.

Gecenin en karanlık anı  Sabaha en yakın zamandır.

DEMOKRATİK HAYATIMIZIN ÖNÜNE ÇIKARILAN ENGELLERİ AŞACAĞIZ, BÜTÜNLEŞMEYİ MECLİSTE SAĞLAYACAĞIZ DARBELERE, ENTRİKALARA HAYIR

Polemikler - 14 / 06 / 2007 12:24
Akgönenç tüm partilere bindirdi 

CHP'ye çocuk pornosu eleştirisi

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç, yaptığı açıklamada tüm partileri eleştiri yağmuruna tuttu. AK Parti'nin 4,5 yıldır icraatlarından 'sonuç alamadığını savunan Akgönenç, CHP'ye bakın neler dedi?

22 Temmuz 2007 Seçimleri, ülkemiz için hayli ilginç sonuçlar ortaya koyacaktır. Önümüzdeki yılların sonuçları, şimdiden hazırlanmaktadır. Saadet Partisi Milletin özü ta kendisidir. Diğer partilere bakıldığında, bir takım asılsız iddiaları ve gözden kaçırdıkları noktalar vardır. Dolayısıyla ben bugün, halkın gözünden kaçan kimi konuları gündeme getirmek istiyorum.

AKP’YE
4,5 Yıllık AKP iktidarının ortaya koyduğu sonuç, “sonuçsuzluktur”. Kural tanımaz anlayış, aşırı özgüven patlaması, dış politikada teslimiyetçilik, tokalaşma yerine inatlaşma, AKP Hükümetinin en belirgin özellikleridir.

AKP, 4,5 yıllık tek başına iktidarı ağlama duvarına dönüştürmüştür. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile CHP, bilerek veya bilmeyerek sürekli, AKP’nin en verimli olduğu alanlarda siyaset yaparak, AKP’ye destek vermişlerdir.

Sayın Başbakan istikrardan söz açıldığında, tek başına iktidarın istikrar getirdiğini iddia ederek sürekli, “ülkede istikrar var” diyor. AKP’nin öne sürdüğü istikrar, milletin alım gücü düştüğünde dolayı aşağıda duran fiyatlardır. Dolayısıyla bu , “rakam istikrarı”ndan başka bir şey değildir. Türkiye’de ne siyasi, ne sosyal, ne toplumsal ne de Ekonomik istikrar yoktur.

Yine Sayın Başbakan iki de bir demokrasiye atıfta bulunarak, “gerekirse bedel öderiz” diyerek nutuklar atmaktadır. Ne bedeli… Bu bedeli ödeyen Milli Görüş Lideri Prof Dr Sayın Necmettin Erbakan’dan başkası değildir. Ve hala ödemektedir.

Şu da açıkça görülmektedir ki; dış güçler destekli hain terör örgütleri, seçim atmosferine girdiğimiz şu günlerde, ülkemizi kaosa sürüklemek için eylemlerine hız vermişlerdir.

Son günlerde artan terör olaylarından sonra, ard arda gelen şehit cenazeleri, hükümete yönelik tepkilere neden oluyor. Bazı dar görüşlü siyasetçiler ile ülkeyi gerilime sürükleyerek, bundan rant elde etmek isteyen çevreler, iktidarı suçluyor. Hükümeti ülkemizin ortak sorunu olan terör ve şehitler üzerinden suçlayarak bir yere varamayız. Hükümet üyelerinin eline silah alıp, teröristlerle savaşacak hali yok. Bu konudaki mücadele, güvenlik güçlerimize verilmiştir.

Şehit cenazelerinde hükümete yapılan tepkiler, AKP’yi güçlendirmekten başka bir işe yaramaz. Asıl suçlu aramak gerekirse, AB’nin zorlamasıyla çıkartılan yeni terör yasaları ve buna sebep olan vizyonsuz yönetim anlayışı olmalıdır. Böylece bu yasalardan sonra, güvenlik güçlerimizin eli kolu bağlanmıştır. İnşallah Saadet Partisi hükümet olduğunda, AB ile ilgili yasaları ortadan kaldırarak, güvenlik güçlerimizin önünü açacaktır.

CHP’YE
Okulların lavabolarında uyuşturucu kullanılmasına, liselerde yaşanan cinayetlere ve çocuk pornosu olaylarına sesiniz çıkmadı. Ama okullarda iki rekât namaz kılındı diye ortalığı birbirine kattınız.

Yıllardır milletin değerleriyle kavga etmekten bıkmadınız, usanmadınız. İzlemiş olduğunuz son siyasi hamleler de ülkeyi gerilime, kutuplaşmaya sürüklediniz. Halk Partisi olmaktan çıkıp, halka karşı duruş sergilediniz. Millet ile bütünleşip ittifak yapacağınıza, statükocular ile müttefik oldunuz. Ülkenin içine düştüğü, terör, ekonomik, eğitim, dış politika, işsizlik ve Adalet sorunlarına çözüm üreteceğinize, Milletli korkutma ve gerilim siyasetini benimseyerek, kutuplaşmadan medet umuyorsunuz.

MHP’YE
Dün bu işi ,”ürkekler değil, erkekler çözer” diyerek Milleten oy istediniz. Halk da size bir şans verdi, hükümet oldunuz. İktidar olunca bir şeyler çözdünüz ama çözdüğünüz tek şey Türban oldu. Yıllarca terör, kan, şehitlerimiz üzerinden siyaset yaparak, “APO’yu idam edeceğiz” dediniz. İktidar olunca, APO’yu affettiniz. Şimdi ise yine şehit cenazelerine giderek, cennetlik şehitlerimiz üzerinden şov yapıyorsunuz. Sanki o evlatlarımızı kabirlerinden çıkartacaksınız, çözümün adresi MHP’ymiş gibi konuşuyorsunuz.

Siz düne kadar Ülkücü hareketin fikir babası Sadi Somuncuoğlu’nu TBMM’de pusu kurup tartaklamadınız mı, Meclis’te polis dövmediniz mi? Siz bu zamana kadar neyi değiştirdiniz ki; veya neyi başardınız ki şimdi çıkıp milletten oy istiyorsunuz…


DP’YE
Demokrat Partisi için söylenecek aslında çok fazla bir şey yok. Zaten onlar son zamanlara izledikleri politikalarla, kendilerini bitirdiler. Ancak merak ettiğim bir husus var. Gazeteciler DP Liderine, Ekonomi soruyorlar, o ise konuyu güvenliğe getiriyor. Eğitimi soruyorlar, o yine konuyu güvenliğe getiriyor. Şimdi de çıkmış ikide bir, “kapkaç’ı 15 günde çözerim” diyor. Madem bu konuda iddialısınız, Emniyet Genel Müdürlüğü görevinize lütfen tekrar dönün. Barajı aşamayacaksınız, bari Millete bir hayrınız olsun.

MİLLETİMİZE

Buradan Milletimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Siyasi partilerin geçmişte yaptıkları, gelecekte neler yapacaklarının göstergesidir. Son 15 Yıllık Hükümetleri düşündüğünüzde, ülkeyi kısa zamanda Ekonomik refaha ulaştıran tek hükümet, bizim kurmuş olduğumuz hükümettir.

Ülkemizin sorunları işbirliği ile çözülür. Saadet Partisi olarak biz ne AB ile ne de ABD ile işbirliği yapmayacağız. Ama biz Saadet Partisi olarak, halkımızla işbirliği yaparak, hükümet olacağız. Türkiye Cumhuriyetinin sorunlarını geçmişte olduğu gibi yine kısa zamanda çözeceğiz. Lütfen 22 Temmuz da bir anlık, öfke, hırs ve inat ile oyunuzu yanlış kullanmayınız. Oyunuzu doğru adres olan Saadet Partisi’ne veriniz…

cafesiyaset.com (özel)

http://www.cafesiyaset.com/haber/20070614/CHPye-cocuk-pornosu-elestirisi.php
 

Dipnot: Mütemadiyen ve on yıllardır Onlar ve biz, şeklinde meydanlarda propaganda yapan Milli nizam, Milli selamet, Fazilet, saadet Partilerinden oluşan misyonu sürdüren, Başta Necmettin Erbakan Kendilerinin farklılığı misyonunu kanunlar nedeniyle açıkça söyleyememesine rağmen, ikinci ağız dan ve ima ile İslami hassasiyetleri benimseyen tek partinin kendileri olduğu gibi bir imajı maalesef topluma empoze etmeye çalışmaktadırlar.
    Mevcut diyanet teşkilatının Görevlerini İslam dinini anlatmak yerine  İmam konumunda olanların Namaz memurluğu ,Müezzin konumunda olanların Ezan ve tespih çektirme memurluğu olarak ifa ettikleri görevleri nedeniyle İslam'ın hakikatlerinden mahrum kalan samimi Müslümanları duygu sömürüsü ile istismar edilmeleri sonucunda hayat bulabilmektedirler.
   " Milli" kelimesinin arkasına sığınan bu misyon evvelce Şevki,yılmaz, Hasan mezarcı vs. onlarca,yüzlerce  hatipleri ile topluma verdikleri mesajlarda "Bize oy vermeyenler cehennemdeki yerlerini beğensinler" gibi "ONLAR PATATES DİNİNDEN" pek çok tabirle toplumun manevi duygularını ipotekleri altına alarak on yıllardır politik arenada bir miktar hayat bulmaktadır.
    Türkiye'de devletin din üzerindeki vesayetinin Laiklik ilkesi gereğince kalkması sonucunda bu din simsarlarının artık İslami hayatımızda haksız pirim yapamayacakları aşikardır.
    Acilen Laiklik gereği Diyanet fesih edilerek din işlerinin din işlerinin sivil toplum örgütü haline dönüştürülerek her caminin zaten var olan dernekleri serbest seçimle federasyona dönüştürülerek ve vakıfların öz malları bu federasyona devredilerek camilere imam değil kayyım ve güvenlik ataması yapılarak, namazı Allah'ın cc. Resulünün gösterdiği gibi cemaatin kendi içlerinden seçecekleri en takva sahibi kişilerin imamete geçmesi ile eda etmesine imkan tanındığında bu din sömürüsü ve din adına toplumu geren ajite eden fırsatçılara meydan bırakılmamış olacaktır.
   Zaten 85 islam ülkesinin hiçbirinde Diyanet gibi namaz memurluğu müessesesi yoktur. bu kurum sadece bizde mevcuttur.
    İslam'ın aslına uygun olmayan bu uygulamayı ret etmek her Müslüman'ın asli görevidir.
    Sayın profesör Oya akgönenç kendisi Allah'ın emri olan baş örtüsünü kullanmadığı bir ortamda vatandaşlarımızdan İslami hassasiyetleri içeren tercihler istemesi ne kadar doğrudur.
   Allah cc. "Siz yaşamadığınızı mı tebliğ edersiniz " şeklinde tehdit etmektedir.
   SP.nin Bu konuda açık ve samimi siyaset ortaya konulması gerekir yani Türkiye komünist partisi gibi ilkeli olması gerekiyor,TKP Kanunlarda yasak olmasına rağmen sermayeye olan düşmanlıklarını, bazı özgürlüklere olan engelci fikirlerini açıkça söylüyorlar.
   İslami hayatımıza dair politika üretenlerde, takiyye yapmaktan vazgeçerek. Farklılıklarını açıkça ilan etmek mecburiyetindedirler.
   Şöyleki, Faize karşı politikalarını, Bankacılık politikaları,Fuhuş'a Alkole karşı düşüncelerini, tesettüre karşı düşüncelerini, On yıllardır altında ezildiğimiz dış ve iç borçlarımıza karşı tedbirlerini, İslami şehircilik adına projelerini, dünya sistemlerinden hangisi ile işbirliği hangisi ile karşı duruşu benimseyeceklerini, Diğer dinlere, putperestlere (Japon, çin, hindistan) gibi devletlerle ilişkilerinin nasıl olacağı "Çünkü İslam'da ehli kitapla sınırlı işbirliği müsaadesi olmasına rağmen putperestlerle asla yok"  samimi olarak ortaya koyması lazım.
   İslami düşünceyi politize eden bir partinin kaynak olarak bütün ilkelerini Kuran dan almak mecburiyeti vardır. Kurandan habersiz yaşayan bir halka yarım yamalak ilkelerle İslami söylemler üreterek politika yapmak başta İslam!a karşı saygısızlık hatta ihanet olacaktır ki bunu yüce Allah'ın kabul etmeyeceği  ortadadır.
   Bu gerçeklerden yola çıkarak SP den bu seçim iktidara oynaması değil, İslami siyasetin gerçeklerini topluma anlatması, fikirleri ile örnek olması gerekmektedir. Nazlı ılıcak gibi,Prof Oya Akgönenç gibi İslami hayatı kendi nefsine göre yaşayan , bazı haramları keyfiyeten ifa edenleri vitrinlerine koyarak ülkede İslami hassasiyetleri olan partiyiz imajı ile halkın karşısına çıkmak gerçekçilik değildir. İslam'da ise bu durum çok ağır bir itham, kötü bir ad ile ifade edilmektedir.
    Bu ülkenin bazı gerçekleri karşısında acizliklerini kabul etmeyerek bu acizlikleri mecburen yaşayanları dinsizlikle suçlayanlar, dönüp bir kendilerine baksınlar.
    Bu toplum kendileri gibi hepten İslam dininden habersiz değildir.
    Birileri samimi olarak kendi çaplarında İslam'ı yaşamaktadırlar.
    Acil eylem planı üretenler, öncelikle İslam dinini toplumun hurafelerle değil, Kuran ve Sünnete dayalı sahih örnekleri ile öğrenmeleri konusunda çaba sarf etmelidirler.
    Ellerine Allah'ın verdiği maddi manevi imkanları, politik promosyonlara değil, ilmi projelere aktarmak, müspet projeler üreterek mesai sarf etmek mecburiyetindedirler.
    Bu toplum İslam'ı doğru anladığı zaman , doğru yaşayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Doğru inanların hayatı da doğru olacağından İslami hayatımız kendiliğinden oluşacaktır. çünkü gerçek İslam'ın yaşanmasından dünyada kimse şikayetçi olmayacaktır. tek şikayet edenler yanlışlardan rantlaşanlar olacaktır. bunlarında kendilerine yandaş bulmaları mümkün olmayacağından silinip gideceklerdir.
    Allah Aklımızı kullanmamızı emrediyor. Bilhassa İslami  hayatımızı düzenlerken , onun bunun lafı ile değil meal ile yetinmeyerek, sahih Kuran tefsirlerinden fıkıh kitaplarından doğruları öğrenmek mecburiyetindeyiz.
    Doğruyu doğrudan Allah'tan öğrenmenin yolu duadır. Dualarınızla Allah'tan yardım isteyin, bıkmadan usanmadan yardım isteyin,ulaştığınız  neticeye sizlerde hayret edeceksiniz