Türkiye'nin kanayan yarası Eğitimden yoksun bırakılarak çalıştırılan çocuklar;

Ülkemizde her zaman varlığı sorun olan çalışan çocuklar günümüzde kanayan bir yaraya dönüştü. Tedavi edilmediği takdirde toplumsal büyük sorunlara sebep olacaktır.

Kanunen sekiz yıllık zorunlu eğitim gerektiği gibi denetlenmemektedir, her köşe başında çok küçük yaşlarda çocuklar bilhassa aileleri tarafından eğitimden alıkonularak insanlık onurunu taşımayan işlerde zorla çalıştırılmaktadır. mendil, çiklet, çiçek su satışı, araba camı silmek, doğrudan dilencilik, ayakkabı boyacılığı, çöp toplayıcılığı gibi işlere zorlanan çocuklar zaman zaman ailelerine isyan etmekte, ilk fırsatta kurtuluşu aileden kopmakta bulan çocuklar büyük şehirlere gelerek mutlaka ziyan olmaktadırlar.

Sokak çocukları Aile baskısı nedeniyle kaçtığı büyük şehirde sığınacak güvenli bir iş genelde bulamayarak mecburen sokak çetelerine dahil olmaktadırlar.  Bu şekilde öncelikle madde bağımlığına maruz kalıyorlar, devamında tecavüz ve hırsızlık gibi her türlü olumsuz müdahaleye maruz kalmaktadırlar.

Devletimiz ve Aileden sorumlu bakanlığımız bu konuda  büyük bir acziyet içindedirler,  Her an gözümüzün önünde adım adım yok olan bu çocuklarımıza devletimiz müdahil olamamaktadır.
Sokaktaki tehlikelere karşı korunabilmek, var olabilmek için sokak çetelerine teslim olan bu çocuklar, öncelikle çete önderleri tarafından istismar edilmekte, çete içi hiyerarşi tarafından başta cinsel olarak ve ekonomik olarak mağdur edilmekte olduğunu görüyoruz.

Devletimizin mevcut kanunları önemli yaptırımlar öngörmesine rağmen, resmi kurumlar bu konuda azami bir gayret içinde değiller.
Bu konuda sembolik bazı çalışmalar konuya çözüm olmaktan uzaktır. Bazı dernek ve vakıf kurumları ise konuyu medyatik boyutta gündeme getirmekte, somut yeterli bir çalışma gerçekleştirmekten uzaktırlar.

Devletimizin sahip çıkamadığı başka bir gurup çocuk ise ülkemizin bölünmez bütünlüğüne karşı tehdit olarak kullanılmaktadır.
İşi, aşı olmayan aileler her yıl bir çocuk yaparak devletimizin sosyal güvenliğini sabote etmektedirler. Bu şekilde çocuk yapmaya, bu çocukların geçimi ve eğitimini sağlamaktan aciz ailelerin elinden sahip çıkamadıkları çocukları alınmalı, doğru düzenlenmiş, mesleki ve eğitim konusunda ciddi yapılanması oluşturulan kurumlarda bu çocuklar vatan haini, hırsız, madde bağımlısı olmaktan kurtarılmalıdır.

Birçok aile bakamayacağı kadar çok çocuk yaparak bu çocuklar üzerinden önce devletten, sonra terör örgütlerinden nemalanmaktadır.
Devletimizin sahip çıkamadığı her çocuk yarın devletimizin ve halkımızın karşısına düşman olarak çıkmaktadır.
Almanya'da olduğu gibi ülkemizde de bu konuya devlet doğrudan müdahil olmalı, çocuklar üzerinden rant ve siyasi ikbal bekleyenlerin umutları söndürülmelidir.

Kimsenin doğurganlığına engel koyamayız, fakat doğan çocukların yetişmesini devlet olarak garanti altına alabiliriz.
 

KONU HAKKINDA AKADEMİK BİR ARAŞTIRMA:

Onları yollarda mendil satarken, ayakkabı boyarken görürüz. Bazen tamirci dükkanlarında çırak olarak, bazen de yollarda yük taşımacılığı yaparken görürüz Türkiye’nin çalışan çocuklarını. Onlar, çocuk yaşta hayatın ağır koşullarıyla yüz yüze gelirler. Elbette onları çalışmaya iten birçok sebep vardır. Ancak, çocuk yaşta ağır iş ve sorumluluk taşımalarının birçok olumsuz sonucu vardır.

Türkiye’de çocukların çalışmasının başlıca sebebi yoksulluktur. Gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları, en azından kendi masraflarını karşılayarak, aileye ek destek sağlamak için çalışma ortamına girmektedirler. Özellikle köyden kente göçün hızlanması gecekondulaşma sorununu başlatmış, ailelerin kent yaşamına uyum sağlayamayıp ekonomik olarak zor duruma düşmeleri, çocukları sokaklarda ve bazı iş sektörlerinde çalışmaya itmiştir.

Ülkemizde çocuk işçiliğinin yaygın oluşu sadece yoksulluğa bağlı değildir. Bazı aileler, çocuklarının meslek edinip gelecekte iş bulma şansını artırmak için, onları çalışma ortamlarına sevk etmektedir. Bu amaçla çocuklar, mobilya ve tamircilik gibi meslek dallarına çırak olarak çalışmak için verilmektedir.

Ülkemizde çocuk işçiliğinin yaygın olmasının sebepleri arasında toplumun geleneksel bakış açısı da yer alır. Çocuğun “çalışarak adam olabileceğini” düşünen bu yaklaşım, çalışmanın çocuk eğitimine olumlu etkiler yapacağı düşüncesinden kaynaklanır. Toplumda değer gören bu düşünce, çocuğun çalışmadan, hayatın zor yanlarını görmeden okumayacağı, adam olamayacağı inancındadır. “Ancak bunun yanı sıra ailelerin duyarsız ve eğitimsiz oluşu, eğitimin yaygınlaşmaması, yasal düzenlemelerin yetersiz kalışı çocuk işçiliğini yaygınlaştırmıştır” (Altunbaş, 2002).

Yapılan araştırmalara göre, çocukların en çok çalıştırıldıkları alanlar; tarım, sanayi, sosyal ve kişisel hizmetler, ticaret, lokanta ve otel hizmetleri ve sokaklardır (Altunbaş, 2002). İşverenler de çalıştırmak için özellikle çocukları tercih etmektedir. Bunun sebebi, çocukların düşük ücretle çalışmaları ve kolayca işten atılabilmeleridir. Ayrıca çocuklar işyerlerinde sigortasız olarak çalıştırılmakta, dolayısıyla işverene ucuz işgücü sağlamaktadır.

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk işçiliği oldukça yaygındır. “İstatistiklere göre gelişmekte olan ülkelerde, yaşları 5-14 arasında olan 250 milyon çocuktan 120 milyon kadarı tam gün çalışmaktadır” (Cumhuriyet: 11.01.2000) ancak gelişmiş ülkelerde de çocuk işçiliği tamamen ortadan kaldırılamamıştır.

Ülkemizde çalışan çocuk sayısı dört milyonu bulmaktadır. “Devlet İstatistik Enstitüsünün Ekim 1994’te uyguladığı “Çocuk İşgücü Anketi” sonuçlarına göre Türkiye’de 6-14 yaş grubundaki çocuklardan okula gidenlerin %27’si, okula gitmeyenlerin %71’i çalışmaktadır” (Altunbaş, 2002)

Çalışmanın çocuklara getirdiği, duygusal ve fiziksel açıdan birçok olumsuz sonuç vardır. Öncelikle çocuk, psikolojik olarak, çalışmaya hazır değildir. Çünkü daha oyun çağındayken kendi doğal ortamından alıkonulup çeşitli iş alanlarına sürüklenmekte, çok ağır iş koşullarında çalıştırılmaktadır. Bu sebeple, çalışan çocuklar hırçın, içe kapanık, çevresiyle uyumsuz ve özgüvensiz bir kişiliğe bürünmektedir. Ayrıca çocuklar bedensel olarak çalışmaya hazır değildirler.


Zor çalışma koşulları altında çocukta fiziksel yorgunluk meydana gelmektedir. Yani çalışmak, çocukların hem bedensel hem de ruhsal gelişimine olumsuz etki yapmaktadır. Bunun yanı sıra çalışan çocuklar okula devam edememekte, hem çalışıp hem okula giden çocuklar okulda yeteri kadar başarı gösterememektedirler. Ayrıca çocuklar, çalıştıkları işyerlerinde ve sokaklarda istenmeyen davranış ve alışkanlıklara sahip olmakta, çeşitli tehlike ve istismarlarla yüz yüze gelmektedirler.


Ekonomik koşulların iyileştirilmesiyle çocuk işçiliği büyük oranda azalacaktır. Ancak bu sorunun kolayca ortadan kaldırılamayacağı da bir gerçektir. Bu toplumsal soruna karşı hepimiz duyarlı olmalı, çocuk işçiliğine karşı toplum olarak mücadele vermeliyiz. Çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir.

KAYNAKÇA
Altunbaş, Hulusi. “Karın Tokluğuna Çocuk Köleler.” Öğretmen Dünyası, Mayıs 2002

Cumhuriyet 11.01.2000

Senemoğlu, Nuray. Gelişim ve Öğrenme, 2001, 3. baskı, Gazi Kitapevi, Ankara.
http://www.egitisim.gen.tr/seda_calisancocuk.htm
Seda YILDIRIM  İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi,

 

İNAÇ DÜNYAMIZ ANA SAYFASINA DÖN

YORUMLAR:Burası Balat İETT durağı yanı, Güneydoğudan ailece gelen on kişilik bir gurup Gündüz dilencilik yapıyor, tıkalı trafikte mendil,çiklet satıyor. gece yolun orta refüjünde yatıyor.
Ailenin yanındaki çocuklar çok küçük, öğrendiğimize göre 4 tane daha 14 yaş üstü çocukları var lakin kendilerinden haber alamıyorlarmış, çocukların öldürülmüş olacağından veya dağa kaçırıldığından şüpheleniyorlarmış.
Baba kayıp çocukları için kimseye müracaatta bulunmamış, neden bulunmadın sorumuza ise, kimse bizi ciddiye almıyor, şikayetlerimiz kağıt üstünde kalıyor diyorlar.
İşte 21.yy. da Türkiye gerçekleri