Ergenekon ve PKK faili meçhullerde ortak
suçlu

Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu Sabah'tan Ecevit Kılıç'a
müthiş iddialarda bulundu. İşte röportaj:
Ergenekon davasında Veli Küçük ve Arif Doğan'dan sonra yine
adı Güneydoğu'da faili meçhul cinayetlere karışan emekli
tuğgeneral Levent Ersöz tutuklandı. Üç isim de JİTEM'de
görev yaptı. Emekli albay Abdülkerim Kırca ise tutuklanacağı
korkusuyla intihar etti. Bu dört isim de Güneydoğu'da faili
meçhul cinayetler, işkence ve kayıplarla yaratılan korku
imparatorluğunun lideriydi. Özellikle Kırca ve Ersöz
Diyarbakır ve Şırnak halkının korkulu rüyasıydı. Ersöz'ün
tutuklanmasıyla bölgede bir hareketlilik başladı. Aileler
kaybedilen yakınlarının dosyalarının yeniden açılması için
savcılıklara koşuyor. Peki, terörle mücadele bahanesiyle
öldürülen veya kaybedilen kaç insan var? Bunların kaçını
JİTEM öldürdü? Kaçıyla ilgili dava açıldı? Ergenekon davası,
faili meçhul dosyaların akıbetini nasıl etkileyecek? Bu
soruları yıllardır faili meçhul dosyalara bakan avukat ve
eski Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu'na sorduk.
* Levent Ersöz, Veli Küçük ve Arif Doğan gibi JİTEM'ci
komutanların tutuklanması Kürtlerde nasıl bir etki yaptı?
Büyük bir heyecan yarattı. Herkesin gözü, faili meçhul
cinayetlerin araştırılıp araştırılmayacağında. Kürtler, en
azından bu isimlerden hesap sorulabildiğini gördü. Hesap
sormak da kolay değil, çünkü bölgede bir de çatışmalar devam
ediyor. Türkiye bu çatışma sürecini bir vesileyle
sonlandırabilirse, bunların üzerine gitmenin psikolojik
zemini daha fazla olur.
* JİTEM dağıtıldı mı?
JİTEM'in eleman ağı aynen duruyor. Değişik illerde görev
yapıyorlar. O dönemde üsteğmen, yüzbaşı olanlar şimdi
binbaşı veya yarbay. Emekli olanların da yerini yenileri
aldı. Bu yapının ordu içinde dağıtıldığı görüşünde değilim.
Sadece aktif değil. Ama aktif hale getirilme çabalarının
bulunduğu eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim
Şahin'in tutuklanmasıyla ortaya çıktı.
* 300 kişilik özel ekip kurma girişimi mi?
Evet. JİTEM kadroları devlet içinde arındırılmalı. Daha
isimleri deşifre olmamış JİTEM'ciler mevcut. JİTEM'in bu
isimler tutuklanana kadar varlığını sürdürdüğü kesin.
* İtirafçılar ne yapıyor?
İtirafçıların yüzde 90'ı bugün orduda sivil memur olarak
görev yapıyor. Faili meçhul cinayetlerde itirafçılar tetikçi
olarak kullanıldı. İbrahim Babat adlı itirafçı 61 kişiyi
öldürmekle yargılandı. Sadece 6 yıl ceza aldı. Serbest
kalınca da jandarma istihbaratta sicil memuru olarak işe
alındı?
* Faili meçhul sayısı kaç? 18 bin gibi ciddi bir rakamdan
bahsediliyor?
Bu konuda net bir rakam söylemek mümkün değil.
* JİTEM'in öldürdüğü veya öldürdükten sonra kaybettiği kaç
kişi var?
4 binden fazla, 5 bin civarında. Ama net rakamı bulmaya
çalışıyoruz. Terörle mücadeleden kaynaklanan zararların
karşılanmasına ilişkin bir yasa var. Bu yasa uyarınca yaşam
hakkıyla ilgili bütün bölgede yapılan başvurular mevcut.
Orada bir sayı var. Tabii onun içinde örgütün (PKK)
gerçekleştirdiği eylemler de var; öldürülen korucular,
öğretmenler... Onları çıkarttıktan sonra net rakam ortaya
çıkacak. Bir de bölgedeki avukatların arşivleri var. Bende
26 faili meçhul başvurusu var.
Ersöz, görev yaptığı Şırnak'ta imparatordu
* Ergenekon ne kadar önemli?
Türkiye'nin bütün geçmişinin bir iddianameyle temizlenmesi
mümkün değil. Ergenekon bir adım, bir başlangıç. Levent
Ersöz gibi birisinin sahte kimlikle yakalanacağını,
gizlenmek için sakal bırakacağını tasavvur etmek mümkün
değildi. Bu bile tek başına önemli. 1991'de Şırnak'ta görev
yaptığı dönemde kentin tümü yakılıp yıkıldı. 2001'de yeniden
aynı yerde görev yaptığı sırada gözaltılar için gittiğimiz
jandarmada "Şırnak çok değişmiş, yeni binalar yapılmış. Ama
insanların kafası değişmemiş, kafalarını değiştirmeye
geldim" dedi.
* Ersöz, Şırnak halkı için ne ifade ediyor?
İmparatordu. Her şeyi yapabilecek kudrette ve yetkideydi.
Abdülkerim Kırca da öyleydi. Suçsuz insanları gözaltına
alıp, öldürürlerdi. Kimseye hesap vermezlerdi. Tutanak
tutmadan sorgularlardı. JİTEM'in bu kadrosunun cezaevinde
olması tek başına ayrıca önemlidir. Bundan sonra yasadışı
faaliyetler, hukuk dışına çıkmalar olmaz. Bunlar ya darbe
yapacak ya da faili meçhul cinayet işleyemeyecekler. Arada
kendilerine vazife çıkartıp insanları götürüp kaybetme
cesaretini gösteremezler artık. Kendilerine de
dokunulabileceğini gördüler.
* Ergenekon savcıları burada araştırma yaptı mı?
İstedikleri dosyalar oldu. Diyarbakır'daki savcıdan halen
devam eden JİTEM davasının soruşturma dosyasını istediler.
Diğer taraftan Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Jİ-
TEM davasında da mahkeme, Ergenekon dosyasının CD
kayıtlarını istedi. Bir bilgi aktarımı söz konusu.
* Bu bilgi alışverişi Güneydoğu'daki faili meçhul cinayetler
dosyalarını etkiler mi?
Faili meçhullerle ilgili soruşturmalar olayın meydana
geldiği noktadaki savcılar tarafından yürütülüyor.
Ergenekon'la birlikte yapılması gereken savcıların faili
meçhul dosyalara dava açmaları. Gerek Ergenekon gerek
itirafçı Abdülkadir Aygan'ın itiraflarıyla bağlantı
kurmaları lazım. Her olayla ilgili her savcının somut
çalışma yapması şart. Devletin elinde yeteri kadar bilgi ve
veri var. Bu dosyaların yeniden açılması için siyasi irade
yeterli.
Omuzlardaki dikiz aynası
Güneydoğu'da 1985'ten bu yana avukatlık yapan Sezgin
Tanrıkulu, geçen yıla kadar da Diyarbakır Barosu Başkanlığı
yaptı. Aynı zamanda İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır
Temsilcisi olan Tanrıkulu, faili meçhuller hakkında en iyi
bilgiye sahip isimlerden. Tanrıkulu, kadar faili meçhul ve
kayıpları en iyi bilen isimlerden biri de yine avukat Tahir
Elçi. Tanrıkulu ve birkaç avukat cinayetlerin en çok olduğu
1990'lı yıllarda onca tehdide rağmen kayıp dosyalarını takip
etti. Tanrıkulu, o günleri şöyle anlatıyor: "Sürekli
arkamıza bakarak yürüyorduk. Her an biz de öldürülebilirdik.
Sokakta yürüyemiyorduk. O sırada arkadaşlara 'Keşke omuzlara
takılacak dikiz aynası olsa o zaman yürürken arkamızı da
görürüz' diye espri yaptım. Sonra bunu bir sohbette
Kennedy'nin kızı Caroline'e anlattım. O da ünlü yazar Ariel
Dorfman'a anlatıyor. Dorfman da Karanlıklar Ötesinden Gelen
Sesler kitabında öykü olarak buna yer veriyor.
Faili meçhuller için Güney Afrika modeli
* Abdülkerim Kırca'nın ölümüne ne diyorsunuz?
Kırca gibi bir ismin soruşturmanın kendisine ulaşacağını
hissetmesi ve kendini çaresiz hissetmesi çarpıcı. Kırca'nın
yaşayıp da bildiklerini paylaşmasını isterdim. Yakınlarına
"Ben mahkemeye çıkamam, cezaevine gidemem" gibi sözler
söylemiş. Oysa bildiklerini paylaşsaydı cezaevine de
girmeyebilirdi. Özürlü olması nedeniyle Cumhurbaşkanı
tarafından affedilirdi.
* Faili meçhullerin ortaya çıkması için neler yapılmalı?
Ergenekon soruşturması seyrinde giderse, yakın zamanda yeni
itirafçılar çıkabilir. Bir de tanıklar korkularından
gördüklerini anlatmıyordu. Ergenekon bu korkuyu kırdı.
İnsanlar artık anlatmak istiyor. Ama faili meçhul dosyalarda
zamanaşımı süresi kaldırılmalı. Zamanaşımı kalkmalı ki
insanlar ne her zaman yargılanabiliriz korkusu taşımalı.
Çünkü böyle bir ruh dünyası ancak onları adalete
getirebilir. Şimdi çoğu saklanıyor, bu zamanaşımı süresinin
dolmasını bekliyor. Güney Afrika'daki gibi karıştıkları
faili meçhulleri anlatanlara ceza verilmeyebilir,
affedilebilirler.
* JİTEM tarafından kaybedilen yakınlarının sağ bulunacağı
umudunu taşıyan aileler var mı hiç?
Kimse yaşadıklarını umut etmiyor. Öldürüldüklerini
biliyorlar. Ama ailelerin en büyük arzusu cesetlerinin
bulunması. Gözaltına alındıktan sonra bir daha haber
alamadığımız 72 yaşındaki Fikri Özgen'in eşi Dışla teyze,
sürekli bana 'Senden tek isteğim var. Ölmeden Fikri'nin
mezarında bir dua okuyayım' diyor. Ceset bulunmayınca yas
bitmiyor. Aile taziye kabul etmiyor. Yani kemik parçası da
olsa cesedin bulunması önemli.
Askeri savcılık dipsiz kuyu gibi
* Cinayetlerle ilgili devletin elindeki bilgiler neler?
10 yıl önce İdil Savcısı, 3 ceset buluyor ve araştırma
yapıyor. Cesetlerin Şırnak'tan kaçırılan kişilere ait
olduğunu belirliyor. Sanıkları da tespit ediyor. Bunlardan
biri şimdiki Ergenekon sanığı Arif Doğan. Savcı, dosyayı
görevsizlik kararı verip Diyarbakır Başsavcılığı'na
gönderirken, Adalet Bakanlığı'na da yazı yazıyor. Yazıda
JİTEM'i çok iyi tarif ediyor. Bir de bütün faili meçhul
dosyaların bir araya getirilip tek elden yürütülmesi, bir
soruşturma ekibinin kurulması, kullanılan silahlarla ilgili
arşiv oluşturulması ve olaylara adı karışan kamu
görevlilerin mal varlıklarının, telefon kayıtlarının ve
banka hesaplarının incelenmesi gibi somut öneriler
sıralıyor. Meclis'in Susurluk, Faili Meçhul Cinayetler,
Şemdinli raporları var.
* JİTEM'le ilgili açılan dava var mı?
Sadece iki tane. Biri, İdil Savcısı'nın, 3 kişinin
öldürülmesiyle ilgili dosyası sonucunda açılan dava.
Genelkurmay Adli Müşavirliği izin vermediği için bu isimler
yargılanamadı. Ta ki Ergenekon'a kadar. Duruşma şubatta.
* İkincisi?
O da askeri mahkeme, yerel adli ve özel yetkili yani eski
DGM arasında gidip geliyor. Dosya şimdi Yargıtay 5. Ceza
Dairesi'nde ve daire nihai olarak kimin bakacağına karar
verecek.
* Kimler yargılanıyor?
11 itirafçı var. 8 kişiyi öldürmek suçundan yargılanıyor.
JİTEM'ci subaylar yok. Sanıklardan biri de Abdülkerim
Kırca'ydı. Dava askeri savcılığa gittiğinde subayların
dosyası ayrıldı. İtirafçılarla ilgili görevsizlik kararı
verildi. Kırca ile ilgili dava 7. Kolordu Komutanlığı'nda
sürüyordu. Sonucunu bilmiyoruz. 1994'te de Kulp'ta 11
köylünün helikopterle kaçırılması var. Üç yıl önce cesetleri
bulundu. Kimlerin öldürdüğü belli olmasına rağmen yargılanma
izni verilmiyor. Askeri savcılık dipsiz kuyu gibi.
|