinlikle bir kolaylık vardır,” diye
deklare ettin.
Hayat yolunda inançla, azim ve gayretle yürümesini öğütledin
ona.
Bu dünyanın bir sınav dünyası olduğunu, bu sınavda
inananların Sen’in yardımına mutlaka kavuşacakları müjdesini
verdin.
Allah’ım! Bizler ki, senin boyanla boyanmak istiyoruz. Senin
Sevgili Resulünün ahlâkıyla ahlaklanmayı arzu ediyoruz.
Bize de, Peygamberine gösterdiğin kolaylıkları ihsan eyle!
Akılları ve zihinleri, kolaycılığa değil; “KOLAY”a
programlananlardan kıl bizi.
Hedefe ulaşma konusunda gereksiz işlerle uğraştırarak yorma
bizi!
Bu sınav dünyasında, altından kalkamayacağımız dertlerle,
ağır yüklerle karşılaştırma bizleri!
Karşılaştığımız güçlüklerin hemen ardından kolaylıklar
gönder bize!
Kolaylaştır işlerimizi; zorlaştırma!
Güzelliklerle sonuçlandır amellerimizi! Hem burada hem
ahirette.
Bizi, ardından hemen kolaylıklar gelmeyen güçlüklerle
bocalatma Rabbim!
Sen Bâsıtsın; yani en güzel, en hayırlı yolları açansın. Aç
kolaylık yollarını bize!
Bir İşi Bitirince
Ya Allame’l- Ğuyûb! Sen ki gaybı bilirsin. Bizim için meçhul
olan her şey malumdur Sana.
Peygamberini uyarıyorsun. Tembellikten, ataletten ve
durgunluktan sakınmasını öğütlüyorsun. Hayatın hareket ve
eylemden ibaret olduğu gerçeğini hatırlatıyor, hiç mi hiç
boş durmamasını tavsiye ediyorsun: “Bir işi bitirince bir
başka işe koyul,” buyuruyorsun.
Ve hayatın olmazsa olmaz gerçeğini hatırlatarak mesajını
tamamlıyorsun:
“Yalnız Rabbinin rızasını iste,” buyuruyorsun.
Ya Fe’âl! Sen ki, her an faalsin. Bizi de daima faaliyette
olan kullarından eyle! Tembellik ve ataleti at üzerimizden!
İbadetsiz, taatsiz, zikirsiz ve şükürsüz geçen bir hayattan
uzak tut bizleri!
Senin hoşnutluğunu kazandırmayan bir yaşamın manası nedir
ki?
Bunca nimetlerine karşılık Seni bize göstermeyen, bizi
Sensiz yaşatan bir hayatın ne anlamı olabilir ki?
Yâ Hâdî!
Omurgamızı çatırdatan bu hayatın yükünü, ibadetinle, aşkınla
hafiflet bizden!
Bizleri doğru yola hidayet eyle! Nimet verdiklerinin;
peygamberlerinin yoluna ilet Allah’ım! Gazabına uğramışların
yollarından uzak tut bizi ve zürriyetlerimizi!
Allah’ım! Musa kulun sana: “ Rabbim! Göğsümü ferahlat. İşimi
kolaylaştır. (20/25) diye dua etmişti. Bizler de onun
diliyle sana yalvarıyoruz. Kabul buyur dualarımızı!
Ya Gaffar! Sen ki, inanmış kullarına karşı çok merhametli ve
çok bağışlayıcısın. Bağışla bizi. Ört ayıplarımızı. Hem
kendi katında hem kullarının yanında ayıplarımızla utandırma
bizi!
Ya mücibe’d-deavat! Sen ki, dualara mutlaka cevap verirsin.
Kabul eyle dualarımızı
Kalınız sağlıcakla. Ve’s-SELAM.
Selam ve saygılarımla hoşça kalınız…
Şerif Ali Minaz
serif simavi <simavi-48@hotmail.com> |