.

Gecenin en karanlık anı  Sabaha en yakın zamandır.

DEMOKRATİK HAYATIMIZIN ÖNÜNE ÇIKARILAN ENGELLERİ AŞACAĞIZ, BÜTÜNLEŞMEYİ MECLİSTE SAĞLAYACAĞIZ DARBELERE, ENTRİKALARA HAYIR

Ece Temelkuran: Kurban
Tarih: 25.05.2007 Saat: 08:20 Gönderen: karakutu


 

Terörün ardındaki

1979'lu olmasına, Alevi köyünde doğmuş bir göç çocuğu olmasına, yoksulluktan liseyi terk edişine, iki amcasının, erkek kardeşinin ve babasının intihar etmiş olmasına... Üzülecektik. Ama şimdi o öteki tarafta, etrafına kırmızı daire çizilip "alçak" diye oklarla gösterilen tarafta. Sanki hiç Cin Ali okumamış gibi...


 

* * *

Oralarda bir yerlerdeydi. Anafartalar Caddesi'nin yakınlarındaydı, hatırlıyorum. O karanlık, kırtasiye kokulu, açılıp kapanan kepenk seslerinin metal çağlayanlar gibi yankılandığı iş hanlarından birinin içindeydi yeri. Hiç gidemedim, gidip de şöyle güzel bir röportaj yapamadım.
Ama hatırlıyorum, bir kuşağın ilkokul kahramanı Cin Ali'nin yaratıcısı oralarda bir yerlerde çalışıyordu. Okumayı sökmeye çalışan üçüncü dünya ülkesi çocuklarının kahramanın olması gerektiği gibiydi Cin Ali:
Çöpten adamdı ve babasından en fazla hayvanat bahçesine gitmeyi isterdi. Okurduk:
Cin Ali topu at.
Cin Ali aslana bak.
Sonra Cin Ali... Kaç! Bomba patladı! Koş Cin Ali koş...

'Alçak' ve 'kurban'

Ankara'da Anafartalar Caddesi'nde, otobüs beklerken ölenlerin fotoğraflarına bakıyorum, hikâyelerine. Yarın öbür gün evlenecek olanlar var, dostlarının hakkında "Dört dörtlük bir insandı" dedikleri genç bir adam. Tezgâhtarlar var, iki tane. Yorgun insanlar hepsi. Hepsi 5 kuruşun hesabını yapmak zorunda olduğu için orada bekleyip otobüse binecek insanlar. Kahretsin dedirtecek bütün o hikâyelere bakıp duruyorum.
Sonra gazetelerin etrafına kırmızı daireler çizerek, "İşte o alçak!" diyerek gösterdikleri canlı bombaya bakıyorum. Birkaç gazetede yayımlanan, daha önce yargılandığı mahkemede çekilmiş fotoğraflarına, gülerken ve bir şeyleri alkışlarkenki fotoğrafına bakıyorum. En son da galiba ilkokuldayken çekilmiş bir fotoğrafına. Muhtemelen Cin Ali okurkenki yaşlardan kalma... Aynı kahverengi, pis sıralarda okudu öldürdüğü insanlarla, Cin Ali'yi belki bir cümle önce belki bir cümle sonra söktü öldürdüklerinden. Kırmızı kurdele futbol oynarken sökülüp iplik iplik oldu, tıpkı kendisiyle birlikte ölen yoksullar gibi.
Eğer bombacı başka biri olsaydı şimdi onun hikâyesini de kahrolarak okuyacaktık. Fotoğraflarına öyle masum bir yüze bakar gibi bakıp üzülecektir. Ve ne kadar benziyor onun yüzü kendisiyle birlikte öldürdüklerine...

Terörün ardındaki

1979'lu olmasına, Alevi köyünde doğmuş bir göç çocuğu olmasına, yoksulluktan liseyi terk edişine, iki amcasının, erkek kardeşinin ve babasının intihar etmiş olmasına... Üzülecektik. Ama şimdi o öteki tarafta, etrafına kırmızı daire çizilip "alçak" diye oklarla gösterilen tarafta. Sanki hiç Cin Ali okumamış gibi...

İnsanları kırmızı dairelere alıp alçak ilan etmek bu meseleyi hiç çözmedi, çözmeyecek. Bu eylemlerin halk düşmanı eylemler olduğunu konuşmak gerekiyor uzun uzun.
Bir insanın kendini patlatarak birçok insanı da beraberinde ölüme götürmesine ikna olmasında yoksulluğun, göçün, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamasının payını konuşmak gerekiyor.
Bu insanlara şiddeti ilk kimin öğrettiğini, 21 yaşında cezaevine giren bir genç adamın iki yıl sonra nasıl "eğitimli" çıktığını konuşmak gerekiyor...

Cin Ali'lerin kaderi

Adana'da yakalanan bombacının fotoğrafına bakıyorum sonra. Saçının röfleli olduğunu yazıyor gazeteler uzun uzun. Nasıl "kılık değiştirdiğine" dair cümleler yazılıyor. Yoksul değilmiş gibi görünmeye çalışan bir kadından söz ediyorlar canlı bomba olarak.
Ve yüzü nasıl da benziyor, bombayı patlatabilseydi ölecek olanlara...
Hatırlıyorum, oralarda bir yerlerde çiziliyordu Cin Ali. Bu talihsiz toprağın bütün çocukları için, bütün o çocukların ölerek ve öldürerek aslında aynı kaderi paylaştıklarını bir gün öğrenmek zorunda kalacaklarını hiç bilmeden...

http://www.karakutu.com/News3363/
Milliyet
25/05/2007