FATİH SİLİVRİKAPI'DA BAZ İSTASYONU İSYANI

Fatih Silivrikapı mahallesindeki bir baz istasyonun halkın tepkisinden korunmak amacıyla baca görünümünde gizlice inşa edildi.
kısa zamanda bina cephesinden inerek zemin katta pasajdaki bir mağazaya monte edilen ana cihazları halkın fark etmesiyle semtte telaşlı günler başladı.
Yakın planda büyük tehlikeler içeren baz istasyonları yerleşim alanlarından uzakta inşa edilmesi 300 metre yakınında çocukların olmaması gerektiğini bilen semt sakinleri imza kampanyası düzenleyerek şikayette bulundu ve dava açma girişimi başlattı.
Bu gelişmeler üzerine Bina sahibi GSM şirketi ile olan sözleşmesini iptal ettirerek baz istasyonunun sökülmesini istedi.
Şimdi semt halkı acilen istasyonun mahallelerinden sökülmesini bekliyorlar, bu işin uzun sürmesi durumunda konuyu mahkemeye taşıyacaklarını, çok sayıda şikayet dava dilekçesi topladıklarını beyan ettiler.
Bazı bina sahiplerinin ayda 500, yılda 6000tl için böyle sakıncalı, sağlığımızı tehdit eden teklifleri kabul etmesini anlayamıyoruz. Toplumsal duyarlılığımız bu fırsatçıları engelleyecektir.
Baz istasyonları yerleşim alanlarına çok yakın şekilde kurulamaz bu konuda alınmış pek çok mahkeme kararı vardır, çocuklarımız bu radyoaktif dalgalara dayanıksızdır. geleceğimizi korumak için ilmin, hukukun gereğini yapalım.

Konu hakkında basından seçmeleri aşağıya çıkardık:

Baz istasyonlarının çevreye zararları
Baz istasyonlarının çevresinde alıcı verici olduklarından canlılar üzerinde statik elektrik elektromanyetik alan oluşmaktadır. Oluşan bu elektromanyetik alanın insan vücudundaki ve doğal çevremizdeki (doğal) elektromanyetik alandan çok fazla olması sebebiyle mevcut biyolojik ve fizyolojik uyum bozulur. Bu da, elektromanyetik kirlilik adı verilen bir tür çevre kirliliğine cilt kanserine neden olur.

Mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi
Mikrodalgaların kanser ile ilişkisi üç şekildedir: Mikrodalganın kendisinin kanseri oluşturması, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırması veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırması.

Mikrodalga, DNA’yı onararak kanseri engelleyen melatonini azaltmakta ve dolayısıyla tümörü, lenfom (lenf bezi kanseri), ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserleri meydana gelmektedir.

Buna ek olarak mikrodalgaların kan içerisindeki anti-oksidanları azalttığı da gözlenmiştir. Bu da serbest radikallerin miktarını arttırıp genel kanser riskini arttırırken yaşlanmayı da hızlandırmaktadır.

Mikrodalgaların zararları
Mikrodalgaların göze kararları: Tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalarda mikrodalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, gözdibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir.

Mikrodalgaların kulağa zararları: 20 mJ/cm³’ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjileri bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açmaktadır.

Mikrodalgaların cinsel yaşama etkileri: Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Mikrodalgaya maruz kalan fizik tedavi teknisyenlerinde yukarıdaki rahatsızlıklar tespit edilmiştir.

Mikrodalgaların bağışıklık sistemine zararları: Mikrodalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü (natural killer) lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çöktüğü artık tıbbi bir gerçekliktir.

Mikrodalgaların kana zararları: Mikrodalgalar kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalması ölüme yola açar.
Kronik düşük doz mikrodalgaların kanser yaptığına ilişkin birçok yayın vardır.

Baz istasyonlarına bağlı kanserler, istasyona yakın birçok meskende yıllar sonra birden patlak verecek, adeta o bölgede bir kanser salgını olacaktır. Çevre etkenlerine bağlı kanserler hemen değil, yıllar sonra başlar. Sigara ve alkol, yıllarca içildikten sonra kanser yapmaktadır. Asbestin ( amyant ) akciğer, akciğer zarı ve periton kanseri yaptığı çok geç, ancak 1970' de anlaşıldı; tüm önlemler o tarihten itibaren alındıysa da, asbestin neden olduğu kanserler 2020' ye kadar devam edecektir. Örneğin, Japonya' da atom bombası atılışından 7-10 yıl sonra kanserler artmaya başlamıştır.

Ulaştırma Bakanlığı, meskun mahallere ve özellikle de okul, hastane gibi kurumlara baz istasyonu kurulmasına izin vermemiştir.

Yapılan ölçümler sonucunda, baz istasyonunun limit değerleri aşmadığı tespit edilmiş olsa bile, bu çok sağlam bir bilgi olmayacaktır. Şöyle ki; yanlış yer seçimi ve hatalı yerleşim ile verilen limit değerlerin aşılması sözkonusudur. Baz istasyonu anteninin ana hüzmesinin ne yöne baktığı ve yansımalar durumu oldukça değiştirebilmektedir. Tek yönlü yayınlarda mikrodalgalar dar bir hüzme şeklinde gönderilir, hüzme daraldıkça güç artar, dar hüzme çevredeki yakın binalardan ya da balkonlardan yansıdığında ve telefon görüşmeleri çoğaldıkça bu değer artacaktır.

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin ardından kamu sağılığına önem vererek çalışma yürüten İstanbul İl Mahalli Çevre Kurulu ilginç bir olaya imza atarak bu konu ile ilgili bir kararını Resmi Gazetede yayınlattı.

İstanbul'un Başakşehir ilçesine bağlı Ziya Gökalp mahallesinde baz istasyonlarına karşı Türkiye'de örnek sayılabilecek bir mücadele göstermektedir.Mahalle halkı Mahalle içerisindeki yerleşim yerlerinin içerisine bina üstlerinde kurulan baz istasyonlarının kaldırılması konusunda oldukça mücadeleci bir tavır sergilemiştir ve halen göstermektedir
------------------------------------------------

Kadıköy Ali Suavi Sokak'taki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde 15 Kasım Pazar günü düzenlenen “Baz İstasyonu ve Sağlığımız” konulu panelde baz istasyonlarının zararlarına dikkat çekildi.
Panele konuşmacı olarak Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Selim Şeker, Marmara Üniversitesi'nden Dr. Elif Altundaş ve Kadıköylüler İnisiyatifi adına da Kadıköy Kent Konseyi üyesi Türkan Kıymazaslan katıldı.

İlk sözü paneli yöneten Kadıköy İnisiyatifi adına Türkan Kıymazaslan yaptı. Kıymazaslan baz istasyonları ve sağlığımızla ilgili yapılan eylem ile etkinlikleri anlattı, hukuki anlamda gelinen noktada açılan davalardan söz etti ve Yargıtay kararlarını okudu. Her hafta Kadıköy'de Moda İlköğretim Okulu karşısında yapılan baza karşı eylemi anlattı ve bu eylemin çok ses getirdiğini söyledi. Kadıköy’ün birçok yerinde Moda’dakine benzer birçok eylemin yaşandığını belirten Kıymazaslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Baz istasyonları hakkında yerel mahkemelerde açılan birçok dava Kadıköy'de kazanıldı. Kozyatağı'nda, Göztepe'de ve son olarak Moda'da Ahmet Şerifoğlu adına açılan dava da kazanıldı. Bizim yaptığımız etkinliklerden biri de imza kampanyasıydı. Pek çok imza topladık. Bu imzaları verecek makam aradık. Belediyeye gittik, yetkili değilmiş, kaymakamlığa gittik yetkili değilmiş, valiliğe gittik yetkili değilmiş, yetkili Ulaştırma Bakanlığı’ymış. Şimdi ise bu yetki yerel belediyelere verildi. Yerel belediyeler şimdilik bu baz istasyonlarının dikimini durdurdu. 'Mahallenize baz istasyonu kuracağız' diye elindeki belgeye gelene herkesi araştırın, tarihine bakın, nereden geldiğine bakın, muhatabınız kim bakın. Biz yaşam alanlarımızda ölüm makineleri istemiyoruz. Polis marifetiyle geldiler, 'İznimiz var' dediler. Biz karşı olduğumuzu ve baz istasyonu istemediğimizi söyledik. Çukuru kapatıp gittiler. Diyorlar ki 'Cep telefonları da baz istasyonu gibi çalışıyor', evet biz bunu biliyoruz. Bunlardan yeterince uzak kalmaya çaba sarf ediyoruz. Burada bilim insanları var, bize bunun ne kadar zararlı olduğunu anlatacaklar, bizi bilgilendirecekler"

3 G'de daha çok baz istasyonuna ihtiyaç var!

Daha sonra söz alan Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Selim Şeker ise sinevizyon gösterimi altında sunumunu yapacaktı. Ancak tadilat olması nedeniyle sunumunu anlatarak yaptı. Baz istasyonu, cep telefonu 2 G ve 3 G konuları hakkında bilgi veren, "2G de zararlı, 3G de" zararlı diyen Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: "3G'nin kapsamı daha çok olduğundan daha fazla baz istasyonuna ihtiyaç var. Bunun için baz istasyonu sayısında artışların yaşanıyor. Sigara sağlığa zararlı değil mi? Ama sigara yapan firmalar yıllarca bu zararları insanlardan sakladılar. Zararları konusunda insanlara doğru bilgi vermediler. Sigaranın büyük zararları uzun yıllar sonra görüldü. Şimdi bunun için yasaklar getiriyorlar. Sigara etiketlerinin üzerinde 'zararlıdır' diye yazıyor. Zararın etkileri o kadar fazla. Baz istasyonları için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bu firmalar zararları konusunda insanlara bilgi veriyorlar mı veya zararları yok diyen kim? Hangi biliminsanı bunun zararının olmadığını hangi araştırma sonucunda ortaya koymuş? Böyle bir durum söz konusu değil. Varsa bile bunlar biliminsanı değildir. Bazın zararlarını mesafe olarak uzun-yakın diye ayırmak da yanlıştır, uzakta olan için de yakında olan için de zararlıdır. Çamlıca tepesinde bulunan baz istasyonu çevre için zararsız mıdır?"
Son olarak konuşan Marmara Üniversitesi'nden Dr. Elif Altundaş da bilimin evrensel olduğunu söyleyerek, baz istasyonlarının insan sağlığına olan zararlarını tüm boyutlarıyla katılımcılara örnekler vererek anlattı. Zararların, kısa dönemde ve uzun dönemde görülebileceğini vurgulayan Dr. Altundaş, uzun dönem içinde bazın kanserojen etkisi olduğunu kaydetti.

 

 

YORUMLAR: