KISA KISA SİYASAL GELİŞMELER
Yunan Boykotu - Boycott Greek June 11, 2008 / 6:41
pm
Yunan Boykotu - Boycott Greek
I agree to Boycott GREEK Army,Greek Banks,Hellenism,Enosis,Akritas,Product,Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi and Tourism to Greek.12 ada, Kıta Sahanlığı,Bakoyanni,Batı
Trakya Mezalimi,Türk Soykırımı,Girit,Midilli,Malta
Archive for the 'Abd Boykotu' Category
Haziran 11th, 2008
Obama ‘Soykırımı’ der McCain İran’ı vurur
ABD başkanlık seçiminin muhtemel sonuçlarını değerlendiren
stratejistler ‘risk’leri anlattı. USAK Başkanı Laçiner: Obama,
seçimi kazanması durumunda 1915 olaylarını ‘Soykırımı’ olarak
niteleyen ilk ABD Başkanı olur. ASAM uzmanı Koç: McCain,
başkanlığının ilk yılında İran’ı vurur
TÜRKİYE’Yİ de yakından ilgilendiren ABD’deki başkanlık seçimleri
son zamanlarda uluslararası stratejistlerin de en önemli gündem
maddelerinden biri. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)
Başkanı Sedat Laçiner, ABD’de Demokrat Partinin başkan adayı
Barack Obama’nın seçimleri kazanması durumunda, 1915 olaylarını
“soykırım” olarak niteleyen ilk ABD başkanı olabileceğini söyledi.
ABD başkanlık seçimlerini, adayları ve seçimlerin Türk-Amerikan
ilişkilerine olası etkilerini değerlendiren Laçiner, Ermeni
lobisinin gücüne ve ABD’de Ermenileri en çok destekleyenlerin
Demokrat Parti’de olduğuna dikkat çekti.
Laçiner, “Türk-Amerikan ilişkileri yolunda giderse Ermeni meselesi
bir türevdir, rahatlıkla durdurulabilir. Ama ilişkilerde ufak bir
sorun çıkarsa Ermeni sorunu yangının üzerine dökülen benzin
etkisini yapar, birden bire alevler yükselebilir” dedi.
İkisi de yetersiz kişiler
Türkiye’nin de Orta Doğu’daki gelişmeleri ABD’nin “insafına
bırakmaması” gerektiğini savunan Laçiner, Obama ve John McCain’in,
kendisinde “sorun çözecek kişiler oldukları” izlenimi
bırakmadığını söyledi. Laçiner, McCain veya Obama’nın, Orta
Doğu’da tüm tarafların güvenine haiz yegane ülke olan Türkiye
yerine, “Başka ülkeyle çalışalım” deme lüksü bulunmadığını
belirtti.
Hangi başkan iktidara gelirse gelsin, Türkiye’nin öneminin artarak
süreceğini, gelecek dönemde Orta Doğu’da daha aktif Türkiye
göreceklerini ifade eden Laçiner, şöyle devam etti: “Yeni bir ABD
ile karşı karşıya olacağız. Bu, riskleri çok artıracaktır. Böyle
bir değişim ABD’nin Orta Doğu politikalarında belirsizlikleri
artırabilir, ama aynı zamanda da yerel güçlere daha fazla manevra
sahası verebilir.
McCain ilk yılında saldırır
Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) uzmanlarından Şanlı
Bahadır Koç ise, ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimini
kazanması halinde, Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain’in ilk
yılında İran’a askeri müdahalede bulunabileceğini söyledi.
Koç, seçimlerde Demokrat Parti’nin şansının Cumhuriyetçilere göre
daha fazla olduğunu savundu. Cumhuriyetçilerin 8 yıldır
yıprandığını, Bush yönetimine çok büyük tepki olduğunu belirten
Koç, “Cumhuriyetçiler, son 10 seçimin 7’sini kazanarak 40 yılda
Amerikan siyasetini büyük ölçüde domine etti. Bu hakimiyet şimdi
sona eriyor, hatta belki de Demokratların 2006’daki Kongre
seçimlerinde önemli başarılar elde etmesiyle sona erdi. Bu seçim
de onun taçlandırılması olacak” dedi.
McCain için ‘namus meselesi’
“McCain başkan olursa ilk yılında İran’ı vurması benim için
sürpriz olmaz” diyen Koç, Obama’nın da İran’ı vurabileceğini,
ancak onun en azından ilk aşamada diyaloğu ve “havuçları ortaya
koymayı” daha çok düşüneceğini savundu. Koç, İran ile ABD arasında
olası bir “büyük anlaşma” ya da savaşı engelleyecek bir “soğuk
barışın” hayata geçirilmesi olasılığının da Obama’nın yönetime
gelmesi durumunda daha yüksek olduğu görüşünü dile getirdi.
McCain’in başkan olması durumunda, Irak savaşını başından beri
destekleyen bir kişi olarak, işler kötüye gitmeye başlasa bile bu
ülkeden çekilmeye en çok direnecek isim olacağını belirten Koç,
Cumhuriyetçiler ve McCain için Irak’ın adeta bir “namus” olduğunu
ifade ederek, “Irak’tan kolaylıkla çekilmeye kendilerini ikna
etmeleri zor” dedi.
Obama’nın işleyeceği tez
IRAK savaşına başından beri karşı çıkan Obama, Başkan seçildiği
takdirde “Sonradan yanlış çıkan pek çok şeyi önceden gördüm”
tezini işleyecek. Tecrübesiz olduğu eleştirilerine karşılık olarak
da, “Önemli olan tecrübe değil, muhakeme gücüdür” mesajını
verecek.
Babacan adayların danışmanlarıyla görüştü
DIŞİŞLERİ Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, ABD başkanlık
yarışının Cumhuriyetçi Partili ve Demokrat Partili adaylarının
danışmanlarıyla ayrı ayrı bir araya geldi. Babacan’ın, Clinton ve
Obama’nın ekibiyle gerçekleştirdiği görüşmede, İran, Suriye,
Türk-Amerikan ilişkilerindeki gelişmeler ve ağırlıklı olarak Irak
konularının ele alındığı öğrenildi. Ayrıca Babacan’ın, kapatma
davasıyla ilgili soruları yanıtladığı ve Anayasa Mahkemesi’nin ne
zaman ve nasıl bir karar vereceğini bilmediği, ancak kararın
“nihai” olacağı yönünde görüş belirttiği, ayrıca genel olarak
laiklik konusunda görüşlerini aktardığı ifade edildi. Görüşmelerde
ayrıca enerji konuları ve Türk ekonomisinin durumunun ele alındığı
öğrenildi. Bakan Babacan, Ermeni meselesinin, Türk-Amerikan
ilişkilerinde pürüz olmaktan çıkarılması gerektiği görüşünü
muhataplarına iletti.
McCain’in işleyeceği tez
MCCAIN, Irak konusunda “1,5 yıl önce herkes ‘Bitti bu iş,
yenildik, çekilelim’ diyordu, ben daha fazla asker gönderilmesini
savunuyordum, daha çok asker gönderilerek benim dediğime yakın bir
şey yapıldı, bakın başarılı olmaya başladık” görüşünü savunacak.
By admin in Abd Boykotu, Ermeni Boykotu .::. (Add your comment)
Nisan 13th, 2008
Türkiye’deki Satışın Kapsamlı Panoraması - Sacide Erçetin
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali’nin
özelleştirilmelerle ilgili anlamlı görüşü şöyleydi
“ yeterli alt yapıya sahip olmayan azgelişmiş ülkelerin
özelleştirmeden herhangi bir yarar sağlamaları mümkün değildir. Bu
unsurların yeterince gelişmemiş olduğu toplumlarda piyasa
ekonomisi kısa sürede bir soygun düzenine dönüşmektedir ” diyor
(Metin Aydoğan’ın “Ne yapmalı” Kitabı).
Sizce de öyle değil mi ?
2008 yılında öngörülen büyük özelleştirmeler listesinde Halk
Bankası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, SEKA, Türkiye Demir Çelik
İşletmeleri, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., Tekel, Türkiye
Denizcilik İşletmeleri bunlardan bazıları ve sırada bekleyen Şeker
fabrikalarımızı ve diğer kalan limanlarımız köprüler,
otoyollarımızı, Türkiye’nin en büyük fosfat yataklarının bulunduğu
yıllardır atıl durumda bırakılan Mardin Mazıdağı, Nehirlerimiz vs
unutmamamız gerekir.
Türk ekonomisini yakın takibe alan yabancılar,
birçok Türk şirketlerini satın alarak ülke ekonomisinde söz sahibi
olmuşlardır.
Bu ülke Cumhuriyetin ilk döneminde yokluklarla fabrikalar kurup,
raylar döşemiş, ilk iş olarak da tüm özel şirketleri
millileştirmişken, bizler bu ulusun nesilleri olarak neden
koruyamadık.
Ulusal milli şirketlerimiz tek tek elden çıkarılmasına neden göz
yumduk, gençlerimizi yabancı şirketlerin kadrosuna neden mahkum
ettik. Neden……
Özelleştirmeler adı altında yapılan satışlar ile ekonomimiz ciddi
yaralar alırken, milli değerlerimiz hızla el değiştirirken ülke
borçlarımız eksilmediği gibi katlanarak büyüyor. Gelirlerinin
nerelere harcandığının cevabı da Türk kamuoyuna verilmesi
gerekiyor, verilemiyorsa eğer hukuk insanlarının da ülke adına
hesap sorması gerekiyor ?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali’nin
özelleştirilmelerle ilgili anlamlı görüşü şöyleydi
“ yeterli alt yapıya sahip olmayan azgelişmiş ülkelerin
özelleştirmeden herhangi bir yarar sağlamaları mümkün değildir. Bu
unsurların yeterince gelişmemiş olduğu toplumlarda piyasa
ekonomisi kısa sürede bir soygun düzenine dönüşmektedir ” diyor
(Metin Aydoğan’ın “Ne yapmalı” Kitabı).
Sizce de öyle değil mi ?
2008 yılında öngörülen büyük özelleştirmeler listesinde Halk
Bankası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, SEKA, Türkiye Demir Çelik
İşletmeleri, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., Tekel, Türkiye
Denizcilik İşletmeleri bunlardan bazıları ve sırada bekleyen Şeker
fabrikalarımızı ve diğer kalan limanlarımız köprüler,
otoyollarımızı, Türkiye’nin en büyük fosfat yataklarının bulunduğu
yıllardır atıl durumda bırakılan Mardin Mazıdağı, Nehirlerimiz vs
unutmamamız gerekir.
Aşağıda detaylarıyla tüm satılan şirketlerimize ait bilgileri
toplu olarak bulacaksınız. Uzun süreli çalışmanın ve araştırmanın
ürünü olan bu çalışma birçok kaynaklardan derlenerek en doğru
bilgilere zar zor ulaşılarak hazırlanılmıştır.
Çünkü satılan milli değerlerimizden çok satılmış insanların yalan
yanlış beyanatlarıyla dolu olan medyamızda bu bilgilere ulaşmak
için büyüteç gerekiyordu.
Ülkemizde her şey satıldığı için doğal olarak da listem çok uzun
oldu umarım sıkılmadan okursunuz.
Bankacılık Alanında Satılanlar: Oyakbank- Denizbank- Şekerbank-
Adabank- Akbank- Altarnatifbank- TurkıshBank- Sitebank- Türkiye
Ekonomi Bankası- Yapı Kredi Bankası- Dışbank- Garanti Bankası-
Finansbank- C Kredi ve Kalkınma Bankası- Tekfenbank- MNG Bank-
Demirbank-Vakıfbank- Emlak Bankası- Türkiye Halk Bankası- İmar
Bankası- Kıbrıs Kredi Bankası- Marmara Bank- İmpexbank- Toprakbank-
Tat Yatırım Bankası.
Sigortacılık Alanında Satılanlar: Ray Sigorta- Acıbadem Sağlık
Hizmetleri Acıbadem Sigorta- Başak Sigorta ve Başak Emeklilik-
Türkiye Genel Sigorta- Anadolu Hayat Emeklilik- Garanti Sigorta ve
Garanti Emeklilik- İhlas Sigorta- İsviçre Sigorta- Emek Hayat
Sigorta- Şeker Sigorta- Global Hayat Sigorta- Ankara Emeklilik-
TEB Sigorta- Ak Emeklilik- Güven Sigorta.
Diğer Satılanlar:Petkim- Tüpraş- Erdemir- Eti Alimünyum
(Seydişehir)- Eti Bakır- Eti Gümüş- Eti Krom- Demirdöküm- İzocam-
Döktaş- Biletix- UN RO RO- AFM- Eczacıbaşı İlaç- Falım ve Firs-
Dentistanbul- Türktelekom- Avea- Telsim- Turkcel- Sabancı Dupont-
EnerjiSA- İstanbul Hilton- Zapmedya- Gittigidiyor.com- TGRT
Televizyonu- Süper FM ve Metro FM- Star Gazetesi- Star TV- Sabah
ve ATV Kanalları- Boyner Holding- Migros- İstanbul İETT Garajı-
Araç Muayene İstasyonu- Tekel Alkollü İçkiler Bölümü- Tekel Sigara
Bölümü- Petrol Ofisi- Havaş- Gima- Kuşadası Limanı- Antalya
Limanı- İzmir Alsancak Limanı- Mersin Limanı- İskenderun Limanı-
Derince Limanıdır - Samsun Gübre sanayii.
Ülkemizin her alanına girmiş olan tahmini yüzde yetmişinden
fazlasına sahip olan yabancı sermaye girişine ilaveten Emlak ve
toprak satışları ne zaman son bulacak? Evet geriye ne kaldı diye
sorabilirsiniz ?
Bende soruyorum ?
Yanıtını bulamıyorum ?
Yetkililer açıklamada bulunurlarsa aydınlanacağız elbet.
OYAKBANK Holandalı finans devi ING Group’a 2 milyar 673 milyon
dolara satıldı. (Hürriyet 1.1.2008) Oyak Bank adı artık tarihe
karışıyor.Uluslararası finans hizmetler şirketi ING Group, satın
aldığı Oyak Bank’ın adını ING Bank Türkiye olarak değiştirdi. ING
Group’un 50 ülkede faaliyet gösteren 90 bin acente, 4 bin şubeye
sahip olduğunu ve 250 bin broker ile ilişki içinde bulunduğunu
vurgulayan ING’nin Bireysel Bankacılıktan Sorumlu İcra Kurulu
Üyesi Eli Leenaars da, Oyak Bank’ın ING tarafından satın
alınmasının her iki kurumun güçlü yönlerini bir araya getiren
önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
“ Bu işlem uzun vadeli sürdürülebilir bir ilişkidir. ING Group
olarak finansal kasımız çok güçlü ve bu kası Oyak Bank’ın
Türkiye’de büyümesi için kullanacağız. Büyümeye yatırım yapmakta
ısrarlıyız ” dedi.
Leenaars, Türkiye’de satışı gündemde olan Halkbank ile ilgilenip
ilgilenmediklerine ilişkin soru üzerine ise
“ Biz her zaman fırsatları gözlemleriz. Türkiye’de de istisnai
durum olmayacak. Eğer anlamlı gelirse ilerleriz, harekete geçeriz,
bir şeyler yaparız ”
karşılığını verdi. ING Bank Türkiye Müdürü Hakan Eminsoy “ING ile
Türkiye’ye çok önemli bir kaynak girecek” diye konuşmuş.( Hürriyet
17.1.20089) Bize göre de kaynak transferidir.
DENİZBANK 1930’lu yıllarda kurulmuş bir kamu bankasıydı;
özelleştirildi; 1998’de Zorlu Grubu tarafından alındı. Zorlu,
Tarişbank’ı da almıştı. İki yapıyı Denizbank adı altında
birleştirmiş ve hisselerinin %25’ini halka açmıştı; elindeki
%75’ni 30 Mayıs 2006 tarihinde Zorlu Holdingden 2.437.386.290, 51
dolara, Fransa- Belçika merkezli DEXİA küresel banka devi satın
aldı. DenizBank’ın %75 hisse devrinde, 6.000 çalışanı, 12
iştiraki, yurt içi ve dışında toplam 250’ye yakın şubesi
bulunuyordu.Deniz faktoring A.Ş ve Deniz Finansal kiralama A.Ş.’ne
de dolaylı olarak pay sahibi olmasına izin verildi.
ŞEKERBANK 2006 Haziran ayında 33.98 hissesini 424.7 milyon YTL’ye
Kazak Bank Turan Alem Group’a satıldı. Böylece bankacılık
sektörüne ilk defa Orta Asyalı bir grup girmiş oldu.
ADABANK TMSF Uzan grubundan devraldığı bankayı 45 milyon 100 bin
YTL’ ye Kuveyt merkezli The International Investor şirketine 3
Temmuz 2006 yılında yüzde 99.99 oranındaki hisselerini sattı.
AKBANK Dünyanın en büyük bankacılık gruplarından biri olan
Citigroup Türkiye piyasalarına Akbank hisselerini satın alarak
girdi.
Akbank’ın yüzde 20 hisselerine 17 Ekim 2006 yılında 3.1 milyon
dolar ödedi.
ALTERNATİFBANK (ABank) Anadolu Endüstri Holdingin bankası olan
Altarnatifbank’ın yüzde 47.02 hissesi yaklaşık 205 milyon dolara
Yunanlı Alpha Bank’a satıldı satış işlemleri tamamlanmayı
bekliyor.BDDK, Yunanistan’ın ikinci büyük bankası olan Alpha
Bank’ın Alternatifbank (Abank) ile yapmak istediği ortaklığa izin
vermemiş. BDDK’nın Yunan Alpha Bank ile Abank ortaklığına 8’inci
maddeyi gerekçe göstererek izin vermemesinin, Yunan istihbarat
teşkilatı EYP’nin eski başkanı Pavlos Apostolidirz’in banka
yönetiminde yer almasından kaynaklandığı iddia edilmektedir.
TURKISH BANK National Bank of Kuwait (NBK) ile görüşüyor.
SİTEBANK TMSF bünyesindeki banka 20.12.2001 tarihinde Yunanistan
sermayeli NovaBank’a satıldı. Ticaret unvanı 28.3.2003 tarihinde
BankEuropa olarak değişti.
TÜRKİYE EKONOMİ BANKASI (TEB) Fransız BNB Paribas’a yüzde 50
hissesini 217 milyon dolara Şubat 2005 tarihinde satıldı.
YAPI KREDİ BANKASI 1944 yılında Kazım Taşkent tarafından
kurulmuştur. Yapı Kredi Bankasını satın alan KOÇBANK, Koç Holding
ile İtalyan Uni Credit’in ortak kurduğu bir bankadır. Bankayı 2005
yılında 1 milyar 182 milyon Euro ödeyerek satın aldı.
DIŞBANK Doğan grubunun bankası olan Dışbank 2005 yılında
Avrupa’nın en önemli bankası olan Hollanda-Belçika finansal grubu
Fortis’e yüzde 90 hissesi 985 milyon Euroya satıldı. Türkiye’nin
yedinci büyük bankası olan Dışbank’ın ismi Fortis Bank olarak
değiştirildi. Yabancıların eline geçen Dışbank’ın ortak olduğu
kuruluşlar şöyledir; Dış Yatırım, Dış Portföy, Dış Leasing, Dış
Factoring, Dışbank Malta ve Doğan Emekliliktir.
GARANTİ BANKASI Doğuş Grubu’nun en güçlü finans sektörü olan
Garanti Bankası 24 Ağustos 2005 yılında Dünya devi General
Electric (GE) iştiraki Consumer Finance ile yapılan anlaşma
sonucunda 1 milyar 556 milyon dolara satıldı. Türkiye’nin üçüncü
büyük bankası olan Garanti Bankanın yönetimine yabancı ortağın
temsilcileri gelmesine karşın, idari yapıda büyük değişiklikler
yaşanmadı belirtilmiş.
FİNANSBANK Hüsnü Özyeğin’in 1987 yılında kurduğu bankanın yüzde 46
hissesi 3 Nisan 2006 yılında Yunan Bankası National Bank of
Greece’ye (NBG) 2 milyar 291 milyon Euro’ya satıldı. Yunan
Kilisesi’nin de ortak olduğu banka Türk Para piyasasına giren ilk
Yunan bankası oldu.
C KREDİ VE KALKINMA BANKASI C Bank Cıngıllıoğlu grubuna ait banka
yüzde 58 hissesi 2005 yılı sonunda İsrail Bank of Hapoalim’e 113
milyon dolara satıldı. Daha sonra ismi Bankpozitif olarak
değiştirildi.
TEKFENBANK Toplam değeri 260 milyon dolar olan bankanın yüzde 70
hissesini 182 milyon dolara 8 Mart 2006'da satın alan Yunan EFG
Eurobank daha önce Türk mali sektörüne girmişti. İsmi Eurobank
Tekfen olarak değiştirildi. Yunanistan `ın ikinci büyük bankası
olan Eurobank EFG’nin İsviçre’de UBS ve Credit Suisse’den sonra
gelen üçüncü büyük bankacılık grubu ve 30'dan fazla ülkede
1500'den fazla şube ile hizmet veriyor.
MNG BANK Türk Telekom ile Türkiye`nin gündemine oturan Lübnanlı
Hariri ailesi MNG Bank `ın yüzde 91 hissesini Nisan 2007’de 160
milyon dolara satın aldı. MNG Bank Doğuş grubunun kontrolünde
“Tasarruf ve Kredi Bankası AŞ” adı altında faaliyet gösteriyordu.
DEMİRBANK Yabancılara banka satışı ilk olarak TMSF bünyesinde
bulunan Demirbank’ın, 20 Eylül 2001'de HSBC Bank ile hisse devir
sözleşmesi imzalamasıyla başladı. Türkiye’nin altıncı büyük
bankası olan Demirbank, 163 şubesi, 3.500 çalışanı ve 1 milyon
bireysel, 4 bin ticari müşterisiyle 350 milyon dolara HSBC Bank’ın
bünyesine katıldı. İngiliz Financial Times gazetesi bu satışı “
bir kilometre taşı” olarak değerlendirmiştir.
VAKIFBANK Hisselerinin yüzde 21.89'unun halka arzında 1 milyar 274
milyon dolar gelir elde edilmiş. Türkiye’nin beşinci büyük bankası
olan Vakıfbank’taki hisse satışına gelen yoğun talep nedeniyle 42
milyon YTL nominal tutardaki ek satış hakkı da kullanıldı. Böylece
yüzde 21.89 olarak düşünülen halka arz oranı da yüzde 25.18'e
ulaştı. Arzda toplam 322 milyon YTL nominal değerde hisse senedi
satıldı. Verilen bilgiye göre, 930 milyon dolarlık hisse yurtdışı
yatırımcılara, 344 milyon dolarlık hisse de yurtiçi yatırımcılara
olmak üzere toplam 1 milyar 274 milyon dolarlık hisse satışı
yapıldı. Halka arzda kişisel ve kurumsal olmak üzere toplam 34.168
kişi hisse senedi aldı. 15.11.2005 Milliyet
Vakıfbank’ın, borçlarına karşılık satın aldığı 4 ve 5 yıldızlı
turistik oteller, Vakıfbank iştiraklerinden Taksim Otelcilik
tarafından satışa çıkarıldı. Vakıfbank’ın beş otelini daha
özelleştiriyor. Bankanın iştiraklerinden Taksim Otelcilik
bünyesindeki Abant Palace, Abant Köşkü, Obaköy, Side Palace ve
Kuşadası otelleri ayrı ayrı satışa sunuldu.
2008 yılında Vakıfbank’ın yüzde 25 hissenin daha halka arzıyla bu
bankanın sermayesinin yüzde 50’sinden fazlasının özel banka
statüsü haline gelmesi amaçlanıyor.
EMLAK BANKASI Atatürk’ün talimatları doğrultusunda 3 Haziran 1926
tarihinde ‘Emlak ve Eytam Bankası’ adı altında 20 milyon lira
sermaye ile kurulan Emlakbank faaliyetlerini yürütemediği
gerekçesiyle 9 Temmuz 2001’de Ziraat Bankası’na devredilmişti.
TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş. 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk
tarafından küçük ve orta büyüklükteki esnaf ve sanayiciye, kolay
ve ucuz kredi vermesi amacıyla kurulmuş bir ihtisas bankasıdır.
Türkiye’nin 4. büyük bankası olan Halkbank’ın sloganı “Üreten
Türkiye’nin Bankası” idi. Pamukbank’ın 2004 yılında Halkbank’a
devri nedeniyle kapatılan şubeler ve binlerce çalışanı işsiz
kalmıştır. Halkbank’ın yüzde 24.98 hissesi Mayıs 2007’de halka arz
edildi. Piyasa değerinin 7 - 8 milyar dolar olduğu tahmin edilen
Halkbank’ın halka arzından 1 milyar 837 milyon dolar gelir elde
edildi. Halkbank için ÖYK kararının ardından Sermaye Piyasası
Kurulu (SPK) onayı beklenecek.
TÜRK TİCARET BANKASI 2004 yılında Sermaye Piyasası Kurulu SPK
tarafından tasfiyesine karar verilmişti.
İMAR BANKASI Haziran 2005'te iflasına karar verildi.
KIBRIS KREDİ BANKASI 13 Ağustos 2004 tarihinde iflasına karar
verildi.
MARMARA BANK 1995 yılında iflasına karar verildi.
İMPEXBANK 1996 yılında iflasına karar verildi.
TOPRAK BANK1992 yılında kurulan banka Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu, TMSF kapsamına aldığı Toprakbank’ı
Bayındırbank’la birleştirerek kapatmıştır.
TAT YATIRIM BANKASI (Tatbank) Merkezi İstanbul Karaköy’de bulunan
Tatbank, 1992 yılında kuruldu ve sermayesinin yüzde 95.04`ü
Diyarbakırlı işadamı Mehmet Salih Tatlıcı ait olan Tat Yatırım
Bankasının satışı 31.8.2006 tarihinde tamamlandı.
Dünya genelinde 1.5 trilyon dolarlık varlığı yöneten ABD kökenli
uluslar arası yatırım Bankası Merrill Lynch ,Tat Bank ve Tat
Menkul Kıymetler`i satın almak üzere anlaşarak hisselerin yüzde
100`ünün devriyle ilgili sözleşmeyi imzaladı. Tat Bank`nın ismi
Merrill Lynch olarak, Tat Menkul Kıymetler `in ismi de Merrill
Lynch Menkul Değerler olarak değişeceğine karar verildi. Kesin
olmamakla beraber 6 milyon dolar ödediği belirtilmiştir.
Elimizde kalan İş Bankası, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıflar
Bankası ve tabi ki Merkez Bankasında şimdilik yabancılar söz
sahibi değildir. Ne acıdır ki, bunun dışındaki tüm bankalarımıza
yabancılar hakimdir.
Kaynak arayışlarını hızlandıran hükümet, 2008 yılında Ziraat
Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank’ı da satacak.
İngiltere Bankalar Birliği Başkanı ve İngiltere Merkez Bankası
yönetim kurulu üyesi Andrew Buxton Türk bankacılığı için 29 Kasım
2000’de şunları söylemiştir
“ Türkiye’de finanssal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve
genişletilmesi için birleşmeler gerçekleştirilecek ve bazı
bankalar yok olacaktır”
demiştir. Ve ülkemizde ise bazıları değil tamamı yok edilmiştir.
(Metin Aydoğan “Ne Yapmalı” kitabından)
AB ÜLKELERİNDEKİ BANKALARIN YABANCI PAYLARI :
Sinan AYGÜN’ün, yaptığı açıklamada yabancı sermaye payının AB
ülkelerindeki yüzdelerini şöyle veriyor Ve Avrupa ülkeleri,
bankacılığın ulusal sermayenin elinde kalması için uğraş
veriyorlar diyor.
Almanya’da yüzde 5,
İtalya’da yüzde 8,
İspanya’da yüzde 10,
Hollanda’da yüzde 11,
Danimarka’da yüzde 17,
Avusturya ve Fransa’da yüzde 19,
Yunanistan’da ise yüzde 20 oldugunu belirten. ATO Başkanı Aygün,
yabancı sermaye oranının IMF’nin kontrolündeki ülkelerden
Estonya’da yüzde 100, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 95, Slovakya’da
yüzde 93, Meksika’da yüzde 82, Macaristan ve Polonya’da yüzde 65,
Arjantin’de yüzde 48, Peru’da yüzde 47, Şili’de yüzde 42 olduğunu
belirtmiştir.
PETKİM T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Petkim
Petrokimya Holding A.Ş.’nin sermayesindeki %51 oranındaki kamu
hissesinin blok satış yöntemi ile özelleştirmesine ilişkin olarak
yapılan ihale sonucunda, bahse konu hisselerin 2.040.000.000 ABD
Doları bedelle Socar&Turcas-Injaz Ortak Girişim Grubu’na İhale
Şartnamesi çerçevesinde satılması Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun
22 /11/2007 tarih ve 2007/63 sayılı kararı ile onaylanmıştır.
Azeri devlet petrol şirketi olan Socar’ın kurdukları
TransCentralAsia Petrochemical Holding adlı konsorsiyumun
üyelerinin kim olduğu belli değildi. Yüz elli yıllık geçmişe sahip
olan Socar, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattının yüzde 25
oranında sahibidir.
2008'den itibaren bu hattan akması beklenen 50 milyon ton ham
petrolün 40 milyon tonunun Socar’a ait olması bekleniyor. Petkim
özelleştirmesi daha gündemde değilken Turcas ile Socar Türkiye’de
bir petrol rafinerisi ve petrokimya tesisi yatırımını incelemelere
başlamıştı.
Özelleştirmeyi durduran Danıştay kararda,
“Ülkemizde, yapılan yatırımlarla üretim kapasitesi artan ve kâr
eden büyük bir petrokimya kompleksi olan Petkim’in yüzde 51
oranındaki kamu hissesinin özelleştirmesinde üstün kamu yararı
bulunmamıştır”
demiştir. Özelleştirme işlemlerinin iptali istemiyle açılan
davalarda yargısal denetimin hukuka uygunluk yönünden yapıldığına
ve özelleştirme işlemlerin teknik özellikler taşıdığına vurgu
yapılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:
” Özelleştirmeye ilişkin işlemlerin siyasi iktidarın tercihlerini
yansıttığı, dolayısıyla yargısal denetimin daha ziyade işlemin
yetki ve şekil unsurları üzerinde yapılabileceği de hukuken kabul
edilemez”.(Yeniçağ 12.1.2008 )
Petrol-İş Sendikası Genel Başkan Mustafa Öztaşkın
“Bu satışla, Türkiye devleti Türkiye petrokimya sanayiden ve
pazarından çekilirken, % 100 devlet kontrolünde olan Socar
aracılığıyla Azerbaycan Devleti’nin girişi sağlanmıştır. Yılda %
15 büyüme hızına sahip ve dünya petrokimya sektöründe 5. büyük
pazar konumunda olan ülkemiz, petrokimyasalların üreticisi ülkeler
ve şirketler için son derece cazip bir pazar durumundadır.”
Bu satış, Türkiye petrokimya sektöründe yabancılaşma yaşanmasına,
petrokimya pazarımızın kaybedilmesine ve sayıları 6-8 binlere
ulaşan şirketleriyle plastik sektörünün çökmesine yol açacaktır”
demiştir. (www.petrol-is.org.tr/duyurusu)
Petkim’in özelleştirilmesinde kamu yararı olduğunu iddia eden
İngiliz vatandaşı Devlet Bakanı Mehmet Şimşek,
“Cari açık yaratan sektörlerden biri petrokimya. O nedenle Petkim
özelleştirilmesindeki kamu yararı ortada”
demiştir. Petrol-İş Sendikası’nın Petkim’in yüzde 51'lik kamu
hissesinin blok satış yoluyla özelleştirilmesinin iptaline yönelik
açtığı dava esastan 19.3.2008 tarihli tüm gazetelerde yer alarak
sonuçlandığı bildirilmiştir. Danıştay 13. Dairesi, davayı yasal
dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin
Kilci’ye “ Verin gitsin!!!” talimatı verirken, Milli İstihbarat
Teşkilatı, Petkim ihalesini kazanan Rus-Kazak ortaklığının esrarlı
yapısı, Ermeni Diasporası ve kara para iddialarını incelemeye
almış ve MİT, grubun ortaklık yapısı ve faaliyetlerine ilişkin
detaylı bir rapor hazırlayacağını belirtmiştir. Türkiye’nin en
büyük petrokimya şirketi olan Petkim, 14 fabrika, 8 yan işletme,
150 milyon metreküplük barajı, büyük tonajlı gemilerin geleceği
bir limanı ve lojistik önemi büyük, Aliağa ve İzmir’in su ihtiyacı
karşılayan Petkim’in satışı ülke adına büyük kayıptır.
TÜPRAŞ Türkiye’nin en büyük sanayi şirketi Türk Petrol
Rafinerileri Anonim Şirketi büyük badireler atlatarak en sonunda
devletin elindeki yüzde 51’lik hissesi 4 milyar 140 milyon dolara
Koç-Shell Ortak Girişim Grubuna satılmıştır.
İlk olarak 13 Ocak 2004 tarihinde yapılan ihaleyi 1.3 milyar
dolara yüzde 65.76’sını Tataristan’ın devlet petrol şirketi olan
Tatneft ile Zorlu Grubu ortaklığına satılmış olup 29 Aralık 2004
Petrol-İş’in açtığı iptal davası Danıştay’ca onaylanarak iptal
edilmiştir.
3 Mart 2005 TÜPRAŞ yüzde 14.76’sı, İMKB’de Sami Ofer’in fonlarına
satılmış, bu satış hem usul yönünden hem de fiyat yönünden
tartışma yaratmıştı. Danıştay’ın satışın iptali kararını
vermesinden sonra bu hisselerin geri alınması gerekiyordu
Petrol-İş bunun için de dava açarak İsrail asıllı Sami Ofer’e bu
satışın neden yapıldığı sorgulanıyordu.
Daha sonra 3 Mayıs 2005 tarihinde TÜPRAŞ’ın kamuya ait yüzde
51’lik hissesinin satışı için tekrar ihale açıldı,12 Eylül 2005
İhalede en yüksek teklifi veren Koç - Shell Grubu, ihaleyi 4
milyar 140 milyon dolarla kazandı ve 26 Ocak 2006 tarihinde ise
Koç - Shell Grubu’na hisse devri gerçekleşti.
7.3. 2008 tarihli Hürriyet Gazetesinin haberine göre Danıştay, Koç
Grubu`na hisse devri tamamlanan Tüpraş`ın yüzde 51`inin blok
satışına yönelik ihaleyi durdurdu. Danıştay, ihale şartnamesinde
bazı hükümlerin özelleştirme yasasına aykırı olduğunu
bildirmiştir.
Tüpraş `ın satışını protesto etmek için ellerindeki “Tüpraş`ta
hakkım var, satmıyorum Kamu malı halkın malı” yazılı dövizlerle
yürüyüş yapan işçilere Petrol-İş sendikası Başkanı Mustafa
Öztaşkın’ın yaptığı konuşmada, Tüpraş`ın özelleştirilmesine karşı
başlattıkları mücadelenin daha bitmediğini söyleyerek
`Tüpraş defteri kapanmaz, herkes kapatsa, Petrol İşçisi, Tüpraş
işçisi kapatmaz biz bu mücadeleyi bırakacak değiliz. Yeni
mücadeleler verilir hem fabrikada hem de alanlarda. Türkiye`nin
her yerinde. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Türk halkı bizimle.
Şu anda biz sağduyunun., toplumun vicdanının sesiyiz. Çünkü hep
doğruyu söyledi. Ne söylediysek çıktı. Onun için bir kez daha bu
olayda haklıyız. Bu satış da iptal olacak, bu ihale yargıdan
dönecektir”
diye tepkisini dile getirmiştir.
Türk-İş Genel Sekreteri ve Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri
Sendikası (Tes-İş) Genel Başkanı Mustafa Kumlu,
“Enerji savaşlarının yapıldığı günümüzde enerjide özelleştirmenin
ülkenin geleceğini karartmak anlamına geldiğini” belirterek,
enerjide özelleştirmeden vazgeçilmesini istedi. “Enerji bir
ülkenin can damarıdır. Hükümetin görmezden geldiği bir konu var
ki, o da enerjide özelleştirmenin diğer özelleştirmelere
benzemeyeceğidir”
dedi. Ülkenin coğrafi açıdan stratejik konumda bulunduğunu ve
enerjinin de son derece stratejik bir sektör olduğunu kaydeden
Kumlu, kaygılarının sadece özelleştirme nedeniyle işsiz kalacak
üyeleri için değil, ülkenin geleceği olduğunu vurguladı.
Özelleştirme düşüncesiyle yıllardır tek çivi bile çakılmayan
termik santralların kaderine terk edildiğini, ülkenin enerjide
yüzde 70’ler düzeyinde dışa bağımlı hale getirildiğini ifade eden
Kumlu, enerjide özelleştirme değil, tersine var olan tesislerin
bakım ve onarımı ile ihya zamanı olduğunun altını çizmiştir.
ERDEMİR Türkiye’nin en büyük yassı çelik üreticisi olan Ereğli
Demir-Çelik İşletmeleri 27 Şubat 2006 tarihinde Özelleştirme
İdaresi Başkanlığına ait yüzde 46.12’lik hissesi ile yüzde
3.17'lik Türkiye Kalkınma Bankasına ait hissesinin Oyak’a devrine
ilişkin hisse devir sözleşmesi imzalandı.
Erdemir’in özelleştirilme aşamasında kamuoyunun müthiş tepkisi ve
Ereğli halkının direnişi bu satışın bitiriliş şeklini farklı bir
biçime sokmuştu. OYAK’ın Erdemir’i satın alması kamuoyundaki
tepkileri azalttı.
OYAK, Erdemir için Fransız ARCELOR şirketiyle anlaşmış olduğu daha
sonra ortaklığının bozulduğu basında yer almıştı. Hisse bedeli
olarak 2 milyar 770 milyon doların İdare hesaplarına, 190,2 milyon
doların da Türkiye Kalkınma Bankası hesaplarına intikal ettiği
bildirildi.
OYAK’ın yüzde 3,17'lik TKB hisseleri için ödeneceği tutar ise
yaklaşık 190,4 milyon dolar olarak hesaplanırken, toplam ödeme de
2 milyar 960 milyon doları bulacak. Böylelikle Erdemir’in yüzde
49,29 oranındaki hissesi Ataer A.Ş’ye geçmiş olacak.
Ordu yardımlaşma kurulu tarafından kurulan Ataer şirketi
Erdemir’in yeni sahibi oldu.
15 Mayıs 1965'te 470 bin tonluk yıllık sıvı çelik kuruluş
kapasitesiyle faaliyete geçen Erdemir mamullerini makine, boru ve
profil, ambalaj malzemeleri, ev eşyaları, ısı gereçleri, elektrik
makine ve aletleri, tarım araçları imalatı ile gemi ve konteyner
yapımı, otomotiv sanayi, yan sanayiciler, tüccarlar, ve ordu başta
olmak üzere pek çok kamu kurumu da kullanmaktadır.
Yabancıya gitmesin diyerek Erdemir’i alan OYAK grubu,daha sonra
Oyak Bank’ı Hollandalıya satmıştır.
ETİ ALÜMİNYUM SEYDİŞEHİR tesisleri 1967 yılında ABD’nin
muhalefetine rağmen Ruslar tarafından kurulan Eti Holding
bünyesinde faaliyet gösteren Konya’nın Seydişehir ilçesinde
bulunan Seydişehir Alüminyum Tesisleri, dünyada ham madde mamul
maddeye ithal girdisi olmayan üç tesisten biri olma özelliğine
sahip.
Alüminyum üretimi yanında, dünyada cevher de çıkaran tek işletme
ve Boksitten alüminyum üreten tek tesis olan Seydişehir Alüminyum
Tesislerinin yüzde yüz blok satış yoluyla 25.7.2005 tarihinde
özelleştirme kapsamına alınmış 305 milyon dolarla CE-KA inşaata
satılan şirket 49 yıllığına Türkiye’nin beşinci büyük barajı olan
Oymapınar hidroelektrik santralını bedelsiz olarak işletme hakkını
da elde etmiş.
Fakat SEYDİŞEHİR ALÜMİNYUM TESİSLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ ile
ilgili olarak DANIŞTAY 29.05.2006 tarihinde yürütmeyi durdurma
kararı vermişti. Ancak hükümet yürütmeyi durdurma kararını
uygulamak yerine, yargı kararını uygulamayanlar hakkında
yargılamaya da izin vermemiştir.
ETİ BAKIR A.Ş ve KARADENİZ BAKIR İŞLETMELERİ A.Ş Karadeniz
bölgesindeki Murgul, Küre, Espiye ve diğer maden sahalarından
bakır, bakırlı pirit ve diğer cevherleri çıkarmak ve mevcut
tesislere ilave olarak yeni tesisler kurmak, yeni cevher yatakları
bulmak ve işlemek maksadı ile 28.05.1968 tarihinde %49 hissesi
Etibank’a, %51 hissesi de özel kişi ve bankalara ait olmak üzere
300 Milyon TL sermaye ile kurulmuştur.
Eti Holding’e bağlı ortaklıklarından, Eti Bakır, Eti Krom, Eti
Metalurji ve Eti Gümüş’ün özelleştirilmesinde,
Eti Bakır A.Ş. ile Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş.ye (KBİ) ait
Samsun İşletmesi’nin 33 milyon ABD dolara Ce-Ka İnşaat Makina
Madencilik A.Ş.’ne satılmıştır.
Eti Gümüş A.Ş. 8 Mayıs 2003 tarihinde, ETİ Gümüş A.Ş.’de bulunan
%100 oranındaki kamu hissesinin blok satış yöntemiyle
özelleştirilmesi amacıyla açılan ikinci ihaleyi 6 Mayıs 2004
tarihinde 41.200.000 ABD doları veren Söğütsen Seramik Sanayi
İnşaat Madencilik İthalat İhracat A.Ş firmasına satılmıştır.
Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu
tarafından yapılan açıklamada ise
“…Eti Gümüş’ün ihalesini kazanan Söğütsen Seramik Şirketinin daha
önce iflası istenmiş, uçan kuşa borçlu, daha önemlisi devlete
borçlu bir şirket”
olduğu belirtilmiştir. Daha sonra 17.8.2004 Akşam Gazetesi
haberine göre Koza Davetiye Mağaza İşletmeleri ve İhracat A.Ş’nin
Eti Gümüş’ü satın aldığı duyurulmuştur.
Eti Krom A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu, 24.06.2004 tarihinde %
100 oranındaki hissesinin özelleştirilmesini teminen, 58.100.000.-
(elli sekiz milyon yüz bin) ABD Doları bedelle en yüksek teklifi
veren Yıltaş İnşaat Ticaret Limited Şirketine satılmasına karar
verilmişti.
Ancak, şirket ÖİB tarafından uygulanan uzatmalara rağmen Eylül
ayına kadar ilk taksidini bile ödeyememesi nedeniyle 14 Eylül 2004
tarihinde yapılan ikinci ihalede 58.050.000-ABD Doları bedelle
maden-metalürji sektörleriyle ilişkisi Rusya’dan ithal ettiği
kömürü paketleyerek satmaktan öte olmayan Yıldırım Dış Ticaret ve
Pazarlama A.Ş. ile satış sözleşmesi imzalamıştır.
Eti gümüş gibi Eti Krom’ da kasalarındaki mevcut nakitleri,
stoklarındaki hammadde ve satışa hazır metalleri, taşınmaz
varlıkları (arsa, bina,vb), kamunun malı olan madenlerin
ruhsatlarıyla birlikte yok pahasına satılmıştır.
Eti Elektrometalurji 15.320 milyon dolara satıldı. Satılırken
kasasında 2.06 milyon nakit para ve işletmede 3.4 milyon dolarlık
stokları, işten çıkarılacakların kıdem ve ihbar tazminatları için
devletin yatırdığı 5.04 milyon dolar da para yatırılmış haliyle
satılıyor. Yani alıcı firma para ödemediği gibi üstüne para almış
oluyor.
PETROL OFİSİ yüzde 34 hissesini satın almak için Doğan Şirketler
Grubu Holding A.Ş. ile anlaşan Orta Avrupa’nın önde gelen petrol
ve doğalgaz şirketi Avusturyalı OMV, bu hisseler için 1 milyar 54
milyon dolara 13 Mart 2006 tarihinde anlaşma imzalamıştır.
OMV, 5 kıtada 18 ülkede petrol arama ve çıkarma faaliyetini
sürdürüyor.
Petrol ofisi 21 Temmuz 2000 tarihinde Türkiye İş Bankası ve Doğan
Şirketler Grubu Holding A.Ş.’den oluşan Ortak Girişim Grubu
tarafından satın alınmıştır. 2002 yılının Ağustos ayı itibariyle
ise grup, Petrol Ofisi`nin devlete ait olan yüzde 25.83 oranındaki
hissesini satın aldı.
Aynı yıl, aralık ayında İş-Doğan ve Petrol Ofisi`nin birleşmesiyle
İş Bankası ile Doğan Holding eşit olarak Petrol Ofisi`nin yüzde
47.42`sine sahip oldular. Bu tarihte halka açıklık oranı yüzde
5,16 idi. 2 Eylül 2005 tarihinde İş Bankası’nın sahibi bulunduğu
ve toplam sermayenin yüzde 44,06’sına karşılık gelen Petrol Ofisi
hisse senetleri Doğan Holding tarafından 616 milyon dolar
karşılığında satın alınmıştı.
KOÇ HOLDİNG ŞİRKETLERİ
Demir dökümün satışı: Koç ailesi üyelerinin sahip oldukları 53
yıllık şirketi olan Türk Demirdöküm’ün % 72.56 hissesini 211
milyon Euroya Alman Vaillant’ sattı. (toplam şirket değeri 391
milyon dolara denk gelmektedir) satışın 30 Eylül 2007 tarihinde
tamamlanmış.
Vaillant İcra Kurulu Başkanı (CEO) Claes Göransson ise,
Vaillant’ın dünyada 10 binden fazla kişiye istihdam sağladığına ve
geçen yıl 2 milyar avro gelir elde ettiğine işaret ederek şunları
söyledi: “Dünya piyasasının yüzde 21'ine sahibiz ve Demirdöküm’le
üstünlüklerimiz daha da artacak. Duvar kombileri sektöründe lider
olmak istiyoruz. Türkiye’nin Doğu Avrupa, Orta Asya, Kuzey Afrika
ve Ortadoğu’ya yakın olması çok önemli. Buralara yapılan ihracatı
artıracağız.” diyen Göransson, ‘Demirdöküm ismi kalacak mı?’
sorusuna, “Kesinlikle. Demirdöküm güçlü bir marka ve kalacak”
yanıtı verdi.
Son iki yılda Tüpraş, Yapı Kredi Bankasının bir kısım hissesini,
Tansaş gibi büyük satın almalar gerçekleştiren Koç Holding, geçen
yıl İzocam, Döktaş ve Biletix’teki hisselerini yabancı
yatırımcılara devretmiştir.
İzocam’ın satışı: Koç Topluluğu’nun, Eylül 2005’ de şirket
satışlarından birini daha gerçekleştirdi. Koç ailesi ve Koç
şirketlerinin İzocam’da sahip olduğu yüzde 61.2 oranındaki hisse,
Kuveyt şirketi Alamana Industuries ile Fransız şirketi Saint
Gobain Isover’e 171milyon 341 bin dolara satıldı.
Döktaş’ın satışı Koç Holding’den yapılan açıklamaya göre yüzde
49’u halka açık olan Döktaş’ın yüzde 54.96’sına 111 milyon 25 bin
866 dolara Finli Componenta Corporation şirketine Ekim 2006
tarihinde satmıştı. Döktaş’ın yeni hissedarı uluslararası alanda
metal sektöründe faaliyet gösteren Componenta Corporations
şirketi, Finlandiya, Hollanda, İsveç’te üretim tesisleri
bulunuyor.
Koç Topluluğu tarafından 1973 yılında kurulan Döktaş’ın, dünyanın
her yerinde faaliyet gösteren demir ve hafif alaşımlı mamul
kullanıcıları için ürettiği ham ve işlenmiş komponentler ile Türk
döküm sanayinin pazar lideri konumundayken, dünyanın pek çok
noktasına kaliteli ürünler sağlıyordu.
Biletix’in satışı Koç Bilgi Grubu şirketlerinden Koç, Biletix’i
dünyanın en büyük bilet satış şirketlerinden Amerikalı
Ticketmaster‘a satıldı. Satış fiyatı ile ilgili bir açıklama
yapılmadı. Tahmini 15-20 milyon dolar çıvarında olduğu
söylenmiştir.
Biletix’in yüzde 50 hissesi KoçSistem’e, yüzde 50 hissesi ise
kurucu ortaklar Dave Dorner ve Ali Abhary’e aitti. Ticketmaster,
hem KoçSistem’in elindeki hisseleri hem de iki kurucu ortaktaki
hisseleri satın aldı. Koç Bilgi Grubu, satış fiyatı ile ilgili bir
açıklama yapmazken, satışın 15-20 milyon dolar arasında bir bedel
üzerinden olduğu söyleniyor. KoçSistem’den yapılan açıklamada,
2000 yılında Koç Grubu ve TAG Enterprises ortak girişimiyle
kurulan Biletix’in kısa zamanda Türkiye’nin en başarılı e-ticaret
şirketlerinden biri haline geldiği vurgulandı.
2000 başlarında Ali Abhary ve Dave Dorner ile Koç Bilgi Grubu’nun
ortaklaşa bir girişimidir. ABD’nin Kalifornia eyaletinde olan ve
Türkçe’de adı ‘bilet uzmanı’ anlamına gelen Ticketmaster sağladığı
bilet satış ve dağıtım hizmetlerini, dünyanın en büyük e-ticaret
sitelerinden biri olan www.ticketmaster.com internet sitesi
üzerinden, dünya çapında hizmet sunuyor. Ticketmaster; ABD
dışında, İngiltere, İrlanda, Hollanda, Norveç, Danimarka, İsveç,
Finlandiya, Almanya, İspanya ve Belçika’yı kapsayan toplam 18
farklı pazarda faaliyet gösteriyor.
UN RO-RO 1993 yılında 48 ortakla kurulan, UN RO-RO deniz
taşımacılığı şirketi, UN Ro-Ro’nun satışına önce imza koyan, daha
sonra ise ’uyku mahmurluğuyla imzaladım, ölürümde sattırmam, Satış
süreci şeffaf değil”diyerek satışına karşı çıkan Saffet Ulusoy 7
ekim 2007 şirketin ABD’li yatırım fonu 1976 yılında Jerome
Kohlberg, George Roberts ve Henry Kravis tarafından kurulan (KKR)
firmasına şirketi toplam 910 milyon Euro’ya yüzde 97.6’ı
hissesinin satışı için imza attı.
İstanbul Ambarlı ve İstanbul Pendik limanlarından İtalya’nın kuzey
ucundaki Trieste kentine düzenli olarak seferler düzenleyen UN RO
RO’ nun tamamı lojistik ve işletme alanında faaliyet göstermekte
olan 5 ayrı şirketi bulunuyor.
AFM Adnan Akdemir Ailesi’ne ait AFM sinemaları bir aile şirketi
olup 40 yıl önce hizmete girmiş ve hissesinin 51.9’nını 28.5
milyon dolara Turkcell’in ortağı Rus Alfa Grubuna satıldı. Alfa’ya
yapılan satışta ise koltuk başına değer çok düşük bir seviyeden
belirlendiği ifade edilmiştir. Rus Alfa Grubu, 183 sinema salonu
ve 33 bin koltuğu bulunan AFM Sinemaları’nı 55 milyon dolarlık
piyasa değeri üzerinden satın almıştır.
ECZACIBAŞI İLAÇ Türkiye’de öncüsü olduğu ilaç sektörünün çınarı 65
yıldır varlığını sürdüren ilaç’ın % 75’ini 460 milyon Euroya Çek
kökenli Zentiva’ya sattı. 5 bine yakın çalışanı olan Zentiva’nın
Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Romanya’da üretim tesisleri
bulunuyor. Zentiva N.V Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi
Jiri Michal da, “Eczacıbaşı ile yaptıkları anlaşmanın, bugüne
kadar gerçekleştirdikleri en büyük stratejik işbirliği anlaşması
olduğunu, bu anlaşma ile Orta ve Doğu Avrupa pazarlarındaki büyüme
stratejilerini hayata geçirme yönünde önemli bir adım attıklarını”
vurgulamıştır.Onlar büyürken biz de küçülüyorduk !
FALIM Ve FİRST Dandy Sakız adıyla Jak Amram tarafından kurulan ve
1972’de faaliyete geçen şirket daha sonra Intergum Grubu’na
dönüştü. Jak Amram, aynı zamanda Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı
(TEGV) kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Intergum grubu Dandy
ile piyasaya girip ‘Falım’ ve ‘First’ ile son yıllarda markalı
sakız üretmeye başlayan ve başta ABD olmak üzere AB ülkelerinin
market zincirlerinin raflarını sakızları ile süsleyen önemli bir
marka haline geldi. Türkiye’nin lider sakız şirketi olan
Intergum’ı Amram ailesinden satın almak için Haziran ayında
anlaşma yapan İngiliz gıda devi Cadbury Schweppes’ de çalışan
sayısı 50 bin ve 200 ülkede faaliyet göstermektedir.
Türk sakız piyasasının yüzde 46’sı Intergum’ın tekelinden 450
milyon dolara satın alan dünyanın en büyük şekerleme şirketi olan
İngiliz Cadbury Schweppes’e satıldı. Kent Gıda’nın yüzde 95.36
hissesine2006 yılında sahip olan Cadbury Schweppes’ten Türk sakız
piyasasında yüzde 60'lık payla en büyük oyuncusu haline geldi.
Cadbury çatısında Türkiye’de Trident, Nazar, Tipitip, Toybox ve
Olips ürünleri bulunuyor.
TÜRKİYENİN İLK DİŞ HASTANESİ DENTİSTANBUL 2001'de Ağız ve Diş
Sağlığı Merkezi adı altında faaliyete başlayan Dentistanbul,
2003'te Türkiye’nin ilk özel diş hastanesi ruhsatını aldı. Yılda
ortalama 20 bin hastaya hizmet veren hastaneyi kuran Mehmet Ali
Özer büyük bir gizlilik içinde Dentistanbul’u ABD’li Global
Environment Fund’a (GEF) sattı. Kurulduğu 1991 yılından beri GEF 6
milyar 200 milyon dolar bağış ve 1800 projeye 20 milyar doların
üstünde finansman desteği sağladı. Gelişmekte olan 140 ülkede 800
milyon dolarlık fon yöneten GEF, Latin Amerika, Avrupa ve Doğu
Avrupa’da faaliyet gösteriyor. Macaristan ile Polonya’da
merkezleri bulunan Euromedics ve Latin Amerika Sağlık Fonu GEF’in
başlıca yatırımları arasında bulunuyor. Şirket özellikle Avrupa
Birliği’ne giriş aşamasındaki ülkelerde yatırım yapmayı tercih
ediyor.
Yabancı sermaye girişi böylece hastanelere de sıçramış oldu.
ACIBADEM SAĞLIK HİZMETLERİ ve ACIBADEM SİGORTA
Acıbadem sağlık hizmetlerinin yüzde 69,6 hissesi Almond AŞ
satıldı.
Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya`da öncü sağlık hizmeti
sunucusu olma amacıyla Abraaj Capital ile ortak olmuştu.
Acıbadem`in başkanı Mehmet Ali Aydınlar ile Abraaj Capital
tarafından % 50-50 eşit hisseyle kurulan Almond AŞ, Acıbadem`in
yüzde 69,6 hissesini satın aldı. Abraj Capitol daha öncede
Acıbadem sigortanın % 50hissesini almıştı.
Abraaj Capital Grubu`na bağlı Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi
üyelerinden Ali Al-Turki`ye ait Almond Holding`e satıldı. Acıbadem
Sağlık Grubu’nun, 6 hastane, 7 tıp merkezi ve poliklinikleri, göz
sağlığı
merkezi, laboratuar ve şubeleriyle yaklaşık 6 bin çalışanı
bulunuyor.
Abraaj Capital, uluslararası bir yatırım şirketinin Deutsche Bank,
Citicorp yanında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri
kökenli ortakları da olan Arbaaj’ın başlıca uluslararası ortakları
arasında DIFC Investments, Emirates Bank International, Mashreq
Bank, Zabbeel Investment, Public Institution for Social Security (Kuwait),
Al Qudro Holdings gibi kuruluşlar bulunuyor.
BAŞAK SİĞORTA VE BAŞAK EMEKLİLİK 1959'da Ziraat Bankası’nın
kurduğu Başak Sigorta ve 1997'de kurulan Başak Emeklilik
Özelleştirme İdaresi tarafından, 268 milyon dolara Fransız şirket
Groupama International satıldı. Başak Sigortadaki yüzde 56.67 ve
Başak Emeklilikteki yüzde 41 hisselerine sahip olan Groupama
International Daha önce aldığı Güneş Sigortada da yüzde 30 hisseye
sahip. Fransa’nın ikinci büyük sigorta şirketi olan Groupama,
1900'den bu yana çalışmaları sürüyor. Groupama, Fransa dışında
İspanya, İngiltere, İtalya, Portekiz, Macaristan, Çin ve
Vietnam’da faaliyet gösteriyor 3.2.2006 Milliyet
GÜVEN SİGORTA Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (TTKKMB),
özelleştirme kapsamında 2000 yılında satın aldığı Güven Sigortayı
satışa çıkarıyor ve 17 Mart 2008'deki ihaleyle açılacak. Güven
sigortada halen, 2 bin 600 acentası bulunuyor. Fransız Gruopama
Güven Sigorta ile de ilgileniyor. Sonucu belli değil.
RAY SİGORTA Dışbank hisselerini zararına Doğan Finansal Kiralama
A.Ş.’ye devretti. Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş.’nin sahibi
olduğu Ray Sigorta A.Ş. şirketinin %58.2 hissesi, 81.48 milyon
dolara TBIH Financıal Services Group’a 19 Mart 2007 tarihinde
satıldı. Yüzde 20 hissesi kalan Doğan Holding bu payın 2010 ve
2011 yıllarına kadar TBIH’e satış opsiyonu olduğu belirtildi . THY
filosunu 1968-2004 yılları arasında kesintisiz teminat altına alan
Ray Sigorta, üç yıl aradan sonra THY’yi yeniden sigortalamaya
başladı.
TÜRKİYE GENEL SİGORTA A.Ş. Mart 2007 tarihinde % 80’nı 285 milyon
Euro’ya Mehmet Emin Karamehmet’in sahibi olduğu Çukurova
Grubu’ndan satın alan İspanyol Mapfre SA’nın, sigorta, reasürans
ve çeşitli finansal hizmetler konusunda İspanya ve Güney Amerika
dahil toplam 40 ülkede faaliyet gösteriyor. İspanyol firma, satın
alma işleminin tamamlanmasıyla Genel Sigorta’nın Mapfre
International’ın bir şubesi durumuna dönüşeceğini bildirdi.
Türkiye’de araç sigortasında 6., yaşam sigortası dışındaki
sigortalarda 10. sırada bulunan Genel
Sigorta ve acentesi olan Genel Yaşam’ın 310 personeli ve tüm
Türkiye’de 297 bayii bulunuyor. Genel Sigorta, Türkiye’deki
pazarın yüzde 3,2’sine egemen durumdadır. 24.9.2007
ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK, HSBC BANK şubelerinde satışa sunuldu.
HSBC Bank, imzalanan acentelik sözleşmesi ile Anadolu Hayat
Emekliliğin hayat sigortası ve bireysel emeklilik ürünlerini kendi
müşterilerinin finanssal ihtiyaçlarına çözüm olarak sunacak,
imzalanan acentelik sözleşmesi ile bankanın ülke çapındaki 156
şubesinde hayat sigortası ve bireysel emeklilik ürünlerinin
müşterilere sunulacağını 11.10.2008 tarihli hürriyet gazetesi
aracılığı ile bildirdi.
Daha önce tamamı TMSF’na ait olan Demirbank T.A.Ş hisselerinin
HSBC Bank satış ve devrine ilişkin sözleşme 20 Eylül 2001
tarihinde İstanbul’da imzalanmıştı. HSBC Bank bu satış işlemi
karşılığı, devir tarihinde TMSF’na peşin olarak toplam USD 350
milyon ödemiş. Toplam 198 şubesi ve 3700 civarında çalışanı ile
Türk Bankacılık Sisteminde önemli bir yeri bulunan Demirbank T.A.Ş’nin,
bu satış işlemi sonucunda HSBC Bank A.Ş. ile birleşmek suretiyle
bankacılık faaliyetlerine devam ediyordu.
GARANTİ SİGORTA VE GARANTİ EMEKLİLİK Garanti Bankası ile
Avrupa’nın önde gelen sigorta gruplarından Eureko B.V.arasında
Mart ayında açıklanan ortaklık, TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı
ve Rekabet Kurumu tarafından onaylandı. 21 Haziran 2007 Perşembe
günü imzalanan satış anlaşmasına göre, Eureko, Garanti Sigorta
A.Ş.’ye ait %80 oranındaki hisseyi 365 milyon Euro bedelle satın
aldı. Şirket ayrıca, Garanti Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye ait
%15'lik hisseyi 100 milyon Euro karşılığında satın aldı, %35
oranında yeni hisse alım hakkına da sahip oldu.
http://www.garanti.com.tr Garanti Sigorta, bugünden itibaren
faaliyetlerine Eureko Sigorta A.Ş. adıyla devam edecek.
Eureko Sigorta hisselerinin yüzde 20’sinin Garanti Bankası’na ait
olmaya devam edeceğine işaret edilen açıklamada, yeni dönemde
Garanti Bankası ile işbirliğinin aynı şekilde devam edeceği ve
banka sigortacılığındaki lider konumunun yanı sıra, diğer dağıtım
kanallarında da büyüyeceği belirtildi. Yaklaşık 7 milyon müşteriye
hizmet veren Eureko, Avrupa sigortacılık pazarındaki en büyük 10
oyuncu arasında yer almayı hedefliyor. Bu amaçla faaliyet
gösterdiği ülkelerde işbirliği yapan Eureko, merkezi Hollanda’nın
yanı sıra Avrupa’nın 10 ülkesinde faaliyet gösteriyor.
İHLAS SİGORTA İhlas Sigorta’nın yüzde 88,25'inin Almanya’da
sigorta sektöründe faaliyet gösteren HDI International Holding’e (HINT)
23,7 milyon YTL yaklaşık 16.75 milyon Euro bedelle tamamını Alman
Talanx Sigorta Grubu‘nun iştiraki olan HDI’ sattı. Satış
sözleşmesi 30 Haziran 2006 tarihindeki duyurusu Almanya ve
Türkiye’ye aynı anda yapıldı. İhlas Sigorta’nın adı değişerek, HDI
Sigorta oldu. Brezilya, İspanya, İtalya, Macaristan, Polonya,
Bulgaristan, Avusturya gibi dünyanın birçok ülkesinde sigortacılık
faaliyeti gösteren Talanx AG, dünyanın birçok ülkesine reasürans
kapasitesi sunan Hannover Re’nin de sahibi. Grup, faaliyet
gösterdiği ülkeler arasında Türkiye’yi de katmış oldu. Almanya’da
Mercedes, BASF, Simens, MAN gibi büyük grupların sigortasını yapan
Talanx Grubu’nun, Türkiye’de HDI Sigorta olarak faaliyete geçmesi
ile tüm Türkiye’deki Alman şirketlerinin sigortasını üstleneceği
ve buna paralel olarak bankasürans (banka sigortacılığı) yapacağı
da edinilen bilgiler arasında.
İSVİÇRE SİGORTA 25 yıl önce temsilcilik, daha sonra şube ve
Türk-İsviçre ortak teşebbüsü haline dönüşen İsviçre Sigortayı
Alman reasürans şirketi “Münich Re”nin çoğunluk hissesine sahip
olduğu Ergo, İsviçre Sigorta hisselerinin yüzde 75'ini satın aldı.
Yüzde 25 hisse Balcı Ailesi’nde kalırken, satış fiyatı konusunda
her iki taraf da açıklama yapmaktan kaçınırken, İsviçre Sigorta ve
İsviçre Hayat için Ergo 212.9 milyon Euro ödediğini Almanya’da
açıklamıştır. Ortaklığa ilişkin haber ilk kez 11 Temmuz 2006
tarihinde medyada yer almıştır.
EMEK HAYAT SİGORTA Tasarruf Mevduatı Sigorta fonu (TMSF), Aksoy
grubundan haczedilen Emlak Hayat Sigorta A.Ş.deki yüzde 99.99
oranındaki hisseyi l milyon 500 bin YTL’ye merkezi Bahamalar’da
bulunan Gem Global’a ihale etmiştir. Sabah 21.3.2006
TEB SİGORTA Zurich Finansal Hizmetler Grubunun, TEB Sigorta
A.Ş.’nin tamamını satın almak için anlaşma imzaladı.2007 yılında
prim üretimi 130 milyon dolara (155 milyon YTL) ulaşan TEB
Sigortanın, 600 noktaya ulaşan geniş bir ağ ile hizmet verdiği
ifade edildiZurich Finansal Hizmetler Grubunun, Kuzey Amerika,
Avrupa, Asya Pasifik, ve Latin Amerika’nın olduğu çeşitli
pazarlardan oluşan global ofis ve şube ağı aracılığıyla hizmet
veren sigorta bazlı bir finansal kuruluş, 1872'de kurulan grubun
merkezinin, İsviçre’nin Zurich şehrinde bulunduğu ve grubun
yaklaşık 55 bin çalışanı ile 120'den fazla ülkede hizmet verdiği
bildirilmiştir. Zurich, TEB Sigorta’yı satın aldığı fiyatı
açıklamazken, TEB Sigorta’nın ismi de ’Zurich Sigorta’ olarak
değişeceği ve TEB Sigortanın satışından Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB)
elde edeceği kaynak, banka, leasing, faktoring alanında büyüme
için kullanılacak bilgileri basında yer almıştır.
ŞEKER SİGORTA Hisselerinin yüzde 70.20'lik bölümü ABD’li Liberty
Mutual Grubu’na geçen Şeker Sigortanın Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Joe H. Hamilton,”Türkiye’nin izlediği ekonomik
politikalarla Türk sigorta piyasası önemli ölçüde genişlemeye
hazır. Bireylerin ortalama harcanabilir gelirleri yükselen bir
trende sahip, Arabaları, evleri ve şahsi malları kapsayacak
sigorta ürünlerine olan talebi artırıyor” diye belirtirken fiyat
açıklanmayan satışta 59.6 milyon dolar tahmin edilmektedir.
Hamilton, Liberty Mutual’ın dünyadaki yeri konusunda şu bilgileri
verdi:”Liberty Mutual Group, Amerika’nın en büyük şirketleri
listesinde 102'nci sırada yer alırken, 39 binden fazla çalışanı,
dünya üzerinde 900'den fazla ofisi ile “Asya, Avrupa ve Latin
Amerika’da, 20'den fazla ülkede faaliyet göstermektedir.
GLOBAL HAYAT SİGORTA 1998 yılında hayat sigorta ürünleri konusunda
faaliyet göstermek amacıyla kurulan Hayat Sigorta şirketi, 1 Mayıs
2003 tarihinde “Global Hayat” ismini almıştır. Avrupa’nın önde
gelen finans kuruluşlarından Dexia’ya çoğunluk hisselerini
devreden DenizBank, Global Yatırım Holding iştiraki olan Global
Hayat Sigorta ile satış anlaşmasını imzaladı. Böylece Global Hayat
Sigorta 2 milyon 700 bin YTL’ye Denizbank’ı alan Dexia’ya geçmiş
oldu.Dexia Bank, 1996 yılında Fransız Credit Local ve Belçikalı
Credit Communal’ın birleşmesi sonucu ortaya çıkan Avrupa’nın en
büyük 15 bankasından biri ve dünyanın en büyük 30'uncu bankası
konumunda bulunuyor. Banka Belçika ve Fransa dışında Lüksemburg,
Hollanda, İngiltere, İsveç, İtalya, İspanya, Almanya ve Amerika’da
faaliyet gösteriyor.
ANKARA EMEKLİLİK Anadolu Hayat Emeklilik, Emniyet Genel Müdürlüğü
Polis Bakım ve Yardım sandığının sahibi olan Ankara Emeklilik,
Genel merkezi Hollanda merkezli sigortacılık şirketi AEGON’a yüzde
yüz hissesini satmıştır. Türk hayat sigortacılık ve emeklilik fonu
pazarında söz sahibi oldu. Ankara Emeklilik satıldığında, 54 binin
üzerinde bireysel emeklilik katılımcısına ve yaklaşık 35 milyon
Euro fon birikimine sahip bulunuyor aynı zamanda Şekerbank ile
imzalamış olduğu dağıtım anlaşması çerçevesinde, ürünlerinin,
bankanın ülke çapında yayılmış bulunan 236 şubesi üzerinden de
dağıtımını sürdürmektedir.
AEGON`un son yıllarda Orta ve Doğu Avrupa`da, Macaristan, Polonya,
Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Romanya olmak üzere 5 ülkeyi kapsayan
genişlemesine Türkiye yi de katarak tamamlamış oluyor.
AK EMEKLİLİK Sabancı Holding İştiraklerinden Aksigorta’nın Yüzde
99.4'üne sahip olduğu Ak Emeklilik A.Ş. ile İngiliz Sigorta Devi
Aviva Plc’nin Türkiye’deki Şirketi Aviva Hayat ve Emeklilik’in
Birleşme Anlaşması 21 Mart 2007’de İmzalandı. Yapılan anlaşma Ak
Emeklilik’in banka sigortacılığındaki deneyimleri ile, Aviva Hayat
ve Emeklilik’in doğrudan satış gücünü biraraya getirerek
Türkiye’nin lider hayat ve emeklilik şirketini oluşturmayı
amaçlıyor.
Yeni şirket, 31 Mart 2007 itibariyle 572,5 milyon ABD doları
bireysel emeklilik fon büyüklüğü ve yüzde 25'lik pazar payı ile
bireysel emeklilik sektörünün lider şirketi konumuna yerleşirken,
aynı zamanda 30.3 milyon ABD doları toplam prim üretimi ve yüzde
11'lik bir pazar payı ile hayat sigortasında üçüncü sıraya
yükselmiş oldu. Birleşme sürecinin tamamlanmasının ardından Aviva
Plc, Aksigorta’ya 100 milyon ABD doları nakit ödeme yapacak.
Birleşme anlaşması kapsamında yapılan acentalık anlaşması ile de
Akbank’ın 687 şubesi üzerinden 5.9 milyon perakende müşterisine
hayat ve emeklilik ürünlerinin satışına olanak sağlanıyor. (İhlas
Haber Ajansı) 08.06.2007
TÜRK TELEKOM 1 Temmuz 2005 tarihindeki ihaleyi kazanan yüzde 55
hissesinin suikasta kurban giden eski Lübnan Başbakanı Refik
Hariri’nin ailesine ait olan Oger Telecom 6 milyar 550 milyon
doları peşin ödeyeceğini açıklamış ancak daha sonra taksitle ödeme
yapmaya başlamıştı. Altı aylık kârı bedelle en stratejik kurumumuz
satılmış oldu. ABD dahil hiçbir ülkede yabancılara işletme ruhsatı
satış yetkisi vermezken bizim ülkemizde gerçekleşmiştir.
Anayasa Mahkemesi: “Türk Telekom Stratejiktir” mahkemenin 1994/45
sayılı kararında;
“Kalkınmayı hızlandırmak için, elbette, dış borçlanma, yabancı
sermaye, yabancı ortaklıklardan yararlanmak gerekir; ancak,
özelleştirme yoluyla giderek yabancıların nüfuzuna yol açılması
ülke bağımsızlığı yönünden kabul edilemez. Bu gerçek, özelleştirme
politikası uygulayan gelişmiş kimi ülkeleri bile önlem almak
zorunda bırakmıştır” denilerek, ulusal varlıklarımızın
yabancılaştırılması konusuna dikkat çekilmiştir. Mahkeme aynı
kararında; “Telekomünikasyon ve elektrik gibi stratejik öneme
sahip kamu hizmetlerinin yabancılaşması, ülke savunması, güvenliği
ve bağımsızlığı yönünden sakıncalıdır”
görüşüne yer vererek, Türk Telekom’un Stratejik olduğunu
vurgulamaktadır.
Fakat daha sonra Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Haşim Kılıç, 5189
sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2.
maddesinde yer alan,
“Devamı süresinde tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da
dahil” ve “Aynı maddenin 3. fıkrası” ibarelerinin iptali ve
yürürlüklerinin durdurulması istemini oy çokluğuyla
reddettiklerini bildirdi.
Haşim Kılıç, bir gazetecinin,
“Böylelikle Telekom’un satışına vize verilmiş mi oldu?”
sorusuna,
“Vize verilmiş oldu. Şu anda Anayasa Mahkemesi açısından bir
problem kalmadı”
yanıtını verdi. CHP, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, 5189
sayılı yasa ile 406 sayılı yasadan çıkarılan 3. fıkranın iptalini
istemişti.
Söz konusu 3. fıkra,
“Yabancı, gerçek ve tüzel kişilerin Türk Telekom’daki hisse oranı
yüzde 45'i geçemez ve bunlar doğrudan ya da dolaylı olarak
şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamazlar”
hükmünü içeriyordu. Bu arada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu,
Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle ilgili olarak açılan davada,
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ile, Oger Telecoms Ortak Girişim
Grubu’nun Türk Telekom’u devralması için hukuki bir engel kalmamış
oldu.
Ve satış gerçekleşti. Türk Telekomünikasyon’un yüzde 55 hissesinin
6.55 milyar dolara Oger Telecom Ortak Girişim Grubu’na satışına
ilişkin “hisse satış sözleşmesi” imzalandı.
Sözleşme, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, özelleştirmeden
sorumlu Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Saudi Oger Grubu’nun mali
işlerden sorumlu Başkan Yardımcısı Muhammed Hariri tarafından
imzalandı.
2004 yılı itibariyle abone sayısı 19 milyon 125 olan Türk
Telekom’un 55 bin 794 personeli bulunuyor. 2004 yılında 11.2
katrilyon lira ciro gerçekleştiren Türk Telekom’da net gelir 8.6
katrilyon lira. 5 katrilyonluk toplam gideri olan Türk Telekom’da
net kar ise 2.1 katrilyon lira ve Türk Telekom, dünyanın 13'üncü
büyük telekom kuruluşuydu, satışı ülke çapında işçi gösterilerine
yol açarken, bu durum Oger Telecom CEO’su Muhammad Hariri’nin
işten çıkarma yapılmayacağı yönünde bir duyuru yapmasına da neden
olmuştu.
Fakat bugün dahi işçilerin grevi halen sürmekte olduğunu
görmekteyiz. Devletin üzerine gitmeyip göz yumması ve yeterli
denetim yapılmaması nedeniyle, keyfi uygulamalar hüküm
sürmektedir. Türktelekom’un satış esnasındaki kasalarında nakit
bulunan 1.64 milyar dolar parasıyla bedava değil üstüne para
verilerek satılan şirketlerimizden birisidir.
TÜRK TELEKOM - INNOVA’YI ALDI Türk Telekom, 1999 yılında kurulan,
2005 yılında ise Anel Grup bünyesine katılan Innova Bilişim
Çözümleri A.Ş.’nin tamamını 18.5 milyon dolara satın aldı. Anel
Telekomünikasyon Elektronik Sistemleri Sanayi ve Ticaret AŞ bağlı
ortaklığı Innova Bilişim Çözümleri A.Ş. yüzde 100 hissesini sattı.
AVEA SATIŞI CEP telefonu sektöründe Türk Telekom Avea’daki İtalyan
hisselerini aldı.
Türk Telekom, Telecom Italia (TIM) ile Avea’daki hisselerinin
tamamını satın almak üzere 500 milyon dolara anlaştı. Anlaşmanın
yürürlüğe girmesiyle birlikte Türk Telekom Avea’da yüzde 81
hissenin sahibi oldu. Avea’nın daha önceki ortaklık yapısı yüzde
40 TIM, yüzde 40 Türk Telekom ve yüzde 20 İş Bankası şeklindeydi.
Avea hisselerine ilişkin anlaşmanın temeli Telecom Italia ve Oger
Telecom arasında Temmuz 2005’te imzalanan sözleşmeye dayanıyor.
Türkiye cep telefonu sektörüne İş Bankası ile kurduğu Aria
markasıyla giren daha sonra faaliyetlerini Aria-Aycell
birleşmesiyle doğan Avea’da sürdüren TIM’ın, hisselerini
devretmesiyle Avea’da da yönetim açısından dengeler değişti. Avea
da, yüzde 44.55'lik payıyla Lübnan’lı Oger Telecoms, “fiilen
patron” konumuna yükseldi ve daha öncede Türk telekom’un yüzde 55
hissesini satın almıştı.
TELSİM’İN SATIŞI Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) satışa
çıkardığı Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş., 4 milyar
550 milyon dolarla dünyanın en büyük mobil telekomünikasyon
operatörlerinden olan İngiltere’den Vodafone’nin şirketi Vodafone
Telekomünikasyon A.Ş.’ye 25.5.2006 tarihinde ihale edildi.
Uzan Grubu’nun borçları nedeniyle TMSF’ye devredilen Telsim’in
satışı için Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ”Hayırlı olsun.
Fiyat gayet güzel” diyerek
”Türkiye’de kim yatırım yaparsa yapsın Türkiye Cumhuriyeti’nin
mevzuatına tabidir. Türkiye Cumhuriyeti için istihdam
oluşturacaktır. Burada kazanıp, burada tüketecektir. Yapacağı
herhangi bir yanlış olursa onu da takip edip, düzeltecek mekanizma
kurulmuştur. Telekomünikasyon Üst Kurulu’nun görevi de
işletmecileri gözetlemektir. Endişe edecek bir şey yok. Hiç kimse
buradaki tesisleri alıp bir yere götüremez, gümrük kapılarına
tembih ettik.”
demiştir. Telsim satışından Motorola ve Nokia da pay alacak.
Yunanistan’da telekulak skandalına karışan Vodafone Group Plc
şirketi, mobil telefon işletmeciliği alanında dünyanın en büyük
şirketi olarak biliniyor. Telsim ihalesini kazanan Vodafone, 80
milyar Euro yıllık ciro ve Eylül ayı itibarıyla 171 milyon
aboneyle dünyanın önde gelen GSM şebekesi.
Vodafone’un piyasa değeri de Kasım itibarıyla 80 milyar Euro
olarak hesaplanıyor. Vodafone İngiliz Manchester United takımının
ana sponsorluğunu ve Formula 1’de Ferrari takım sponsorluğu
yapıyor. 27 ülkede iştiraki, 15 ülkede ortaklığı olan Vodafone 41
ülkede faaliyette bulunuyor. İngiliz yayın kurumu BBC de,
Türkiye’nin 72 milyon nüfusu ile Vodafone için dördüncü büyük
pazarı olduğunu belirtti. Telsim’in kısa vadede zarar etmesinin
beklendiğini kaydeden BBC, “Telsim’in özelleştirilmesi Türkiye’nin
AB üyeliği lehindeki ekonomik argümanlara daha da ivme
kazandıracak” yorumunu yapmıştır.14.12.2005 tarihli gazeteler.
TURKCELL’İN SATIŞI Şubat 1994’te hizmete giren Turkcell, Telsim
ile birlikte Türkiye’yi ilk cep telefonu ile tanıştıran
şirketlerden biri olma özelliğine sahip. Turkcell, 27 Nisan
1998’de Ulaştırma Bakanlığı ile GSM lisans anlaşmasına imza
atmıştı. Turkcell, yaptığı anlaşma ile GSM lisans hakkını 25
yıllığına 500 milyon dolara almıştı. Turkcell İletişim`de büyük
ortak TeliaSonera’nın yüzde 37,1 hissesi bulunuyor. Turkcell`in
ortaklarından İskandinav telekom şirketi TeliaSonera, gelecekte
Turkcell ve Rusya`nın MefaFon şirketlerini satın almak için fırsat
kolluyor. Hisse satışı sonrasında Çukurova Holding’in
Turkcell’deki payı yüzde 27.26'dan yüzde 21.38'e gerileyecek.
Turkcell’de Rus Alfa’nın yüzde 13.22, Sonera’nın yüzde 37.09,
Murat Vargı’nın yüzde 5.07 hissesi bulunuyor.
Şirketteki halka açık hisse oranı ise yüzde 17 seviyesinde.
Bu arada Çukurova grubunun Turkcell’in yüzde 5.88 hissesi için
Alfa ile İsveç - Finlandiya ortaklığı olan TeliaSonera arasında
kıyasıya bir çekişme yaşandığı ve daha sonra ise Turkcell’in
ortaklarından Rus sermayeli Alfa Grubu, elinde bulunan yüzde
13.2'lik Turkcell hissesinin yüzde 6.6’sını sattığını duyurmuştu.
Alfa, piyasa değeri 1.4 milyar dolar olan bu hisseleri sadece 20
milyon dolara Kazak Visor Group’a devrettiğini açıklamıştır.
SABANCI DUPONT İŞTİRAKİNİ SATTI H.Ö. Sabancı Holding, Dusa Dupont
Sabancı Brasil S.A. ve Dusa Dupont Sabancı Argentina S.A.’ya ait
iştirak hisselerini Hollanda’da bulunan Sabancı Industrial Nylon
Yarn and Tire Cord Fabric B.V.’ye sattı. Şirketin iştirakler
portföyünde bulunan Dusa Dupont Sabancı Brasil S.A.’ya ait 1
trilyon 573.5 milyar lira nominal değerli hisselerin tamamı 6.8
milyon dolar ve Dusa Dupont Sabancı Argentina S.A.’ya ait 2
trilyon 477.8 milyar liralık nominal değerli hisselerin tamamı 8
milyon dolara satıldı. Satış bedeli olan toplam 14.8 milyon dolar
(yaklaşık 10 trilyon lira) şirket hesabına geçti. Söz konusu
satışlardan doğan 3 trilyon 576 milyar liralık kazancın sermayeye
ekleneceği bildirildi.
ENERJİSA Sabancı Holding’e ait EnerjiSA şirketinin yüzde 49.99'una
ortak olan Verbund’a 326.2 milyon dolar ödedi. Avusturyalı
elektrik şirketi Verbund (Österreichische Elektrizitätswirtschafts
Aktiengesellschaft), yaklaşık 12.5 milyar Euro piyasa değeriyle
Viyana Menkul Kıymetler Borsası’nda en büyük şirketler arasında
yer alıyor. CNN 15.3.2007
İSTANBUL HİLTON, Türkiye’nin ilk 5 yıldızlı oteli, İstanbul
Hilton’un özelleştirmesinde en yüksek teklifi 255.5 milyon dolarla
işadamı Aydın Doğan’a ait Ortadoğu Otomotiv vererek satış
gerçekleşmiştir. 12.8.2005 CNBC
ZAPMEDYA 2000 yılında kurulan interaktif reklam
pazarlama şirketi Zapmedya’nın % 70'ni İngiliz reklam ve pazarlama
şirketi International Marketing and Sales Group, 13 milyon dolara
satın aldı. Zapmedya, Bülent Boytorun tarafından kurulduğundan bu
yana, 500'ü aşkın kuruluşa Online Reklam konusunda hizmet
vermiştir. 2006 yılı sonu itibarıyla 12 milyon dolarlık cirosu ile
internet reklamcılığı alanında pazar liderliğini sürdürüyor.
Zapmedya’yı satın almak üzere anlaşma imzalayan IMSG ise 1996
yılında halen şirketin başkanlığını yürüten Gregory Thain
tarafından kuruldu. İngiltere yanında gelişmekte olan piyasalara
önem veren IMSG’nin bu ülkelerde 21 ofisi bulunuyor. IMSG’nin
ofisinin bulunduğu kentler arasında Moskova, Almatı, Astana,
Duşanbe, Yeni Delhi, Kalküta, Bangalor, Haydarabad ve Budapeşte
yer alıyor. IMSG’nin 2007 cirosu 96.5 milyon dolar düzeyinde
bulunuyor. IMSG yetkilileri satış tan sonra Zapmedya yetmez yeni
şirketler alacağız diye ifade verdi.
www.gittigidiyor.com Şubat 2001 yılında yayına başlayan Gitti
Gidiyor, 1.2 milyon kayıtlı üyesi, 360.000 günlük, 4.0 milyon
aylık tekil ziyaretçisi ve 500.000’e yakın günlük satış
fırsatlarıyla Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezidir. 2001
yılında 3 okul arkadaşı tarafından kurulan ve 1.3 milyon
kullanıcısı bulunan sanal açık artırma sitesi “gittigidiyor.com”
ilham kaynağı eBay e milyonlarca dolara satıldı. Tam oranı
açıklanmamakla beraber, eBay’in gittigidiyor.com’da yüzde 10’un
üzerinde hisseye sahip olduğu belirtildi. Türkiye, dünyada 6.8
milyar dolarlık ciroyla, 36 ülkede faaliyet gösteren eBay’in
girdiği 37’nci ülke oldu.
TGRT TELEVİZYONU ABD’li medya devi Rupert Murdoch‘ın Newscorp
şirketi, TGRT’yi 151 milyon YTL’ye satın aldı. Türkiye’de
yabancıların yayın kuruluşlarındaki hisse sınırı yüzde 25
olduğundan, kalan hisseler Newscorp şirketiyle ortak hareket eden
Atlantic Records şirketinin sahibi Ahmet Ertegün’ün olacak.
Bu arada Avustralya doğumlu olan 74 yaşındaki Murdoch, 1980'li
yıllarda ABD’de televizyon satın alabilmek için ABD vatandaşlığına
geçmişti. Dünyanın en büyük medya patronları arasında bulunan
Murdoch, Avustralya, İngiltere, ABD ve Asya basınındaki önemli
varlığıyla tam anlamıyla küresel bir medya imparatoru olarak
görülüyor.
25.7.2006 Milliyet
İşadamı Murdoch İngiltere’de Times, Sky TV ve Sun’ın, Amerika
Birleşik Devletleri’nde Fox TV, New York Post ve Weekly
Standard’ın Türkiye’de de Fox TV adını alan TGRT’nin da aralarında
bulunduğu çok sayıda yayın organının sahibidir. İhlas Holding,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından
faaliyetlerine son verilmişti. Enver Ören’nin sahibi olduğu İhlas
Holding’e ait TGRT’ nin satışına gelen itirazlar reddedildi ve 2
Kasım 2006 tarihinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), İhlas
Yayın Holding’in Huzur Radyo TV’deki (TGRT)’nin ABD merkezli
Newscorp’a satışını onayladı.
SÜPER FM VE METRO FM RADYONUN SATIŞI
Süper FM’in ihalesinde en yüksek teklifi 33 milyon 100 bin dolarla
CGS TV (Kanada-Global ortaklığı) verdi. Uluslararası bir medya
kuruluşu olan CanWest Global Communications Corp.’un, Kanada’nın
en büyük medya şirketi olarak nitelendiği, kuruluşun, Global
Television Network’un sahibi olmasının yanı sıra Kanada’nın en
büyük günlük gazete yayıncısı konumunda olduğu bildirildi.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF), 7 radyo, 2 televizyon
kanalı ve bir gazeteden oluşan Uzan Grubu şirketlerinde Star Medya
Grubu şirketlerinin satış ihaleleri Super FM ile başladı,
satışları 6 Ekim Star Gazetesi’nin satışıyla sona erdi. İhaleler
Metro FM, Joy FM ve Joy Türk FM, Star TV, Rock FM ve Radyo
Alaturka, Kral TV, Kral FM olarak devam etmiştir. Metro FM
ihalesine en yüksek teklifi yine Kanadalı CanWest-Global ortaklığı
verdi. Kanadalı CanWest ve Mehmet Kutman’ın sahibi olduğu Global
Yatırım Holding ortaklığından oluşan CGS Grubunun kurduğu Pasifik
Televizyon ve Radyo İşletmeciliği ihaleyi 22 milyon 850 bin
dolarlık teklifle ilk sırayı aldı.
STAR GAZETESİ 17 Ocak 2006 tarihinde teslim edilen tekliflerin yer
aldığı kapalı zarf usulü yapılan ihalede, TMSF’nin satışa
çıkardığı Star Medya Grubu şirketlerinin en sonuncusu, Star
gazetesi için açılan ihalede 5 milyon 150 bin dolarla Kıbrıslı
işadamı Ali Özmen Safa’nın rakamı 8 milyon dolara yükseltmesi
üzerine satılmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın bir numaralı adamı Ramsey’in patronu Remzi Gür
ile Ali Özmen Safa dostluğu İngiltere’ye dayanıyor. Gazetenin
patronu Ali Özmen Safa görünse de arkadaki patron Remzi Gür ve
onun kayınbiraderi Hasan Doğan’nın olduğu medyada yer almıştır .
STAR TV Star TV Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalıdır.TMSF
tarafından satışa çıkarılan Star TV ihalesinde 306.5 milyon
dolarla, Doğan Grubu’na ait Işıl Televizyon Yayıncılığa satıldı.
Magic Box adında kurulan kanal, 31 Mart 1990'da Star 1 adını
almıştı.
SABAH VE ATV KANALLARININ SATIŞI, TMSF’nin 5 Aralık 2007’de Sabah-ATV
için yaptığı ihalede 1.1 milyar dolar ödemeyi kabul eden Çalık
Grubu’na Rekabet Kurulu’ndan sonra RTÜK’ten de ‘şartlı’ onay
geldi.
RTÜK’ten yapılan açıklamada şöyle denildi:
“5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi kapsamında ATV-Sabah
ticari ve iktisadi bütünlüğünün, Turkuvaz Radyo Televizyon
Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş’ye devrinin tesciliyle ilgili
işlemlerin tekemmül ettirilebilmesi amacıyla, 3984 Sayılı Yasada
ve Özel Radyo ve Televizyon Kuruluşları İdari ve Mali Şartlar
Yönetmeliği’nde belirlenen yükümlülüklerin 31 Ocak 2008 tarihi
itibarıyla yerine getirilmesinin ardından Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu, 7 Şubat 2008 tarihli toplantısında konuyu gündemine
almıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Merkez ATV
Televizyon Prodüksiyon A.Ş.’nin sahibi olduğu ATV ve Radyo City’ye
ait Üst Kurul nezdindeki izin ve lisanslar ile 3984 Sayılı Kanunun
Geçici 6. Maddesi kapsamında kullandırılan kanal ve frekansların
kullanım haklarının Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve
Yayıncılık A.Ş. adına tesciline karar verilmiştir.”
Çalık Grubu’nun ödeme için TMSF’den 60 gün süre isteyeceği de
belirtiliyor. Şartname gereği Çalık Grubu 1.1 milyar dolarlık
muhammen bedelin yüzde 10’una denk gelen 110 milyon dolarlık
teminat mektubu vermişti. Devir yapıldıktan sonra Çalık Grubu 1.1
milyar dolarlık alım bedelinin tamamından sorumlu olacak. Şayet
ödemede herhangi bir problem çıkarsa, Çalık Grubu bu bedeli
ödeyemezse, TMSF Sabah-ATV için yeniden ihaleye çıkacak. O
takdirde Çalık Grubu’nun 110 milyon dolarlık teminatı yanacak.
Ayrıca ikinci ihalede oluşacak bedel 1.1 milyar dolardan daha az
olursa bu fark da Çalık Grubu’ndan tahsil edilecek. Örneğin olası
ikinci ihalede en yüksek fiyat 700 milyon dolarda kalırsa, TMSF
400 milyon doları Çalık’tan isteyecekmış!.
(Vatan Gazetesi 8.2.2008 )
BOYNER HOLDİNG Boyner Holding`den İMKB`ye yapılan açıklamada,
Boyner Büyük Mağazacılık`ın yüzde 30`u için 160 milyon dolarlık
toplam şirket bedeli üzerinden 48 milyon dolar, Beymen`in yüzde
50`si için ise, 290 milyon dolarlık toplam şirket bedeli üzerinden
145 milyon dolarlık bir fiyata Citigroup Venture Capital
International (CVCI) 12 şubat 2007 tarihinde satılmıştır.
Dünyanın önde gelen sermaye yatırımı şirketlerinden Amerikalı
Citigroup Venture Capital International (CVCI) Asya, Orta ve Doğu
Avrupa ve Latin Amerika’da 2001'den bu yana toplam 3.5 milyar
dolarlık sermaye yatırımı gerçekleştirdi. New York, Miami, Londra,
Hong Kong, Hindistan ve Şili’de ofisleri bulunan CVCI yatırım
alanları arasında iletişim hizmetleri, perakende sektörü, ilaç
sektörü, telekom, enerji ve finansal hizmetleri de bulunuyor.
MİGROS Koç Holding, Migros’taki yüzde 50.8 hissesinin İngiliz BC
Partners tarafından kontrol edilen Moonlight Capital’a 1.977
milyar YTL bedelle satılmasına ilişkin anlaşma imzalandı. Satış
işlemi Rekabet Kurumu’nun iznine tabi olacak. Satış bedelinin 20
milyon YTL’si imza tarihinde, 1.957 milyar YTL bakiye tutar ise
devir gerçekleştiği tarihte ödenecek.
Devirden önce Koç Grubu, Migros’un sahip olduğu Koçtaş, Tat
Konserve, Tanı Pazarlama ve Entek Elektrik hisselerini satın
alacak. Migros’un yurtiçi mağaza sayısı 938 çıkmıştır. 220 Migros,
247 Tansaş, 460 Şok, 3 5M, 8 Macrocenter ile tüm Türkiye’de hizmet
veriyor.
Dünyanın en büyük 250 perakende şirketi listesine, 236'ncı sıradan
giren Migros, 2001-2006 yılları arasında en hızlı büyüyen 50
şirket arasında 12'nci sırada yer almıştır. Migros’u 1954'te
İstanbul Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul halkına
ucuz gıda ve tüketim maddesi temin etmek için kurmuştu. Migros,
İsviçre’de doğup büyümüş, kooperatif yapıda bir mağazalar
zinciridir. Önceleri İstanbul’da 45 satış otobüsü ile başlamış ve
1957'den sonra İstanbul Belediyesi, Migros için, belediyeye ait
arsalar üzerinde baraka mağazalar kurarak devam etmiştir. Daha
sonra 1975'te Migros’u Koç satışmış ve 2005'da Tansaş’la
birleşmiştir. Migros’un sermayesinin yüzde 49'u halka aittir.
Küçük hisseler olarak dağılmıştır.
Satın alan şirket BC Partners 1986'da Londra’da kurulan bir özel
girişim şirketi. Avrupa ve ABD’de çeşitli ofisleri bulunan şirket
bugüne kadar toplam değeri 61 milyar Euro olan 66 şirket satın
almış. Portföydeki en büyük şirket bu yıl 16.6 milyar dolara satın
alınan uydu hizmetleri sağlayıcısı Intelsat ve Türkiye’de
Baymak’ın sahibi olan ısıtma ve soğutma gereçleri üreticisi Bax de
portföyündedir.
(15.2.2008 Milliyet-Yeniçağ )
İş Bankası, Garanti Bankası ve Vakıfbank’tan yazılı bir açıklama
yapılmış. Açıklamaya göre, Koç’tan Migros’un yüzde 51 hissesini
1.97 milyar YTL’ye satın alan Londra merkezli P.C.Partners
tarafından kontrol edilen Moonligt Capital (Ayışığı Sermayesi)
grubunun ödeyeceği paranın yarısı, bu üç Türk bankası tarafından
karşılanacakmış.”
Bir yabancı şirket, bir büyük Türk şirketini satın alıyor. Bunun
için Türkiye’ye para getirmiyor. Türk bankalarının, Türk halkından
mevduat olarak topladıkları parayla oluşan kaynağı
kullanıyor.Yabancılar özelleştirmelerde ve şirket satın
almalarında Türk bankalarının kredi imkânlarını kullanmaya
başlarsa……
( Güngör Uras Milliyet 6.3.2008 )
İSTANBUL İETT GARAJI Levent’teki İETT garajına daha önce Dubai
Towers yapmayı planlayan Dubai Şeyhi Maktum’un şirketi Sama Dubai
arazinin satışı için yapılan ihaleyi kazandı. 265.8 milyon YTL
muhammen bedelle satışa çıkan arazi kazanan Sama Dubai İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Kadir Topbaş’ın isteği üzerine 977 milyon
YTL’lik teklifi 980 milyon YTL’ye yükseltti. Sama Dubai, yüzde
18’lik KDV ile birlikte toplam 1 milyar 156 milyon YTL ödeme
yapacak.
(NTV-MSNBC 22 Mart 2007 )
ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARI Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB),
yargı süreci nedeniyle bir türlü satışı tamamlanamayan araç
muayene istasyonlarını, 2.5 yıl sonra, ihaleyi kazanan
Afken-Doğuş-TüvSüd Ortak Girişim Grubu’na (TÜVTURK) devretti. 613
milyon 500 bin dolarlık ihale bedelini peşin ödeme kararı ile
yüzde 10 indirimden yararlanan grup, 552 milyon 150 bin dolara, 20
yıllığına araç muayene istasyonlarını işletme hakkını elde etti.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 14 Şubat 2005’te satışını
onayladığı, araç muayene istasyonları hizmetinin
özelleştirilmesine ilişkin olarak, 20 yıllığına I. Ve II. Bölge
Araç Muayene İstasyonlarının Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi
Hizmetlerine ilişkin imtiyaz sözleşmeleri 15 Ağustos 2007
devredildi. İhale 14 Şubat 2005’te onaylanmasına rağmen, ihale
iptali için açılan davalar süreci uzattı.
HAVAŞ Türkiye’nin ilk Yer Hizmetleri Şirketi olan Havaş, 1933
yılında devlet tarafından havayollarına yer hizmetleri ve ikram
servisi sağlamak üzere kurulmuştur. Şirketin ikram hizmetleri 1987
yılında USAŞ adı altında ayrılarak özelleştirilirken, yer
hizmetleri bölümü Havaş Havaalanı Yer Hizmetleri A.Ş. olarak
faaliyetlerine devam etmiştir.1995 yılı Nisan ayında Havaş
hisselerinin %60'ını işadamı Turgay Ciner `in şirketi Park Enerji
Yatırım Holding satılması ile şirketin yer hizmetleri bölümü de
özelleştirilmişti. TAV Havalimanları Holding A.Ş., Park Yatırım
Holding’den Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş. (Havaş) hisselerini
satın alarak yaptığı açıklamada
“14 Kasım 2007 tarihinde de Rekabet kurulunun onayının tarafımıza
ulaşmış olduğunu açıklamıştık Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü izni
alınarak, hisse devri tamamlanmış ve hisse devir bedeli olan
toplam 115 milyon dolar Park Yatırım Holding AŞ`ye nakden ve
defaten ödenmiştir” denilmiş ve hisse devri işlemleri sonucunda,
şirketimizin Havaş’daki payı yüzde 60`dan yüzde 100’e çıkmıştır”
açıklamaları basın da yer almıştır.
TAV, 15-16 Şubat 2007 tarihleri arasında sermayesinin yüzde
16’sını halka arza ederek yerli ve yabancılardan oluşan hisse
satışında, 225 milyon dolarlık hissesini ABD’li yatırım bankası
Goldman Sachs‘a, 90 milyon dolarlık hissesini de Avustralyalı
altyapı fonu yöneticisi Babcock&Brown‘a sattığı bilgileri yer
almıştır.
GİMA Hüsnü Özyeğin’e ait Fiba Holding bünyesindeki parekende
şirketleri Gima ve Endi’nin, CarrefourSA’ya satış operasyonunun
toplam tutarının 131 milyon dolar olduğu bildirildi. Fiba
Holding’den, Gima ve Endi’deki çoğunluk hisselerin CarrefourSA’ya
satış işleminin tamamlanmasına ilişkin açıklamada, Mayıs ayında
taraflar arasında sağlanan anlaşmanın, önceki gün gerçekleşen
hisse devriyle tamamlandığı hatırlatıldı. Açıklamada şöyle
denildi:
‘Toplam 131 milyon dolarlık anlaşma çerçevesinde, Fiba Grubu’na
anlaşma tarihi olan 3 Mayıs 2005 Gima’daki yüzde 10 hissesi için
20 milyon dolar ödenmişti. Gima’nın kalan yüzde 50.2 oranındaki
hissesine karşılık 197 milyon dolarlık piyasa değeri üzerinden
98.9 milyon dolar ödendi. Böylece Fiba Grubu, Gima’daki yüzde
60.2'lik hissesine karşılık toplam 118.9 milyon dolar aldı. Ayrıca
Endi’nin yüzde 56 hissesine karşılık ise, 21.6 milyon dolar hisse
değeri üzerinden 12.1 milyon dolar ödendi.” Açıklamada,
CarrefourSA’nın halka açık tüm hisseler için çağrıda bulunacağı
bildirildi.
( Akşam Gazetesi 14.7.2005)
Carrefoursa, yüzde 60 Carrefoursa ve yüzde 40 Sabancı Holding`in
ortaklığı ile kurulan bir şirkettir.
TEKEL’İN ALKOLLÜ İÇKİLER BÖLÜMÜ Tekel’in alkollü içki bölümü 2004
yılında özelleştirme ihalesinden 292 milyon dolara hisselerinin
yüzde 90'ını satın alan MEY Şirketi, 146 milyon doları peşin
ödediğini, MEY Alkollü İçkiler Sanayi ve Tic. AŞ’ye 18 il ve
ilçede bulunan fabrika, depo ve arsaları 27.02.2004 tarihinde
devrederken kasasında bulunan 348,4 trilyon TL ile birlikte
firmaya devredildiği basında fazlaca yer bulmuştur. MEY Alkollü
İçkiler Sanayi ve Tic. AŞ grubunda Nurol, Limak ve Özaltın’ın
yüzde 29'ar, Tütsab’ın da yüzde 13 hissesi bulunuyordu. Tekel’den
devraldığı ürün ailesinde rakı, votka, cin, kanyak ve brendi,
likör, şarap, bira, viski ve vermut bulunan Mey, bu özelliği ile
dünyada en çok sayıda kategoride üretim yapabilme kapasitesine
sahip olmuştur. Haziran 2006 yılına geldiğimizde Mey İçki, kurduğu
şirketin %90 ınını 810 milyon dolara ABD’li Texas Pacific Group’a
(TGP) devretmiştir. Yani milli içkimiz rakı ikinci kez el
değiştirmiştir. Mey İçki Sanayi ve Ticaret A.Ş. üretime
başlamasıyla ülkemizde bulumum çeşitte rakılar üretilmiştir.
TEKEL SİGARA FABRİKASI İngiliz British American Tobacco (BAT)
teklifini 10 milyon dolar artırarak nihai teklif 1.72 milyar dolar
oldu. Stratejik konumda bulunan diğer kurumlarımıza ilaveten Tekel
de 22.2.2008 tarihi itibariyle küresel sermayenin eline geçti.
Türkiye pazarına 2002’de giren İngiliz BAT, hisse senetleri
borsada işlem gören tütün şirketleri arasında dünyanın ikinci
büyüğü. Şirketin toplam 44 ülkede 52 sigara fabrikası bulunuyor.
İşçiler meydanlara dökülerek ülkenin dört bir yanında eylem yapan
çalışanları AKP aleyhinde slogan attı.
Tekgıda-İş İç Anadolu Bölge Başkanı Lütfü Ceylan, ülkenin “altın
yumurtlayan tavuğu” olduğunu söyleyerek “yıllarca kurumun zarar
etmesine yönelik girişimlere rağmen Tekel’in kar etmeyi
sürdürdüğünü” ifade etti. Ceylan,
“Bu fabrikaları alacaklar bilsinler ki buraları tek etmeyeceğiz.
Bu işe baş koyduk” dedi.
Tekel’de yaklaşık 15 bin 313 kişi çalışıyor. İhalede TEKEL’e ait
İstanbul, Adana, Ballıca, Bitlis, Malatya ve Tokat sigara
fabrikaları satıldı.
KUŞADASI LİMANI, ilk satılan limandır. 2 Temmuz 2003 tarihinde
Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılmış otuz yıllığına
24.3 milyon dolara Global Yatırım Holding A.Ş. (Global Yatırım
Holding) ile dünyanın önde gelen kurvaziyer şirketlerinden Royal
Caribbean Cruises Ltd. (Royal Caribbean) ortaklığı tarafından
devralınmıştır. 2003 yılından beri Kuşadası Limanı, Ege Liman
İşletmeleri A.Ş. (Ege Ports) tarafından işletilmektedir, ortaklar
arasında Royal Carribean Cruiseline ve Marvel İnvestment de var.
Royal Carribean’ın, Kuşadası’ndan sonra gözünü Galataport
projesinde Karaköy limanına dikmiştir.
ANTALYA LİMANI hisselerinin Temmuz 2006’da gerçekleşen ikinci açık
artırmada Akdeniz Liman İşletmeciliği A.Ş. 60 milyon 50 bin
dolarla teklif veren tek şirket , Türkiye’nin son yıllarda en
hızlı büyüyen gruplarından Global Yatırım Holding’in, Musevi
işadamı Sami Ofer ve Eyal Ofer iki ortak oldu. Galataport
ihalesiyle limanlara ilgisini ortaya koyan Global - Ofer
ortaklığı, daha sonra Kuşadası Limanı ve İzmir Sığacık Yat
Limanı’nı satışında devam etti. Kuruluşunda adı Global Menkul
Değerler AŞ olan şirket, Ekim 2004'te adını Global Yatırım Holding
(GYH) olarak değiştirdi. GYH’nin yatırım planlarında nakit yaratma
hızı yüksek ve yatırım geri dönüşü hızlı projeler ve özellikle
büyük ölçekli altyapı projeleri önem taşıyor.
İZMİR ALSANCAK LİMANI 3 Mayıs 2007 tarihinde yapılan ihale ile 1
milyar 275 milyon ABD doları ile Global-Hutchison-EİB (Ege
İhracatçı Birlikleri) Ortak Girişim Grubu‘na 49 yıllığına
devredildi. Türkiye’nin en büyük iş kapasitesine sahip yıllık
geliri 100 milyon, 2006 yılı net kârı 75 milyon dolar civarında
olan, Türkiye’nin en büyük kapısı, en önemli limanı ABD-İsrail
sermayesini temsil eden Oferle doğrudan bağlantılı olduğu
konusunda şüphe bulunmayan Global-Hutchison ortaklığına teslim
edildi. Hong Kong kökenli uluslararası denizcilik tekeli Hutchison,
24 ülkede 45 liman işletiyor ve dünyanın en büyük limancılık
tekeli durumunda. Ortaklığın önem taşıyan isimleri, Ofer’in
Türkiye şubesi Global Yatırım Holding, dünyanın en büyük
kruvaziyer şirketlerinden Royal Carribean Cruise Line ile ortak
olduğu Kuşadası Limanı ve İzmir Sığacık Yat Limanı 2006 yılında
TMSF’den aldığı Antalya Limanı’na İzmir’i de eklemiş oldu.
Grup, İsrail’in bölgedeki enerji açılımlarının müteahhitliğini
üstlenmiş durumda. Bakü-Ceyhan boru hattının Hayfa’ya uzatılması
için incelemelerde bulunmak üzere daha önce Türkiye’ye gelen Ofer
kardeşler, bir enerji şirketi kurup 10 bölgenin doğalgaz dağıtım
ihalesini almıştı. 03 Mart 2008 tarihli gazetelerin haberine göre
yapılan itirazları kabul eden Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulu, işlemlerin yürütmesini durdurdu sonucunu bekliyor ve takip
ediyoruz.
MERSİN LİMANI, TCDD ‘na bağlı Mersin Limanı kitlesel protestolara
rağmen Singapurlu PSA ile Akfen Grubuna 755 milyon dolara 36
yıllığına kiralandı. Limanın devri, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun
11 Mayıs 2007 tarihli kararı ile onaylandı. 1976'da Ankara’da
faaliyete başlayan Akfen’in önemli atılımları da 1990'ların ikinci
yarısından itibaren gerçekleşti. Akfen ortakları ise Avusturyalı
havalimanı işletmecisi Vienna Airport, Singapurlu liman
işletmeciliği devi PSA, Türkiye’nin en önemli inşaat
şirketlerinden Tepe Grubu, Almanya’nın dünya çapında ün yapmış
standardizasyon ve denetleme şirketi Tüvsüd ile ortaklık kurmuştu.
Irak’ta Kellogg, Brown & Root firmalarından bazı işleri alarak
yürüttüğü haberleri basında yer almıştı.
Türkiye’nin Akdeniz’e açılan kapısı olarak değerlendirilen liman
yılda 5 bin gemi kabul ediyor. İncirlik Üssü’nü kullanan ABD
Mersin ve İskenderun limanlarında da gözü var.
İSKENDERUN LİMANI TCDD’na ait İskenderun Limanı, 36 yıl süreyle
devri için açılan ihaleyi Tepe-Akfen firması kazandı ama Rekabet
Kurulu satışa itiraz etti. Kurul, “TepeAkfen, Mersin Limanı’nı da
aldı. Birbirine yakın iki limanın aynı firmaya satılması rekabeti
aksatır” dedi. İhale şimdi mahkemede. Bu nedenle yeni bir ihale de
açılamıyor. Özelleştirme İdaresi, satılacak diye limana yatırım
yapılmasına ve işçi alınmasına da izin vermiyor. İskenderun
Körfezi, liman ve iskele açısından zengindir. Körfezde irili
ufaklı 22 iskele ve liman var. İskenderun Körfezi, İzmit’ten sonra
ülkemizin en önemli deniz ticaret bölgesidir.
DERİNCE LİMANI Özelleştirme Yüksek Kurulu Derince limanını 36
yıllığına işletme hakkını 23.11.2007 tarihli resmi gazetede
yayınlayarak 195 milyon 250 bin dolara Türkerler Ortak Girişim
Grubuna devrettiğini belirtmiştir. İzmit körfezinin kuzeyinde
bulunan liman stratejik öneme sahip kara ve demiryolu
bağlantılıdır.
İşletme haklarının devri iptal edildiği halde devlete iade
edilmeyen limanlar şöyle: Çeşme, Giresun, Sinop, Ordu, Tekirdağ,
Rize Hopa limanlarının özelleştirilmesinde durdurma kararı veren
Danıştay’ın, limanlarla ilgili olarak verdiği kararların
hiçbirinin uygulanmadığı ortaya çıktı. Milliyet 8.8.2005
SAMSUN GÜBRE SANAYİ A.Ş. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
13.5.2005 tarihinde Türkiye Gübre Sanayii A.Ş.’ye (TUGSAŞ) bağlı
ortaklığı Samsun Gübre Sanayii A.Ş.’nin yüzde 100 oranındaki kamu
hissesinin 41.000.000 (kırkbirmilyon) ABD Doları bedelle en yüksek
teklifi veren Tekfen Holding çatısı altında faaliyet gösteren
Toros Gübre ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’ye İhale etmiştir.
1967 yılında ülkemizin fosfatlı gübre ihtiyacını karşılamak üzere
temeli atılan Samsun Gübre Sanayi A.Ş.’nin bünyesinde,
yoğunlaştırıcı üniteleri ile birlikte iki adet Fosforik Asit, bir
adet Sülfürik Asit, birisi Diamonyum Fosfat diğeri de Kompoze
gübre üretimi yapan iki adet Gübre Fabrikası olmak üzere toplam
beş ana işletme bulunmaktadır.
Toros Gübre ise Türkiye’nin 7 farklı bölgesinde 700 bayi ile
hizmet vermektedir.
Samsun Gübre Sanayii, özelleştirilmek için ihaleye
çıkarılınca…Samsunlular demişler ki
- Biz alalım.Ve hemen “Samsun Ortak Girişim Gurubu”nu
kurmuşlar.Kimi “yüz dolar” koymuş. Kimi “beşyüz bin dolar.” Bir
anda “yüz milyon dolar” toplanmış.”Ortak Girişim”in, 18 büyük
ortağı var. İhale yapılmış……. Ve Samsun Gübre, 46 milyon dolara
Ortak Girişim Grubu’nda kalmış. Ama “ne olduysa olmuş.” Ankara
“satışı iptal etmiş.”Samsun Gübre’yi “Samsun Ortak Girişim
Grubu’na vermemiş.” Samsun’da bize “şu soru” soruldu? 46 milyonu
peşin ödeyecek olan Samsun Ortak Girişimi’ne verilmedi.Şimdi yine
ihale yapılacak.Kaça satılacak?”Kaça satılacak” sorusunun
altındaki anlam belli. “Daha ucuza” gidecek. Bu sorunuza ancak
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan cevap verebilir.Sayın Kemal Unakıtan.
Samsunlular’a söyleyeceğiniz bir şey var mı? Sizden haber
bekliyorlar. (YAVUZ DONAT SABAH 29.7.2003 tarihli yazısı).
EVET bizde tekrar soruyoruz, Samsun Gübre sanayisini neden
Samsunlulara vermediniz? daha ucuza satmak için mi beklettiniz? 15
aydır üretim yapmadan beklettiğiniz Fabrikada, üretim yapılmaması
nedeniyle bölgede oluşan gübre açığını ithalatla karşılamak için
mi?, yoksa birilerini kayırdığınız için mi?
Resmi rakamlara göre, 1753’ten 2002’ye kadar satılan taşınmaz mal
miktarı sadece 11 milyon 965 bin 181 metrekare iken, AKP iktidarı,
rekorlarına bir yenisini daha ekleyerek Kutsal vatan topraklarını
en çok yabancılara satan hükümet oldu.
AKP döneminde yabancılar Türkiye’den 24 milyon 79 bin 957
metrekare taşınmaz satın aldı.
Türkiye’deki taşınmazlara ilgi gösteren yabancı ülkelerin başında
ise İngiltere yer alıyor.
Bu ülkeyi sırasıyla, Almanya, Yunanistan, İrlanda, Danimarka,
Hollanda, Norveç, Avusturya, Belçika ve Fransa izliyor.
Dünyanın her yerinde mütekabiliyet esasına göre yabancılara satış
yapıldığını, Türk vatandaşlarının da bir çok ülkede gayrimenkulü
bulunduğunu ifade eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz
Özak, “Öyle abartılmaması lazım. Tabii yasal bir prosedür işliyor.
Türkiye’de muhalefet var, Meclis var, Anayasa Mahkemesi var,
yasalar gereği yapılıyor tüm bunlar” dedi. (29/11/2007 Yeniçağ)
Türk Dil Kurumu’na göre özelleştirme
“Devlete ait taşınır, taşınmaz malların teklif alma ya da ihale
yoluyla satışını yapma”
anlamındadır.
Anayasa’nın 168'inci maddesinde
“Tabii servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu
altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir“
ifadesinin yer almaktadır.
Bir ulus ne kadar çok şirkete sahipse bu şirketler dünyaya ne
kadar yayılabilmişse ve de hakimse, ülkelerine ne kadar çok kar
transfer edebiliyorsa işte o zaman, o ulus güçlü ve tam bağımsız
demektir. Biz yer altı ve yerüstü tüm kaynaklarımızı satarak nasıl
güçlü ve bağımsız olabiliriz ki?
TÜRK işadamları piyasadan çekilirken, gelen yabancılar Türkiye’de
kazanıp kendi ülkelerine kaynak aktarırken, ülkede hiçbir yatırım
yapılmadığı gibi olanlarda elden çıkarken, ulusal güvenliğimizin
teminat ı olan tüm stratejik alanlarımız yabancılara teslim
edilirken nasıl güçlü olabiliriz?.
Evet, özü itibarıyla özelleştirmeler devletin küçültülmesi,
ülkenin teslimiyeti ekonomik yönden işgalidir.
Vatandaşlarımıza bu şartlar altındaki bir ülkenin kurtuluşu için,
vatan borcunu ödemek için görevler düşüyor.
Ben ne yapabilirim ki demeyin; çok basit sadece iki kelime
“alışverişi kesin” yeter.
Kaynak: Gön : Sacide Erçetin
http://www.acikistihbarat.com/Haberler.a…
By admin in Abd Boykotu, Avrupa Birliği Boykotu .::. (Add your
comment)
Nisan 7th, 2008
“Absolut bir dünya” ya da “Mükemmel bir dünya” sloganıyla,
Kaliforniya eyaletini Meksika sınırları içinde gösterdi.
Meksika’da reklam panolarını süsleyen harita Amerikalıları çileden
çıkardı.
Türkiye’nin sınırlarını değiştiren çok harita gördük. Şimdi
sinirlenme sırası Amerika’da… Bu harita ABD’yi kızdırdı…
Ünllü İsveç şirketi, “Absolut” votkasının üreticisi, Meksika
pazarına girerken, reklamını bir haritayla yaptı. “Absolut bir
dünya” ya da “Mükemmel bir dünya” sloganıyla, Kaliforniya
eyaletini Meksika sınırları içinde gösterdi. Meksika’da reklam
panolarını süsleyen harita Amerikalıları çileden çıkardı.
Absolut’un haritasında Meksika-Amerika sınırı oldukça kuzeye
kaydırılmış. Sınır, tam da 1848'de yaşanan Meksika-Amerika savaşı
dönemindeki yerinde. O dönemde Kaliforniya, Meksika’nın bir
parçasıydı ve Alta Kaliyorniya adıyla biliniyordu. Savaş sonrası
yapılan Guadalupe-Hidalgo anlaşmasıyla Kaliforniya Amerika’ya
geçti.
Ancak Alta Kaliyorniya bölgesi çok büyük bir toprak parçası
olduğundan, Amerika’ya geçtikten sonra Kaliforniya, Teksas, New
Meksiko, Utah, Kolorado ve Arizona eyaletleri oluştu. Teksas
aslında bu savaştan birkaç yıl önce Meksika’dan ayrılarak kendi
başına bir devlet gibi varlığını sürdürüyordu. Ancak 1848'de
gönüllü olarak Amerika’nın bir parçası haline geldi.
Amerikalılar, Absolut’un haritalı reklamını bir hakaret olarak
gördüklerini söylerken, Meksikalılar “Absolut”a bayıldı. “Bu da
bizim topraklarımızı talep etme yöntemimiz” diyorlar.
By admin in Abd Boykotu .::. (Add your comment)
Şubat 6th, 2008
Hain kalkışma
Şırnak’a giderek sınırda TSK operasyonlarına karşı canlı kalkan
olarak nöbet tutmak isteyen protestocu grup, Diyarbakır’dan yola
çıktı. Konvoyda DTP’li vekiller ve belediye başkanları da yer
aldı. DTP’li Emine Ayna, sınır ötesi operasyonları durduracak
güçte olduklarını söyledi.
100 araçlık tahrik konvoyu
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölücü terör örgütüne yönelik
düzenlediği operasyonlara karşı durmak ve demokratik çözüm
parolasıyla Şırnak’a giderek bir gece sınırda nöbet tutmak isteyen
protestocular, dün Diyarbakır’dan yola çıktı. 100 araçlık konvoyda
DTP’li vekiller ve belediye başkanları da yeraldı. Hareket öncesi
DTP’li Emine Ayna, DTP Grup Başkanı Ahmet Türk ve Diyarbakır
Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, toplanan canlı kalkan
ve partililere birer konuşma yaptı.
Bu kale düşmeyecek
DTP’li Ayna, 16 Aralık tarihinde başlayan sınır ötesi
operasyonlara karşı olduklarını ve bunu durduracak güçlerinin
bulunduğunu o zaman da açıkladıklarını belirtti. “Kürtler birlikte
özgürce yaşamak istiyor” diyen Ayna, “Şırnak’ta operasyonların
olduğu yerde ölerek ve öldürülerek değil, yaşatılarak yaşatılmalı
diyoruz. Operasyonlar bitene kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz”
şeklinde konuştu.D TP’li Türk ise şunları kaydetti: “ Diyarbakır
özgürlüğün, direnişin, barışın sembolüdür. Bu kale düşmeyecektir.
Eğer Biz Tunceli, Diyarbakır ve Batman belediyelerini kaybedersek
o zaman mücadelemizin bir anlamı kalmaz. Birileri bu kentleri
alarak mücadelemizi durdurmak istiyorlar”. Bu arada, aralarında
milletvekillerinin de bulunduğu DTP’li bir grup, Kasrik bölgesinde
Cudi Dağı eteklerine çadır kurmak için yer seçtiler.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=5032
By admin in Abd Boykotu, Boycott Barzani Talabani, Bölücü Boykotu
.::. (Add your comment)
Şubat 5th, 2008
Küresel savaşın yeni bir şekliyle karşı karşıyayız. Geçtiğimiz
hafta, Perşembe ve Cuma günleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu
bölgede çok önemli aynı zamanda oldukça tuhaf bir gelişme yaşandı…
İbrahim Karagül, ABD ve İsrail’in uyarı niteliğindeki girişimini
yazdı…
İbrahim Karagül / Yeni Şafak
Denizde ABD-İsrail sabotajı: İnternet tamamen çökebilir
Geçtiğimiz hafta, Perşembe ve Cuma günleri, Türkiye’nin de içinde
bulunduğu bölgede çok önemli aynı zamanda oldukça tuhaf bir
gelişme yaşandı. ABD’deki ekonomik krizden neocon cemaatin yeni
savaş senaryolarına, Rusya ile İngiltere arasında uzun zamandır
devam eden karşılıklı restleşmeden küresel ekonomik kriz
endişelerine, petrodolara karşı açılan savaştan ABD Başkanı’nın
Ortadoğu’da para dilenmesine kadar bir çok gelişmeyle bağlantısı
kurulan tuhaflık, bugüne kadar gördüklerimizden çok farklı bir
savaş yöntemine karşı da bir uyarı niteliğinde.
Küreselleşmenin en vahim zaafını, zayıflığını ortaya koyar,
dünyayı iletişim karanlığına gömüp kör ve sağır hale getirmenin ne
kadar kolay olduğuna işaret eder nitelikte. Farkına bile
varmadığımız bir bağımlılığı, ekonomiden askeri iletişime bütün
sistemi çökertmenin ne kadar basit olduğunu, geleceğin savaşının
hangi alanlarda yapılabileceğini gösterir nitelikte. Kutuplar’dan
Baltık Denizi’ne, Akdeniz’den Basra Körfezi’ne ve Güney Asya’ya
kadar denizler altında başlayan, ileride çok tehlikeli noktalara
gelebilecek bir savaşı haber verir nitelikte.
Bence geçtiğimiz hafta dünyanın en önemli olayıydı bu ama nedensi
pek fazla dikkat çekmedi. Asya, Ortadoğu ve Kuzey Arifka’nın
internet bağlantılarını sağlayan denizaltındaki fiber optik
kablolar ardı ardına kesilir oldu.
Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt,
Bahreyn. Pakistan, Hindistan’ı etkileyen (Türkiye’yi de etkilediği
söyleniyor), Mısır kıyılarından geçen fiber optik kabloların ikisi
30 Ocak’ta kesildi. Tabi ki bu bir “kaza”ydı. Hatta gemilerin bu
kabloları kopardığı iddia edildi. 1 Şubat’ta Basra Körfezi’nde,
Kuveyt’le Umman arasındaki fiber optik kablo kesildi. Bu da
kazaydı. Aynı gün Suveyş’ten ve Sri Lanka açıklarından geçen fiber
optik kablolar da benzer şekilde “kazaen” kesildi.
Dört günde beş fiber optik kablo değişik bölgelerde benzer
kazalara uğradı. Basra Körfezi ülkelerinde, Kuzey Afrika
ülkelerinde internet ve telefon hatlarında büyük sorunlar yaşadı.
Ancak İran’da internet sistemi çöktü. Asya ve bölge ülkelerinin
İran’la bankacılık işlemleri neredeyse durdu. Sadece iki ülke bu
“kaza”lardan etkilenmedi; İsrail ve Irak…
Bunlar yaşanırken olayın vahametini ortay koyan son derece
tehlikeli bir karşı hareket gerçekleşti. Rusya, bütün bunların
olağan olmadığını düşünmüş olacak ki, Putin’in talimatıyla Rus
hava kuvvetleri harekete geçirildi. ABD ve İsrail kaynaklı
sabotajlar olarak görülen ve Ortadoğu bankacılık sistemini
çökertmeyi amaçladığına inanılan “kaza”ların yayılmasını,
Rusya’nın bağımlı bulunduğu kablolara da zarar verilmesini
engellemek için Kutup bölgesinde ve Atlantik’teki fiber optik
kabloları korumak amacıyla hava kuvvetleri bu bölgelere
gönderildi. Füze yüklü uçaklar, stratejik bombalar yüklü iki
Tupolev Tu-16, sekiz TU-22 bombardıman uçağı, Mig-31'ler ve
Su-27'ler bu bölgelere nakledildi. Uluslararası haber ajansları
sadece bu uçaklarını hareketin haber yaptı ama gerekçesine hiç
değinmedi.
Dünya genelindeki 120 fiber optik kablodan Asya ile Ortadoğu
arasındaki iletişimi sağlayanların, İran’ın dünya ile iletişimini
kesme tatbikatı anlamına gelecek şekilde kesilmesi üzerine Cuma
günü İran’da internet erişimi durdu. Ancak “başka bir hattı
kullandığı” söylenen İsrail bundan hiç etkilenmedi. Irak ise
iletişimi İsrail üzerinden yaptı. Bu sabotajlar üzerine Ortadoğu
bankacılık merkezleri’nin Brüksel’deki Worlwide Interbank
Financial Telecommunication’la iletişimi kesildi.
Peki bu “kaza”lar nasıl algılandı?
ABD’nin Ortadoğu’nun internetini kestiği, neocon örtülü operasyonu
olduğu, medeniyete karşı yeni bir Mossad operasyonu olduğu, İran’a
ambargoyu tanımayan dünyaya gözdağı verildiği, dünya uygulamasa da
bu şekilde İran’ın dünyadan izole edileceği, fiber optik kablolara
gemilerin zarar vermesinin mümkün olmadığı dolayısıyla bir kaza
değil sabotaj olduğu gibi yorumlar yapıldı.
Gerekçeler ise şöyle sıralandı:
OPEC ABD’nin petrol üretimini acilen artırma baskısını reddetti.
S. Arabistan ABD’nin İran’a karşı cephe oluşturulması önerisini
reddetti. Yine Suudiler ve bazı Arap ülkeleri petrolün dolarla
satışına son vermeye karar verdi. Petrolsüz dolar ABD için büyük
hezimet anlamına gelecekti. Bush’un son Ortadoğu turunun bu
ricalar ve para dilenmek için yapıldığını not edelim. İran, Rusya,
Venezüella ve daha bir çok ülke petrol ticaretinde dolar
egemenliğine son verme kararı aldı. Bazı Asya ülkeleri, ABD’nin;
İran’la bankacılık işlemlerine son verilmesi baskılarına yüz
vermedi.
31 Ocak tarihli bir habere göre, Türkiye de ABD’nin bu yöndeki
talebini geri çevirdi. Washington, İran bankası Bank Mellat’ın
faaliyetlerine son vermesi yönünde Türkiye’ye baskı yaptı. Ankara,
bu talebi reddetti.
ABD ve İsrail, artık söz dinlemeyen bölge ülkelerini hizaya
getirmek için en zayıf yerlerinden vurmaya başladı. Dolardan
kaçan, ABD hegemonyasını sorgulayan, İran’ın tecridine boyun
eğmeyen Ortadoğu ülkelerini ve bu ülkelerle bağlarını
zayıflatmayan ülkeleri cezalandırıyorlar. Bu girişim sadece bir
uyarıydı. Muhtemelen çok daha sert müdahalelere başvuracaklar.
|