.Yeni Barnabas İncili bulundu
İslam kaynaklarıyla uyumlu olan Barnabas incilinin 5. kitabı
Kıbrıs'ta ele geçirildi. 2. Barnabas İncili Genelkurmay
arşivinde olduğu Ergenekon davasında konuşulmuştu.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in geleceğini müjdeleyen
Barnabas İncili ele geçirildi..
Patrikhane ve Vatikan'ın yok etmek için peşinde oldukları
Kıbrıslı Aziz Barnabas İncillerini devlet olarak koruma
altına almalıyız.

Yıllardır konu basına yansımış olmasına rağmen Kültür
bakanlığından,Diyanetten, Başbakanlıktan Konu hakkında
hiçbir açıklama gelmemektedir.
Bu incilin bazı kitapları Arabistan'da, İngiltere'de ve
Rusya'da olduğunu biliyoruz. Bu yakalanan 5. kitap Türkiye
olarak Dünyanın Kültür hayatına hizmet için Ortodoks ve
Katoliklerin kaygılarına bakmayarak bu kitapları topluma
kazandırmalıyız.
KKTC polisi 29 Ocak 2009’da otobüs terminalinde düzenlediği
bir operasyonda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Sercan
Çankaya ve Hilmi Höner’in çantasında Süryani alfabesiyle
yazılı tarihi bir İncil ele geçirdi.
KKTC Eski Eserler İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nun ön
incelemesinde 3 milyon TL değer biçtiği İncil’in, iki bin
yıllık olduğu tahmini yapıldı ve kaybolan dördüncü St.
Barnabas İncil’i olabileceği belirtildi. Operasyonun
devamında Ali Rıza Arıoğlu, Ömer Akın, Kenan Arslan, Barış
Can, Özgür Uzundal, Uğur Özgürlü, Ali Çoban da gözaltına
alındı. Operasyonda Ali Çoban’ın garajında, 25 bin TL
değerinde ana tanrıça ve 3 bin TL değerinde Hz. İsa
kabartmalı kilit taşı da bulundu. Şüpheliler, yurt dışına
çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı.
’Beşinci İncil’
Barnabas İncil’i Hıristiyanlığın en tartışmalı konularından
biri olarak kabul ediliyor. Hz. İsa döneminde yazılan tek
İncil olduğuna inanılan ve ’Beşinci İncil’ de denilen
Barnabas İncil’inde iddiaya göre, Hz. İsa’nın, "Tanrı’nın
oğlu değil peygamber olduğu" yazıyor ve Hz. Muhammed’i
müjdelediğine inanılıyor. Yazar Aydoğan Vatandaş, bir süre
önce "Apokrifal" adlı kitabında dört Barnabas İncili’nden
birinin Kıbrıs’tan çalındığını ve Genelkurmay Başkanlığı’nın
elinde olduğuna dair iddialara yer vermiş, konu bazı gazete
ve televizyonlarda haber olmuştu.
------------------------------------
Barnabas İncili'nin hikayesi
29 Ocak 2009 03:36
İşte Hz.İsa'nın Havarilerinden Aziz Barnabas ve onun
derlediği İncilin ilginç hikayesi...
Barnabas aslen Kıbrıslı olup Yahudi bir aileden doğmuştur.
Asıl adı Joseph (Yusuf) tur. Barnaba ise teselli oğlu
anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. Barnabas'ın
kaleme aldığı incil, İsa'nın bir şakirdi, yani zamanının
çoğunu, mesajını yaydığı üç yıllık süre içinde bizzat
îsa'nın yanında geçiren bir kişi tarafından yazılmış ve
bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncil'dir. Kabul edilmiş
dört İncil'in yazarlarının aksine, o İsa ile doğrudan teması
olmuş ve öğretisini doğrudan İsa'dan almış biriydi.
Barnaba İncili, MS. 325'e kadar İskenderiye Kiliselerinde
Kanonik (-gerçek-sahih-) bir İncil olarak kabul ediliyordu.
Tevhid (-Allah'ın birliği inancı-) lehinde yazan Iraneus'un
(MS.130-200) yazılarından, bu İncil'in İsa'nın doğumundan
sonraki birinci ve ikinci yüzyıllarda elden ele dolaştığı
anlaşılmaktadır. Putperest Roma dininin ve Eflâtun'un
felsefesinin İsa'nın aslî öğretileri içine girmesinden
sorumlu olmakla suçladığı Pavlus'a karşı çıkan İraneus,
kendi fikirlerini desteklemek için Barnabas İncili'nden
geniş alıntılarda bulunmuştur.
İznik Konsülü 325 Yılında Yüzlerce Yazımla Birlikte Barnabas
İncili'ni de Yasaklıyor
325'te ünlü İznik Konsülü toplandı. Teslis Pavlus
Kilisesi'nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu kararın
sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar
İncil'den dördünün Kilise'nin resmî İnciller'i olarak
seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka,
Yuhannâ'nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya
attığı trinite fikri, İsa'dan sonra 1'inci ve 2'inci
yüzyıllarda kaleme alınan bu İncîllerde yer aldı. İçlerinde
Barnabas İncili'nin de bulunduğu diğer înciller'in bütünüyle
yok edilmesi emredildi... Geçerliliği tanınmamış
Inciller'den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair
emir çıkarıldı...
M.S. 366'da papa olan Damasus'un (304-384), Barnabas
İncili'nin okunmaması hakkında buyrultu yayınlandığı
kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395'te ölen Sezarya piskoposu
Gelasus tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil'i
Apoler; fal kitaplar listesine almıştır. Apokrifa (-apocrypha-)
basitçe 'halktan gizlenen' demektir. Böylece, daha bu
aşamada İncil kimsenin eline geçmez olmuştur...
Pavlus Kilisesi 1700 Senedir Barnabas İncilini İmha Etmeye
Çalışıyor
Barnaba Incili'yle ilgili daha bazı buyrultular da vardır.
382'de Batı Kiliseleri Buyrultusu'yla ve 465'te papa
Innocentın buyrultusuyla yasaklanmıştır... Tüm bu
buyrultular Şansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi'ndeki
B. de Montfaucan (1655-1741) tarafından hazırlanmış Yunanca
elyazmalar katalogunda anılmaktadır...
Barnabas İncili'nin Dikkat Çekici Yolculuğu
İmparator Zeno'nun yönetiminin dördüncü yılı olan M.S.
478'de Barnabas'ın mezar ve kalıntıları keşfedilmiş ve kendi
eliyle yazılmış İncili'nin bir nüshası göğsünün üzerinde
bulunmuştur. Bu olay, 1698'de Antwerp'de yayınlanan Acta
Sanctorum, Boland Junii, Tome II, sayfa 422-450'de
geçmektedir...
Barnaba încili'nin, buradaki metne de kaynaklık eden,
İngilizce çevirisine esas olan el yazması Papa Sextus'un
(1589 -1590) elindeydi. O'nun, kendinden pek çok alıntılar
yapmış olan Iraneus'un yazılarını okuduktan sonra Bamabas
încili'ne büyük ilgi duyan Fra Marino adında rahip bir
arkadaşı vardı. Bir gün bu rahip Papa'yı görmeye gitti.
Birlikte öğle yemeği yediler ve sonra Papa uykuya daldı.
Peder Marino Papa'nın özel kütüphanesindeki kitapları
karıştırmaya başladı ve Bamabas İncili'nin İtalyanca bir el
yazmasını ele geçirdi. Bunu cübbesinin yenine gizleyerek
oradan ayrıldı ve kitapla birlikte Vatikan'dan çıktı. Sonra
bu el yazma elden ele dolaşıp, nihayet Amsterdam'da, «hayatı
boyunca bu parçaya büyük bir değer verdiği sık sık işitilen
büyük bir isim ve yetkiye sahip bir kişi»ye ulaştı. Onun
ölümünden sonra, Prusya Kralı'nın danışmanlarından John
Frederick Cramer'a geçti. 1709'te Cramer bu el yazmayı ünlü
'kitap kurd'u saray prensi Eugene'e sundu. 1738'de kitap,
Prens'in kütüphanesiyle birlikte Viyana'da Hofbibliothek'e
geçti ve hâlâ oradadır...
Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan John Toland,
bu yazmayı incelemiş ve ölümünden sonra 1747de basılmış olan
muhtelif çalışmalarında ona atıflarda bulunmuştur. İncil
hakkında şöyle der: «Bu, tıpkı kutsal bir kitap
görünümündedir.»
İtalyanca elyazma Canon ve Bayan Beggo tarafından
İngilizce'ye çevrilerek, 1907'de Oxford Üniversitesi
Basımevi tarafından basılıp yayınlandı. Bu İngilizce
çevirinin hemen tüm nüshaları birden ve esrarengiz bir
şekilde piyasadan kayboldu.
Bir anlatıma göre, Barnabas İncili'nin basımından habersiz
olan Vatikan yayım satım gününden hemen önce haberdar olunca
acilen aldığı bir kararla kitabın satıma sunulacağı her
kitapçının önünde yüzlerce kişilik kuyruklar oluşturularak
tüm basımların alınıp imha edilmesi şeklinde rahip ve
rahibelere talimat vermiş. Sonrasında gücünü kullanarak
kitabın yeni baskılarının yapılmasının önüne geçmiş.
Ancak, bu defa bazı kütüphanelere dağıtım öncesi gönderilen
basımlar gözden kaçmış. Bugün için, biri British Museum'da,
diğeri Washington'da Kongre Kütüphanesi'nde bulunmak üzere,
1907 tarihli ingilizce basımın yalnızca iki nüshası
biliniyor. Bu tarihten sonraki ilk baskı ise 1979'da
gerçekleşti. Kongre Kütüphanesi'ndeki nüshanın mikrofilm
kopyasını alan pakistanlı müslüman bir araştırmacının
sayesinde, 72 sene sonra kitabin yeni bir baskısı
yapılabildi..(-Jesus, A Prophet of islam, Londra, 1979, s :
39 - 42).
Pavlus Öğretilerine Uyan Hiristiyanların Barnaba İncilini
İnkar Çabaları ve Tarihi Gerçekler:
Hristiyan literatüründe Barnaba İncili'nin adı nerede
geçmişse, oraya bir muhalefet şerhi konmuş, bu İncil'in,
sahte ve uydurma olduğu, dolayısıyla reddedilmesi gerektiği
ileri sürülmüştür. Hattâ bu İncil'in, bir müslümanın hayal
gücünün bir eseri olduğu iddia edilmiştir. Bu, iddia tarihi
hiç bir dayanağı olmadan inkar amaçlı olarak ortaya
atılmıştır; çünkü böyle bir kitap müslümanlar tarafından
bilinmiyordu. Eğer bilinseydi pek çok eserde ondan söz
edilirdi. Taberî, Mes'ûdî, Ya'kûbî, Bîrûnî, İbn Hazm, İbn
Teymiyye gibi hiristiyan kaynaklarına vâkıf olan yazarlar,
Hristiyanlık ve onun kutsal kitaplarından bahsederken,
Barnabas İncili'ne en ufak bir işarette bile
bulunmamışlardır.
George Sale'in, 1734 yılında, Kur'an'ın İngilizce
çevirisinde bundan bahsetmesinden önce müslümanlar, Barnabas
İncili'nin adını bile duymamışlardı. İbnü'n-Nedîm tarafından
995 yılında ve Hacı Halife tarafından 1657'de hazırlanan,
geniş birer bibliyografya eseri olan 'el-Fihrist' ve 'Keşfü'z-Zünûn'
adlı kitaplarda da bu İncil'in adı geçmemektedir. Bu
eserlerin yanısıra 18'inci yüzyıl öncesi süreçte
müslümanlarca kaleme alınan ve bugün bilinen hiçbir metinde
bu İncilin isminden ya da içeriğinden bahsedilmediği gibi
islam uygarlıklarında söylenti-hikaye-efsane düzeyinde dahi
adı bir kayda geçmemiştir.
Hz. Muhammed'in Doğumundan 75 Sene Önce...
Barnabas İncili'nin müslümanlar tarafından yazılmadığının
bir delili de şudur: Hz. Peygamber'in dünyaya gelişinden 75
yıl önce (M.S. 496), Papa I.Gelasius döneminde 'yanlış ve
dînî düşüncelere aykırı kitaplar' adı altında hazırlanan
listede (-Decretum Gelasianum-), Barnabas İncili'nin adı
geçmektedir. Ayrıca 7'inci yüzyıl öncesinden günümüze gelen
ikinci ve farklı bir belgede yasaklanan 60 kitap içinde (-List
of the Sixty Books-) Barnabas İncili de yer almaktadır.
Barnabas İncili'nin tarih boyunca aslında var olmadığı
şeklindeki iddialara değinen Avustralyalı bilim adamı(-La
Trobe Universitesi Bendigo-) Dr. Rodney Blackhirst, bir
bilimsel makalesinde yukarıdaki iki listeye dikkat çekerek,
şöyle demektedir:
«Bazıları, ortaçağın sonlarında Barnabas İncili isimli
yazıma rastlanılması öncesi süreçte, böyle bir incilin
tarihsel olarak var olmadığını kesin bir güvenle iddia
ediyorlar. Oysa farklı yüzyıllardan, iki ayrı liste bunun
tersini kanıtlıyor. İki listede de aynı yanlışın olması,
aslında olmayan bir şeyin yanlışlıkla iki ayrı listede de "Barnabas
İncili" adıyla yer alması mümkün müdür? "60 kitap listesi"
sadece bu tek konuda yanlış olabilir mi? Barnabas İncili'nin
hiç var olmadığı iddiası kimilerinde, bu incilden bugüne hiç
bir parçanın gelmediği iddiasına yerini bırakıyor. Fakat o
zaman "60 kitap listesi"nde yer alan kitaplardan sadece
Barnabas İncili'nin bir iz bırakmadan kaybolması gibi bir
sonuç akla yatkın olacak mıdır?»
Barnabas İnciline getirilen bu yasaklamalar, o çağlarda, bu
İncil'i yazacak bir müslümanın var olamayacağını açıkça
gösteriyor. Çünkü o zaman daha Hz. Muhammed (doğumu 571)
bile doğmamıştı.
Ayrıca yukarıdaki delillere ek olarak şunu vurgulamak
yerinde olacaktır: Allah ve bir Peygamberi hakkında yalan
söylemek demek olacak böyle bir sahtekarlık; yani bir incil
uydurma eylemi; yalancılık ve sahtekarlığa karşı duruşu ve
doğruluk ve dürüstluk ahlakını Hz. Peygamber ve Kuran'dan
alan bir müslümandan beklenemez. Böyle bir şeyi iddia
edebilenler, bazı değişiklikler ve tahrifler yaşadığı
Spinoza, Goethe ve daha nice batılı entellektüeller
tarafından ifade edilen 4 İncilin dışında ve 2000 sene
önceki orjinal halinde veya orjinal haline yakın olarak
gerçek İncil'den içinde güçlü yansımalar bulunan bir metinle
karşılaşmanın şok ve şaşkınlığı ile bunu yapıyor
olmalılardır.
Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun kontrolünden geçerek
basımına izin verilen eski ve yeni Ahid çevirileri, şu
sunuşla başlar:
«Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid (-Tevrat-)'in
39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş
ve son şeklini almıştır.»
Burada tevrat ve incil üzerinde tarih boyunca tahrifat ve
değiştirmeler yapıldığı gayet net bir şekilde kilise
tarafından, ifade ediliyor.
Hakkari'de 1983 Yılında Bulunan Barnabas Nüshası
1983′te Hakkari civarında bir mağarada, İsa Peygamberin
konuşma dili olan Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile
yazılmış ceylan derisinden bir kitap bulunduğu ve bunun
Barnaba İncili olduğu, yurt dışına kaçırılmak istenirken
kaçakçıların yakalandığı ve kitabın bir yerde muhafaza
edildiği ifade edilmektedir. Kitabı bulanların, kitabın
içeriğini anlamak amacıyla, Aramice Uzmanı Filolog Hamza
Hocagil'e kitabın ilk sayfasını getirdikleri, Hocagil'in
tercüme ettiği sayfaya göre bu kitabın Barnabas İncili
olduğu ve aşağıda bulunan incil metninin girişine benzer
ifadelerin bu sayfada yer aldığı detayları verilmektedir.
(bk. İlim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayı: 6, s. 91-94).
Pavlus Öğretileri ve Resmî Roma Hristiyanlığı
Paulus=Pavlus=Pavlos=Bolis, Tarsus’lu Saul MS 10-67 yılları
arasında yaşadı. Pavlus Roma Yurttaşlığı’nı kazanmış yahudi
bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adı Saul’u hem
de Romalı Adı Pavlus’u kullanıyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel
dönemi’nde Kudüs’de hahamlık öğrenimi gördü.
İlk dönemlerinde bağnaz bir Ferisi (-yahudi din adamı-)
olarak Hristiyanlığı Yahudilik karşısında büyük bir tehdit
saydığı için Kilise Üyeleri’ne yönelik kıyımlarda, yüzlerce
inananın öldürülmesinde etkin roller oynadı.
Daha sonraları, «inananların peşine düşerek Şam'a giderken
yolda İsa’nın görüntüsü’yle karşılaştığını, böylece tevbe
ettiğini» iddia etti. İddiasını doğru kabul eden
hristiyanların arasında yaşadı. Kısa bir süreç ardından ise
bir topluluğun lideri haline gelerek inananlar arasında
önemli ayrışmalara neden oldu. Dini yahudi olmayanlar
arasında yayması farklı yönlerinden birisidir.
Hristiyanlığın bir Yahudi Mezhebi olmaktan çıkıp bir Roma
Dini’ne dönüşmesine belirleyici katkı’da bulunan kişidir
Pavlus. Yeni Ahid’in yaklaşık 1/3 ünü oluşturan mektupları
günümüze ulaşmış en eski Hristiyan Metinleri’dir ki bugünkü
Hristiyan İlahiyatı’nın temellerini oluşturur. Yeni
Ahid’deki Resullerin İşleri Kitabı’nın yarıdan çoğu
Pavlus’un etkinlikleri’ni aktarır.
Romanın resmî dini haline gelen hristiyanlık pavlus'un
takipçilerinin dini anlayışını yansıtır. Roma kilisesi=Pavlus
kilisesi, tevhide (Allah'ın birliği inancı) inanan ya da
buna yakın diğer hristiyan mezhep ve topluluklarını ortadan
kaldırmak için mücadele etmiş. Bu uğurda afaroz (dinden
atma) ve ölüm cezaları uygulamış ve bunlarla korkutmuştur.
Pavlus'un İlk Günah-Keffaret Anlayışı
«İlk Günah Kavramı - her doğanın günahkar doğduğu iddiası
-»'nı ileri süren Pavlus mektup ve etkinlikleriyle,
Tevrat'ta yer alan Allah'ın emirlerinin dikkate alınmayarak
uygulanmamaları sonucunu verecek biçimde keffaret inancını
kurmuştur. (-Keffaret; Isa Peygamberin çarmıha çekilerek
kendini, insanların günahtan kurtulmaları için feda ettiği,
böylece sadece Hz. İsa'ya inanmanın sonsuz kurtuluş için
yeterli olacağı inanışı. -Barnabas İnciline ve İslam
kaynaklarına göre ise çarmıha gerilen kişi, Hz. İsa'ya
ihanet eden ve bunun cezası olarak mucize ile İsa'ya
benzetilen Yahuda İskariyot'tur.-)
Pavlus'un bu öğretileri ile sadece «kalp temizliği ve İsa'ya
inanmayı» yeterli gören, Allah'ın koyduğu kurallar ve O'nun
emirlerinden soyutlanan bir din yapılanması ortaya
çıkmıştır. Böylesi bir din anlayışı ne diğer dört kanonik
incilde ne de Barnabas incilinde Hz. İsa tarafından dile
getirilmemiştir.
Barnabas'ta; Hz İsa döneminde, dini kuralların titizlikle
uygulandığı ve doğru inanca sahip olmanın, Tevratta yer alan
(-domuz eti yasağı gibi-) yasaklamalardan kaçınmanın ve
sünnet olma emrinin uygulanması ve ibadetin samimiyetle ve
sürekli yapılmasının Hz İsa'nın temel direktifleri arasında
olduğu görülür.
Bugünku haliyle Yeni Ahid'de (-incilde-) yer alan şu metin
konumuz itibariyle oldukça dikkat çekicidir:
«Hz. İsa'ya tâbi(uyanlar) olanlar kendisinin yeryüzünde
olduğu zaman diliminde ve göğe yükseltilmesinin sonrasında
Tevrat’a bağlı Yahudi cemaati ile, Kudüs'teki Mabede gitmeye
devam etmişlerdir»(-Resullerin İşleri, 3,1)
Barnabas İncil'inde Çelişkiler Olduğuna Dair İddialar
Hakkında
Yukarıda sıralananlara gözatıldığında Barnabas İncili'yle
ilgili herhangi bir konuda müslümanların sorumlu olmadığı
oldukça açık bir şekilde anlaşılmalıdır. Müslümanların bu
İncile ilgilerinin sebebi bir Peygamber olarak kabul
ettikleri Hz. İsa'nın gerçek yaşam kesitlerinin detaylarına
ve Allah'ın gönderdiği kitaplardan biri olduğuna inandıkları
İncilin gerçek haline duydukları doğal meraklarıdır.
Bu incilin 2000 sene önceki gerçek incilin tam olarak aynısı
olduğunu da iddia edemeyiz. Çünkü, Kanonik kabul edilen
diğer 4 incil gibi bu incil de Hz. İsa'nin dili olan aramice
değildir, belki en azından birkaç kere tercüme edilmiş bir
metindir; örneğin, Aramiceden önce grekçeye sonra latinceye
daha sonra italyancaya çevrilmiş olabilir. Türkçe çeviriye
kaynaklık eden ingilizce metin ise halen Viyana
Hofbibliothek'te bulunan italyanca nüshadan bu yüzyılın
başında tercüme edilmiştir. Bu tercümeler esnasında
mütercimlerin yetkinlik derecelerinin ya da bilgisel
yetersizliklerinin; kasıtsız-teknik kelime yanlışlıklarının
roller oynadığı pekala düşünülebilir.
Bu incil vasıtasıyla sezilen ve tarihsel süreciyle varılan
sonuç "asıl incil'den" güçlü esintileri yansıtmasıdır.
Çelişki olarak iddia edilenler metinde yer alan temel konu
doğrultularında değildir, tam tersine, Barnabas İncili'ni
diğer incillerden ayıracak en açıklayıcı kelime "baştan sona
tutarlılık" olacakdır.
"Nasıraya doğru gemiyle yola çıkmak"
En çok çelişki iddiasının vurgulandığı yer, 20'inci bölümde,
Galile denizi üzerinden "Nasıra'ya doğru gemiyle yola
çıkılması"dır. "Nasıra'ya gemiyle gidildi" şeklinde bir
cümle kurulmamıştır. 16'ıncı bölümde Hz. İsa'nın
şakirdlerini çağırarak bir dağa çıktığı ifade edilmektedir.
Bu bölümden sonra bir yolculuktan bahseden ilk bölüm 20'inci
bölümdür. Dolayısıyla "Nasıra'ya doğru nereden hareket
edildiği" belirgin değildir, ancak bilinmeyen bir yerden
başlayan yolculuğun bir kısmının Galile Gölü'nün geçilerek
yapılması pekala mümkündür.
20'inci bölümde; "Nasıra kentine gemiyle yanaşıldığı" da yer
almaz, sadece, "Nasıra kentine gelince" denir. Yolculuğa
başladıkları yerden Nasıra'ya yol alırken Hz. İsa ve
şakirtlerinin yolculuğun bir kısmını Galile gölü üzerinden
yaptıkları yargısı metne uygun olacaktır.
Öte yandan gerçek-dışına çıkılarak, Barnabas İncili metninde
güya "Nasıra Limanı'ndan" bahsedildiği, güya "Kudüs'ten
Nasıra'ya gemiyle gidildiği" ekleniyor ki, Barnabas'ta bu
şekilde ya da aynı anlama gelecek ifadeler kesinlikle yer
almıyor.
Yukarıda yer alan objektif-net-tarihi verilere karşı,
duygusallığı yansıtan bir alaycılık ile gerçek-dışı
demogojik yaklaşımlara yönelebilen bazı çevrelerin yukarıda
adı geçen onlarca tarihi belgeye göz gezdirmeleri, hiç
değilse kolayca edinebilecekleri Dr. Rodney Blackhirst'a ait
yukarıda bir yargı paragrafı alıntılanan makaleyi okumaları
önerilebilir.
Diğer çelişki iddiası Romalı iki valinin (Plate=pilatus=pilotus)
isimleri hakkında dile getiriliyor ki, iki ayrı dönemde
gelen iki valinin isimlerinin aynı olması mümkündür.
İsa Peygamberin 119'uncu bölümde şekerle ilgili verdiği bir
örnek sözkonusu ediliyor. Barnabas İncilindeki metin
anlatımından o dönemde şekerin çok değerli olduğu
anlaşılıyor. İsa döneminde şekerin bilinmediğini savunan
bazı itirazcılar, şeker pancarından şeker üretimi bilgisinin
7'inci yüzyıldan önce bölgeye ulaşmadığını iddia ediyor.
Öyle bile olsa, herhalde durdukça şekerlenen bal ve pekmez
gibi tatlı besinlerden de şeker elde edilebileceği gözardı
ediliyor.
Öte yandan, yukarıda da belirtilidiği gibi bazı detaylarda
asırlar boyunca yapılan çevirilerde, tercüme ya da teknik
yanlışlıklar mümkün olabildiği gibi çelişki iddialarının
argumanlarında da duygusal nedenlerden ya da yanlış
bilgilerden kaynaklanan bazı yanlışlar olabilceği gözardı
edilemez.
Çünkü, Barnabas İncili bugünkü hristiyan dünyasının da temel
aldığı Pavlus yaklaşımına sarsıcı bir yalanlama ve karşı
çıkışı da barındırmaktadır..
Tam da bu nedenle asırlar boyu (1700 senedir) tamamen imha
edilmek istenmiştir.
Hz. İsa Peygamber neden "Gelecek Mesih ben değilim" diyor?
Mesih nitelemesini İsa'dan sonra gelecek Peygamber hakkında
telaffuz edilmesi, Hz. İsa'nın Mesih olmadığından değil,
metinden de anlaşılacağı üzere o dönem topluluklarının Mesih
denildiğinde bunu en son gelecek Allah'ın Elçisi olarak
algılamalarıdır. İsa, "Sen Mesih misin?" şeklindeki sorulara
yanıt verirken kendinden sonra gelecek Allah'ın Elçisi'nden
haber vermektedir. Barnabas İncili'nin ilk başlığında,
girişi ve 6'ıncı bölümünde de İsa Peygamber için "Mesih"
denmektedir.
İsa peygamberin "Sen Mesih misin?" şeklindeki soruya verdiği
cevabı bu gerçeği gösteriyor:
«..Çünkü ben, sizin «Mesih» dediğiniz, benden önce
yaratılmış ve benden sonra gelecek ve inancı (dini) son
bulmasın diye gerçeğin sözlerini getirecek olan Allah'ın
Elçisi'nin ayakkabılarının iplerini veya çoraplarının
bağlarını çözecek değerde değilim.»
Tahrifler sonucu sürrealist ve ancak ruhban derecelilerin
anladığı(!) anlaşılmaz semboller anlatımı haline gelen ve
bünyesinde tahrif ve değişmelerden doğan yanlışlardan
yüzlerce sancıyı taşıyan 4 kanonik (!) incilden örnekler
vererek, gerçek ve pek çok "çelişki"leri gerçek anlamda
göstermek mümkündür. Bu çelişkiler doğu ve batıda, yerinde
ve yeterince ele alınarak ilgilenenlere gösterilmiştir.
Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun, yukarıda yer alan,
incile yazdığı sunuş yazısı da bu gerçeğin başka türlü bir
ifadesi olarak değerlendirilebilir.
Barnabas İncili, anlaşılmaz hale getirilmiş bir dinin
özündeki gerçek halini; aydınlık ve açıklığı, Peygamberlerle
iletilen ilahi mesajların tazeliğini okuyanlara hemen
hissettiriyor. Barnabas İncili'nin Matta, Yuhanna, Luka ve
Markos ile kıyaslamalı okunuşunda, diğer incillerdeki
çıkarmalar ve değiştirmeler nedeniyle nasıl anlam
bütünlüğünün bozulduğu ve cümle düşüklükleri oluştuğu,
böylece yarım ya da aralarda kalan konu ve cümlelerin
aslında nereden başladığı ve nasıl geliştiği de ortaya
çıkıyor. Ve nasıl insafsız bir tahrif budamasına maruz
kaldıkları da anlaşılıyor.
|