| |
.
RANTİYEYE
İNSANLIK DERSİ VEREN MİMAR!
Günümüzün en önemli Türk mimarlarından biri, Hatta en
öndekilerden Emre Arolat, Mimarlık Baba mesleği, annesi de
Mimar, Genç yaşına rağmen pek çok önemli mimari ödül
kazanmış, Hayatına kısaca göz attığımda gerçek ödülü
semtimizle ilgili yenileme proje çalışmaları sırasında,
işveren holding yetkililerine karşı aldığı bir tavrından
dolayı hak ettiğine inandığım için sayın Arolat'ın Mimarlar
web sitesi Akitera'da yayınlanan bir hikayesini sizlerin
bilgisine sunuyorum.
Bu kentsel dönüşüm hikayesi, aramızda çok konuştuğumuz,
sorunsallaştırdığımız bir şey.
En son Tarlabaşı ve Fener Balat projeleri bizi, ciddi
anlamda bu konuyu deşmeye sürükledi.
Çünkü Fener Balat projesine çağrıldığımızda bizden bir takım
tasarımlar istediler.
Ben ilk toplantıya gittiğimde bu kentsel dönüşüm denen şeyin
modeli nedir diye sordum. Bunu önemli buluyorum çünkü.
Bu “değer arttırımı” modeli dediler. Pek anlayamadım.
Şöyle açıkladılar bu modeli; 'Mesela oradaki bir adam
100m2’lik bir evde oturuyor, bunun yarısını alacağız. Evi
yıkıp, ona 50 m2’lik yeni bir yer vereceğiz Ama eskiden 100
lira eden ev, bu operasyondan sonra 200 lira etmeye
başlayacak. Böylece değer arttırma modeliyle biz de alan
kazanmış olacağız.'
Adamın evinin yarısını alıyor musunuz siz dedim. Evet
dediler ama öbür yarısı daha kıymetli hale geliyor. Kaç
kişiden bahsediyoruz? Binlerce kişi. Bu binlerce kişiye
şunu mu söylüyorsunuz aslında dedim; siz buradan pılınızı
pırtınızı toplayıp gidin, artık bizim çocuklar gelip
oturacak buraya. Alı al moru mor çıktım dışarı.
Ondan sonra bir toplantı daha düzenlendi, böyle danışmanlar,
hocalar var hepimizin çok iyi bildiği isimler. Belediyeden
de birkaç yetkili. Yatırıma önayak olan holdingin
yöneticileri ve orayı tasarlaması söz konusu olan mimarlar.
Neredeyse hepsi arkadaşlarım. Haftada birkaç kere gördüğüm,
aynı mekanda bulunduğum insanlar bunlar. Parça parça
porsiyonlar oluşturulmuş holdingin mimarları tarafından.
Burası senin, burası benim… deniz kenarını da bir grup
almış, zaten bir çalışmada yapmış daha önceden. Bir
sunuş yaptı onlar. Hayli yapısal bir yaklaşımdı. Hatta
yapısalcı bile diyebilirim. Hiçbir sosyolojik katman
yoktu sunuşta. Hayal kırıklığının ilk perdesiydi benim
için bu sunuşu izlemek.
Sonra konuşmalar 'Fener
Balat’ın mevcut yapı örüntüsünün düz veya tırtıklı olması
üzerine yoğunlaştı. Her kafadan bir ses. Çok yaratıcı bir
durum. Bunların hepsi mimar arkadaşlar. Ortadaki sosyal
tutarsızlıklar kimseyi ilgilendirmiyor olamaz herhalde diye
düşündüm bir süre. Sonra baktım ki hikaye iyiden iyiye
anlamsızlaştı. Şaşkınlık ve dehşet içinde bir dakika dedim,
bu modeli konuşmayacak mıyız? Biz ne yapıyoruz, buraya
neden geldik?
Şimdi burada mimarlık
konuşacağız dediler bunun karşısında. Tam olarak
kavrayamadım önce ne demek istediklerini. Sonra anladım
biraz. Kusura bakmayın dedim, mimarlık bütün bu kontekstten
azade bir uğraşı alanı değil, bunu bir konuşalım. İtiraf
edeyim ki masadaki yirmi kişinin en az yarısının bu kanala
gireceğini, sözün mecrasının yön değiştireceğini umuyordum
hala o saniyeye kadar. Bu sorumsuzluğu nasıl sindiririz
içimize, böylesine bir ayağı bu denli sorunlu bir projenin
içinde bizler nasıl var oluruz falan derken, tam o sırada
bir arkadaşım 'Ya boş ver şimdi bunları Emre, buranın
trafiği ne olacak dedi?'.
Arkama bakmadan çıktım o gün oradan.
Sonra da kısa bir mektup yazarak bu projenin içinde yer
almayacağımı bildirdim yatırımcı firmaya.

'Şimdi sen gittin ama iyi olmadı, senin yerine bilmem kim
geldi, o da güzel binalar yapamıyor diyor şimdi arkadaşlar.
Yani bütün dert bundan ibaret. Orada güzel binalar
yapılacak, biz mimarlar böyle bir kurgunun içinde
bulunacağız ve bunu da sorgulamayacağız.
Ben böyle bir işbirliğini hakikaten hazmedemedim. Bu
projelerin bu ölçütlerle tasarlanmalarını çok sorunlu
buluyorum. Bu sorgulamayı yapmayan mimarlara da dehşet
içinde bakıyorum. Sanki ortada yapacak başka iş, başka proje
yokmuş gibi…
Şunu vurgulamam lazım. Bir
kentin belirli bölgelerinin modern dünya içinde kendi
dinamikleriyle değişmesini çok olağan buluyorum. Para el
değiştiriyor, yerler el değiştiriyor, bütün bunlar olağan.
Olmasın, hiçbir şey el değiştirmesin gibi bir naif bir
temenniden uzak durduğumu söylemeliyim tam bu noktada. Kent
nasıl kuruluyorsa öyle de çözülür.
Demografik, sosyolojik, ekonomik, politik ve diğer faktörler
doğal koşullayıcılarıdır bu çözülmelerin. Ama siz bir
holding eliyle binlerce kişiye birden, bir anda, 'kalkın siz
artık Halkalı’ya gidin orada oturun' derseniz olmaz.
Orada yaşayanların hiçbir şeyden haberi yok. Ne proje
biliyorlar ne de başka şey.
Bir gün bir anda önlerine
konacak hazırlanan senaryo. Sevsinler ya da sevmesinler,
yapacak hiçbir şeyleri, düşünmeye bile zamanları olmayacak.
Defibela kabilinden gidecekler uzaklara. O toplantıda
bulunan danışman mimar abilerden bir tanesi şöyle demişti
bana: 'Emre sen farkında mısın, bu adamlar doğru düzgün
masada oturup çatal bıçakla yemek yemeyi bile bilmiyorlar.'
Hayatım boyunca unutmayacağım bu cümleyi.
Çıktım dışarıya ve benim kentsel dönüşüm maceram da böylece
bitmiş oldu."
-----------------------------------------------------------------------------------
Çok teşekkür ederiz Emre Arolat, Bu insani ve soylu düşünce
ile haksızlıklara hiddetlendiğin anlar hariç Yüzün hiç
kızarmayacaktır. Üç paralık rant uğruna binlerce gözün ağıt
yakacağı, adına utanmadan, sıkılmadan "Soylulaştırma
modeli" dedikleri yenileme projelerine imza
atanlar, proje üretenler, bu işten nemalananlar, Ömürleri
boyunca huzur bulamayacaklardır.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste, Benim
söz konusu semtlerde yenilemeye girecek bir evim mülküm yok,
bende senin gibi bir zulme seyirci kalmamak adına mücadele
ediyor, tavır koyuyorum.
Bu soylu ve onurlu tavrınızdan dolayı can-ı gönülden sizleri
tebrik ederim.
Behlûl Dane
fatihten@gmail.com
|
|
|
|
YAZARIN DİĞER YAZILARI |
YORUMLAR:
Sihirli Bir Değneğim Olsa İstanbul'u Değiştirmezdim, Emre Arolat,
Emre Arolat,ın kariyeri
1963'de Ankara'da doğdu. 1982'de Galatasaray Lisesi'nden, 1986
yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun
oldu. Öğrenciliği döneminde çeşitli ulusal ve uluslararası proje
yarışmalarında ödüller kazandı. Bu projelerinden bazıları mimari
dergilerde yayınlandı. 1986-1987 yıllarında Washington DC'de "Metcalf
and Associates" Mimarlık Bürosu'nda çalıştı. Hastane, müze vb.
konularda katıldığı yarışmaların yanısıra, iç mekan düzenleme
çalışmalarında faal olarak yer aldı. 1987'de Arolat Mimarlık
Mühendislik AŞ'de çalışmaya başladı. 1992 yılında, MSÜ Mimarlık
Fakültesi'nde lisansüstü eğitimini tamamladı. 1987-2004 yılları
arasında Arolat Mimarlık AŞ'de Şaziment ve Neşet Arolat'la
birlikte tasarımcı ortak olarak çalıştı. çalışmalarına 2004
yılında Gonca Çırakoğlu ile birlikte kurduğu EAA-Emre Arolat
Architects'te devam etmektedir. Meslek hayatı boyunca çeşitli
mimari yarışmalara katıldı. 2006 yılında, Dalaman Havalimanı
yapısı Türkiye'den katılımlarda ilk kez uluslararası ?ar awards
for emerging architecture, highly commended? ödülünü kazandı.
Yine Türkiye'den katılımlarda ilk kez olarak 2005 yılında
Minicity Model Parkı projesi, Mies van der Rohe Avrupa Ödülleri
kapsamında seçilmiş projeler arasında yer aldı. 2004 yılında
proje, 2002 yılında Yapı ve Proje, 1992 yılında Yapı dalında
olmak üzere 4 adet Ulusal Mimarlık Ödülü ile 2000 yılında
Mimarlıkta Yeni Arayışlar Ödülü'nü kazanmıştır. Mesleki
yayınlarda makale ve deneme yazıları yayınlandı. Arolat, büyük
ve küçük ölçekte bir çok projeye imza attı. 1998 yılından beri,
Uludağ Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul
Teknik Üniversitesi, Ortadoğu ve Yıldız Teknik
Üniversiteleri'nde atölye yürütücüsü ve jüri üyesi olarak görev
aldı.
http://www.emrearolat.com/index_en.html
EAA-Emre Arolat Architects'e Ödül Yağmuru...
EAA-Emre Arolat Architects 4 farklı projesiyle dünyanın en
prestijli gayrimenkul ödüllerinden biri olan 2009 Europe &
Africa Property Awards'a layık görüldü. "Zorlu Konak Residence"
projesi "Konut" kategorisinde Avrupa ve Afrika kıtalarının en
iyilerinden biri olurken, "Lara Kervansaray Oteli ve Kongre
Merkezi" yapısı, Nevzat Sayın ile birlikte projelendirilen "Santralistanbul
Çağdaş Sanatlar Müzesi" ve Tabanlıoğlu Architects ile birlikte
projelendirilen "Zorlu Center" projesi de "Ticari" kategoride
2009 Europe & Africa Property Awards ödüllerini almaya hak
kazandı.
2009 Europe & Africa Property Awards ödülleri, 16 Ekim 2009
gecesi Londra'daki Marriott Hotel'de yapılacak görkemli bir
törenle sahiplerini bulacak. Ödülün ikinci aşamasında Avrupa ve
Afrika kıtalarının en iyileri kendi kategorilerinde Asya
Pasifik, Britanya, Amerika ve Arabistan bölgelerinin ödüllü
projeleriyle 13 Kasım'da ABD, San Diego'da gerçekleştirilecek
olan "International Property Awards" için yarışacaklar.
Gayrimenkul alanında dünya üzerindeki en başarılı projeleri
ödüllendirmeyi hedefleyen International Property Awards CNBC
Arabiya'nın ana sponsorluğunda gerçekleşiyor.
Emre Arolat ve Gonca Paşolar tarafından 2004 yılında kurulan,
2008'de Şaziment ve Neşet Arolat'ın, 2009'da Kerem Piker ve
Sezer Bahtiyar'ın ortak olarak katılımı ile farklı mimarlık
kuşaklarının deneyimlerinin harmanlandığı bir mimarlık ofisi
haline gelen EAA - Emre Arolat Architects, son olarak geçtiğimiz
ay içinde "7800 Çeşme Konutları ve Oteli" projesiyle 2009
Emirates Glass Leaf Awards'da finalist olan 3 projeden biri
olmuştu. "MIPIM Architectural Review Future Project Awards
2009"da "Tekfen Kağıthane Ofisleri" ve "Milas Ağaoğlu Golf
Oteli" projeleriyle "Commended" ödüllerini alan EAA-Emre Arolat
Architects 2008 Kasım'ında Antalya'daki Minicity Maket Parkı
yapısıyla da dünyadaki en önemli mimarlık ödüllerinden biri
olarak kabul edilen "AR Awards for Emerging Architecture"
ödüllerinden "Commended" ödülüne layık görülerek, bu ödülü
ikinci kez Türkiye'ye getirmişti. 2006 yılında Dalaman
Uluslararası Terminali ile AR Awards jürisi tarafından "Highly
Commended" ödülünü kazanarak yine Türkiye'de bir ilki
gerçekleştirmiş, Minicity Maket Parkı yapısı ile de 2005 yılında
Mies van der Rohe Ödülleri'nde "Seçilmiş Projeler" arasına
girmişti.
EAA-Emre Arolat Architects'in güncel işleri arasında geçtiğimiz
yıl birçok uluslararası mimarlık kuruluşunun katıldığı yarışmayı
kazanarak üstlendiği ve Avrupa'nın en kapsamlı projelerinden
olan Zorlu Center'ın ve Zorlu Konak Residence projesinin
yanısıra, Mecidiyeköy Likör Fabrikası, İş Gyo İzmir Kompleksi,
Saral Ayazağa İş Merkezi, RDKM Kültür Merkezi, Bodrum Büyük
Kulüp ve Çağdaş Evleri, Yalıkavak Doğuş-Permak Projesi ve İzmir
Yeni Fuar Alanı gibi önemli projeler bulunuyor.
|