Osmanlı yadigarı tren, istasyonda hacıları bekliyor

Osmanlı’nın bir asır önce inşa ettiği Hicaz Demiryolu’nun son durağı yüzyıllık garipliğinden nihayet kurtuldu. Restorasyon çalışması dört yıl sürdü. O devrin çağdaş ulaşım aracı trenin ilk yatırımlarını Medine’ye yapan ecdadın hassasiyetini biz gösteremedik.
--------------------------------------------------------------------------------
Osmanlı Devleti'nin 100 yıl önce inşa ettiği Medine Tren İstasyonu’ndaki restorasyon çalışması tamamlandı. Hicaz Demiryolu’nun son durağı şimdi yeni ziyaretçilerini bekliyor. Hac ve umre vesilesiyle kutsal topraklara giden vatandaşlarımız bu sene park ve müzeye dönüştürülen Medine Tren İstasyonu’nda, Osmanlı döneminden kalma orijinal lokomotiflerin vagonlarında gezinti yapıp, istasyonun bahçesinde sohbet edebilecek.

Suudi Arabistan'ın, Mekke'deki Ecyad kalesinin yıkılmasından hemen sonra Türkiye'den ve İslam dünyasından gelecek tepkileri yumuşatmak için başlattığı restorasyon çalışmaları 3,5 yılda bitirildi. Maliyet 24 milyon riyali, yani 9 trilyon lirayı buldu.

Çevre düzenlemesi yapılan ve restore edilen 180 bin metrekarelik bölgeye 3 bin 800 metrelik ray döşendi. Peygamber Efendimiz'in (SAV) kabrinin yanıbaşında yer alan istasyon, 100 yıllık lokomotif ve vagonları, binası ve Anberiye Mescidi ile birlikte onarılarak geri kazanıldı.

Osmanlı'nın en zor yıllarında inşa edilmişti

Osmanlı'nın sıkıntı dolu yıllarında başlattığı ve 1906'da tamamladığı Hicaz Demiryolu, kutsal topraklardaki en önemli hizmetlerden biriydi. İstanbul'dan yola çıkan bir tren Medine'ye sağ salim varabiliyordu. Dokuz yıl hizmet veren demiryolu İngiliz işgaliyle Osmanlı'nın elinden çıktı. Haydarpaşa Garı’ndan Medine'ye kadar tren hattı 3 bin 600 kilometreyi buluyordu. Hattın Medine kent çıkışından itibaren 45 kilometrelik kısmı o dönemde İngilizler tarafından tahrip edildi ve kullanılmaz hale getirildi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ise kaderine terk edildi. Suriye, Ürdün gibi ülkelerce tren hattının günümüzde kısmen de olsa kullanıldığı biliniyor. Şimdi restore edilen kısım Medinelilerin Anberiye diye adlandırdığı istasyon binası ve çevresindeki bölgeyi kapsıyor. Yani bitirilen istasyonun Hicaz Demiryolu’nun kalan kısmıyla irtibatı yok.

Restorasyonun arkasındaki kahramanlık hikayeleri de ibretlik. Medine'de, istasyon kapısından itibaren sizi karşılayacak ilk simalardan biri Türk marangoz ve oymacı ustası Harun Asil. Restorasyon çalışmalarının içinde yer alan Asil, park ve müzeye dönüştürülen Anberiye'nin turizme açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla diplomatik baskı yapılması gerektiğine işaret ediyor.

Umre ve hac turlarında resmi olarak yer almıyor

Lokomotiflerin tamirinden istasyonun inşasına, vagonların ahşap işlemelerinin yapılmasına kadar birçok işte emeği var Harun Asil'in. Yirmi üç yıl önce Suudi Arabistan'ın Taif kentine Buharalı müteahhit Mahmut Can'ın katkılarıyla gelen Asil, marangoz olarak ünü yayıldıktan sonra Suudi yetkililerce Medine'ye çağrılmış. Ancak onu istasyona bağlayan şey Ehl-i Beyt ve sahabelere ilişkin gördüğü rüyalar olmuş. Asil, bir dönem istasyonla yatıp, istasyonla kalkmış.

Mescid-i Nebi, Mescid-i Kuba, Kıbleteyn Mescidi, Uhud tepesi gibi dini ziyaret mekanlarından sonra kutsal topraklarda en çok ilgi gören yer Medine Tren İstasyonu. Ancak resmi olarak turizme açık değil. Şimdilerde yaşanan sıkıntı ise, ziyaretlerin istasyonda bulunan ve çalışan insanların inisiyatifi ile gerçekleştirilmesi. Bunun yerine rehberlerin yer aldığı, ziyaret çizelgelerinde bulunan bir turizm planının uygulanması gerekiyor.

Rayları Sudan, lokomotifi Hindistan tamir etti

Otobüs garajı ve itfaiye meydanı olarak kullanılan istasyonun yeniden inşasında Türkiye, Suriye, Sudan, Hindistan ve Mısır'dan gelen ekipler çalışmış. Hindistan'ın gönderdiği Muhammed Abdurrezzak isimli lokomotif mühendisi ile Sudan'dan gelen bir mühendis önce rayların yeniden döşenmesini, sonra lokomotiflerin çalışır hale gelmesini sağlamış. Sudan hükümeti hiçbir ücret almadan istasyonun eskiyen tren raylarını yenilemiş. Restorasyonu yapan Alturas İnşaat Şirketi, Suudi Arabistan Kraliyet ailesinden Riyad Emiri'nin oğlu Emir Bin Selman Sultan Abdülaziz'e ait.

Harun Asil'in verdiği bilgiye göre orijinal lokomotiflerin tamiri için Türkiye'den beklenen destek, hem Suudi yetkililerin soğuk davranması hem de Türk tarafının eksik girişimleri sebebiyle sonuçsuz kalmış. Bürokratik sıkıntıların restorasyonun sağlıklı yürümesini engellediğini belirten Asil, kendi cebinden malzeme almak zorunda kaldığına işaret ediyor. Harun Asil, 170 milyara yakın faturalı harcaması için de konsolosluk ve dışişleri bakanlığı kanalıyla girişimlerde bulunmuş. Asil, "Burası benim dedelerimin yeri, benim içim buruk bir şekilde feryat ediyordu. Ziyarete gelen Türk hacılardan Suudi hükümeti rahatsız oldu ve bir dönem kapılara kilit vuruldu. Ben bu kilitleri kavga dövüş açtırdım. Her şey aslına uygun bir şekilde restore edildi. Usulen, baştan savma yapılması ağırıma gidiyordu. Şükürler olsun şimdi eski haline sadık kalınarak tamamlandı" diyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, İstanbul ile Medine kentlerinin kardeş şehir ilan edilmesinin ardından, şehri gezerken Medine Belediye Sarayı'nın hemen karşısında bulunan harap haldeki istasyona sahip çıkılmasını istemiş ve destek sözü vermiş.

Buharlı lokomotiften, gül suyu vagonuna

Restorasyon sayesinde, çürümeye terk edilen beş lokomotiften üçü kurtarılmış. İkisi istasyonun tamir atölyesi kısmında ziyarete açılmış. Yüzyıllık emektar buharlı lokomotif ise aylarca süren tamir çalışmalarından sonra raylarda yürütülebilmiş. Şimdi Hindistan'dan getirilen taş kömürü ile çalışıyor. Vagonlardan ise 5 tanesi tamir edilmiş. Demir gövde ve tekerleklerin üstüne inşa edilen ahşap kısımlar Türk marangoz Asil'in elinden çıkmış. Bir yolcu vagonu, canlı hayvan vagonu, lokomotifin yakıtı taş kömürlerin taşındığı iki vagon. En önemlisi, Osmanlı'nın Medine'ye gül suyu taşımak için kullandığı vagon yeni baştan inşa edilmiş. Lokomotif ve vagonlarla istasyon alanı içerisinde mini bir gezi yapılabiliyor artık. Osmanlı yapımı tren istasyonu, hac ve umre vesilesiyle kutsal topraklara gelen tüm insanlara gezi ve dinlenme yeri olarak hizmet vermesinin yanında, buharlı tren gezisiyle tarihi bir nostalji yaşatacak. Ayrıca eski dönemde askeri koğuş ve Abdulhamid Han'ın misafirhanesi olarak yapılan bölümler tarihi eşyalar ve eserlerin sergilendiği müze olarak hizmet verecek.

Mescid-i Nebevi'nin güneyinde Anberiye tarafında Osmanlı Askeri Kışlası yapılmış. Sonra ilgisizlikten yıkılmış. İki minareli Anberiye Mescidi hâlâ ayakta ve istasyonla birlikte restore edilen eserler arasında. Medine Tren İstasyonu'nda inenler, kıble istikametinde karşılarında Ravza-i Mutahhara'yı bulurlarmış. Birbirinden ilginç hatıraları barındıran istasyonda en ilginç hatıralardan biri de milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a ait. Çanakkale Savaşı'nın zaferle sonuçlandığını Medine'de öğrenen Akif, Çanakkale Destanı'nın kaleme alırken bundan esinlenerek, "Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber" dizelerini yazmış.

İstasyona ziyarete giden hacıların en çok konuştuğu hatıralardan biri de raylara döşenen keçelerle ilgili. O günün teknik imkanlarıyla yapılan kara tren çok gürültü çıkarıyormuş. 'Allah Resülü'nün kabrinde rahatsız edilmemesi' düşüncesi Medine'nin içine giren trenin hareket ettiği raylara keçeler döşetmiş. Mescid-i Nebi'ye 15 dakika yürüme mesafesindeki istasyon şimdi yeni yüzüyle ziyaretçilerini bekliyor.

RAYLAR MEDİNE’DEN AVRUPA’YA UZANIYORDU

Osmanlı devrinde sadece Hicaz bölgesinde 10 mescid, 17 medrese, 12 kütüphane, 8 tekke, 932 dükkan, 4 han, 2 hamam ve birçok misafirhane yapılmış. Bu eserlerin inşasında temel amaç hacıların ve bölge halkının istifadesi olmuş. Abdülmecid Han döneminde Mescid–i Nebevi'nin genişletilmesi, II. Abdülhamid Han devrinde ise Hicaz Demiryolu’nun inşası öne çıkmış. Hatta Abdülhamid Han demiryolunun Medine'ye kadar ulaşması için İslâm dünyasında özel bir yardım fonu oluşturmuş. Medine'den yola çıkan biri, Şam ve İstanbul üstünden Avrupa'ya kadar gidebilmiş. Raylar Medine'ye kadar uzanınca şehrin refahı artmış, ticari hayatı hareketlenmiş. Ancak 9 senelik hizmetten sonra İngilizlerin tahribiyle Medine'ye uzanan rayların Osmanlı ve dünya ile irtibatı kesilmiş. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra hem Hicaz demiryolu hem Medine Tren İstasyonu kaderine terk edilmiş
 



Hicaz Demiryolu 'İstanbul-Mekke Demiryolu' oluyor


II. Abdülhamid tarafından 99 yıl önce hizmete açılan 'Hicaz Demiryolu'nun adı, Suudi Arabistan yetkililerinin isteği üzerine değiştirildi. Hicaz Demiryolu'nun yeni adı, 'İstanbul-Mekke Demiryolu Projesi' oldu.



Proje hakkında, geçen hafta Türkiye'ye ziyarette bulunan Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz El Suud'a da bilgi verildi. Türkiye'nin üzerinde ısrarla durduğu, Suriye ve Ürdün'ün de desteklediği projeye Arabistan da onay verirse demiryolu ile Mekke'den Avrupa'ya kesintisiz yolculuk yapılabilecek. Proje hayata geçtiğinde yılda 10 milyon yolcu taşınacak. Bu sayede Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın birbirleriyle ve bölge ülkeleriyle ticaretine de önemli katkı sağlanacak.

Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri, 4 yıldan bu yana proje üzerinde çalıştıklarını ve Suudi Arabistan yetkililerinin de projeye eskisi gibi soğuk olmadığını belirtiyor. İkinci Abdülhamid'in hizmete açtığı Hicaz Demiryolu'nun yeniden canlandırılması için yürtülen çalışmada, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında yapılan görüşmede, ilk sorun projenin ismi üzerinde yaşandı. Arap yetkililer Osmanlı'yı çağrıştırdığı için 'Hicaz Demiryolu' denilmesine karşı çıkınca projenin adı 'İstanbul-Mekke Demiryolu Projesi' olarak değiştirdi.

İstanbul-Mekke Demiryolu Projesi, İstanbul'dan başlayacak. Türkiye'de İstanbul, Ankara, Konya ve Adana'dan geçecek. Suriye'de Halep, Şam ve Deraa boyunca ilerleyecek. Ürdün'de Amman'dan geçecek olan demiryolu hattı, Suudi Arabistan'da Kurayyat, Hail ve Medine hattını izleyerek Mekke'de son bulacak. Proje çerçevesinde atılması öngörülen adımlar şöyle:

Türkiye: Kapukule'den İstanbul'a 230 kilometre uzunluğunda, saatte 250 kilometre hıza uygun hızlı demiryolu hattı yapacak. TCDD bu hattın ihalesini 2008 yılında tamamlamayı planlıyor. Marmaray, 2009 yılı sonunda tamamlanacak. Böylece Avrupa ile Asya deniz altından demiryolu ile bağlanmış olacak. İstanbul-Ankara, Ankara-Konya Hızlı Tren Projeleri tamamlanacak. Konya, Karaman ve Adana (Suriye sınırına kadar olan) demiryolu hattının rehabilitasyonuna 2008 yılında başlanacak.

Suriye: Meydan Ekbez- Halep hattını iyileştirecek. Bu hattın 2010 yılında tamamlayacak. Suriye, Halep-Şam rehabilitasyon projesini de başlattı. Ayırıca Suriye-Ürdün ortaklığıyla Şam-Deraa-Amman arasına 201 kilometrelik yeni bir demiryolu hattı yapılacak. Bu hat, 2012 yılında hizmete açılacak.

Ürdün: Amman-Maan arasındaki hattı inşa edecek.

Suudi Arabistan: Riyad ile Ürdün sınırındaki Kurayyat arasında hızlı demiryolu hattı yapacak. Projeye katılması durumunda Amman-Kurayyat arasına ve Medine ile Hail arasında yeni demiryolu hattı yapacak.

Projeyi Abdülhamid başlattı

Hicaz Demiryolu Projesi, ilk kez 2'nci Abdülhamid döneminde gündeme geldi, 1 Eylül 1900'de yapımına başlandı. Bağdat demiryolu hattının devamı niteliğinde olan demiryolu İstanbul'u, Şam üzerinden Mekke ve Medine'ye bağlayacaktı. Proje, Hicaz ve Yemen'de Osmanlı'yı güçlendirecek, askerler bölgeye güvenli biçimde gönderilebilecekti. Proje, İngilizler'i rahatsız etti. İngilizler, Arap kabilelerini projeye karşı kışkırttı. İngilizlerin tüm çabasına karşın Hicaz Demiryolu, 30 Ağustos 1908'de hizmete girdi.

Selim Kuvel
14 Kasım 2007, Çarşamba