|
. |
|
|
|
Gecenin en karanlık anı Sabaha en yakın zamandır.
|
|
|
|
 |
|
Karanlık toplantı, komik yalanlama
Zeyno Baran'ın yazılı açıklamasını okuyunca gözlerime inanamadım.
Çünkü Türkiye'nin, İsrail'e yakınlığıyla bilinen sağcı düşünce
kuruluşu Hudson Institute'un düzenlediği tuhaf toplantının
organizatöründen beklediği açıklama bu değildi.
Hatta ortaya çıkan gerçekler ışığında, Baran'ın bu toplantıya
ilişkin bir açıklama yapmasına bile gerek yoktu.
Herkesin merakla izlediği bu olayı manşetlerine taşıyan gazeteler,
en küçük şüpheye yer bırakmayacak şekilde bu toplantının
mahiyetini ortaya koymuştu. Bütün yayınlar bir kenara konsa bile,
haberleriyle Washington'daki en muteber Türk gazetecileri
olduklarını ispatlayan Zaman temsilcisi Ali H. Aslan ile Milliyet
temsilcisi Yasemin Çongar'ın haberleri, şüpheleri gidermek için
yeterliydi.
Hadise, Washington'daki temaslarının ardından bir basın toplantısı
düzenleyen Egemen Bağış'a, bu toplantıyla ilgili duyumlar üzerine
yöneltilen bir soruyla ortaya çıktı. Bu gazeteci Hasan Mesut
Hazar'dı. Aslında sorunun sahibi, AK Parti heyetinin temaslarını
değerlendirdiği 15 Haziran Cuma günkü yazısında (Türkiye Gazetesi)
bu toplantıdan söz etmişti. Hazar şöyle diyordu: "Washington'da
İslamiyet'e savaş açmış, özelde sırf AK Parti ve Türkiye'nin
karalanması için propaganda yürüten etkili kuruluşlar da
bulunuyor. Mesela bunlardan birisinde hafta içinde bir toplantı
yapıldı. Toplantıda bazı Türklerin de katkıda bulunduğu ilginç bir
senaryo tartışıldı. Kapalı kapılar ardında üzerinde fikir
jimnastiği yapılan senaryo şöyleydi: Türkiye'de bir yüksek mahkeme
başkanına suikast yapılıyor. Bunun sonucunda ne gibi gelişmeler
olur? Darbe ihtimali nedir? Seçimler ertelenir mi?" Egemen Bağış,
toplantıyı ve konuşulan senaryoları 'iğrenç' diye niteledi.
Bunca bilgi, bir köşe yazısında duyum olarak yayınlanabilirdi. Ama
haber olması için bağımsız kaynaklarca doğrulanması lazımdı.
Nitekim temsilcimiz Ali H. Aslan kendi kaynaklarından toplantıyı
doğrulatınca, 16 Haziran Cumartesi günü haber Zaman'da manşet
oldu. Pazartesi günü kaleme aldığı 'Oyun ve Sorular' başlıklı
yazısından, Yasemin Çongar'ın da en az iki kaynaktan
doğrulattıktan sonra olayı haberleştirdiği anlaşılıyor.
Gazeteciler sadece konuşulanları değil, toplantıya katılanları da
öğrendi. Buna göre, toplantıya Genelkurmay bünyesindeki Stratejik
Araştırma ve Etüt Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha
Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki savunma ataşesi Tuğgeneral
Bertan Nogaylaroğlu dahil askerî yetkililer katılmıştı. Ayrıca,
ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı görevlileri, Türkiye ve K. Irak
konusunda uzman ABD'li analizciler ve daha ilginci Mehmetçiğin
başına çuval geçirme olayında rol aldığı iddiasıyla manşetlere
çıkan Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin Washington Temsilcisi Kubad
Talabani'nin de orada olduğu anlaşılıyordu.
Böylesi karanlık senaryoların baz alındığı toplantının deşifre
olmasından rahatsız olanların yapacağı ilk iş, kuşkusuz yalanlama
yoluna gitmek olacaktı. Gizlilik esasıyla yapılan toplantıya
katılan konuşmacılar resmen bir açıklama yapmayacaklarına göre,
daha somut bir belge gerekiyordu. Hangi senaryoların
konuşulacağını açıkça anlatan davetiye metninin ortaya çıkması,
yalanlama ihtimalini imkânsız hale getirdi. Davetiyenin
ayrıntıları pazar günü Milliyet ve Zaman'daydı. Ayrıca Baran'ın
davetlilere gönderdiği e-mail, SAREM yetkililerinin Hudson'a
tesadüfen uğramadığını gösteriyordu. Üstelik bazı Amerikalı
katılımcılar sırf SAREM katıldığı için ilgi duymuştu.
Bu arada bu toplantının, Genelkurmay'ın Hudson ile ilk teması
olmadığını da not etmek gerekiyor. 2006'da Genelkurmay 2. Başkanı
Ergin Saygun bu kuruma konuk olmuş ve burada bir konuşma yapmıştı.
Dolayısıyla kamuoyunda böyle bir toplantının yapıldığıyla ilgili
şüphe kalmadığı için, başta karanlık senaryoda adı kurbanlar
arasında geçen Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Tuğcu olmak üzere
herkes, böyle bir toplantıya neden üst düzey TSK mensuplarının
katıldığını merak ediyordu. Türk askerine çuval geçirilmesinde rol
alanlarla Türk komutanlar nasıl aynı masayı paylaşıyordu? Kuzey
Irak'taki PKK'lı teröristlerin Türkiye'ye teslim edilmesinden, şu
aşamada AK Parti'ye yarayacağı için kim rahatsızlık duyuyordu?
Türkiye bu sorulara cevap beklerken, Zeyno Baran'ın, davetiye
metninde açıkça yazıldığı ve katılımcılarca da teyit edildiği
halde, "Basına yansıyan senaryolar toplantıda kesinlikle
tartışılmamıştır. İfade edildiği biçimde Türkiye'nin iç
politikasını ilgilendiren hiçbir konu konuşulmamıştır. Anayasa
Mahkemesi Başkanı'na suikast konusu kesinlikle gündeme
gelmemiştir." şeklindeki sözlerinin bir değeri var mı?
Gerçi son dönemde moda oldu: Çirkin senaryoların müellifleri
değil, bunları deşifre edenler suçlanıyor. Daha ortada fol yok
yumurta yokken darbe ihtimalinin yüzde 50 olduğunu Newsweek gibi
bir dergide yazarak Türkiye'nin imajını zedeleyen birinin,
düzenlediği bu tuhaf toplantıyı deşifre edenleri "Türk milletine
ait kurumları yıpratmakla" suçlaması, açıkçası insanı güldürüyor.
a.bilici@zaman.com.tr
20 Haziran 2007, Çarşamba
|
|
|