|
İSTANBUL 2010
AJANSI SEMPOZYUMLARINDA ORTAYA ÇIKAN GERÇEK....!
KORUYAMIYORUZ
İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri kapsamında,
ICOMOS-Türkiye, Europa-Nostra-Türkiye, Kültür Bilincini
Geliştirme Vakfı, İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları
Enstitüsü gibi çok sayıda kuruluşun katkıda bulunduğu
‘Yaratıcılık ve Koruma Sempozyumu’ 21 ve 22 Aralık
tarihlerinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yıldız Salonu’nda
gerçekleşti.
Seminer boyunca katılım sağlayan Avrupalılar Tarihi kültürü
nasıl koruduklarını, karşılaştıkları sorunları nasıl
aştıklarını görsel ve sunum olarak bizlerin önüne sererken,
Bizim konuşmacılarımız ortak bir karar almışçasına üç
imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul'u ve tarihin ilk
çağlarına kadar yerleşim alanı olan Anadolu'yu
"KORUYAMADIĞIMIZI" açıkça itiraf ettiler.
Seminere katılan Sayın İsmail Karamut, (Kültür ve Turizm
Bakanlığı İstanbul yenileme alanları Kültür ve Tabiat
varlıklarını koruma kurulu üyesi, İstanbul Arkeoloji
Müzeleri Eski Başkanı, Marmaray kazıları e. Başkanı, "Kent
Arkeolojisi ve Marmaray kazıları" konulu panelistimiz, En
yetkili resmi ağızdan Feryat etti. KORUYAMIYORUZ, BU İŞ
MÜZELER MÜDÜRLÜĞÜNÜN ÜSTESİNDEN GELEBİLECEĞİ BİR SORUMLULUK
DEĞİL, Yurdumuzda bilhassa acilen İstanbul'da Müzeoloji
kurumu kurulmalı, çok kapsamlı ve yeterli kanunlarla
desteklenecek olan bu kurum İstanbul'da ve Yurdumuzda Kültür
tarihi değerlerimizin maruz kaldığı bilinçsiz ve plansız
tahribatın önünü almalı dediği konuşması bunun dışında
tamamen bürokrat mantığı ile sempozyumu geçiştirme
mazeretleri ile neticelendi.
İstanbul'un en yetkilisi olan sayın
Karamut yabancı konuşmacıların ortaya koyduğu, nasıl
Koruyoruz-Koruyamıyoruz örneklerini maalesef ortaya koymak
istemedi, Hakkını vermek lazım mevcut Arkeoloji yönetimi bu
sorumluluğu taşıyamadığını samimi şekilde ortaya koydu,
Bu sempozyum sadece bu yönüyle faydalı bir organizasyon
olmuş oldu, Bu arada dünyada Korumacılık adına gerçekleşmiş
örnek projelerin varlığından da haberdar olduk.

Sayın Karamut'a sorduğumuz ve sorulan diğer sorulara
beklediğimiz şekilde cevap veremedi, en yetkili ağızdan
marmaray projesinden 30.000 tarihi obje çıktığını, bunların
sergilenmesi için acilen bir müze yapılması gerektiğini
söyledi, lakin bu çalışmalarda neleri-nasıl kaybettiğimizi
hiçbir şekilde beyan etmek istemedi, Sadece Biz Bu Koruma
sorumluluğunu yerine getiremedik itirafını üstüne basa basa
tekrar etti.
Biz Çok değerli akademisyenimiz Sayın Karamut'un
söyleyemediği her şeyi anladık, kaygılarımızda haksız
olmadığımızı, görsel olarak takip ettiğimiz projelerde
neleri yok ettiğimizin idrakine daha çok vakıf olduk, bu
nedenle kendine sempozyuma katıldığı için teşekkür ederiz.

Örnekler üzerinden karşılıklı olarak yeni deneyimlerin
paylaşılmasının amaçlandığı uluslararası sempozyumda
dünyanın çeşitli yerlerinde çok sayıda uygulama yapmış,
planlar ve projeler hazırlamış uzmanlar sempozyuma katılan
mahdut kişiyi bilgilendirdi. Sempozyumda, ulaşım
projelerinin yönetimi ile kültürel miras, yönetim planı
hazırlama ve çok aktörlü planlama süreçleri, anıtların
restorasyonu ve arkeolojik sitlerin korunması gibi başlıklar
bu açıdan tartışıldı ve dünyadan örnekler verildi.

Ağa Han Vakfı ile Kahire kentinin ünlü surlarını restore
eden Christoph Bouleau bunlardan biri. Bu uygulamanın Dünya
Mirası Listesi'nde yer alan İstanbul Karasurları için de iyi
bir örnek olduğunu belirten sempozyum düzenleme komitesi,
uygulamalardaki sorunlar nedeniyle UNESCO tarafından
Türkiye'nin uyarıldığına ve çalışmaların durdurulduğuna
dikkati çekiyor.
Sayın Bouleau kahire surları ve çevresindeki kentsel dönüşüm
çalışmaları konusunda çok detaylı çalışmasını bizlerle
paylaştı, bilhassa kentsel dönüşümde çok dar alanda fakir
mahalleliyi yerlerinden yurtlarından etmeden Nasıl Modern
bir park ve işletmesi kurduğunu, Mahallenin sosyo ekonomik
yapısını, Çok küçük bütçeli projelerlenasıl
iyileştirdiklerini görseller üzerinden anlatması çok
faydalı oldu, Sempozyuma gelmeyen İBB ve Fatih belediyesi
kentsel dönüşüm sorumluları bu sempozyum videolarını
seyrederek ilham almalarını tavsiye ediyoruz.

Sempozyum katılımcıları arasında ayrıca Amsterdam Metrosu
çalışmalarını yöneten Jerzy Gawronski; çeşitli miras
alanlarında yönetim planları hazırlayan Giora Solar,
Amsterdam gibi deniz seviyesinden aşağıda olan bir kentte
nasıl bir metro çalışması yaptıklarını, toprakaltı tarihi
bulguları nasıl koruduklarını bizlere gösterdi.
Umarım Marmaray ve metro çalışmalarını yürütenler buradan
ders alırlar.

Kültür mirasının korunması süreçlerinde yaratıcı çözümlere
ihtiyaç olduğunu belirten düzenleme komitesi, bunun
demokrasinin ve halkın refahının geliştirilmesinin zorunlu
şartlarından biri olduğunu vurguluyorlar.
Sempozyum, Bugüne kadar yaratıcılık meselesinin yanlış
anlaşıldığını, yeni biçimler yaratmak olarak algılandığını
söyleyen düzenleme komitesi, sempozyumun önemli bir soruna,
yaratıcı düşüncenin koruma konusunda nasıl harekete
geçirileceğine parmak basmayı hedeflediğini, bu konudaki
çalışmaların uluslararası planda daha da gelişerek
süreceğinin altını çiziyorlar. Böylece İstanbul'un Dünya
Kültür Mirası Listesi'nde yer alan bölgeleri için daha
kapsamlı ve daha dinamik bir modelin geliştirilmesinin
mümkün olacağını, İstanbul'un bu konuda iyi bir örnek
oluşturacağını belirtiyorlar.

Tabii bu temenniler kağıt üzerinde
kaldığı sürece Mevcut başta ulaşım ve kentsel dönüşüm
projeleri devam ettiği gerçeğini aklımızdan hiç
çıkarmayalım.
Sempozyumda bir defa daha şahit olduğumuz gerçek şu ki, ne
Marmaray'da, ne Sulukule'de ve diğer Kent içi arkeolojik
kazılarda proje öncesi tarihi objeleri koruma adına ciddi
hiçbir önlem alınmadığı ortaya çıkmış oldu. Dozerler , iş
makineleri alanı kazmaya başlıyor, Operatörün ve
gözlemcilerin insafına bağlı olarak kepçeye takılan bir
tarihi obje istenirse korunuyor, çalışmayı akamete
uğratacağı görülen birçok eser eğer şahidi yoksa hemen
oracıkta infaz edilerek kültürel değerin varlığı ortadan
kaldırılıyor.


Bilhassa İstanbul'da bu şekilde
acımasızca işlenen Kültür cinayetlerini çok duyduk,
birkaçına şahit olduk, yerel bir gazete olarak haber yaptık
olmadı, yetkili kurumlara şikayet ettik olmadı, Savcılıklara
şikayet ettik, maalesef çoğunlukla netice alamadık, netice
aldıklarımızın gururu mutlu olmamıza yetmiyor, Dünyanın
başkenti İstanbul FATİH bir RANT alanı olmaya devam ediyor,
Çok basit Rantlar uğruna çok büyük Kültürel katliamlar
gerçekleştiriliyor . Maalesef. Bilgilerinize
23 Aralık 2010 Abdullah Gözaydın
|