.

Gecenin en karanlık anı  Sabaha en yakın zamandır.

DEMOKRATİK HAYATIMIZIN ÖNÜNE ÇIKARILAN ENGELLERİ AŞACAĞIZ, BÜTÜNLEŞMEYİ MECLİSTE SAĞLAYACAĞIZ DARBELERE, ENTRİKALARA HAYIR

  Halkın gözünde itibarları sıfırlanan muhalefet partileri ,İktidarı doğal hakkı olan yasama ve yürütme hakkını kullanmasında sayısal çoğunluğun yeterli olmadığını, Devletin yazılı olmayan teemmülleri olduğunu , kim 550 milletvekili ile iktidar olsa, bu teemmüllere uymak zorunda olduğunu söylüyorlar. yani biz bundan şunu anladık. Halk hiçbir şey bilmez biz onların selameti için düşünür ve kararlar alırız,
Sahi siz kimsiniz ? nerede eğitim gördünüz ? Bizim bilmediklerimizi size kim nerede öğretti de bu önemli bilgilerden biz halk olarak mahrum kaldık. ve bu önemli bilgileri  neden bize öğretmezsinizde  şikayet olarak bizim inançlarımızın, değer verdiğimiz fikirlerin , cumhuriyet ve devlet düşmanlığı olduğunu söyleyebilmektesiniz.

Sahi siz kaç kişisiniz ?
Demokratik kurallar üzerine kurulan bu devletin , Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir sözleri sizi ne kadar bağlıyor ? Bu devlette halkın  oyları ile  iktidar olunuyorsa seçim sonuçlarına bakarak halkı cehaletle suçlama yetkisini nereden alıyorsunuz. siz seçim olmasını istemiyor musunuz ?

Bu gün muhalefet 354 kişi ile cumhurbaşkanı seçemeyişini AKP nin kasıtlı yaptığını iddia ediyorlar.
meclis içi ve dışı muhalefetin tamamı kaos politikası ile, açıktan veya ima ile darbe senaryoları çizenler, son 3 cumhurbaşkanlığı seçiminde görülmeyen, dikkate alınmayan kriterler, anayasal kural haline getirilmiş, türbanla Çankaya'ya çıkamazsın çığlıklarını bütün dünya duyarken . şimdi suçu iktidara yükleyenlerin bu tavrına şaşmıyorum.

Dün türban Çankaya'ya çıkamaz diyenlerin hukuksuzluğuna sessiz kalan veya tasdik eden zümreler şimdi kendilerinde hiç bir suç yokmuş gibi bu kaosu iktidara yüklemektedirler.
bunlar kadar pişkin kişiler siyasi tarihimizde pek yok.

Bu dönem muhalefet, iktidarın beş yıla yakın icraatından korkanlar çamur at izi kalsın değil, sakat bırak yoluna devam edemesin mantığı ve kalleşliği ile akp yi yıpratma savaşı veriyor. Aslında devletimizi, milletimizi, geleceğimizi yıprattıklarının farkında değiller.

Böyle şeyler tarihte gizli kalıyordu. mevcut haber kanalları kimin elindeyse halk kitleleri onların istekleri doğrultusunda yönlendiriliyordu.
Artık haber kanalları tekeli kırıldı, denetlenemeyecek kadar çoğaldılar, Internet haberciliği ise bütün tabuları yıktı.

Fakat muhalefet hala sırça saraylarında sahneye koydukları oyunlarını, halkın yuttuğunu sanıyor.
Çeşitli nedenlilerle şikayetleri olanların gazına gelerek ülkenin geleceğini düşünmeden kişisel hırslarla toplumu yıpratmaya, kaplara ayırmaya çalışıyorlar.

Muhalefet on yıllarca iktidarlarında egemenliklerini kullanmada bu denli müdahalede kaldıklarını ben hiç görmedim.

Bir partinin ilçe başkanı arkadaşım geçenlerde bana bir samimi itirafta bulundu.
On yıllarca hizmet ettiği ,12 Eylül sonrası on yıl ağır bir ceza ile cezaevinde kaldığı on yıl sonra yargıtaydan beraat ederek çıktıktan sonra  davasına partisinin her konumunda görev alan ilçe başkanı bir arkadaşım, il başkanlığınca  İlçe başkanlığından alındıktan sonra morali çok bozulmuş, ailece tatile çıkıp Ege de kendine yabancı bir köy pansiyonunda bir ay kalmışlar.
Arkadaş kendinin politikacı olduğunu kimseye söylememiş, zaten tanıyanı da yoktu,

Bir ay sonra eve döndüğünde kendine yepyeni bir hayat tarzı benimsemiş,
nedenini ise, biz makamlarımızda otururken bize gelen raporlarla, halkın karşısına çıktığımız toplantılarda hep alkış hep övgü ile kendimizden o denli geçmiştik ki, çevremizdeki görevlileri halkın nabzı olarak değerlendirmemiz, onların verdiği raporlarla iktidar olacağımıza inanmamız sağlanmıştı,

Fakat bu tatilde gezdiğim köy ve kasabalarda ülkenin meselelerine halkın bakışını doğrudan tespit ederek biz politikacıların ne kadar halktan uzakta olduğumuzu anladım.
Artık kafamı kumdan çıkararak hayatın gerçekleri içinde yaşamaya karar verdim.
Ben politikacı değilim bir fikir adamıyım, politik arenada fikir olmadığı için, fikir adamı da olunmuyor,
diyerek bundan sonraki hayatını toplumun fikirsel beklentilerini tespit etmeye, bu beklentilerin tarihin deneyim koridorundaki neticelerinden ilham alarak toplumun fikirsel tekamülüne katkıda bulunacak işlerle hayatımı yaşamayı aktif politikadan daha önemli görüyorum dedi,

Halk için çalıştığını iddia eden politikacılar , aslında halkı tanımıyorlar ve halkın refahı için reçeteler üretiyorlar, ne kadar garip değil mi.

Zaten yeterli çağdaş eğitimin verilemediği toplum, televole, magazin haberleri ile beyni iğfal edilmekte, hayat mücadelesindeki feryatları bastırılmaktadır,

Artık çocuklarımız doktor olacağım, öğretmen olacağım hayalleri ile değil, Artist olacağım, şarkıcı,futbolcu olacağım hayalleri ile büyüyorlar.

ilköğretime giden çocuklar okul harçlıkları ile ihtiyaçlarını temin etmek yerine resmi kumar olan sayısal,kazıkazan,iddia gibi oyunlarla büyüyorlar,
Kumardan kim kazançlı çıkmıştır ki ? bunu çocuklarımıza öğretecek aklıselim büyüğümüz nerede ise kalmadı.

Ülkemizin en büyük sorunu güven sorunudur. artık çocuklarımız devletlerine güvenmiyorlar, anne babalarına güvenmiyorlar, eğitimlerinin sonucunda mutlu bir hayat yaşama imkanı kazanacaklarına güvenmiyorlar,

Hayatın adil olduğuna inanmıyorlar, mahkemelerin doğru kararı doğal yollardan vereceğine inanmıyorlar,

Çok hırslı ve doymayan, acımasız kültürün hakim olduğu Tv.,sinema,magazin,spor dünyasının kendisine verdiği duygusuzlukla merhamet ve doğruluk, fedakarlık,sevgi gibi insan için olmazsa olmaz erdemleri tanımayan bir nesil şimdi hayatımızı çekilmez yaptı,

Kenarda köşede tek tük kalan eski nesil örnekleri de bitmek üzere, çok yakın gelecekte bir kutlu el bizi düzeltmezse istikbal diye bir şey yok önümüzde,

Burada böyle yazıyoruz kim anlayacak ve anlayan ne yapacak ?
Bu güne birkaç kısa zamanda gelmedik,
Bir günde yapılan tahribatın telafisi yılları alabilirken ,
Yılların tahribatını ne kadar zamanda telafi edeceğiz ?

Böyle düşünerek umutsuzluğa kapılabiliriz, ama umutsuzluk insanca düşünenlerin duygusu olamaz, burada bir hadisi şerif ile bitirmek istiyorum başka yol yok

"Yarın kıyametin kopacağını bilsen bile elindeki fidanı dikmekten vazgeçme"
Burada Allah'ın resulünün bize vermek isteği tek mesaj çevremizi orman yapalım değil,
Elbetteki yeşil örtünün gerekliliği çok önemli fakat burada verilmek istenen mesaj çok daha geniştir. Yeşillik geleceğimizde olan hayatı yaşamamız için ne kadar önemliyse, gelecek nesillerin gelmesine ve eğitimine vereceğimiz emekte o kadar önemlidir,
Dünyayı imar etmede göstereceğimiz mesai o kadar önemlidir.
Hayatı yaşamada kolaylık ve verim sağlamada icat edeceğimiz argümanlarda çok önemlidir demek isteniyor.

Kısaca hiç işe yaramayacağını bilseniz dahi insanlığın tekamülü için , kardeşliği için, mutluluğu için elinizden geleni esirgemeyin
Hiçbir emeğinizin zayi olmadığını göreceksiniz, hayat, kısa bu hayatın sonu asla ölüm değildir.
Ölüm aslında gerçek hayatın başladığı gündür,
O günün dehşetini öğrenerek, alınması gereken önlemleri, ölüm gelmeden almanız dileği ile
Allah yar ve yardımcınız olsun.