|
Şimdi orta çıkıp alenen biz
yanlış yaptık, size içinde ölecek binalar sattık, şimdi daha sağlamını
yapacağız, bu yeni binaları satın alacaksınız diyorlar… Dünyada böyle
hukuk var mı? diye düşünüyorum.
2004 yılından itibaren
belediye başkanımız olan Dt. Mustafa Demir’e sorulan, bu 9 yıl
boyunca kaçak inşaata göz yumdunuz mu? Sorusuna sayın demir’in
verdiği cevap çok manidardı, Efendim 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun 184. Maddesi çıkarıldı. Kaçak ve usulsüz inşaat
yapan, bu inşaatlarda çalışan işçiden, inşaat sahibine kadar herkese
ağır cezalar getirildi, Bu nedenle biz böyle bir durumla karşılaşmadık,
Bu kanunun çıkışından itibaren Fatihte hiç kaçak inşaat olmamıştır
diyecek kadar cesur Trajik-Komik bir iddiada bulundu.
Bu 9 yılda yapılan inşaatların tamamı
şaibe altındadır Neden?
2005 yılında Danıştay Fatih-Eminönü 1/5000 lik planlarını iptal etti,
Henüz planların yeni geçtiğini duyuyoruz, bu dokuz yıl boyunca ilçemizde
gerçekleşen binlerce inşaatın önemli bir kısmı tarihi binaların yok
edilmesi veya devşirilmesi şeklinde gerçekleşti.
Belediye ve TOKİ’nin uygulamaya koyduğu usulsüz inşaatlarda olmuştur
“Sulukule projesi hakkında 3 adet yurt içinde, bir adet AİHM’de devam
eden davalar olduğu halde proje başlatıldı, biliyoruz ki üzerinde dava
olan alanlara inşaat izni verilemez. Sulukule toplu bir proje olduğu
halde, bireysel el değiştirmelerle TOKİ’ye devredilen tapular üzerinde
yapılmıştır, proje bir bütün olmasına rağmen bireysel gösterilmektedir.
Sitemizde onlarca, alanda
bildiğimiz imar mevzuatına aykırı ruhsatlandırılmamış imarı biten ve
devam eden yüzlerce bina gösterebiliriz.
Bizzat Fatih belediyemizin Kaçak ve usulsüz olduğu gerekçesi ile
mühürleyerek “sözde” durdurduğu nice inşaat devam ederek bitirilmiş,
birçoğunda inşaatlar devam etmektedir.
2012 Bütçe görüşmelerinde CHP
meclis üyesi Mim. Gülay Yedekçi Arslan’ın meclis kürsüsünden “Bu
yapılan inşaatların hukuki durumu nedir, kaç kişiye dava açılmıştır”
sorusuna Dt. Mustafa Demir cevap vermemiştir.
Dünyada ve Yurdumuzdaki deprem
bilim uzmanı profesörler “Deprem önceden tespit edilemez” ilmi
beyanına rağmen 17 Ağustos 1999 depreminden itibaren bu yıl şu ay deprem
olabilir, üç yılımız kaldı. Gibi kehanetlerle halkı tedirgin etmeye,
yataklarında rahat uyumamalarına sebep olmakta, bu deprem senaryoları
ile on milyon binanın yeniden yapılmasının önünün açılmasına
çalışılmaktadır.
Öncelikle ilmi olmayan hiçbir
kehaneti kabul etmiyoruz, Ülkemizde bazı planlar yapılmakta yüksek
değere sahip arsalar üzerinde kentsel dönüşüm projeleri uygulanarak,
mülk sahipleri mücavir alan dışına adeta (Maddi imkânsızlıklar
nedeniyle) sürülmekte, bu değerli arsalar üzerinde RANT’ı yüksek binalar
yapılmaktadır.
Bu programda göremediğimiz
gerçek Ali Ağaoğlu hemşerimin İstanbul’un Anadolu yakasında büyük
projeleri hayata geçirdiği, D100’ün Marmara kesiminde dönüşüm projeleri
uygulayarak, Karadeniz tarafında ise gecekondu alanlarında kentsel
dönüşüm projeleri ile büyük iş potansiyeli peşinde olduğunu sanıyoruz.
Fatih belediye başkanının
niyetini bilmeyen kalmamıştır, devam eden ve açıklanan projeleri 5366
sayılı yasaya dayanarak ilçemizi tepeden tırnağa değiştirmeye, ilçemizi
“Turizm-Ticaret-Konaklama” merkezi yapmaya adeta kurgulanmış
olduğunu biliyoruz.
Yeni şehircilik bakanlığının
önünü açmak için çıkarılan 5366 sayılı yasaya ilaveten 11 ağustos
2011 tarihli
Karar Sayısı: KHK/644 ve 648 Kanun
hükmünde kararname
ile ilçemizde dilediği alanda dönüşüm, yenileme projesi
hayata geçirmeye azmetmiş oduğunu görüyoruz.
Bu programlar, yazılan çizilenlerin tamamı hayali iddialardır, olası bir
depremin yurdumuzun her yanı için aynı tehdidi barındırdığı inkâr
edilemeyecek bir gerçektir. Günü zamanı konusunda kimsenin ilmi ve resmi
bir tarih belirleme imkânı yoktur, ilan edilen tarihler doğru değildir.
Şimdi
yapılması gereken herhangi bir depremi bahane etmeden, inşaat ilmi
doğrultusunda ekonomik ömrünü doldurmuş binalar mutlaka dönüştürmelidir,
Ekonomik ömrü dolmamış, yapım tekniği nedeniyle “Çürük” yapıldığı için
yıkılması gereken binaların masrafları çürük yapıyı gerçekleştirenler
üzerinde paylaşılarak Ticaret kanunu iade ve Tazminat hakları
doğrultusunda vatandaş mağdur edilmeden yenilenmelidir.
Gecekondu tabir edilen binaların mülk sahiplerinin hakları şaibelidir,
lakin çıkarılan onlarca imar afları ile bu şaibe ortadan “maalesef”
kaldırılmıştır, Aflarla hukuki hak verilen bu vatandaşlar mağdur
edilmeden arsa payları korunmalı, Binaları hakkında hak talep edemezler,
çünkü binaları ruhsatsız kendileri tarafından yapılmıştır, belediye ve
devlet sorumlu değildir.
Başta
Fatih belediyemiz öncelikle ekonomik ömrü tükenmiş, gerçekten tabut bina
konumunda olan binalardan dönüşüme başlamalıdır, Fatih belediyemizin
Unkapanından itibaren Cankurtarana kadar olan sahil ve sur kesiminde
hayata geçirmeye çalıştığı dönüşüm projeleri alenen RANT projeleridir.
Acilen vazgeçilmeli, ilçenin orta kesiminde olan 40-70 yıllık
apartmanlardan başlanmalıdır.
Ayrıca Dünya kültür mirası listesine girmiş Fener-Balat-Ayvasaray,
Süleymaniye, Zeyrek evleri projeleri tarihin kültürün yaşayan sosyal bir
hayatın yok edilmesidir. Bu projelerden vazgeçilmeli, Söz konusu
olan semtlerde zaman içinde kaçak yapılan betonarme binalar
dönüştürülerek aslına uygun “kâgir-Ahşap” olarak yeniden inşa edilmedir.
Dünyada bu böyle yapılmaktadır, Ülkemizde ve ilçemizde uygulanan tarihi
yenileme projeleri sahte projelerdir, betonarme olarak yapılan binaların
dış cepheleri ahşap veya plastik köpük malzemeyle kaplanarak tarihi
görüntü verilmektedir. Bu haliyle Turistlere karşı komik duruma
düşürülmekteyiz.
Bilhassa
ana caddelerimizde 50-60 yıllık çürük binalara uygulanan cephe geçirme
işlemi çok komik görülmekte, İlçemizin ve Asil Türk milletinin alay
konusu olmasına yol açmaktadır.
Son
not: Ülkemizde basın yoluyla ayyuka çıkarılan
korkular ilmi verilere dayanan iddialar değildir. Bu yaygarayı
gerçekleştirenler makamı kisvesi ne olursa olsun, TCK’nın halkı korku ve
endişeye sevk ederek RANT sağlamaya çalışması suçunu işlemekte olduğu
gerçeği ortadadır, Bu konuda Cumhuriyet savcılarımızı göreve
çağırıyoruz.
Bilhassa Fatih ilçemizde gerçekten depremsiz yıkılması söz konusu
olan çürük eski apartmanlara hala iskân veren, vatandaşın oturmasına göz
yuman sorumlular hakkında dava açılmasını talep ediyoruz.
İlçe belediyemizin deprem konulu yenileme projelerinin tarihi ahşap +
kâgir binalardan değil bu apartmanlardan başlanmasının sağlanmasını
talep ediyoruz.
Son 50
yıl içinde ilçemizde binlerce tarihi obje yok edildi, şimdi yenilerinin
yok edilmesi gündemde insanlık adına bu şekilde tarihin yok edilmesinin
önüne geçilmesini talep ediyoruz.
Fatih belediyemiz, Vakıflar müdürlüğü, İl genel meclisi gibi kurumlar
bazı tarihi restorasyonlar gerçekleştirmektedir, Bazıları aslına uygun
yapılırken çoğunluğu alenen modern malzeme ile gerçekleştirilmektedir.
Beton malzeme ile yapılarak dış cephesine çimento ile küfeki taşı monte
edilen 300-500 yıllık camilerimiz, külliyelerimiz var, bu uygulamaya
acilen son verilmesini, tarihi binaların aslına uygun asırlarca ayakta
duracak orijinal teknik ve malzeme ile yapılmasını talep ediyoruz.
Saygılarımızla Abdullah Gözaydın 0535 746 55 48
EKLER: 3194
sayılı İmar Kanunu TÜRK CEZA KANUNU İLE GETİRİLEN İMAR KİRLİLİĞİ SUÇU |