|
İkinci damar medeniyet ve kültür
damarıdır. Emevi, Abbasi, Selçuklu, ,Osmanlı, Bizans, Sasani, Mısır vb.
büyük devlet ve imparatorluklar bu coğrafyada tarih boyunca birbiri
ardınca var olmuştur. Son olarak da bu coğrafya, dünyanın bugün ihtiyacı
olan enerjinin %70’ini sağlamaktadır. Bu enerjiye Batı’nın ve
Japonya’nın büyük ihtiyacı vardır. Bu enerjinin dağıtımından geçen
önemli yol ve boğazlar hep Müslüman ülkelerden geçmektedir.”
BOP, ABD strateji kurumu
PNAC’ın projesidir.
“ ABD’nin 20 yüzyılda pekişen
küresel imparatorluğunun 21.yüzyılda da devam edebilmesi için ABD derin
güçleri ve strateji üretim merkezi olan PNAC tarafından büyük Ortadoğu
projesi geliştirildi. Bu projeden ilk defa 1995 yılında çeşitli
konuşmalarda ve makalelerde söz eder oldular. Hungtinton, Fukuyama ve
Brezinski gibi yazar ve stratejisiler bu projenin topluma kabulü için
felsefi ve teorik projeler ürettiler. En sonunda Büyük İsrail’i kurmak
isteyen Siyonistlerin, Hz.İsa’nın dönüşünü hızlandırmak için “Tanrı’yı
kıyamete zorlayan” Neo-Con’ların, ABD’yi yöneten şirketlerin ve ABD
imparatorluğunu devam ettirmeye niyetli olan ABD derin devletinin
çıkarları bir noktada kesişti ve projeyi başlattılar. İlk önce ‘Bush
Doktrini’ olarak anılan stratejiyi uyguladılar. Bush’un açıkladığı bu
stratejiye göre; gelecekte küresel güç olmaya namzet hangi ülke veya din
(İslam) varsa şimdiden bunun önüne geçilmesi gerekir. Tehdit olmasını
beklemek gerekmez. Buna ‘önleyici savaş’ dediler. Ancak ABD toplumunu ve
dünya kamuoyunu ikna etmek için bir nedene ihtiyaç vardı. Bunu da 11
Eylül’de ikiz kulelerin vurulması olayını tertip ederek başardılar.
Böylece kimsenin itirazı olmadan sudan sebeplerle Afganistan ve Irak’ı
işgal ettiler. Hem İslam coğrafyasına yerleştiler hem de enerji
yollarını kontrol etmeye başladırlar.
2002 yılında dönemin ABD
Dışişleri Bakanı Rice, dilinin altındaki baklayı çıkardı ve Fas’tan
Endonezya’ya kadar Türkiye’nin de içinde bulunduğu 22 ülkenin sınırları
ve rejimlerinin değiştirileceğini açıkladı.
Hard Power’dan SoftPower’a
geçiş.
“ABD imparatorluğunun devamı
için uygulanan ‘Hard Power-Sert Güç’ politikasında istenmeyen bir durum
oluştu. Türkiye ve tüm dünyada Amerikan karşıtlığı halklar nezdinde %
90’lara vardı. Bunun üzerine strateji değiştirdiler ve Bush yerine
Obama’yı seçtirerek‘SoftPower-Yumuşak Güç’ stratejisini uygulamaya
başladılar. Artık doğrudan ABD değil ama ABD’nin çıkarlarına hizmet eden
gönüllüler ve işbirlikçiler kanalıyla projelerini devam ettirmeye
çalışıyorlar.
Sınırların ve rejimlerin
değiştirilmesi, enerji yataklarının kontrol altına alınması, stratejik
noktaların elde tutulması ve küresel sermaye imparatorluğuna kafa
tutacak hiçbir gücün ortaya çıkmaması için geliştirilen BOP’a göre
dönüşümün etap etap yapılması planlanmıştı. Bunun için bu coğrafyadaki
bazı ülkelere de önemli görevler düşüyordu. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan maalesef BOP’un içyüzünü anlayamadı. Bu projenin eş başkanı
olmayı kabul etti. Türkiye’ye de ‘Model Ortaklık’ vazifesini verdiler.
Biz, bu ülkelerde rejimler değişirken onlara kendi rejimimizi örnek
gösterecektik. Nitekim, Başbakan’ın Mısır’a laiklik tavsiye etmesi çok
taze bir olay. Ayrıca Türkiye, İslam ülkelerine kadın hakları konusunda
da modellik yapacak. Tamam da hangi kadın hakları diye sormuyoruz.
İslam’a göre kadın hakları mı, yoksa moderniz'me göre kadın haklarımı?”
BOP’un amacı İslam’ı
önlemektir.
“ İslam bu coğrafyanın en
önemli gücü, Siyonizm’in küresel imparatorluğuna karşı, hakkı ve adaleti
hâkim kılacak ve yeni bir küresel güç olabilecek yegane aktördür. İşte
bu gücün yeniden ayağa kalkmaması için ortaya konulan projelere karşı
dikkatli olmalı, kendi projelerimizi acilen uygulamaya koymalıyız. Tam
da burada İslam Birliği’nin temeli demek olan D8 projesinin mimarı
Erbakan Hocayı rahmetle anıyorum. Yeni ve adil bir dünyanın kurulmasını
dert ediniyorsanız çok çalışmalısınız ve umudunuzu asla
kaybetmemelisiniz”

Haber : Saadet Fatih |