Fatih Altaylı İslam'a böyle Saldırdı

Anayasamız din ve Vicdan hürriyetini esas alıyor, İbadet özgürlüğü verdim diyor, Bütün bunlar Müslümanlara sınırlı ve kontrollü olarak tanınıyor Devlet diğer dinlere karışmazken İslam'ı, Müslümanları Diyanet ve namaz memurları üzerinden kontrol altında tutuyor.

Fatih Altaylı İslam'a böyle Saldırdı
26 Şubat 2023 - 16:57

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, İslam’ın Evlat edinme hüküm ve Şartlarına Sapıklık diyerek paylaştığı Tiwit’te muhafazakâr kesimden yoğun tepki gelirken, Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş kendisine bağlı “Namaz memuru” İmamlara çağrıda bulunarak Altaylı aleyhine kişisel hakaret gerekçesi ile dava açmalarını istediği basına yansıdı.
Türkiye’de İslam inanışı ve İbadet özgürlüğü laiklik dayatması nedeniyle asla gerçekleşmedi.

Devletimiz Anayasamızda Din Ve İbadet özgürlüğü teminat altına alınmıştır derken
Anayasa, 24. maddesi: "Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Diyor.
Madde 14 – (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

İslam son din ve Sadece ibadetten mürekkep değil, Kuranı Kerim ayetleri, Hz. Muhammed Sav. Nasihatleri ile Müslümanların yaşam kuralları 7/24 kontrol altına alınmıştır.
Müslümanların bu Kuran-i emirleri yaşamasına biz din-i İslam diyoruz. 
Laik TC. Kanunları ve Uygulamaları Hristiyanlığa, Museviliğe, Aleviliğe, Mecusilere, Süryaniliğe yaklaşımı İle Sünni Müslümanlığa yaklaşımı aynı değil.

Her biri TC. Vatandaşı olan azınlık din mensupları Kiliselere, papazların ibadetlerine hiçbir müdahale yapılmıyor.
Sinagog-Havralara ve Hahamlara hiçbir müdahale yapılmıyor.
Cem Evlerine ve Dedelerin ibadetlerine hiçbir müdahale yapılmıyor

Sünni Müslümanlığa sıra gelince Devletimiz (Cemaat olun en takvanızı İmam yapın) emrini hayata geçirmemize  izin vermiyor, İbadetlerimizi ve Cami yönetimini DİB Namaz memurlarının iradesine devretmiş, Cemaat kendi seçmesi gereken İmamını seçemiyor, Kendi parası ile inşa ettiği, masraflarını ödediği camide Allahın şart koştuğu Özgür ibadet imkânı verilmiyor.

Aslında Laik Devletin “memurları üzerinden” İslam dinini yönetmesi Anayasamıza, laiklik ilkelerine, İbadet Özgürlüğüne, Evrensel insan haklarına aykırı.

Yüz yıllık bir dayatma ile Müslümanlara bu hakları unutturuldu, Namaz memurları Kullandıkları “Din Görevlisi” tanımına uygun görev yapmıyor, sadece ibadet memurluğu yapıyor, cemaatin kendi arasında Allah rızası için STK oluşturmalarına fırsat vermiyorlar.
Müslümanlar caminin sahibi olduğu halde bir müşteri gibi cami yönetimine müdahale edemiyor, Cem, cemaat olmaya fırsat bulamıyorlar.

Şimdi bu uygulamalardan cesaret alan Fatih Altaylı gibi kişiler Cemaatin İslami hassasiyeti ile alay eder gibi, Mütecaviz, hakaretamiz saldırılarda bulunabiliyor. 
Evlatlık edinme hukuku Kuran-ı Kerimde Açık seçik yazıldığı halde, TC’nin batıdan aldığı Laik yasalarla çelişmesini bahane göstererek Söz konusu Ayetlerde “Allah cc. haşa, Sapık hükümler koymuş” gibi iddialarda bulunabiliyor.

Toplumsal yaşamda kimin sapık olduğunu, Kimin Müslüman olduğunu, Kimin İnsanlık onuru ile yaşama gayreti içinde olduğunu herkes görüyor. Altaylının cemaati içinde ne kadar nikâhlı ilişki oluyor, Kim kimden çocuk sahibi oluyor, Kim kimle sabahlıyor Magazin sayfalarında aleni paylaşılıyor. 

Sapıklığı laikler yapınca adı aşk oluyor.
İslam’ın yasakladığı işleri yapan ve Müslümanlık iddiasında olan sapıklar örnek gösterilerek İslam’a Müslümanlara, Müslümanların inançlarına saldırıyorlar.
28 Şubat kumpasında “Dönme Sisi”nin organize ettiği (Ali kalkancı, Fadime şahin, Müslüm Gündüz) sapıklık şebekesi üzerinden hükümete darbe yapıldı, Erbakan hükümeti yıkıldı.

Şimdi AKP üzerinden Müslümanlara kumpas kurmaya devam ediyorlar, Kaldıki bu iktidar İslam adını kullansa da çıkardığı bazı yasalar nedeniyle İslam dışı bir anlayışla devleti yönettiğine şahit gerekmiyor (Faizin dünya gerçeği, Domuzun kasaplık yapılması, İçki ve Kumarın yasal olması, vs.) gibi.
TC Yasalarına göre evlatlık alınan bir çocuk ailenin kimliğine kaydı yapılır, Hukuken öz evlat hükmünde olur.

Fakat Allah cc. Bu konuda birçok ayet beyan ederek Müslümanların himayelerine aldıkları çocukların hukuki ve dini hükümlerini açıklamıştır.
Allah soy nesep konusuna dikkat çekiyor, Nesebi bozmayın diye emrediyor

Bu hükümlere göre Evlatlık alınması ile Çocuğun nesebi (Soyu) değiştirilemez. Çocuk biliniyorsa babasının adını taşımalı, babası bilinmiyorsa “Onlar sizin din kardeşlerinizdir” Hz. Allah. (Ayetler aşağıda)

Müslüman mı değil mi bilmediğim Fatih Altaylı, Allahın bu hükmüne sapıklık diyerek kâfir olmuştur, Müslüman değilse İslam adına konuşamaz. 
Ben bir Müslüman olarak ülkemde azınlıklara verilen din ve vicdan özgürlüğü haklarını talep ediyorum.

Onlardaki gibi Devlet camilerimizden İslami kurslarımızdan, Okullarımızdan elini çekmesini istiyorum. Burada devletin yapması gereken Genel hukukun korunmasını sağlamak, Adi suç işleyenleri yargılayarak ceza vermekle sınırlı olmalı. 
Bütün medeni ülkelerde bu uygulama böyle yapılmaktadır.

Avrupa’da fanatik Hristiyan ülkelerdeki Müslümanlar Özgür ibadet edebilme konusunda hiçbir engelleri yok, Devletimiz yurt dışındaki Müslümanlar İslam’ın ibadet özgürlüğünü cemaat olma özgürlüğünü kırmak için o ülkelere namaz memuru yollayarak aslında kendi rejimini koruma gayretindedir.
Haberimizin Söz konusu olayı üzerine DİB başkanı Ali Erbaş DİB personeline dilekçe örneği göndererek Fatih Altaylı hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunmalarını istemiştir.

OLAYLAR FETVA KURULUNUN BU YAZISI ÜZERİNDEN BAŞLADI

Aşağıdaki ayetleri yorumlarken o günün şartlarındaki toplumu hayal edin Kadının adı yok, çocuklar ve kadınlar mal gibi satılıyor, Kız çocuklarından utanılıyor canlı gömülüyor, Kölelik sıradan bir mal gibi görülüyor. İslam bütün bu kötülüklerle savaşarak medine devletini kurdu Dünyaya Medeniyetin örneği oldu 

KURANI KERİMDE EVLATLIK EDİNME HAKKINDAKİ AYETLERİ

''...Allah evlâtlıklarınızı öz oğullarınız gibi tanımadı. 
Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. 
Allah gerçeği söylemektedir; doğru yola O eriştirir" (el-Ahzâb, 33/4).
**************************
''Evlâtlıkları babalarına nisbet edin; bu, Allah katında en doğru olandır. 
Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. 
İçinizden kasd ederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur; Allah bağışlar ve merhamet eder " (el-Ahzâb, 33/5).
**************************
İslâm, gelinlerle evlenme yasağını öz çocukların eşlerine inhisar ettirdi.
Ayette, "Kendi sulbünüzden gelmiş oğullarınızın karısı... size haram kılındı" (en-Nisâ, 4/23) buyurulur.
*************************
Ancak yukarıdaki hükümler yetim, öksüz, fakir, kimsesiz çocuklarla ilgilenmeme anlamına gelmez. 
Bu gibi çocuklar aileler nezdinde veya çocuk yuvalarında himâye edilir; bakılır, eğitilir, sanat ve meslek sahibi kılınır, evlendirilir. 
Müslüman, bu çeşit amellerden büyük ecir kazanır. 
Sadece, çocuğu kendi nesep hısımı yapamaz, büluğ çağından sonraki görüşmeler İslamî ölçüler içinde olur. 
İSLAM YETİMİ ALIP BÜYÜTÜN SONRA EVLENİN DEMİYOR
sadece nesebinize alarak çocuğun nesebini bozmayın, ve büyüdüğünde islamın mahremiyetine göre davranın diyor.
kişiler himayelerine aldıkları çocuklara Hîbe yoluyla dilediği kadar, vasiyet yoluyla ise malının üçte birini himâye ettiği kişiye bırakabilir.

İslam Ansiklopedisi


YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Okay
    1 yıl önce
    Peki Kuran-i Kerim'den önce ev..Peki Kuran-i Kerim'den önce evlatlık edinmiyormuydu buna İslami diyorsunuz? Hadi burdan! İftarınızı Yatsı Ezanla birlikte açmayı unutmayın çünkü Kuran i Kerim Bakara Suresi 187 "Orucu geceye tamamlayın" diye emrediyor, değil akşama. Orucunuzu yarım bırakmayın 1 saat için. ADMİN CEVAP: BAKARA 187 Oruçlu olduğunuz günün gecesinde kadınlarınızla buluşmanız, size helal edilmiştir. Onlar sizin için elbisedir, siz onlar için elbisesiniz. Allah bildi ki nefsinizi yenemeyecek, sabredemeyecek, bir iştir, işleyeceksiniz, bu yüzden tövbenizi kabul etti, sizi bağışladı. Gayri onlarla buluşun ve Allah'ın size yazdığını dileyin. Fecir doğup da aydınlığıyla kara iplik, sizce beyaz iplikten ayırt edilinceye dek yiyin, için. Sonra orucu ertesi geceye kadar tamam olarak tutun. Fakat mescitlerde ibadet için niyetlendiniz, oturdunuz kaldınız mı kadınlarınıza dokunmayın. İşte bunlar, Allah sınırlarıdır, yaklaşmayın o sınırlara. İnsanlar, sakınıp korunsunlar diye Allah, delillerini bu suretle apaçık bildirir.
  • İsmail Çiçek
    1 yıl önce
    Abdullah b. Ömer şöyle der: "Biz bu ayetler inmeden önce Zeyd b. Hârise'yi, "Zeyd b. Muhammed = Muhammed'in oğlu Zeyd" diye çağırırdık" . Câhiliye devrinde evlâtlık; nesep, evlenme, boşanma, miras, sihrî hısımlık gibi konularda öz çocuk gibi hükümler doğururdu. Evlâtlığın dul kalan eşi ile de evlenilmezdi. Çünkü o, evlât edinen erkeğin gelini sayılırdı. İşte Hz. Peygamber'in evlâtlığı Zeyd b. Hârise de Zeynep binti Cahş ile evlendi, fakat mutlu olamadılar. Çünkü gerçekte Zeynep ve ailesi bu evliliği arzu etmemiş, ancak Allah Rasûlü dünürcülük yapınca, şu âyete göre muvâfakatlarını bildirmişlerdi. "Allah ve Peygamberi bir iş hakkında hüküm verdiği zaman," gerek mümin olan bir erkek ve gerekse mümin olan bir kadın için, ona aykırı olacak şekilde diledikleri gibi davranmaya hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulune isyan ederse, şüphesiz o, apaçık bir sapıklıkla yolunu şaşırmıştır" (el-Ahzâb, 33/36). Hz. Peygamber'in sabır tavsiyelerine rağmen, sonunda Zeyd, Zeyneb'i boşadı. Zeynep iddetini tamamladıktan sonra da, evlâtlık hukuku lağvedildiği için Hz. Peygamber (s.a.s.) ile evlendi. Ayette şöyle buyurulur: "Sonunda mademki Zeyd eşiyle ilgisini kesti; biz onu, seninle evlendirdik ki, evlâtlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin" (el-Ahzâb, 33/38). Buhâri'nin naklettiğine göre Zeynep, Hz. Peygamber (s.a.s.) ile evlendikten sonra, onun diğer ailelerine karşı övünür ve şöyle derdi: "Rasûlullah sizi ailelerinizden isteyip nikâhladı. Beni ise yedi kat semalardan Allah (c.c.) o'na nikâhladı" (Sâbûnî, Tefsîru Ayâti'l-Ahkâm, II, 322). İslâm, gelinlerle evlenme yasağını öz çocukların eşlerine inhisar ettirdi. Ayette, "Kendi sulbünüzden gelmiş oğullarınızın karısı... size haram kılındı" (en-Nisâ, 4/23) buyurulur. Bu duruma göre, başkasının çocuğunu evlât edinmekle öz çocuk gibi hak ve görevler meydana gelmez. Evlât edinenin nafaka ve eğitim masrafları yükümlülüğü olmaz. Aralarında bir hısımlık doğmadığı için evlenme engeli de meydana gelmez. Miras cereyan etmez. Ancak nesebi bilinmeyen bir çocuğu, bir kimse "bu benim oğlum veya kızımdır" diye ikrarda bulunsa, bu çocuk onu tasdik etsin veya etmesin, nesebi ondan sabit olur ve aralarında miras cereyan eder. Diğer yandan evlâtlıkla, süt hısımlığı birbirinden farklıdır. Süt hısımlığı, bir kadının kendine ait olmayan süt emme yaşındaki bir çocuğu emzirmesiyle meydana gelir ve öz çocuk gibi evlenme engelleri doğar. Buluntu çocuk da, öz çocuk gibi sayılmaz (Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3869-3900; Mehmed Zihni, Nimet-ı İslâm, İstanbul 1316 H., 3. Kısım, 271, 273).