.

GÜNÜMÜZÜN GENÇLİĞİ POLİTİKADAN SOĞUDU

  Son yıllardaki politik seviyesizlik, politikacıların belden aşağı vurması, Ordunun, Yargının politikaya malzeme yapılması siyasi hayatımıza gençlerin katılımını olumsuz etkileyen faktörler oldu.
   AKP İstanbul gençlik kollarının 18.01.2011 tarihinde,Fatih ilçemizde Ali Emiri kültür merkezi Nikah salonunda düzenlediği "BİZİMLE DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEYE VAR MISINIZ?" Konulu panele davet edilen gençlere Bilgisayar, Cep telefonu, Kol saati ve bazı hediyeler vaat edilmesine rağmen katılım yetersiz oldu, Çoğunluğu zaten AKP Fatih gençlik kolu üyesi olan gençler ve kendileri ile birlikte katılan anne ve babaları dahi salonu dolduramadı.
    Fatih belediye Başkanı Mustafa Demir'in gençlere siyasi hayatımıza katılmaları konusunda nasihatler verdiği kısa konuşmasından sonra salondaki gençlerin duygu ve düşüncelerini kürsüden beyan etmeleri istendi, salondan bu teklife olumlu cevap veren pek olmadı, AKP il ve İlçe başkanlarının kısa teşekkür konuşmaları ile toplantı sona erdi.

    Ülkemizi yönetenlerin bu durumu doğru analiz etmelerini bekliyoruz, Burada iki soru bizleri meşgul ediyor.
1-İktidar partisi olmalarına rağmen Ya AKP ye ilgi yok !
2- Yada kimliksiz, toplumsal refleksleri dumura uğramış, Devletten ve Gelecekten umutlarını kesmiş bir nesil yetiştiriyoruz!

    Hangisi doğru olursa hakkımızda hayırlı olur dersiniz, İktidar partisine olumlu veya eleştirisel katkı sağlamak isteyen gençlerimiz olmalıydı.  Bunu göremedik. Bu sorunun cevabını biz bulamadık.
    Birde AKP'ye tepki var desek, Diğer partilere de fazla itibar olduğunu görmüyoruz, Bir şeyler yanlış yapılıyor, neticeleri böyle oluyor. Devlet 600 küsur trilyon masrafla GS kulübüne tek kuruş harcatmadan modern bir stat yaptırıyor, Muhteşem açılış töreni düzenliyor, törene gelenler orada Başbakana ve stat'ı yapan kuruluşun başkanına "YUH" çekiyor!
    Bunlar insanlık suçu Mu? Vatandaş tepkilerinde haklı nedenleri var mı?
    Bu gece Tv Haberlede Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç, Orduyu kastederek  çok ağır ithamlarda aşağılayıcı hakaretlerde bulunuyor, geçenlerde de istiklal marşının 12 Eylül dayatması olduğunu, İstiklal marşının her yerde okunmasının mecburi gibi algılandığını beyan ettiği, Bu korkunun sona ermesini, böyle bir mecburiyetin olmadığını beyan ettiği konuşması büyük tepki almıştı.  Aynı şekilde Başta başbakanın ve hükümet üyelerinin toplumun bir kesimini rencide eden konuşmaları siyasi ve politik hayatımıza bu ilgisizliği getirmiş olmaz mı diye düşünüyoruz.
    İlgi duyan ve sorumluluk hissedenlere atfolunur  iyi bir gelecek temenni ederiz   Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com


 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com