|
Dolar ve Yer yüzünün yeni krallığı
Amerika Birleşik Devletleri
Bir dolarlık ABD banknotlarının üzerinde,
bazı ilginç işaretler yer almaktadır. Doların bir yüzünün
iki tarafında iki ayrı daire, dairelerin içinde de iki ayrı
şekil vardır. Şeklin birisi, bir pençesinde oklar, diğer
pençesinde zeytin dalı tutan bir kartaldır. Kartalın
tepesinde yıldızlar bulunur. Diğer dairenin içinde ise tepe
kısmı, içine bir göz oturtulmuş olan bir üçgenle tamamlanan
bir piramit yer alır.
Kimileri bunları doların üstüne konmuş rastgele şekiller
olarak algılayabilmektedir. Oysa bu işaretler, dolara has
şekiller değildirler. Bu işaretler, "Amerika Birleşik
Devletleri'nin Büyük Mührü"dür, ABD'nin resmi sembolüdür.
İki daire, mührün iki yüzünü oluşturur. Mührün üzerinde
böylesine ayrıntılı bir şekilde durmamızın nedeni, mührün
bazı önemli mesajlar içermesidir. ABD'nin "dünyanın ilk
masonik ve de Kabalist cumhuriyeti" olduğunu gördük. Bu iki
özellik, ABD'nin Büyük Mührü'ne de yansıtılmıştır.
Amerika'nın kurucularının mason ve Gül-Haç bağlantılarıyla
ilgili olarak kitabından alıntılar yaptığımız Amerikalı
tarihçi Robert Hieroni- mus, ABD'nin Büyük Mührü konusundaki
sayılı uzmanlardan biridir. Konu hakkında "Amerikan Büyük
Mührü'nün arka yüzünün tarihsel bir analizi ve Hümanist
psikoloji ile ilişkisi" başlıklı bir doktora tezi veren
Hieronimus, mühür hakkındaki bazı önemli bilgileri America's
Secret Destiny adlı kitabında da aktarır. Mührün öyküsü
şöyledir:
4 Temmuz 1776'da Kongre, Benjamin Franklin, Thomas Jefferson
ve John Adams'dan oluşan bir komiteye Amerikan mührünü
dizayn etme görevini vermiştir.
Pierre Eugene Du Simitiere adlı bir portre ressamı komiteye
alındı. Böylece, büyük ölçüde Franklin'in tasarısına dayalı
olarak ilk mühür oluşturuldu: Bir yüzde Musa ve onunla
birlikte denizden kurtularak güvenli bir toprağa ayak basan
İsrailloğulları yer alıyordu. Musa eliyle denize işaret
ediyor, denizde ise Firavun'un askerleri boğulurken
görülüyordu. Bulutlardan çıkan bir ateşin ışıkları Musa'ya
ulaşıyordu. Bunun yanında Jefferson da bir öneri getirmişti:
Mührün ön tarafına, çölde gündüzleri bir bulut, geceleri de
ateşten bir sütunla kendilerine yol gösterilen
İsrailoğulları'nın konulmasını teklif ediyordu.
Birinci komiteden Benjamin Franklin'in mühür için getirdiği
teklif: Bir yüzde Hz. Musa'nın önderliğinde güvenli
topraklara ulaşan İsrailoğulları, diğer yüzde Kabala sembolü
"üçgen içinde bir göz".
ABD'nin mason kurucularının getirdikleri her iki teklifin de
"İsrailoğulları" ile ilgili olması bir rastlantı değildi
sanırız. "İsrailoğulları'nın ayak bastığı güvenli toprak"ın
Amerika olduğu mesajı veriliyordu. Mühür için ortaya atılan
bu teklif, Püritenlerin Amerika'ya yüklediği misyonun,
masonlar tarafından devam ettirildiğini de belgeliyordu.
Mührün diğer yüzüne yerleştirilen ünlü Kabalistik "üçgen
içindeki göz" sembolü de aynı gerçeğin bir işaretiydi.
Fakat Kongre fazla açık ve cüretkar bulduğundan olacak Ocak
1777'de bu birinci komitenin teklifini kabul etmedi. Ve üç
yıl sonra yeni bir komite oluşturuldu. Bu komitenin teklifi
de kabul edilmeyince, mührü belirleme işi 4 Mayıs 1782'de
toplanan üçüncü komiteye kaldı. Bu komite, bugünkü mührü
oluşturdu. "İsrailoğulları"nın izi, ilk komitenin mühründeki
kadar belirgin olmasa da, bu mühürde de yer alıyordu. Ön
yüzde, kartalın başının hemen üstünde, beş köşeli
yıldızlardan oluşan altı köşeli bir siyon yıldızı
bulunuyordu. Arka yüzde ise Yahudi-masonik sembol "üçgen
içinde göz" yerini koruyordu.
ABD mühründeki masonik-Kabalistik etki,
daha sonra da çeşitli uzmanlar tarafından dile getirildi:
1934 yılında eski başkan yardımcısı Henry A. Wallace,
başkana, mührün her iki yüzünün de demir paralar üzerine
basılmasını içeren bir öneri götürdü... Başkan Roosevelt
bunu kabul etti ve o tarihten sonra mühür ABD paralarının
üstünde görülmeye başlandı... Wallace'ın mühür ile yakından
ilgilenmesinin ardında esoterik konularla yakından
ilgilenmesi yatıyordu. Bir teori, Wallace'ın ilgisinin
Kabalistik amaçlara dayandığını öne sürer... İşin bir başka
ilginç yanı hem Wallace'ın hem de Başkan Roosevelt'in mason
olmasıdır.
Profesör Norton, mührün arka yüzünün 'çok açık bir masonik
amblem' olduğunu söylemektedir. Bu görüş Paul Foster Case
gibi çeşitli akademisyenler tarafından da desteklenmektedir.
Esoterik geleneğe bağlı yazarların çoğu da mührün özellikle
arka yüzünün, masonluk, Gül-Haç ve İllüminati gibi
örgütlerden kaynaklandığını bildirmiştir. Bu geleneğin ünlü
isimlerinden Wyckoff, şöyle der: 'Bizim mührümüz masonluğun
bir yansımasıdır, masonluğun ve okültizmin'.
Hieronimus'un bildirdiğine göre, "üçgen içinde göz"
sembolünün altında yer alan piramit de gerçekte masonik bir
semboldür. Mühürde yer alan piramit, ünlü Büyük Giza
Piramidi'dir. İlginç olan ise Giza Piramidi ile Kabala
arasında ilişki olmasıdır:
Oxfordlu bir matematikçi ve astronom olan John Greaves,
Büyük Piramid hakkında yaptığı araştırmalarla tanınıyor.
1683'te piramidin matematiksel özelliklerini inceliyor.
Greaves'in araştırması, aynı zamanda piramidin Kabalistik
yorumlarının da temelini oluşturuyor. Diğer bir deyişle ABD
mührünün arka yüzündeki piramidin kökenleri Kabalistik
etkiler taşıyor. Greaves'e göre ise, büyük piramidin kendisi
Kabala'yla ilintilidir.
Piramidin başka ilginç yorumları da vardır. Bazı Gül-Haç ve
mason ekolleri, Büyük Piramit'in ritlerdeki dereceleri
temsil ettiğine inanırlar.
Amerikan mühründeki bir başka ilginç şifre, her iki yüzde de
yer alan Latince ifadelerdir. Ön yüzde kartalın ağzına
yerleştirilmiş olan E Pluribus Unum (Birçokların arasında
bir tane) ifadesi Eski Ahit'in Yahudilere verdiği "seçilmiş
halk" payesini hatırlatır. Hieronimus, bu ifadenin de Eski
Ahit'le paralel olduğunu vurguluyor. Arka yüzde, üçgen
içindeki gözün üstünde ve altında yer alan ifadeler ise daha
da ilginçtir: Annuit Coeptis ve Novus Ordo Seclorum... Yani
"Başlanmışın Tamamlanması" ve "Yüzyılın Yeni Düzeni"... Eğer
"Seclorum" kelimesinin ilk anlamı olan "yüzyıl"ı değil de,
ikinci anlamı olan "seküler" (din dışı) karşılığını alırsak,
ABD mühründeki ifade çok daha ilginç bir hale gelir:
"Başlanmışın Tamamlanması... Yeni Seküler Düzen"...
Evet, Yeni Seküler Düzen, çok önceleri başlamış uzun bir
mücadelenin tamamlanması ile kurulmuştu. Yahudi önde
gelenleri ve masonlar arasındaki İttifak, bu mücadeleden
galip çıktığını ABD Mührü yoluyla örtülü bir biçimde
duyuruyordu. Ancak bu mücadele henüz yalnızca Yeni Dünya'da
kesin olarak kazanılmıştı. Mücadelenin asıl alanı olan
Avrupa'da ise çatışma hala sürüyordu. ABD'nin kurulmasından
kısa bir süre sonra gelen Fransız Devrimi, İtti fak'a
Avrupa'da da büyük bir zafer kazandırdı. Ancak yine de henüz
herşey bitmemiş, "Yeni Seküler Düzen" tam anlamıyla
tamamlanmamıştı. Bu nedenle İttifak'ın Avrupa'daki savaşı,
daha uzun sürdü.
|