.

Sayın Abdullah Gözaydın, Cibali Setüstü Sokak'la ilgili haberleriniz.

Cibali Setüstü Sokakta ki tarihin katliamı ile ilgili haberlerinizi ve genel olarak tüm tarihi yarımadaya karşı duyarlı haberlerinizi takdirle, hayranlıkla izliyorum.

Benim çocukluğum bu mahallede geçti.
1960’lı yıllarda bu setin üzerinde boş bir arsa ve arsanın kenarında da tek katlı bir ev vardı.
Bu tek katlı ev yıkıldıktan sonra kitabına uydurularak buraya devasa bir apartman yapıldı. Çocukken biz bu arsada arkadaşlarla top oynardık.
Set üstü o zamanlar boştu ve muazzam bir Haliç manzarasına hâkimdi.
Setin sol tarafında merdivenlerle inilen bir mağara vardı, bu mağarada İsrafil abiler ikamet ediyordu.

Mağara dediysem bu mağara bizim bildiğimiz mağaralara hiç benzemiyordu.
Bu mağara benzeri evde İsrafil abiler oturdukları için biz buraya İsrafillerin mağarası derdik.
İsrafil abinin annesi, biz set üstünde ki arsa da top oynarken, ara sıra bize seslenir ve bir şeyler aldırmak için çocuklardan birisini bakkala gönderirdi.
O yıllarda büyüklere saygı güçlü olduğu için, çocuklardan birisinin hemen koşarak bakkala gitmesi gayet normal bir davranıştı.

Bazen bakkala gitme sırası bende olurdu.
Bakkaldan getirdiklerimi vermek için merdivenlerden aşağıya inerek bu mağara biçiminde ki yeraltı evine girerdim.
Evin içini ilk gördüğümde bayağı şaşırmıştım. Çünkü burası kesinlikle bir mağaraya benzemiyordu.
Evin iç dizaynı ve odalarının konumu gayet düzgündü. İçerde ki taş duvarlar ve duvarların içinde kirişlerin güzelliği burasının daha önceden içinde yaşanılmış eski bir mekânın kalıntısı olduğunu açık seçik belli ediyordu.
Üzerinde top oynadığımız setin altında inşa edilmiş olan ve zamanla bazı bölümleri çökerek toprak altında kalmış, bir tarihi eser olduğu belli oluyordu.
Setin yan tarafında ki sokak yokuş aşağıya Küçükmustapaşa’ya iniyordu ve bu yokuş boyunca uzanan set duvarının içinde bir takım dehlizler vardı.

Set altında ki bu dehlizlerin ve mağaranın eski bir Bizans kilisesi olduğunu rivayet ediliyordu.
Burası kilise iken sonradan Osmanlı döneminde Sinan Paşa tarafından Mescide çevrilmişti.
Uzun yıllar sonra İstanbul sevdasına düşüp, şehrin geçmişine ve tarihi eserlerine ilgi duymaya başlayınca, burasının bir kilise değil de biraz ilerisinde Mollabey de yer alan Bonos Sarayı gibi Bizans döneminden kalma yazlık bir saray olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bizans döneminde 7 tepesinin yamaçlarında şehrin manzarasına hakim yazlık saraylar inşa edilirmiş ve bu yazlık saraylar diğer saraylara göre daha küçük olurmuş. Bizim mahallenin yer aldığı 5. tepenin İstanbul'un en güzel ve en geniş manzarasına sahip olduğu düşünülürse bu tepenin yamaçlarında bir kaç tane yazlık saray olabilir.

Saygılarımla Mustafa xxxxxxx

 


 


 

  

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com