Fatih'te 169, Eminönü'nde
113 cami yok olmuş durumda. Bunlardan 69'unu yol ve
meydan yapmak amacıyla yerel yönetimler yıkmış. 50'si
doğal afetlere ve yangınlara kurban verilmiş. 20'si
ise, ilgisizlik ve bakımsızlığa direnememiş. Bir
çoğunun yerinde simdi apartmanlar, gecekondular ve
işyerleri var. 118 cami ve mescidin ise resmi
kayıtlardaki isimlerinden başka geride hiçbir izi yok.
İstanbul'da yaşanan tarih
kıyımının boyutlarını görmek için yalnızca iki ilçeyi
incelemek yeterli. Eminönü ve Fatih Müftülükleri'nin
kayıtları, tarihi mirasın nasıl yerle bir edildiğini
gözler önüne seriyor. 1950'den sonra hız kazandığı
gözlenen kıyımın bilançosu söyle: Eminönü'nde 113,
Fatih'te 169 cami ve mescide çeşitli nedenlerle yok
olmuş durumda. Yani toplam 281 tarihi eser. Bu iki
ilçede ayakta kalan cami sayısı ise 283. Bir başka
deyişle tarihi mirasın yarısı, yerel yönetimlerin
sorumsuzluğuna, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün
ilgisizliğine, plansız kentleşmeye ve doğal afetlere
kurban edilmiş durumda.
Eminönü ve Fatih
ilçelerinde yok olan cami ve mescitleri inceleyen ilce
müftülüklerinin yayınladığı ‘‘Eminonu Camileri’’ ve
‘‘Fatih Camileri’’ adli iki kitap iç karartıcı tabloyu
bütün çıplaklığıyla göz önüne seriyor.
Bu noktada akla gelen ilk
soru 281 cami ve mescidin nasıl yok olduğu Kayıtlar
incelendiğinde bu camilerden 69'unun yerel yönetimler
tarafından yapılan yol ve meydan çalışmalarına kurban
gittiği görülüyor. Yıkım tarihleri incelendiğinde,
karsımıza en çok 1956-1957 yılları arası çıkıyor.
Sadece bir yılı kapsayan bu donemde sorumsuzca yıkılan
cami sayısı 54. Yani Demokrat Parti'nin yol
genişletme, meydan ve bulvar yapımı atağına tarihi
mirasın yüzde 10'u feda edilmiş.
24’u hayalet gibi
Ama kayıp camiler
incelendiğinde, bu 69 cami şanslı bile sayılabilir.
Çünkü Eminönü ve Fatih'te 118 cami ve mescidin yeri
hakkında hiç bir şey bilinmiyor. Nasıl yıkıldıkları ya
da nerede oldukları gibi. İstanbul'da tarihin hızla
yoklusunun en somut göstergelerinden biri de yıkıntı
halinde duranlar. Eminönü'nde 12, Fatih'te de 12 cami
ve mescide harabe halinde duruyor.
Bir müftülük yetkilisi,
en çok yıkık bir şekilde duran camiler için bir şey
yapamamanın sıkıntısını çektiklerini belirterek
şunları söylüyor:
‘‘Yokolan cami sayısı çok
fazla. Bunların birçoğu ise sorumsuzluğa kurban
verilmiş durumda. Bütün çalışmalarımız en azından
tarihi belgelemek ihtiyacına hizmet ediyor. Ortaya
çıkan bu iki kitap kaybolan eserlerin kayıtlı hale
getirilmesi çabasını güdüyor. Özellikle yıkık
vaziyette duran camiler, halkı huzursuz ediyor. Bunlar
bir an önce aslına uygun olarak restore edilip şehre
ve topluma kazandırılabilir.’’
Fatih ve Eminönü
Müftülükleri'nin çalışmasına göre faal durumda olan
şanslı 283 caminin düzenli cemaat sayısı, 15-20 bin
kişi dolayında. Cuma namazlarında bu sayı 4-5 katına
ulaşıyor.
Tarih katili yıllar
Eminönü ve Fatih
ilçelerinde yaşanan tarih katliamının hangi yıllarda
yoğunlukla yaşandığını incelemek gerekiyor. Ortaya
çıkan tablo ilginç. Basta yangınlar olmak üzere doğal
afetlerin İstanbul'u kasıp kavurduğu tarihler 1915,
1917, 1918 ve 1927 yılları. Bu yıllarda meydana gelen
yangınlar, bu iki ilçede 50'den fazla cami ve mescidin
yok etti.
Yerel yönetimlerin
yaptığı yıkım ise, daha ürkütücü. En çok yıkım yapılan
yıl 54 cami yıkımıyla 1956-1957 yılları arası.
Birinciliği elinde bulunduran bu donemi sırasıyla
1955, 1942, 1944, 1935 ve 1937 yılları takip ediyor.
Bilinen en eski yıkım ise 1850 yılına ait.
Karaköy
Camii aranıyor ama Eminönü'nde 114 cami kayıp