Resmi ! İslam dini Yetkilileri (Diyanet İ.B.) , Anayasanın Laiklik ve Eşitlik ilkelerine ve Taraf olduğumuz Evrensel kuralları yok sayarak yeni düzenlemeye gitti.  Diyanet de site kapatacak


DEVLET DİĞER DİNLERE VE İNANÇLARA MÜDAHİL OLMAZKEN,
SADECE SÜNNİ İSLAM'I YÖNETMEYE DEVAM EDİYOR.

 

Resmi Gazete’de yeni yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik kanununa göre, ‘hatalı’ veya ‘yanlış’ Kur’an-ı Kerim yayınları yapan internet siteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine mahkemelerce kapatılacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca, ‘hatalı’ ve ‘noksan’ olarak basıldığı veya yayımlandığı yeni kurulan Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu tarafından tespit edilen Mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları, Başkanlığın müracaatı üzerine, yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararı ile toplatılacak ve imha edilecek.

(Soru ?)- Diyanetin bir yayını durdurması için hukuki gerekçe gerekmektedir, T.C. kanunlarında, sayıları yüzleri bulan İslami mezheplerin hangisinin temel ölçü alacağı belirlenmiş midir?, Yoksa sadece Bilirkişi olarak Diyanetin teklifi mahkeme tarafından kabulmü edilecektir? Hukuki gerekçe aranmayacak mıdır?

Beşinci fıkra kapsamına giren yayının internet ortamında yapılması halindeyse, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verecek. Kanun 13 Temmuz 2010 Salı günü Resmî Gazete’de 27640 sayıyla yayınlandı.

(Soru ?)- Mevcut kanunlarımıza göre suç teşkil etmeyen, Lakin Diyanetin ilgili kurumunca kabul görmeyen bir tefsir veya hüküm hakkında , Mahkeme heyeti hangi kanuna  göre karar verecek, T.C. Hukukunda İslami mezheplerin ayrıcalıklı tanımlaması mevcut mu?

Yeni yasaya göre 5651 sayılı Yasa’da izlenen usulden farklı bir usul göze göze çarpıyor. Buna göre, söz konusu içeriğe erişimin engellenmesi kararı Diyanet İşleri Başkanlığı talebi üzerine hukuk mahkemeleri tarafından verilecek ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın res’en erişim engelleme yetkisi olmayacak.

Öte yandan, dini eleştiriler veya muhalif fikirler de kolayca "dini metinlerin hatalı aktarımı" olarak yorumlanıp kolaylıkla kapatmaya gerekçe yapılacak.

(Soru ?)- Laik Türkiye Cumhuriyeti Temelinde eşitlik esası üzerine kurulmuştur, Devletimiz T.C. devletini oluşturan vatandaşların Bir kısmına dini "Özerklik" verirken (Hiçbir şekilde denetime, takibe, müdahaleye tabi tutmaz iken) Sadece Sünni Müslüman vatandaşlara Din Hizmeti vermek amacıyla "Diyanet" Teşkilatı tesis ederek, Sünni Müslümanların İbadet ve İbadethanelerine müdahil olması, İnanç esaslarını düzenlemek üzere kurumlar ve kurallar koyması, kanun ve yönetmelikler çıkarması Devletimizin, Anayasamızın, Taraf olduğumuz evrensel kuralların İnanç özgürlüğü ilkesini açıkça ihlâl değil midir.


ESAS VE USUL AÇISINDAN HATALI

Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, yeni düzenlemenin hem esas hem de usul açısından endişe verici olduğunu söyledi. Açıklamaya göre, laik bir hukuk düzeninde bir idari birimin İnternet sitelerinin dini içeriğine müdahale etmesinin kabul edilemez olması bir yana, düzenleme Anayasa’da öngörülen temel haklar rejimine de her yönüyle aykırı bulunuyor.

Altıparmak şöyle devam ediyor: “Anayasa’nın 13. maddesine göre temel haklar ve özgürlükler ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere göre sınırlandırılabilir. Ne var ki ne Anayasanın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesi ne de 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti yasada gösterilen türden bir gerekçeyle hakların sınırlandırılmasını mümkün kılıyor.

Aynı şekilde 13. madde düzenlemelerin demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olamayacağını düzenliyor. Oysa düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ettiği için hem demokratik toplum düzenine hem de laik Cumhuriyet gereklerine aykırı bulunuyor.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, yeni düzenlemenin usul açısından da endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye’de sansür mekanizmasının giderek dağınık ve takibi imkansız bir hale büründüğünü belirten Akdeniz, Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen yetkiyle farklı kamu idare ve kurumlarına sansür yapma yolunun açıldığını vurguladı. İlgili yasanın uygulanmaya başlanması ile çok sayıda yeni sansür uygulamasının gündemimize girmesinin söz konusu olduğunun altını çizdiler.

Netice: Devletimizi, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan "Laiklik" ilkesi, "İnanç Özgürlüğü" ilkesi doğrultusunda, Devletin Din işlerini düzenleme ve kontrol etme görevine son vermesinin hukuka uygun olacağı gerçeğinden yola çıkarak.

1- Diyanet işleri başkanlığını (Baro, Odalar) gibi sivil toplum kuruluşu olarak kabul etmesi, diyanet görevlilerini devlet memuru (gibi) istihdam etmesine son vermesinin hukuka uygun olduğuna inanıyoruz.

2- Devletimiz Kiliseye ve papazlara, Havra-Sinagoğ ve hahamlara, Cem evi ve Dedelere vs. karışmadığı, finanse etmediği, yönetmek için kadro tahsis etmediği gibi Sünni Müslümanlığı yönetmesine son vermesinin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istiyoruz.

3-Diyanet işleri başkanlığı gibi İslami Bir müessese İslam'da yoktur, İslam'da olmayan bir müessese ile Sünni Müslümanların kontrol altında tutulması, İbadetlerinin resmi kurallarla tanzim edilmesi, Resmi haklarla İbadetlere müdahil olunması İslam dini esaslarına göre karşılığı yoktur.
Bu nedenle Devletimizin laiklik ve din özgürlüğü esaslarına göre Devletimiz İslam dini hakkında tesis ettiği bütün kurumları iptal ederek, İslam dini kurumlarının sivil toplum kuruluşu haline dönüşmesini sağlayacak düzenlemeler yapmalıdır.

4- son kabul edilen vakıflar yasası gereği azınlıklara tanınan "Üçüncü şahıslara geçmiş olsa bile mal varlıkları geri verilecektir" hükmünün Müslümanlar içinde uygulanmasını, vakıflar müdürlüğünün satılan bütün mallarından elde edilen gelir hazineye girmesinden dolayı, hazinece vakıflara iade edilmesi, vakıflar müdürlüğü, Yeni tesis edilecek "Milli İslam federasyonu başkanlığına" devredilmesi.

5-Bütün camilerimizde kurucu ve kollayıcı derneklerimiz vardır, Bu dernekler ilçelerde, ilde ve Ankarada genel merkez olarak teşkilatlanacak, Diyanet ve vakıflar müdürlüğü  "Milli İslam federasyonu başkanlığına"  devredilecek. Tamamen sivil toplum kuruluşu olarak hizmet edecek olan kuruluş, ilgili resmi kurumlarca denetlenecek, iki yılda bir yapılacak kongre ile yönetim tesis edilecektir.

6- "Milli İslam federasyonu başkanlığı" T.C. devletinin resmi hiçbir hukukuna müdahil olamayacak, Devletimizde İslam ve ibadetler konusunda  "Milli İslam federasyonu başkanlığına" hiçbir telkinde, yaptırımda bulunamayacaktır.

7- ülkede yapılacak kapsamlı bir taramada mevcut nüfusun dini ve inanç tercihleri tespit edilecek, her dini müesseseye genel bütçeden ayrılacak bir pay ile cemaatler devlet tarafından eşit şekilde hakları doğrultusunda maddi desteklenmelidir.

8- İslam, Hıristiyan, Musevi, ateist, vs. vatandaşların farklı mezhepleri, kendi içinde oluşturacakları kurumlar yolu ile mevcut hakları sayısal çoğunluktan oluşan hukukları ile yönetimi paylaşacak, azınlık kalanların haklarının korunması devletimizin teminatı altında olacaktır.

9- İslam, Hıristiyan, Musevi, ateist, vs. vatandaşların farklı mezhepleri, çoğunluğun verdiği güçle azınlıklara kendi inançlarını zorla empoze etme, dayatma haklarına sahip olamayacak, böyle yapan yöneticiler için ağır cezai müeyyideler tesis edilecektir.

10- dinler arası rekabet "Ticari" yarışma koşullarında (herkesin kendi dinini, inancını tanımlama, propagandasını yapma şeklinde olacak, kimse muhalif muhatabını aşağılayıcı, rencide edici ithamları kullanamayacak) Devletin koyacağı cezai müeyyideler caydırıcı ağırlıkta olmasına dikkat edilecektir.

11- Laik Türkiye Cumhuriyeti Dünyaya örnek olacak böyle bir düzenleme ile Din kaynaklı bütün çatışmaların sona ermesine, Dinin yaratıcı ile kul arasında manevi bir sorumluluk bilinciyle, maddi hayatımızda ayrışmalara dönüştürülmesi son bulacaktır.

12- T.C Anayasası, Hukuk, Medeni, Ticaret ve Ceza kanunları, Bütün dinleri ve dini hakları görmezliğe gelen yapısı değiştirilerek, Dinlerin çağdaş hukuk normlarına göre Dinler ile uyumu tesis edilecektir.

13- Geçmiş dönemlerde iptal edilen Dinlere, peygamberlere, kutsal kitap ve değerlere hakaret etmenin cezai müeyyidesi, Kabul edilebilir, evrensel değer oluşturan bütün inançları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmeli, Günümüzde hiçbir yaptırımı olmayan Dini değerlere saldırının cezai soruşturmaya tabi tutulmamasına son verilmeli, caydırıcı cezai müeyyideler getirilmelidir.

Yeni ilgili diyanet kanunu için tıklayınız

 

 

YORUMLAR: T.C. Başbakanlık şikayet formu için tıklayınız

Behlûl Dane: Şimdi Türkiye'de;
Faiz , İçki Kumar , Zina ve Genelevi, Tesettür, hakkında resmi hüküm koyamayan,
Kuran-ı Kerim'in sosyal hayata müdahale eden ayetleri hakkında tefsir dahi yapamayan,
Günümüzde Cuma İbadeti şartları var mıdır, (Cuma İbadeti vaazlı namaz ibadeti haline getirildi, Hapishanelerde, Yaylalarda kılınıyor)
Hac yolları ve Hac ibadeti şartları güvenliği yeterlimidir (Suudi Uygulaması)
Din özgürlüğü olmayan yerden Hicret etmek farz mıdır.
Devlet, Din, Can, Mal emniyeti tehlikeye düştüğünde "Cihat" hükümlerinin açılımını söyleyemeyen Diyanet neyi gerekçe göstererek yayınların durdurulmasını isteyecek anlayamadım...

Habere yorum ve resim göndermek istiyorsanız İrtibat: fatihten@gmail.com