|
İslami Terör yanlış ifade
02 Haziran 2007 Cumartesi 00:04
Genelkurmay
2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, "İslami
terör"ün yanlış bir anlayış ve ifade olduğunu
vurgulayarak, "Din, Allah ile kul arasındaki bir
inanç ve gönül bağıdır. Bu bağı başka maksat ve
beklentiler için kullanırsanız o, din olmaktan
çıkar, eklediğiniz sıfatın hüviyetini kazanır.
İşte bu yönden ılımlı, siyasal, radikal,
demokratik, siyasi gibi sıfatlar eklemek de doğru
değildir. Bu yaklaşımlar Batı ile Doğu arasındaki
işbirliğini daha da imkansız hale getirmektedir"
dedi.
Harp Akademilerinde düzenlenen "Güvenliğin Yeni
Boyutları ve Uluslararası Örgütler" konulu
sempozyumda Saygun, bugün yaşanan olaylar ile
ülkelerin birbirinden farklı güvenlik algılamaları
birlikte incelendiğinde, Batı ile Doğu arasında
şiddeti gittikçe artan endişe verici
anlaşmazlıkların var olduğunu kaydederek, bu
anlaşmazlığın temelinin dine dayandırılmasının
meselenin çözümünü zorlaştırdığını söyledi.
Saygun, 2 milyara yakın Müslümanın potansiyel
terörist olarak görülmesinin Batıda bir genel
politika ve anlayış olarak benimsenmiş olmasının
işbirliğinin önündeki en büyük problem olarak
ortaya çıktığını söyledi.
Saygun, "Kur'an-ı Kerim'in satır aralarından
sözcükler seçip, bunlarla İslamın şiddet yanlısı
bir din olduğu yolundaki iddialarda bulunmanın her
ne kadar yanlışsa, dini, terörist faaliyetleri
kamufle edecek bir paravan olarak göstermek de
yanlış ve kabul edilemez. Bugün Irak'ta
Türkiye'nin sivil zayiatı, ABD hariç diğer
koalisyon güçlerinin askeri zayiatlarından
fazladır. Irak'a sadece ekmek parası kazanmak,
geçimini sağlamak için giden Türk şoför ve inşaat
işçilerinin, İslam adına olduğu iddiasıyla başka
Müslümanlar tarafından hunharca öldürülmesini din
adına yapıldığı iddiasıyla kabul etmemiz mümkün
değildir" dedi.
Terörün aynı zamanda ayrılıkçı, etnik akımlardan
da beslendiğini söyleyen Saygun, bunun da en az
diğeri kadar küresel güvenliği tehdit eden
boyutlarda olduğunu söyledi.
Terörizm öncelikli tehdit
İSTANBUL (A. A)
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun Genelkurmay Askeri
Tarih ve Stratejik Etüt (ATESE) Başkanlığı koordinatörlüğünde,
Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Başkanlığı tarafından
Harp Akademilerinde düzenlenen "Güvenliğin Yeni Boyutları ve
Uluslararası Örgütler" konulu uluslararası sempozyumun kapanış
konuşmasında, sempozyum esnasında yaşanılan yüzyılda dünya barışı
ve güvenliği için en büyük tehdidin ve krizlerin ana kaynağının
terörizm olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğunun görüldüğünü
söyledi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından ifade
edildiği gibi terörün tanımında, Batı'taki yaygın yaklaşım gibi
sadece radikal din sömürüsünden kaynaklanan terörün anlaşılmaması
gerektiğini belirten Orgeneral Saygun, şunları söyledi:
"Terör aynı zamanda ayrılıkçı, etnik akımlardan da beslenmektedir.
Bu kaynaklardan beslenen terör de en az diğeri kadar küresel
güvenliği tehdit eden boyutlardadır. Bugün itibarıyla terör hiç
kimsenin ve hiçbir ülkenin kendini güvende hissedemeyeceği bir
ortam oluşturmuş, terörist örgütlerin radyolojik, biyolojik veya
kimyasal silahlara sahip olma olasılıklarından dolayı da çok daha
tehdit edici, ülkelerin iç meselesi olmaktan öte inanılmaz bir
boyut kazanmıştır.
Bu gelişmelerin farkına varmakta geç kalan tüm ülkelere telafisi
zor zararlar verebilecek sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin,
gençliğin uyuşturucu ile zehirlenmesi sosyal güvenlik
sistemlerinin istismarı, insan ve silah kaçakçılığı, adi
suçlardaki artış gibi olaylar derinliğine incelendiğinde hemen
tamamının ardından ve altından terör örgütleri bağlantısıyla
karşılaşılması kaçınılmazdır.
Teröre kendilerine zarar vermemesi için müsamaha gösterenler, bir
gün mutlaka bu terörden zarar göreceklerdir. Yakın geçmişimiz,
bunun örnekleriyle doludur. Hal böyle iken teröre sadece insan
hakları, özgürlükler tanımının arkasından bir anlamda sempatiyle
yaklaşılması ve hatta terörün bir araç olarak görülmesi eğilimi de
son derece tehlikelidir. Tanım üzerine mutabık kalınmasa dahi,
ortak bir anlayışa varılması, işbirliği yönünde çözümler
üretilmesi bir zorunluluktur.
Özellikle PKK terör örgütü için söylediklerimin tamamı geçerlidir.
Savunduğunu iddia ettiği masum insanlara zarar vermekten
çekinmeyen, sık sık renk ve isim değiştiren, Marksist-Leninistlikten
radikal dincilerle işbirliğine varan bir boyutta eylemlerini
sürdüren bu terör örgütü, Irak'taki gelişmelerden en çok
yararlanan grupların başında gelmektedir. "
"TERÖRE KARŞI GEREKLİ TEDBİRLER ALINMIYOR"
Orgeneral Saygun, 11 Eylül saldırılarından sonra bütün
uluslararası kuruluşların, terörle mücadele için çok çeşitli
kararlar aldıklarını, dokümanlar yayınladıklarını belirterek,
ancak bütün bu konseptler ve teşkilatlanmaların öngörülen
tedbirlerin uygulamaya konulmasıyla bir anlam ifade edebileceğini
söyledi. Bugün bu noktanın çok uzağında olunduğunu vurgulayan
Orgeneral Saygun, "İlgili ülkelerin teröre karşı gerekli tedbiri
almaması veya bu kararların belli bölge ve ülkelere karşı
uygulamalarını anlamakta güçlük çekmekteyiz" dedi.
BM Güvenlik Konseyinin konuyla ilgili kararlarına atıfta bulunan
Orgeneral Saygun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kararlar bütün devletlerden kendi ülke topraklarını, diğer
ülkelere ve diğer ülke vatandaşlarına yönelik terörist eylem yapan
ya da yardım eden, planlayan veya finanse eden kişilerin
kullanımının engellenmesi, terörün finansmanının yok edilmesi,
terörist eylemlerin önlenmesi ve yok edilmesi konusunda işbirliği
yapmaları ve bilgi alışverişine bulunmaları konusunu
düzenlemiştir.
Güvenliğin eşit paylaşılması ve bölünmezliğin kabul edilmesi
önemlidir.
Sempozyumda özellikle bu konuda uluslararası kuruluşlar arasındaki
işbirliği ihtiyacının fevkalade arttığı ortaya çıkmış, gayret ve
kaynak israfına yol açan gereksiz tekrarlardan kaçınılmasının
önemi vurgulanmıştır. "
Orgeneral Saygun, enerji, çevre ve sınır aşan kaynakların
paylaşımının ileride ülkeler arasında birtakım gerginliklere neden
olacağının sinyallerinin verdiğini de söyledi.
Bölgesel yaklaşımların ülkeler arasında gruplaşmayı çoğalttığını
belirten Saygun, bu grupların diğer gruplarla çatışma içinde
olmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Saygun, "Bu oluşumların
da bölgesel çatışma risklerini artırabileceği hafızalarda
tutulması gereken önemli konulardandır" dedi.
TÜRKLÜK TANIMI
Orgeneral Saygun, "Türklük nedir" diye bir soru sorulduğunu
belirterek, şu yanıtı verdi:
"Bunun cevabı çok basit. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye
halkına Türk Milleti denir. Büyük Atatürk tarafından formüle
edilmiş, birleştirici, kapsayıcı, başkalarını dışlamayan 'Ne mutlu
Türküm diyene' felsefesini yüreğinde hisseden herkese açık olan
bir milliyetçiliktir. Bizim milliyetçiliğimiz sadece vatanını,
milletini, devletini, bayrağını, kendi insanını sevmektir. Başka
bir amacı ve başak bir hedefi yoktur" diye konuştu.
BÖLGELER ARASI FARKLILIK İDDİALARI
Orgeneral Saygun, bölgeler arası farklılık konusunda sempozyum
izleyenleri tarafından dile getirilen görüşlere de değinerek,
şöyle konuştu:
"Bugün Güneydoğu Anadolu bölgemizin diğerlerinden geri kaldığını,
buraya devletin yeteri kadar ilgi göstermediğini savunanlar oldu.
Bu doğru değildir.
Bugün eğer eğitimde gerilik varsa o zaman PKK'lı teröristlerin
okulları niçin yaktığını, öğretmenlerin niçin öldürüldüklerini
sormak gerekir. Bugün hala telefonla konuşma sıkıntısı varsa o
zaman teröristlere niçin santralları, ulaştırma merkezlerini,
telekomünikasyon merkezlerini tahrip ettiklerin sormak lazımdır.
Eğer yol sorunu varsa, yol şantiyelerini, iş makinalarını
yaktıklarını köprüleri uçurduklarını sormak gerekir. Amaç bölgeye
hizmet gitmesini önlemek ve her an için istismar edebilecekleri
bir konumda bölgeyi tutmaktır. Belki bu bölgeye yeteri kadar
hizmet gitmiyor, ama bu bölgeye özel olarak hizmetin götürülmediği
iddialarını kabul etmek mümkün değildir. "
01.06.2007
|