|
YARINLARA DOĞRU(40)
CİBUTİLİLERE SİTEMİMİZ VAR
Güncel Olanın Hatırlattığı
Şu mübarek Ramazan ayında Suriye ve Mısır gibi, İslâm
dünyasının bir çok yerinde kan ve göz yaşı akıyor.
Masumların ahı ve feryadı, arşı alaya yükseliyor.
Şu mübarek ayda, gönülleri hun eyleyen bu manzaraya alkış
tutan ve destek olanlar da boy gösteriyor.
Bu alkışçı ve destekçilerin başında ne yazık ki, Suudi
Arabistan da yer alıyor.
Hani şu, vaktiyle Afrika’nın Cibuti’sinden gelip de, ülke
yönetimini ellerine geçirenlerin bulunduğu Suudi Arabistan.
Mısır’daki darbeye Suud’un maddi ve manevi destek vermesi
bizleri hadsiz üzmüştür doğrusu.
Bu üzüntümüz bize Haremeyn’i yani Mekke ve Medine’yi
hatırlatmıştır.
Bir başka deyişle, atalarımızın yüzyıllarca hizmet verdiği
iki şehri anımsatmıştır.
Kendilerini “Hadimü’l- Haremeyn”; yani iki şehrin hizmetçisi
olarak gören atalarımızın göz bebeği olan Mekke ve
Medine’sini anımsatmıştır.
Bundan dolayıdır ki, içimizdeki feryadı, sitemlerimizi
sizlerle bu yazımızda paylaşmak istedik.
Kâbe’nin Diğerlerinden Farkı
Paganistler, tanrılarını güya yüceltebilmek için mabetlerini
en yüksek tepelere kurarlarken; KÂBE, dağlık ve kayalık bir
coğrafyadaki Mekke’nin irtifaı (yüksekliği) en düşük, en
çukur yerine bina edilmiş.
Neden mi?
Kullar, yeryüzünün en alt tabakalarından Yüce Yaratıcılarına
yalvarış ve yakarışta bulunsunlar diye.
Her gün Mekke’nin evleri ve sakinleri Kâbe’yi selamlasın;
Kâbe’de Mekkelileri selamlasın diye.
Ve Mekke evlerinin bittiği tepelerde Güller Gülü, çocukluk
günlerini yaşarken hayvanları otlatıyormuş; Mekke’nin
sokaklarından evine dönerken Beytullah’ı o masum gözleriyle
temaşa ediyormuş.
Ya Şimdi?
Biliyor musunuz, şimdi o evlerin, o tepelerin, o sokakların
yerlerinde yeller esiyormuş.
Şimdi o Kabe’nin hemen yanıbaşında dev gökdelenler; Zemzem
towerler, Hiltonlar, Sheretonlar yükseliyormuş.
Şimdi, 20.yüzyıla gelinceye dek, 400 yılda atalarımın
yaptığı tarihi eserlerin yerlerinde de, yeller esiyormuş.
Meselâ; 2011 yılında 15 milyar dolara inşa edilen bir yapı,
Kabe’ye tepeden bakarken 1781 yılında dedelerim Osmanlılar
tarafından Mekke’yi korumak için inşa edilen Ecyad
Kalesi’nin yerine bağdaş kurmuş.
Şimdi, Mü’minlerin annesi Hz. Hatice’nin evi, umumi
tuvaletlere yer açmak için feda edilmiş durumdaymış.
Şimdi, Hz. Peygamber’in büyük dostu, mağara arkadaşı Hz. Ebu
Bekir’in evi, yer ile yeksan edilmiş. Onun yerine Hilton
Oteli taht kurmuş.
Şimdi, pek yakında, Kanuni ve 4. Murat dönemlerinde yapılan
revakların, kemerlerin yerlerinde yeller esecekmiş.
Şimdi, tarihe, sanata, maziye değer vermeyen bir anlayışın
icraatları ne yazık ki, dozer ve kepçelerle, dev matkaplarla
her şeyi yakıp yıkıyor, delik deşik ediyor, o mübarek
mekanları toz duman ediyormuş.
Buna rağmen, bu manzaraya Allah’ın kullarından pek azı
hariç, kimse ses çıkarmıyormuş.
Ses çıkarsa ne yazarmış ki?
O itiraz sesine, verilecek cevap hazırmış: “Devlet
otoritemizin kararına kimse karışamaz."
Biz ki, o mübarek şehre vasıl olduğumuzda Sevgili
Peygamberimizin gezdiği tepeleri, sokakları orijinal veya
restore edilmiş halleriyle görmek isterdik.
Biz ki, Beytullah’ı, Mekke’nin her sokağından, her evinden
selamlamak isterdik.
Biz ki, Mekke şehrinin tepelerinde gezinirken, Kâbe’ye bile
inmeden yükseklerden ibadetlerini yapan kodamanların
barındıkları Zemzem tavırlar önümüze zebellah gibi
dikilmesin; seyrimize engel olmasın isterdik.
Velhasıl Sitemimiz Var
Evet, sitemimiz var; Mekke ile Kâbe’nin ilişkisini
kesenlere.
Sitemimiz var; Mekke’yi Kâbe’ye, Kâbe’yi Mekke’ye hasret
bırakanlara.
Sitemimiz var; Kâbe’mizi, yabancı sermayenin otellerine
kuşattıranlara.
Sitemimiz var; metrekaresi 43 bin dolarlarla Dünyanın en
yüksek emlak piyasası olan Monaco’yu 200 bin dolarlarla
geride bırakan ve Mekke’yi bir rant merkezi haline
getirenlere
Sitemimiz var; tarihin, ecdadımızın eserlerinin katillerine.
Sitemimiz var; bu tarih cinayetine seyirci ve sessiz
kalanlara
Suud’un devairi resmiyesinde boy boy isim ve resimlerini
teşhir edenlerin, revaklarla birlikte Hz. Peygamber’in ve
hulefa-i- raşidin’in adlarını yok edecek olanlara.
Sitemimiz var; büyük bir aşk ve heyecanla Beytullah’ı
(Allah’ın evini) görmek için binlerce km. mesafeden
defalarca Mekke’ye gidip de, bu vahşeti işleyenlere kırgın
bir kalple nazar atmayanlara.
Kırgınlık ve hüzünle bakasımız var; bir zamanlar adı
“Darüsselâm” olan kapının adını “Melik Abdülaziz” diye
değiştirip karşısına kralın “Tower”ını(!) dikenlere.
Sitemimiz var; Beytullah’ı bir kuyunun içine atılmış hale
dönüştüren bu Lüks otellerde yatıp kalkanlara; “Alın,
başınıza çalın bu otelleri!” demeyenlere.
Sitemimiz var; İstanbul’da, Anadolu’nun herhangi bir
kentinde Roma’ya, Bizans’a, Hitit veya Lidyalılara ait bir
tuvalet taşına dahi dokunulduğunda kıyametler koparıp da,
söz konusu Beytullah olunca, çıtı çıkmayanlara.
Top yekün SİTEM EDELİM diyorum; 2.000000000 (iki milyar)
Müslüman olarak sitem edelim. Gerekirse bu sitemimizi
demokratik bir hak olarak fiili boykota dönüştürelim mi?
Nasıl mı?
Geliniz, gönlümüzde gül kokulu bir HASRET BAHÇESİ”
oluşturalım.
Bu bahçeyi, Kâbe’nin ve Ravza’nın muhabbet çiçekleriyle
donatalım.
Ve birkaç yıl o mübarek diyarların hasretini çekerek
bedenlerimizin o diyarlarla vuslatını geciktirelim.
Sitemimizi sürdürelim ve birilerinin yaptıklarını “KÜLTÜREL
VANDALİZM olarak nitelendirelim; tıpkı Merkezi İngiltere’de
bulunan İslam Mirası Araştırma Vakfı’nın idari direktörü
İrfan el Alevi’nin vasıflandırdığı gibi.
Tüm İslâm dünyasının böylesi bir tavrından ve siteminden
ders alır mı Cibutililer bilmem ki?
Ramazanı şerifiniz mübarek olsun.
Selâm ve dua ile hoşça kalınız.
Şerif Ali Minaz
simavi-48@hotmail.com |