|
Harp Akademileri'nde bir neo-faşist!

ABD Enterprise Enstitüsü uzmanı, eski Pentagon
görevlisi Michael Rubin, Rubin, Harp Akademileri
Komutanlığı'nda düzenlenen “Güvenliğin Yeni
Boyutları ve Uluslararası Örgütler” başlıklı
uluslararası sempozyumda, “Asimetrik Tehdit
Kavramı ve Uluslar arası Güvenliğe Yansımaları”
konulu bir sunum yaptı. Rubin, konuşmasında
Ortadoğu ve terörle ilgili birtakım
değerlendirmelerde bulundu. Peki fikirlerine değer
verilen Michael Rubin ve üyesi olduğu Neoconlar
kimler? Yakından tanıyalım...
Irak'ı bu hale getiren, Türkiye'yi bugünkü
tehditlerle yüz yüze bırakan, neo-faşist
çevrelerin önemli isimlerinden Michael Rubin Harp
Akademileri'nde yeni stratejilerini anlattı.
YENİ ŞAFAK İNTERNET- AA
İBRAHİM KARAGÜL'ÜN YORUMU
Harp Akademileri'nde bir neo-faşist!
“Kürtler Türk ordusunu yener”, “Türkiye şeriata
gidiyor”, “İslamcı cumhurbaşkanı mı gelecek”
diyerek Ak Parti'ye, Türkiye'ye savaş açan, iç
savaş senaryoları yazan, provokatörlük ve darbe
çağrıları yapan İsrail aşırı sağına mensup
çevresiyle “İslam'la savaş” yaygaralarına devam
eden, ABD'deki neoconların yeni yetmelerinden
Michael Rubin Harb Akademileri'nin davetlisi. Kim
bu adamlar? Irak'ı bu hale getiren, yüz binlerce
insanı öldüren, Türkiye'yi bugünkü tehditlerle yüz
yüze bırakan, yeni Haçlı Savaşları'nı tetikleyen
neo-faşist çevrelerin yeni yetmeleri.
Büyükanıt'ın konuştuğu güvenlik toplantılarında o
da konuşacak. Ağababaları yıllardır lobicilik
adına Türkiye'nin milyonlarca dolarını yedi.
Yemeye devam ediyorlar. Türkiye'yi ABD ve İsrail
için hizaya sokmak en büyük görevleri. Asparagas,
tahrik, senaryo, yalan konuşurlar, onları
yazarlar. Ve Türkiye'de ciddiye alınırlar.
MİCHAEL RUBİN'İN HARP AKADEMİLERİNDE KONUŞTU
ABD Enterprise Enstitüsü uzmanı, eski Pentagon
görevlisi Michael Rubin, Türkiye'nin 2006
Şubat'ında Hamas'ı davet ederek, uluslararası bir
meşruiyet kazandırdığı eleştirisinde bulundu.
Rubin, “Hamas ve PKK ikisi de terör grubudur.
Hizbullah da öyledir. Greenpeace bile otobüslere
bomba yerleştirse, amaçları ne kadar güzel olursa
olsun terör örgütü olur” dedi.
Rubin, Harp Akademileri Komutanlığı'nda düzenlenen
“Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası
Örgütler” başlıklı uluslararası sempozyumda,
“Asimetrik Tehdit Kavramı ve Uluslar arası
Güvenliğe Yansımaları” konulu bir sunum yaptı.
Terörün tanımının olmadığını ifade eden Rubin, her
yerde olduğu halde ne olduğu konusunda çok az
mutabakat olduğunu belirtti. Asimetrik tehditteki
asıl tartışmanın “zayıfın güçlüyü nasıl
durdurabileceği” noktasında kilitlendiğini
vurgulayan Rubin, soğuk savaş döneminin ardından
1996'da ABD parlamentosunun Pentagon'a bir savunma
stratejisi geliştirilmesi yönünde talimat
verdiğini kaydetti. Asimetrik tehdidin, o zamanlar
hassasiyetlerin kullanılması şeklinde ortaya
çıktığını anlatan Rubin, SSCB'nin çökmesinden
sonra Rusya'nın taktik nükleer silahlarından
yararlanmaya yöneldiğini, kısıtlı ekonomik
kaynaklarını balistik silahlar yerine taktik
silahlar için ayırdığını anlattı.
İki tür asimetrik stratejinin tartışıldığını ifade
eden Rubin, bunlardan ilkinin teknoloji,
ikincisinin terör olduğunu kaydetti. Artık
dördüncü nesil savaşlardan bahsedildiğini, Kuveyt
savaşının ardından teknolojinin yeni nesil
savaşları temsil ettiğini dile getiren Rubin,
teknolojiye vurgunun gittikçe arttığını söyledi.
Çin ve Kuzey Kore doktrininde teknolojinin kilit
bir rol oynadığını ifade eden Rubin, şöyle
konuştu: “Terörizm bir taktiktir. Amerikalılar
terörle topyekün macadele etmesi doğru değil.
Terör bir yöntemdir, hedef değildir. Teknolojiyle
arasında bir bağlantı var. Teröre sadece zayıfın
stratejisi demek yanlıştır. Terör bir stratejidir.
Devlet desteğinde, devletin gücü kadar güçlü ve
zayıftır. Yunanistan, Türkiye'ye karşı faaliyet
gösteren terör örgütlerine 1980-1990'lı yıllarda
destek verdi. Burada amaç Türkiye'nin gücünü
azaltmak ve aradaki gücü dengelemekti.”
“GREENPEACE OTOBÜSLERE BOMBA YERLEŞTİRSE...”
Rubin, terörizmin bazı destekleri bulunduğunu da
belirterek, şöyle devam etti: “Belçika hükümetinin
PKK'nın medya kolu Roj TV'ye verdiği destek, bu
grubu olumlu hale getirmiş, onaylamıştır. Bu da
dolayısıyla onlara cesaret veriyor. Irak, Mısır,
Fransa'da aynı şekilde teröre destek veren
televizyon kanalları var. Böylece uluslararası bir
meşruiyet kazandırıyorsunuz. Türkiye, 2006
Şubatında Hamas'ı davet ederek, uluslararası bir
meşruiyet kazandırdı. Böylece diğer terör
örgütleriyle mücadelede zorlanıldı.”
Terörizmin taktiğinin sivilleri hedef almak
olduğunu belirten Rubin, bu hareketlerin gayri
meşru olduğunu kaydetti. Rubin, “Hamas ve PKK
ikisi de terör grubudur. Hizbullah da öyledir.
Greenpeace bile otobüslere bomba yerleştirse,
amaçları ne kadar güzel olursa olsun terör örgütü
olur” dedi.
Rubin, Batı'nın bazen teröristlere destek
hareketlerinde bulunduğuna dikkati çekerek, eğer
teröristler maksimum düzeyde haklar elde edeceğine
inanırsa, gidip sivillerin üzerine ateş etmemek
için üzerinde herhangi bir kısıtlama
hissetmeyeceğini ifade etti.
“ÖNLEYİCİ DİPLOMASİ”
“Asimetrik tehditle nasıl başa çıkılmalı?” diye
soran Rubin, bu konuda “önleyici diplomasinin”
önemine dikkati çekti. Bush'un diplomasisinin
eleştirilebileceğini, ancak alternatifinin her
zaman iyi bir çözüm olduğu anlamına da
gelmeyeceğini söyledi. 2002'de önleyici doktrinin
öne sürüldüğünü, ancak uluslararası
organizasyonların problemlerin çözümünde yeterli
olmadığını anlattı. Diplomatik yollar uygun
şekilde uygulanmadığında asimetrik tehditleri
çözemeyeceğini ifade eden Rubin, bunun özellikle
terör eylemlerinde ortaya çıktığını kaydetti.
Rubin, “Kürt lider Barzani, şiddeti kınıyor.
Ancak, Ankara terör karşısında siyasi tavizler
vermeli mi? Irak Kürt liderlerindeki asimetrik
tehdit problemi terörü şiddetlendirecek
mahiyettedir” dedi.
Rubin, buna, FKÖ Lideri Yaser Arafat'ın, 1996'da
bir konferansta 'İsrail, Filistin taleplerini
dinlesin. 30 bin askerimiz var' şeklindeki
sözlerini örnek gösterdi.
Avrupa'nın İran'a yönelik politikasının 10 yıl
istikrarlı devam ettiğini, Muhammed Hatemi'yi
kendisine uygun bir partner görmesiyle 2002-2005
yıllarında ticaret hacmini üç katına taşıdığını
anlatan Rubin, Tahran'ın kazandığı bu parayı
nükleer güç ve silahlanmaya harcadığını, problemin
azalması yerine arttığını kaydetti.
“GEREĞİ YAPILMAZSA...”
Rubin, Batı Avrupa demokrasileri gereğini
yapmadığında Irak'taki gibi diğerlerinin
yüreklendirilmiş olacağını söyledi. ABD'de gelecek
yıl seçimlere gidileceği, birçok politikacının
Irak'tan ABD askerlerinin çekilmesini savunduğunu
belirten Rubin, “Ancak bundan sonrası Irak
açısından naif kalacak. Bu, terör örgütlerine
Batının terörü gördüğünde kaçacağı mesajını
verecek. Diplomasi her zaman başvurulacak ilk çare
olmalı. 100 olaydan 99'unda belki silaha müracaat
gerekmeyecek, ancak bazen de tek işe yarar çare
silah olacaktır” diye konuştu.
Asimetrik savaşta teröristlerin doğal bir
üstünlüğe sahip olduğunu belirten Rubin, Batı
demokrasilerinin asimetrik stratejiye uygun bir
ortam sağladığını, çünkü teröristlerin kontrol
ettikleri insanları yönlendirebildiklerini
anlattı. Rubin, “Irak'ın kuzeyine
gerçekleştirdiğim ziyarette, sıradan Kürtlerin,
yerel halkın, Kandil dağında bulunan grupların
kendi üzerlerinde silahlı baskı kurmasından
rahatsız olduklarını dinledim” dedi.
Terör örgütlerini durdurmak için her zaman
demokrasinin unsurlarının kullanılamayacağını
ifade eden Rubin, asimetrik tehditlere karşı
bunlardan haberdar olmak, bunları iyi anlamak
gerektiğini kaydetti.
01.06.2007
|