|
BÜLENT KORUCU
b.korucu@zaman.com.tr
Bağcılar Lisesi'nde namaz skandalı!
Son yılların en büyük çete operasyonunda Bağcılar
Lisesi'nde 'toplu namaz' eylemi ortaya çıkarıldı.
Yasadışı namaz eyleminde kullanılan başörtüsü,
seccade ve duvar saati ele geçirildi. !!!!
Çete kelimesini duyunca heyecanlanıp, Sauna veya
Atabeyler'den bahsedeceğimi düşünenleri
rahatlatayım. Hayır, onlardan bahsetmeyeceğim.
Hatta Atabeyler'le ilgili daha önceki
yazılarımızdan dolayı özür borcumuz bile var.
Savcının mütalaası bizi mahcup etti. Aslında
ortada örgüt filan yokmuş.
Bombalar da henüz düzenekleri kurulmadığından
tehlikesizmiş.
Bu haberi okurken sadece şundan endişe ettim.
Geçen günlerde yakalanan 'röfleli bombacı', 'Benim
çantamda çıkanlar da düzenek haline gelmemişti.
Ben de aynı maddeden yargılanmak istiyorum' derse
ne cevap veririz, bilemiyorum!
Neyse Bağcılar'a dönelim. Suç aletleri olan
başörtüsü ve seccadeler kullanıldığı için
'düzenek' tamamlanmış, yani bunlara tehlikesiz
dememiz mümkün değil. Ayrıca eylem toplu yapıldığı
için 'örgüt' ispat edilmiş durumda.
Anlayacağınız, 'Burası Bağcılar, buradan çıkış
yok'. İş bilir bir avukat, Diyanet'ten görüş
alarak kadınların namazı cemaatle kılmaları gibi
bir uygulamanın olmadığını belirterek olayı
hafifletebilir. Ama suç aletlerinin kullanıldığı
ve düzeneğin tamamlandığı apaçık ortada!
Bazı okurların bu kinayeli anlatımdan dolayı bana
yine kızacağını biliyorum. İnanın bu saçmalıklara
tahammül etmenin başka yolu yok. Bazı gazeteler,
hem de bilgiç bir havayla öyle anlamsız şeyler
yazıyor ki düz anlatımda tıkanıyoruz. Hiç dinî
bilgiye gerek yok, fotoğraflara baktığınızda bile
toplu eylem olmadığı anlaşılıyor.
Kızların kimisi ayakta, kimisi oturuyor. Teneffüs
saatinde 7-8 kişi aynı mekânı kullanarak ibadetini
yapıyor. Sırf olayın ajitasyon çeşnisini
artırabilmek için 'toplu namaz' ve 'ders saati'
ifadeleri tercih ediliyor.
Hadi şu cümleyi saç baş yolmadan okuyun da
göreyim: "Yerleri halı ve seccade kaplı bu odanın
duvarında namaz saatlerini kaçırmamak için bir de
duvar saati asılı." Her bir namaz arasında 4-5
saat olduğunu, vaktin zaten ezanla duyurulduğunu
dile getirebilirsiniz. Gençlerin kolunda saat
olduğunu, cep telefonlarının bu ihtiyacı
fazlasıyla karşıladığını belirterek nefes
tüketebilirsiniz. Hepsi boşuna, 'bakın hiçbir
ayrıntı gözümüzden kaçmıyor' havası basan zehir
hafiyeler sizi dinlemez bile.
Namaz kaçırmak tabirini bir yerden duymuşlar ya,
uçup gidebilen anlık bir şey olduğunu sanıyor,
zavallılar. Mescit açmak yasakmış, saçma ama
yasak. Tamam. Peki, bireysel olarak bir yere
seccade serip namazımı kılmak istiyorum. Böyle bir
yasak var mı?
Öğrenciyken en çok ağırıma giden konu buydu. Sanki
bir suç, büyük ayıp işliyor gibi merdiven
altlarında, bodrumlarda, gazete kâğıtlarının
üzerinde namaz kılmak yüreğimi yaralardı. Şimdi
bodrumu bile çok görüyorlar. Gerçekten demokrasi
ve laikliği yaşayan bir ülkede haber şu şekilde
olmalıydı: Bu çocukları nasıl böyle mezbeleliklere
mahkum edersiniz? İki kişinin seccade serip namaz
kılacağı bir odayı çok mu gördünüz?
Hıristiyanlığın en koyu şekillerinden birini
yaşayan bir ülkeye yerleşmiş bir arkadaşım
anlatmıştı. İlkokul 5. sınıfa giden kızı
babasından habersiz okul müdürüne bir dilekçe
verir. 'Biz Müslüman'ız, günde birkaç defa ibadet
etmemiz gerekir. Bana bu imkânı hazırlayabilir
misiniz?' Müdür önce şaşırır, biraz zaman ister.
Bir hafta sonra küçük bir oda tahsis edilir.
Kendi insanımıza reva gördüğümüz uygulamalar
içimizi acıtıyor.
|