.

DEPREM KÂHİNLERİ İŞ BAŞINDA, ALİ AĞAOĞLU TOKİ BAŞKANI GİBİ, DT. MUSTAFA DEMİR’DEN ŞAKA GİBİ AÇIKLAMALAR

CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge Programı 1 Nisan şakası gibi 1 Kasım tarihli programda, ünlü inşaatçı Ali Ağaoğlu TOKİ başkanı gibi deprem senaryoları çizerken programa konuk olan Fatih Beld. Bşk. Dt. Mustafa Demir’den şaka gibi açıklamalar geldi.

Son Van depreminden sonra başta Başbakanımız, Bakanlarımız, Üniversite üyelerimiz, ilgili-ilgisiz bazı zevatlar televizyon-gazete-internet-radyo kanallarını istila ederek korku senaryoları çizmeye, olası Marmara depremi ile milyonlarca insanın olumsuz etkileneceğini en kara mizahçılara taş çıkaracak senaryolar sergilediler, sergilemeye devam ediyorlar.
Hâlbuki mevcut ceza kanunumuzda “Halkı korku ve endişeye sevk ederek infial yaratmak”  önemli bir suçtur.
Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kanunlar hiçe sayılırcasına olası bir deprem haber verilmekte, çok az zamanın kaldığı vurgulanmakta, çareler sunulmaktadır.

Başbakanımız başta olmak üzere ülkemizdeki mevcut yapı stokunun %50 sinin 7.0 şiddetli bir depreme dayanıksız olduğu acilen bu yapıların yıkılarak depreme dayanıklı binaların yapılmasını öngörüyorlar.

Bu Ne demektir? Yüzlerce milyar dolarlık inşaatın gerçekleşmesi demektir.
Batan ve çıkmaza giren ekonomimiz Deprem senaryoları ile kurtarılacağa benzemektedir. 

Bu mevcut inşaatları Gerçekleştirenler (Belediye-Devlet-Müteahhit) ler, TV. Kanallarında “Çürük, Depreme dayanıksız Binalar Yaptık” itirafları ile halkı tedirgin ederken Sebep oldukları imar hataları karşısında sorumluluktan ne kadar bedel ödeyeceklerine dair tek kelime kullanmadılar.

İnşaatçılar çürük bina yapmış, Belediyeler bu çürük binalara iskân vermiş, denetleme sorumluları olur raporu vermiş, TBMM yanlış kanunlar çıkarmış, Bakanlıklar bu yanlış kanunlarla inşaat kuralları ortaya koymuş, belediyeler, Mimarlar, Mühendisler, Müteahhitler bu yanlış teknikleri uygulamışlar.

 

Şimdi orta çıkıp alenen biz yanlış yaptık, size içinde ölecek binalar sattık, şimdi daha sağlamını yapacağız, bu yeni binaları satın alacaksınız diyorlar… Dünyada böyle hukuk var mı? diye düşünüyorum.

2004 yılından itibaren belediye başkanımız olan Dt. Mustafa Demir’e sorulan, bu 9 yıl boyunca kaçak inşaata göz yumdunuz mu? Sorusuna sayın demir’in verdiği cevap çok manidardı, Efendim 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184. Maddesi çıkarıldı.  Kaçak ve usulsüz inşaat yapan, bu inşaatlarda çalışan işçiden, inşaat sahibine kadar herkese ağır cezalar getirildi, Bu nedenle biz böyle bir durumla karşılaşmadık, Bu kanunun çıkışından itibaren Fatihte hiç kaçak inşaat olmamıştır diyecek kadar cesur Trajik-Komik bir iddiada bulundu.

Bu 9 yılda yapılan inşaatların tamamı şaibe altındadır Neden?
2005 yılında Danıştay Fatih-Eminönü 1/5000 lik planlarını iptal etti, Henüz planların yeni geçtiğini duyuyoruz, bu dokuz yıl boyunca ilçemizde gerçekleşen binlerce inşaatın önemli bir kısmı tarihi binaların yok edilmesi veya devşirilmesi şeklinde gerçekleşti.

Belediye ve TOKİ’nin uygulamaya koyduğu usulsüz inşaatlarda olmuştur “Sulukule projesi hakkında 3 adet yurt içinde, bir adet AİHM’de devam eden davalar olduğu halde proje başlatıldı, biliyoruz ki üzerinde dava olan alanlara inşaat izni verilemez. Sulukule toplu bir proje olduğu halde, bireysel el değiştirmelerle TOKİ’ye devredilen tapular üzerinde yapılmıştır, proje bir bütün olmasına rağmen bireysel gösterilmektedir.

Sitemizde onlarca, alanda bildiğimiz imar mevzuatına aykırı ruhsatlandırılmamış imarı biten ve devam eden yüzlerce bina gösterebiliriz.
Bizzat Fatih belediyemizin Kaçak ve usulsüz olduğu gerekçesi ile mühürleyerek “sözde” durdurduğu nice inşaat devam ederek bitirilmiş, birçoğunda inşaatlar devam etmektedir.

2012 Bütçe görüşmelerinde CHP meclis üyesi Mim. Gülay Yedekçi Arslan’ın meclis kürsüsünden “Bu yapılan inşaatların hukuki durumu nedir, kaç kişiye dava açılmıştır” sorusuna Dt. Mustafa Demir cevap vermemiştir.

Dünyada ve Yurdumuzdaki deprem bilim uzmanı profesörler  “Deprem önceden tespit edilemez”  ilmi beyanına rağmen 17 Ağustos 1999 depreminden itibaren bu yıl şu ay deprem olabilir, üç yılımız kaldı. Gibi kehanetlerle halkı tedirgin etmeye, yataklarında rahat uyumamalarına sebep olmakta, bu deprem senaryoları ile on milyon binanın yeniden yapılmasının önünün açılmasına çalışılmaktadır.

Öncelikle ilmi olmayan hiçbir kehaneti kabul etmiyoruz, Ülkemizde bazı planlar yapılmakta yüksek değere sahip arsalar üzerinde kentsel dönüşüm projeleri uygulanarak, mülk sahipleri mücavir alan dışına adeta (Maddi imkânsızlıklar nedeniyle) sürülmekte, bu değerli arsalar üzerinde RANT’ı yüksek binalar yapılmaktadır.

Bu programda göremediğimiz gerçek Ali Ağaoğlu hemşerimin İstanbul’un Anadolu yakasında büyük projeleri hayata geçirdiği, D100’ün Marmara kesiminde dönüşüm projeleri uygulayarak, Karadeniz tarafında ise gecekondu alanlarında kentsel dönüşüm projeleri ile büyük iş potansiyeli peşinde olduğunu sanıyoruz.

Fatih belediye başkanının niyetini bilmeyen kalmamıştır, devam eden ve açıklanan projeleri 5366 sayılı yasaya dayanarak ilçemizi tepeden tırnağa değiştirmeye, ilçemizi “Turizm-Ticaret-Konaklama” merkezi yapmaya adeta kurgulanmış olduğunu biliyoruz.

Yeni şehircilik bakanlığının önünü açmak için çıkarılan 5366 sayılı yasaya ilaveten 11 ağustos 2011 tarihli Karar Sayısı: KHK/644 ve 648 Kanun hükmünde kararname ile ilçemizde dilediği alanda dönüşüm, yenileme projesi hayata geçirmeye azmetmiş oduğunu görüyoruz.

Bu programlar, yazılan çizilenlerin tamamı hayali iddialardır, olası bir depremin yurdumuzun her yanı için aynı tehdidi barındırdığı inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Günü zamanı konusunda kimsenin ilmi ve resmi bir tarih belirleme imkânı yoktur, ilan edilen tarihler doğru değildir.

Şimdi yapılması gereken herhangi bir depremi bahane etmeden, inşaat ilmi doğrultusunda ekonomik ömrünü doldurmuş binalar mutlaka dönüştürmelidir, Ekonomik ömrü dolmamış, yapım tekniği nedeniyle “Çürük” yapıldığı için yıkılması gereken binaların masrafları çürük yapıyı gerçekleştirenler üzerinde paylaşılarak Ticaret kanunu iade ve Tazminat hakları doğrultusunda vatandaş mağdur edilmeden yenilenmelidir.

Gecekondu tabir edilen binaların mülk sahiplerinin hakları şaibelidir, lakin çıkarılan onlarca imar afları ile bu şaibe ortadan “maalesef” kaldırılmıştır, Aflarla hukuki hak verilen bu vatandaşlar mağdur edilmeden arsa payları korunmalı, Binaları hakkında hak talep edemezler, çünkü binaları ruhsatsız kendileri tarafından yapılmıştır, belediye ve devlet sorumlu değildir.

Başta Fatih belediyemiz öncelikle ekonomik ömrü tükenmiş, gerçekten tabut bina konumunda olan binalardan dönüşüme başlamalıdır, Fatih belediyemizin Unkapanından itibaren Cankurtarana kadar olan sahil ve sur kesiminde hayata geçirmeye çalıştığı dönüşüm projeleri alenen RANT projeleridir. Acilen vazgeçilmeli, ilçenin orta kesiminde olan 40-70 yıllık apartmanlardan başlanmalıdır.

Ayrıca Dünya kültür mirası listesine girmiş Fener-Balat-Ayvasaray, Süleymaniye, Zeyrek evleri projeleri tarihin kültürün yaşayan sosyal bir hayatın yok edilmesidir. Bu projelerden vazgeçilmeli, Söz konusu olan semtlerde zaman içinde kaçak yapılan betonarme binalar dönüştürülerek aslına uygun “kâgir-Ahşap” olarak yeniden inşa edilmedir.
Dünyada bu böyle yapılmaktadır, Ülkemizde ve ilçemizde uygulanan tarihi yenileme projeleri sahte projelerdir, betonarme olarak yapılan binaların dış cepheleri ahşap veya plastik köpük malzemeyle kaplanarak tarihi görüntü verilmektedir. Bu haliyle Turistlere karşı komik duruma düşürülmekteyiz.

Bilhassa ana caddelerimizde 50-60 yıllık çürük binalara uygulanan cephe geçirme işlemi çok komik görülmekte, İlçemizin ve Asil Türk milletinin alay konusu olmasına yol açmaktadır.

 
Türkiye için olası deprem senaryoları neler

Son not: Ülkemizde basın yoluyla ayyuka çıkarılan korkular ilmi verilere dayanan iddialar değildir. Bu yaygarayı gerçekleştirenler makamı kisvesi ne olursa olsun, TCK’nın halkı korku ve endişeye sevk ederek RANT sağlamaya çalışması suçunu işlemekte olduğu gerçeği ortadadır, Bu konuda Cumhuriyet savcılarımızı göreve çağırıyoruz.

Bilhassa Fatih ilçemizde gerçekten depremsiz yıkılması söz konusu olan çürük eski apartmanlara hala iskân veren, vatandaşın oturmasına göz yuman sorumlular hakkında dava açılmasını talep ediyoruz.
İlçe belediyemizin deprem konulu yenileme projelerinin tarihi ahşap + kâgir binalardan değil bu apartmanlardan başlanmasının sağlanmasını talep ediyoruz.

Son 50 yıl içinde ilçemizde binlerce tarihi obje yok edildi, şimdi yenilerinin yok edilmesi gündemde insanlık adına bu şekilde tarihin yok edilmesinin önüne geçilmesini talep ediyoruz.

Fatih belediyemiz, Vakıflar müdürlüğü, İl genel meclisi gibi kurumlar bazı tarihi restorasyonlar gerçekleştirmektedir, Bazıları aslına uygun yapılırken çoğunluğu alenen modern malzeme ile gerçekleştirilmektedir. 
Beton malzeme ile yapılarak dış cephesine çimento ile küfeki taşı monte edilen 300-500 yıllık camilerimiz, külliyelerimiz var, bu uygulamaya acilen son verilmesini, tarihi binaların aslına uygun asırlarca ayakta duracak orijinal teknik ve malzeme ile yapılmasını talep ediyoruz.
Saygılarımızla Abdullah Gözaydın 0535 746 55 48

EKLER: 3194 sayılı İmar Kanunu TÜRK CEZA KANUNU İLE GETİRİLEN İMAR KİRLİLİĞİ SUÇU

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com