|
Yedikule'ye 2. kapı
Başkan Mustafa Demir'den
Başbakan
R.Tayyip Erdoğan bazı kişiler İstanbul'u ölü şehir yaptı, tarihi kültürü
yok etti diye şikayet ediyordu ya. İşte bir belgesi Yedikule surlarında
yaşandı.
Daha önce 19 Ekim 2006 yılında bir bölümü yıkılan Yedikule surları,
Olayın medyada yankı bulmasıyla geri adım atılmıştı.
O tarihte açamadıkları 2. Yedikule kapısını Şimdi bitirdiler.
Yine bir hafta sonu ve sabahın erken saatlerinde Yedikule kapısının
yanına iş makineleri ile gelen Fatih belediyesi fen işleri ekipleri
İkibin yıllık surların kalanını yıkarak tırların dahi rahatlıkla
geçebildiği yeni yol açılmış oldu.
05.04.2013 Cuma günü Fatih belediye
meclisinde CHP gurubu tarafından gündeme getirilen surları imha işlemine
Başkan Mustafa Demir , Uygulamayı yalanlamayarak kabul etti. Gerekçe
olarak ise araç geçerken yayaların geçemediğini söyledi.
Biz buradan Başkana soruyoruz, Araç geçerken Belgrat kapıdan, Silivri
kapıdan, Mevlana kapıdan, Topkapıdan, Eğiri Kapıdan, Cibali kapıdan,
ahır kapıdan geçemiyoruz. Bu kapıların yakınından da 2. kapıları açacak
mısınız diye merak ediyoruz. |
|
|

Zaten Ahırkapı da bu uygulama yapıldı, Edİrne kapıda en
vahşisi yapıldı, surlar yıkılarak devasa yol yapıldı,

Bu yolun açılması sırasında sadece sur değil yolun karşı
istikametindeki Fetih Şehitleri mezarlığının önemli bir
bölümü yola açılarak yok edildi.

2006 YILINDA AYNI YERDEKİ YIKIM HABERİ
2006 yılındaki sur yıkımı Can Özyedierler tarafından
savcılığa şikayet edildi mi, mahkeme ne karar verdi
bilmiyoruz. şimdi bu uygulamayı savcılığa götürecek var mı?
Bana baktığınızı görür gibiyim, Hayır artık savcılık
koridorlarında dolaşmaktan bıktım, sadece haber yapıyorum.
Bir baba yiğit varsa gitsin savcılığa şikayet dilekçesi
versin. hepsini de benden beklemeyin lütfen.
Aşağıda fatih belediyesinin Yedikule surlarına yaptığı ilk
müdahalenin haberidir.
Tarihi surları belediye yıktı!
İstanbul'un tarihi surlarının bir bölümü, belediye kepçesi
tarafından yıkıldı. Surların, Yedikule kapısının yan
tarafındaki bölümünün Fatih Belediyesi'ne ait iş makineleri
10 gün önce gece yarısı yıkıldığını iddia eden vatandaşlar
olaya isyan etti

İstanbul'un tarihi surlarının bir bölümü, belediye kepçesi
tarafından yıkıldı. Surların, Yedikule kapısının yan
tarafındaki bölümünün Fatih Belediyesi'ne ait iş makineleri
10 gün önce gece yarısı yıkıldığını iddia eden vatandaşlar
olaya isyan etti.
İhbar üzerine devreye giren, CHP Fatih İlçe Başkanlığı
konuyu önce ilçe meclisine taşıdı.
CHP Grup Başkanı Can Özyedierler, tarihi 1400'lü yıllara
dayanan surların belediye tarafından yıkılmasının inanılmaz
bir gaflet olduğunu belirterek, "Yıkımı gizlemek için gece
yarısı yapmışlar.
Bu surlara dokunmak suç. Bu tarihe ve insanlığa ihanettir"
diye konuştu.
Konuyu mahkemeye de taşıyacaklarını söyleyen Can Özyedierler,
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir hakkında savcılığa suç
duyurusunda bulunacaklarını da kaydetti. 20.10.2006 Bülent
ERGÜN
http://haber.gazetevatan.com/0/90731/7/Haber
TARİHİ İSTANBUL'UN SUR KAPILARI
İstanbul'un Kayıp Kapıları

Bir zamanlar İstanbul'a ancak kapılardan girilebiliyordu. Ne
karayolu, gişeler ne Haydarpaşa ne de Sirkeci vardı.
Ziyaretçiler şehri çevreleyen surlardaki kapılarda
bekletilip izinleri kontrol edildikten sonra kente
alınıyordu. Sabah açılan kapılar, akşam kapanıyordu. Kentte
uzun yıllar hizmet veren 60 kapının birçoğu günümüze kadar
ayakta kalamasa da bulunduğu bölgeye verdiği isimle yaşamaya
devam ediyor. Biz de İstanbul'un ayakta kalan kapılarına göz
attık.
İstanbul dünyanın göz alıcı kentlerinden biri olmuş hep.
Birçok uygarlığın gıpta ile baktığı, ele geçirmek istediği
şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet olmuş. Şehir denizden ve
karadan gelecek saldırılara karşı büyük surlarla korunmuş.
İlk surlar Megaralı Dorlar tarafından inşa edilmiş. Roma
İmparatorluğu döneminde surların uzunluğu daha da artmış.
Topun icat edilip geliştirilmesine kadar hem Persler ve
Slavlar, hem Peçenekler ve Hunlar, hem de Bulgar ve diğer
kavimler bu surları aşamamış, hep çarpıp gerilemek zorunda
kalmışlar.

İstanbul surlarının toplam uzunluğu 22 kilometre. Üç ayrı
bölgede bulunuyor. Bunlar sahilde yer alan Marmara Surları
ve Haliç Surları'nın yanı sıra büyük çoğunluğu Zeytinburnu
ilçe sınırları içerisinde yer alan Kara Surları...
AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre,
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İstanbul'u çevreleyen
''Marmara'', ''Haliç'' ve ''Kara'' surlarındaki kapılar,
sabah saatlerinde açılır, akşam kapatılırdı. Kentte yıllarca
hizmet veren tarihi kapıların birçoğu günümüze kadar ayakta
kalamazken, bazıları bulunduğu bölgeye verdiği isimle
yaşamaya devam ediyor. Adı yaşanan bir olay sonrasında
oluşan ve bir dönem yoğun olarak kullanılan, günümüzde ise
sadece tarih kitaplarında anılan kapılar, İstanbul'un
görülmesi gereken yerlerin de başında geliyor.
KARA SURLARI VE KAPILAR:
Kara surları 7,5 kilometre uzunluğunda. Surlardaki kapılar
dikkat çeker. Bu kapıların önemlilerinin altısı (Altın Kapı
- diğer adıyla Yaldızlı Kapı-, Yedikule Kapısı, Belgrad
Kapısı, Silivri Kapısı, Mevlana Kapı-bir diğer deyişle
Mevlevîhane Kapısı- ve Topkapı) Zeytinburnu ilçesinde yer
alır.

Altın Kapı: Yedikule sınırları içerisinde kalan Altın Kapı
en görkemli kapıdır. Antik çağda inşa edilen bu kapı iki
mermer kaplama kule arasında üç gözlü bir zafer takı
şeklindedir. Kapı, adını, tunç kapı kanatlarının altın gibi
parlamasından alır. Bizans döneminde seferden dönen
imparatorun şehre büyük bir törenle giriş yaptığı kapı
olarak biliniyor. Osmanlı döneminde önemini kaybeden bu
kapının yerine Edirnekapı önem kazanmıştır.

Yedikule Kapısı: Bugün ayakta olan ve yoğun trafik geçişine
hizmet veren kapılardan biridir. Kapının iç tarafında
kemerin üzerindeki çift başlı kartal kabartması dikkat
çeker. Yedikule Kapısı'ndan Belgrad Kapısı'na kadar 11 burç
sıralanır.
Belgrad Kapısı: Surlar üzerindeki ikinci büyük kapı.
Yedikule'dedir. 5. yüzyılda yaptırılmıştır. Bizans
dönemindeki adı Porta Ksilokerkos'tur. Fetihten sonra buraya
Belgrad Kapısı denmesinin sebebi olarak, Kanuni Sultan
Süleyman'ın Belgrad'ı fethettikten sonra yanında getirdiği
esnafı buraya yerleştirmesi gösterilir. Belgrad Kapısı,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kara surlarının büyük
bölümünü onardığı 1984-1989 yılları arasında restore edildi.
Edirnekapı: Kara surlarının en önemli yapılarından biri.
Fatih Sultan Mehmet'in 29 Mayıs 1453'te törenle şehre
girdiği Edirnekapı, İstanbul'un kurulduğu "yedi tepe"nin en
yüksek olanıdır (yaklaşık 76 metre). Fatih'ten sonra
Avrupa'ya sefere çıkan padişahlar bu kapıdan çıktıkları
gibi, tahta çıkan padişahların da Eyüp Sultan Camii'nde
kılıç kuşandıktan sonra şehre bu kapıdan girmeleri
geleneksel bir anlayış olmuştur.

Osmanlı döneminde Edirne'ye giden yolun başlangıcı olan
kapının içinde ve dışında surların Osmanlı döneminde
geçirdiği onarımlarla ilgili çeşitli kitabeler yer alır.
1999 depreminde güney kulesi yıkılmıştır.
Topkapı: Mevlevihane Kapısı ile Sulukule arasında yer alır.
Topkapı adını Fatih Sultan Mehmet'in fetih sırasında buraya
yerleştirdiği en büyük topundan almıştır. Günümüzde bu
kapının olduğu yerden Millet Caddesi geçmektedir. Topkapı bu
caddenin açılması sonucu yıktırılmıştır. Caddenin yan
duvarları üzerindeki küçük bir tali kapı kalmıştır.
Sulukule Kapısı: Bayrampaşa Deresi üzerinde olduğundan
Sulukule adını almıştır. Burası surların beşinci askerî
kapısıdır. Bugün surun içinde kapının adıyla anılan Roman
vatandaşların yaşadığı bir mahalle de var.

Eğrikapı: Eğrikapı, tarihî yarımadanın kuzeybatısında yer
alır. Kara surları güzergâhının son kapısıdır. Eğrikapı, sur
kapısının etrafında şekillenen semte de adını vermişti.
Semtin bir kısmı Fatih, bir kısmı Eyüp sınırları
içerisindedir. Bizans döneminde adı Kaligaria, yani Ayakkabı
Kapısı'ydı. Burada askerlere ayakkabı üretildiği için bu adı
almıştır. Osmanlı döneminde bu kapıya Eğri denmesinin
nedeni, yolun keskince bir dönüş yapmamasıdır. Bunun nedeni
olarak İslam ordularının İstanbul kuşatmasında yer almış bir
sahabi olan Hz. Hafir'in türbesinin burada bulunmasından
kaynaklanmaktadır. Eğrikapı'daki sahabe mezarları 19.
yüzyılda keşfedilmiştir.
Marmara Deniz Surları:
Marmara Deniz Surları, Mermerkule'den başlıyor. Surların
yüksekliği 12 ila 15 metre arasında değişiyor. Marmara
surlarının bir kısmı 1871-1873 yılları arasında demiryolunun
yapımı sırasında yıkılmış. Yine 1950'li yıllarda sahil
yolunun yapımı sırasında bazı bölümleri yıkıldı. Bu
surlardaki kapıların çoğu yıkılmıştır.

Mermerkule Kapısı: Yedikule'de sahil yolunun üstünde bulunan
zamanında denizin içinde olan Mermer Kule Kapısı İstanbul'un
ilk kapılarından biri. Debbag Kapı da deniyormuş buraya.
Samatya Kapısı: Eski Samatya kapısı bugüne ulaşmayan
yapılardan. Geçmişte tren istasyonunun altındaki geçitte
olduğu varsayılıyor.
Narlı Kapı: Mermerkule'den sonraki ilk kapı Narlı Kapı.
Samatya Kapısı'yla Yedikule arasında ayakta kalmış tek büyük
yapı. Geçmişte burada nar ağaçları varmış.
Ahırkapı: Marmara surlarının en sağlam kalmış yapılarından
biridir. Adını Topkapı Sarayı'nın ahırlarının bu çevrede
bulunmasından almıştır.
Marmara surlarındaki diğer kapıların işimle şöyle: Değirmen
Kapı, Çatladı Kapı, Langa Kapısı.
Haliç Surları:
Haliç surları II. Theodosios (408-450)'un emriyle
yaptırılmıştır. 1300'lü yıllarda yeniden onarılmıştır. Bu
surların yaklaşık 12 kapısı vardır. Bunlardan Cibali Kapısı
dışında günümüze ulaşanı olmamıştır. Bu kapılardan
bazılarının isimleri şöyledir: Balat Kapısı, Petri Kapısı,
Ayvansaray Kapısı, Yeni Ayakapısı, Bahçekapı, Odun Kapısı.
Cibali Kapısı: Haliç surlarının günümüze gelen tek kapısı.
İsmini, fetihte şehre buradan giren Fatih'in komutanlarından
Cebe Ali'den almıştır. Sur kapısının üstünde kapının adını
ve önemini anlatan bir kitabe bulunur. Kapı, mahalleye de
adını vermiştir.
Mevlevihane Kapısı: Mevlevihane Kapısı bugünkü kullanımıyla
Mevlanakapı, Roma-Bizans döneminde "Resiotu", bazen de
Rhegion Kapısı diye anılmıştır. Bugünkü adını 16. yüzyılda
Merkez Efendi tarafından kapının yakınında kurulan Mevlevi
dervişlerinin tekkesinden almıştır. 1988 yılı
restorasyonunda Mevlanakapı da büyük ölçüde onarım
görmüştür.
Silivri Kapısı: Silivri Kapısı, İstanbul'un kara surlarının
güney kesiminde Mevlevihane Kapısı ile Belgrad Kapısı
arasında bulunuyor. Bugün trafiğin aktığı kapılardan
biridir. Bizans döneminde, kapının hemen dışında yer alan ve
önemli kültür merkezlerinden biri olan Balıklı
Ayazması'ndaki "can veren kaynak" dolayısıyla Pighi Kapısı
diye adlandırılıyordu. Silivri yolunun başlangıç noktası
olduğu için Osmanlı döneminde bu adla anılmaya başlandı.
Silivri Kapısı'ndan şehre giren yolun hemen sağında Mimar
Sinan'ın önemli bir eseri olan İbrahim Paşa Camii yer alır.
|