Baykal
demokrasi dışı tüm projelerde yer alabilir
Ertuğrul Günay: 'Baykal'ın siyaseten temel sorunu halktan umudunu
kesmiş olmasıdır. Sandıktan çıkamayacağını bildiği için, siyaset
dışı yöntemlere prim veriyor. Ara dönemlerden medet umuyor. Tek
hedefi 6 aylık da olsa başbakan olmak...07 / 07 / 2007 06:01
Ertuğrul Günay Yeni Şafak gazetesine konuştu...
Ertuğrul Günay 1970'lerin CHP'sinde en genç il başkanı olarak
siyasete girdi. 35 yılı aşkın süredir siyasette olmasına karşın
sadece bir dönem milletvekilliği yaptı. Buna rağmen CHP'nin, solun
yenilenmesi noktasında bütün tartışmalarda Ertuğrul Günay anılan,
düşüncelerine önem verilen bir kanaat önderi olarak karşımıza
çıkıyor. Türkiye'de sol siyasi tartışma denince akla gelen ilk
isimlerden birisi o. Ve kendi deyimiyle “20 yıldır milletvekili
olmamasına rağmen siyaseten kanaat önderi olarak kalan” ender
insanlardan biri. Günay şimdi AK Parti'de. AK Parti'ye geçmesine
başta Baykal olmak üzere birçok insan tepki gösterdi.
Ertuğrul Günay'ı sol siyaset içinde bu kadar önemli kılan ne?
Ertuğrul Günay bunu siyasette sürekli olarak halkın değerlerine
yakın olmakla açıklıyor. AK Parti tercihini temelde “demokrasiye
sahip çıkmak” olarak açıklayan Günay, önümüzdeki dönem de
parti'nin ağır toplarından biri olacak görünüyor.
İstanbul 1. Bölge'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra 2.
sırada. Ertuğrul Günay'la CHP'den kopuşunu, Baykal'ın liderliğini
ve AK Parti tercihini ve sivil siyaset üzerine konuştuk.
CHP'den kopuş süreciniz ne zaman başladı? 1980 darbesinde
kapatılan partilerin 1991'de yeniden açılma imkanı ortaya çıkınca,
bunu yeni bir siyasi yapılanma için imkan saydık ve CHP'yi yeniden
kurduk. Ben 1992-94 döneminde genel sekreterlik yaptım.
Neden CHP'yi yeniden kurdunuz?
CHP kökleri derinde olan bir parti. Hedefimiz kökleri derinde olan
ama yüzü geleceğe bakan bir partiyi yeniden hayata geçirmekti.
CHP'yi bu amaçla kurduk. Ve bu CHP'nin hâlâ yürürlükte olan
programı bugünkü CHP'nin çok ilerisindedir.
Neler var bu programda?
Mesela yerel yönetim ve yerinden yönetimin güçlendirilmesi, Milli
Güvenlik Kurulu'nun demokratik ülkelerdeki yapıya uygun hale
getirilmesi. Bunu AK Parti bu dönemde gerçekleştirmiştir.
Bugün hiçbir parti programında olmayan netlikte Genelkurmay
Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması önerisi
CHP'nin 1994 programında yer almaktadır. Eğitim konusundaki
başlıkta YÖK'ün kaldırılacağı net biçimde yazar.
İSTİFA ETMEDİM TASFİYE EDİLDİM
Neden ayrıldınız?
O dönemde solda üç parti vardı. CHP dışında, iktidar ortağı olan
SHP ve Ecevit çevresindeki DSP. Ben bu şekilde dağılmış bir solun
başarılı olmayacağını düşündüm. Ve anlamlı birleşmenin Ecevit ile
CHP adının bir araya gelmesi olduğunu ifade ettim. Baykal'ın
hedefi ise SHP ile birleşmekti. Benim projem siyasi, Baykal'ınki
ise bireysel bir çıkara dönük birleşme isteği idi.
Ecevit'le görüştünüz...
Evet, 1994 Temmuz'unda CHP Genel Sekreteri olarak Ecevit'e gittim
ve birleşme projemi anlattım. Ecevit bu projeye sıcak baktı ve
zamana ihtiyacı olduğunu ifade etti. Bu görüşme Baykal'ın hoşuna
gitmedi. Bir hafta sonra Deniz Baykal Cumhuriyet Gazetesi'ne özel
bir demeç vererek “Ecevit solu toparlayamaz” açıklamasında
bulundu. Ecevit'le sonraki görüşmemizde gazeteyi önüme koydu ve
“Siz iyi niyetlisiniz ama bu arkadaşları tanımazsınız, bu proje
mümkün değil” dedi.
Sonra istifa mı ettiniz?
İstifa etmedim, ettirildim. Toplanan Parti Meclisi ve Baykal tüm
MKYK üyelerini istifaya zorladı. Ve ben de düşürülmüş bir genel
sekreter olmamak için istifa ettim.
CHP'den koparıldıktan sonraki seçimlerde başka partilerden de
birlikte siyaset yapmak için teklifler gedi ama ben kabul etmedim.
Yani ben milletvekili olmak için siyaset yapsaydım, bunu 1999 ve
2002 seçimlerinde de yapabilirdim.
Baykal neden sürekli tartışılıyor?
Şu bir gerçek, Baykal Türkiye'yi yönetemez. Kaldı ki geçmişteki
Maliye ve Enerji Bakanlıkları dönemi de başarısızdır. Bunu Sayın
İnönü de bir kurultayda söyledi. Ecevit de daha önce söyledi.
DEMOKRASİ İÇİN AK PARTİ'DEYİM
Baykal'ın siyasi hedefi ne?
Baykal'ın siyaseten temel sorunu halktan umudunu kesmiş olmasıdır.
Artık sandıktan çıkamayacağını biliyor. Bu yüzden siyaset dışı
yöntemlere prim veriyor, ara dönemlerden medet umuyor. Tek hedefi
6 aylık da başbakan olmak. Bunu çok önemsiyor, bunun tek isteği
olduğunu söyleyebilirim.
AK Parti tercihiniz...
Öncelikle şunu ifade edeyim; ben bir siyasi partiden istifa ederek
AK Parti'ye katılmadım. AK Parti'den birlikte siyaset yapma
teklifi patinin kuruluş aşamasında yine geldi ama benim 2001
yılında CHP'deki başkanlık yarışına girmiş olmam vesilesi ile
kabul etmem doğru olmazdı.
Ancak bugün, AK Parti tercihim, bir milletvekilli tercihi değil,
bir demokrasi tercihidir. Bu seçimlerde demokrasiye karşı bir
siyasi oyun oynanıyor. Buna yargı ve ordunun araç edilmeye
çalışıldığı çok açık. Ben demokrasiden yana, halktan yana olduğum
için AK Parti'deyim.
AK Parti'yi siyasi yelpazede nereye yerleştiriyorsunuz?
AK Parti, daha özgürlükçü, daha demokrat, daha sosyal adaletçi,
daha katılımcı özellikleriyle diğer partilerle kıyasladığında daha
solda tabii.
Başbakan Türkiye'de sağ, sol kavramlarının daraltıcı kalıplarını
kırma ve geniş bir toplumsal mutabakata yaratma konusunda çok
samimi. Ve siyaseti, sosyal adalet, demokrasi, haklar ve
özgürlülerin genişletilmesi kapsamında bir bakışı desteklediğini
ifade etti. Ben de bunların çoğuna katılıyorum. AK Parti'nin bu
söylemi tüm Türkiye'yi kapsayan bir siyasete ve ülkeyi yönetmeye
talip. Tabii bunu Başbakan'ın tüm toplumu kavrayacak bir dille
sahipleniyor olması ki, bu çok önemli.
AK Parti'nin yüze 40 civarındaki oyu gerilim üretir mi?
Burada önemli nokta çatışmacı değil uzlaşmacı siyaseti tercihidir.
Türkiye şeffaflaştıkça, katılımcı bir siyaset ve üretim yapısına
geçtikçe değişecektir. Ve devletteki yapısal değişim ancak
siyasetin değişmesiyle başlayacaktır. Siyaset şeffaf oldukça,
devlet şeffaflaşır, siyasetteki dokunulmazlıklar azaldıkça,
devletteki diğer dokunulmazlıklar da azalır. Ben Türkiye'nin bir
değişimden geçtiğini ve bunun zaman yayıldıkça da sağlıklı
sonuçlar vereceğini düşünüyorum. AK Parti bu süreçte sadece bir
ara dönem.
AK Parti'nin beyannamesi sorumluluk örneği
Seçim beyanamesinin temel yaklaşımı şu: Bir dönem daha hükümet
olma şansımız yüksek. Bu yüzden yapamayacağımız vaatlar yerine,
altında ezilmeyeceğimiz bir beyanname hazırlayalım dendi. Temel
hak ve özgürlüklerin genişletilmesi esas hedef. Kısaca Türkiye'de
ortalama insanın rahatsız olmayacağı bir dille yazılmış ve herkesi
kucaklamayı hedefliyor.
Yeni Anayasa?
Anayasa'nın ilk koşulu uzlaşma. Uzlaşma temel haklar, özgürlükler
ve sorumluluklar üçgeninde aranacak. Bundan önce temel alınan
'haklar' ve 'özgürlükler'di. Şimdi buna 'sorumluluk' da ekliyoruz.
Bu hem vatandaşın hem de devletin sorumlulukları.
Başkanlık mı, parlamenter sistem mi?
Bu beyannamede başkanlık sistemi hiç anılmıyor ve parlamenter
sistemin davemı savunuluyor.
Bugünün AK Parti'si 70'lerin CHP'si ile aynı
1970'lerin CHP'si ile 2000'lerin AK Parti'si benzer ama AK Parti
daha şanslı. 1973 ve 1977'de CHP'nin elde ettiği başarılar ile AK
Parti'nin 2002 başarısı ve 22 Temmuz'da elde etmesi beklenen
başarısı benzerlik gösteriyor. Birkaç açıdan. İlki, 12 Mart
sonrasında CHP hem demokrasi hem de sosyal adalet vurgusu ise 1973
de yüzde 30'lara, 1977'de ise yüzde 43'lere çıktı. AK parti de
önce yüzde 34 aldı, şimdi ise yüzde 40'lar civarında oy alması
muhtemel. Bu açıdan örtüşme var. İkinci olarak partilere yönelik
suçlamalar konusunda var. O dönemde kominizm tehlikesi söz
konusuydu ve CHP kominist algılanıp, suçlanıyordu. Şimdi de şeriat
korkusu üretilmiş durumda ve AK Parti şeriatçı algılanıp,
suçlanıyor.
Buda bir başka benzerlik. Üçüncü olarak oy tabanları benzer. CHP o
dönemde dışlanmışlardan, yoksul halk kesimlerinden oy alıyordu, AK
Parti de şimdi benzer tabandan oy alıyor. CHP'nin 1977 seçim
bildirgesinin adı 'Ak Günlere' idi, AK Parti'nin 2007 seçim
bildirgesinin adı 'Nice Ak Yıllara'. Yani bir söylem benzerliği de
var. Bütün bu benzerliklere şimdiki koşullarla kıyasaladığımızda
AK Parti'nin geleceğinin daha şanslı olduğunu görüyoruz. Dış
politika, ekonomi... açısından bakıldığında Türkiye'nin
potansiyeli daha fazla. Yeni dönemde AK Parti'den beklenen sosyal
adalet, gelir dağılımını dengelemesi konularında yeni ve somut
adımlar atması. Ki bu parti politika ve programında bu alanlara
ilişkin projeler var.
|
|
|