|
Kentsel Dönüşüm Projeleri ve Bu Fakirin Serüvenleri
Gördüğünüz gibi bir yıla yakın zamandır web sitemiz,Hatta
sitelerimizin ana konusu Kentsel dönüşüm, Yenileme projeleri
oldu.
NEDEN böyle infiale varan bir tepki ile olaya
yaklaşıyorsunuz, Bu projenin hiç mi iyi, güzel tarafı yok?
diyenlere verecek cevabımız (Evet YOK!)
NEDEN; 58 yıllık hayatımı tarihi İstanbul Eminönü ve
Fatih ilçelerinde yaşadım. Kendimi bildim bileli Devletimiz,
Belediyelerimiz, Sermaye sınıfı bu kutsal beldeye hep
ihanet ettiler.
Kutsal diyorum, Çünkü; üç büyük imparatorluğa
başkentlik yapmış, Hıristiyanlığın yükseldiği bir şehir bana
göre Mekke'den, Kudüs'ten sonra üçüncü kutsal kent.
1950 li yıllara kadar muhafaza edilen güzelim konaklar,
kagir şatolar, sur boylarında yığma kagir batı türü küçük
parselli müstakil evler teker teker yok edildi, kalanların
ise bu proje ile tarihe gömülmesi isteniyor.
Bu tahribat zamanın hükümetleri ve belediyeleri eli ile
yapıldı, 50 yıldır Fatih'te Belediyelerin, İl özel
idaresinin, Vakıflar müdürlüğünün tapusunda olan binalar
onarılmayarak yok olmalarına fırsat verildi. 1982 yılından
beri ise Anıtlar,Koruma kurulu tarafından dayatılan çok katı
şartlar nedeniyle binalar onarılamadı, meğer on yıllardır bu
günlerin alt yapısı hazırlandı biz uyumuşuz. Şimdi uyandık
ama eldeki imkanlar bitti.
Bu tarihi kentte yaşayıp ta şimdi en lüks semtlerde
yaşayan eş ve dostumu ziyarete gittiğimde, Kabe'yi, Kudüs'ü
sorar gibi Süleymaniye'yi, Vefa'yı, Haydar'ı, Balat'ı,
Fener'i soruyorlar bana. Buralara lüks semtlerden gelenler
ise geldikleri yerlere gitmek istemiyor, yıkılmak istenen
semtlerin korunması için en az bizim kadar mücadele
ediyorlar. Hatta Avrupa'dan, Amerika'dan gelerek semtimizde
yaşayan pek çok aile var, Bu kültürün yok edilmesine
karşılar, bizden fazla mücadele veriyorlar.
Bizim bu semtlere verdiğimiz gönül boşuna değil, Semtimizde
uygulanmak istenen kentsel dönüşüm projesi apaçık İstanbul
merkezinin el değiştirme projesidir. Bu değişim sonucu
modern bir kent haline sokulmak istenen ilçemizde orta halli
vatandaşların dahi yaşayamayacağı bir gerçektir.
Beş yılda 550 binden 50 bine indirilmesi hedeflenen nüfus
değişimi sonucunda Fatih ilçesinin adı Suriçi belediyesi
yapılacağı, Patrikhaneye Ekümenik statü verilerek, Sözde 450
milyon Ortodoks aleminin merkezi haline getirilmek
isteniyor. Bu niyet açıkça söylenmese bile
uygulamalar söylentileri her gün haklı çıkarmaya devam
ediyor.
Bizim bu
Kentsel dönüşüm projelerine karşıtlığımız restorasyon
nedeniyle değil, tarihi binaların yıkılarak yerlerine
projelerden gördüğümüz modern sitelerin, alışveriş
merkezlerinin, rezidansların yapılması nedeniyledir.
Ayrıca semtin mevcut kimliğini oluşturan yerleşik
halk kültürünün yok edilmesi anlamına gelen, zorunlu tehcir
yapılacak olmasındandır, Başbakan geçenlerde AKOM da
yaptıkları deprem konulu bir toplantıda, Mücavir alan
dışına(toplu ulaşım ile,Fatihe ikibuçuk saatlik mesafede) ki
Taşoluk civarına 40.000 dairelik yeni siteler yapılacağını,
kentsel dönüşüm projelerinden etkilenenlere bu sitelerden
daire verileceğini açıkladı. Bu uygulama insani değildir,
gerçek hukuk ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
5366 sayılı imar düzenleme yasası göründüğü
kadarı ile sadece tarihi İstanbul'u yok etmek için
çıkarılmış gibi görünmektedir. Bütün kültür insanları,
Yaşayan tarihin yok edilmesine imkan veren bu yasanın iptali
için tavrını ortaya koymalıdır. yarın çok geç olacaktır.
Deprem tehlikesi gerekçesi ile 40-60 yıllık
yapsatçıların plansız yaptığı, günümüzde betonu, demiri
çürümüş mevcut apartmanların
Kentsel dönüşüm projesine alınması gerekirken, ilçemizin
Cankurtaran'dan Unkapanı'na bütün sur boylarının projeye
alınması doğru değildir. Tarihi kagir evler ve Ahşap
konaklar İstanbul'da olacak muhtemel hiçbir depremde
yıkılması mümkün değildir. Vatandaşın hayatını düşündüğünü
iddia edenler öncelikle eski apartmanları Kentsel dönüşüm
ile yenilesinler.
Bu günlerde 1.
Kentsel dönüşüm projesi SULUKULE yi arkeoloji müdürlüğü kazı
alanı ilan etti, Şimdi muhtemel bu kazılarda zeminden
Roma,Bizans,Osmanlı eserleri kalıntıları çıktığında Sulukule
projesi yattı demektir. Çingenelerin evlerine, Yağma Hasanın
böreği gibi ganimete saldıranlar arkeolojik bir alanda arsa
sahibi olmuş olacaklar, Ne satabilecekler, Ne yatırım
yapabilecekler.
Yarın Kentsel dönüşüm ilan edilen, tamamı sur
boylarındaki tarihi semtlerin yıkılması durumunda aynı
akıbet çıkacağı kaçınılmazdır. Buralarında imara kapatılması
söz konusudur. Olan semtten Taşoluk'a, Kayabaşına gidecek olan mevcut
insanların başına gelenlerle kalacaktır. Projeden alacağı
paranın hayali ile yatıp kalkanlar, yarın arkeolojik bir
arsa sahibi olarak başını vuracak bir sütun arayacağından
hiç şüphemiz yok.
Bu semtlerde yaşayan herkes biliyor ki bu semtin
altında mahzenler, sarnıçlar, dehlizler var, yapılacak
inşaatta bunların tamamı ortaya çıkacak, bunlarıdamı gece
operasyonuyla yok etmeyi düşünüyor acaba Kentsel dönüşüm
heveslileri?
Ayrıca Fener patrikhanesinde, Rusya ve Yunanistan'da
İstanbul'un beş yüzyıllık haritaları, binaların çizimleri
mevcuttur. şimdi deprem gerekçesi ile Bütün sur içi
yıkılacak, Roma ve Bizans eserlerinin temelleri ortaya
çıkarılacak, son kabul edilen vakıflar yasası gereği buralar
Ekümenik patrikhaneye devredilerek Tarihi Bizans'ın imarına
geçilecek! Neden olmasın.
Bizler bu İmparatorluk başkentimizi gücümüz
yettiği kadar koruyacağız, rant ve Ekümenik sevdalılarına
buraları yar etmeyeceğiz. İç hukuk bitebilir, bütün
uluslararası hukukun gereklerini yapacağız. İnanıyoruz ki
Turizm diye, para diye toplumu satın alan zihniyet her
adımda bizim yok edilmemizin şartlarını hazırlıyor, Dün
Eminönü'nde yaşayan yüzbinler bugün neredeler, Yarın bizler
nerede olacağız, Bu tarihi belde ne olacak?
Bu soruları kendine sormayanlarla işimiz yok,
onlarda zihniyetleri nedeniyle karşı saflarımızdadır. Bu
Kentsel dönüşüm projesinden alacağı menfaati düşünenler
sağladıkları rant ile asla mutlu olamayacaklardır. Bu proje
bu gün mutlu olan semt halkımıza mutsuzluk ve acı
getirecektir.
Şahsen ben Sur dışında hiçbir yerde
yaşamak istemiyorum,
Çünkü Fatih'i terk etmem demek bütün dostlarımı,
sevdiklerimi terk etmem demektir, Benim gönlüm bu meşakkat
dayanmaz ,
eğer mecbur bırakılırsam zaten fazla yaşamayacağımı
biliyorum, bu nedenle bu yolda ölüme kadar mücadele diyorum,
bizi anlayanlara selam olsun, anlamayanlara Allah akıl fikir
izan versin Amin....
Behlûl Dane Fatihten@gmail.com
|