.Ermeni çetecilerin
katliamlarına samimi itiraf

Türkiye'de bazı aydınların başlattığı
"özür diliyoruz" kampanyası Ermeniler
için de ilham kaynağı oldu.
Radikal gazetesi haberine göre Dr. Armen
Gakavian bir karşı özür kampanyası
hazırlıyor. Türkiye'de bazı aydınların
başlattığı "özür diliyoruz" kampanyası
Ermeniler için de ilham kaynağı oldu.
Radikal gazetesinde bugün yer alan
habere göre; Avustralya’nın Sydney
kentindeki Macquarie Üniversitesi
Öğretim Üyesi ve Türk Ermeni Diyalog
Grubu Eşbaşkanı Dr. Armen Gakavian da
bir karşı özür kampanyası hazırlıyor.
Kampanyayı, Amerika Birleşik
Devletleri’ndeki Ermeni cemaatinden,
tarihçi Profesör Dennis Papazyan da
destekliyor.
Kampanya için hazırlanan taslak bildiri
metni şöyle:
“Ermeni halkı adına işlenen cinayetler
için özür diliyor, bunların acısını
duyan masum Osmanlıların ve Türklerin
duygularını paylaşıyorum.”
Radikal gazetesine konuşan Gakavian,
“Yürüteceğimiz kampanya ile Türkiye’deki
aydınların ‘özür dileme’ kampanyasını
tüm yüreğimizle karşıladığımızı
göstereceğiz. Hazırlanan bildiri, Ermeni
çetecilerin işlediği cinayetler ve ASALA
eylemlerinden ötürü Türklerden özür
dilemeye yöneliktir. Geçmişte yaşanmış
ve gelecekte meydana gelebilecek her
türlü şiddeti reddediyoruz. Umarım
kampanya başarılı olur” dedi.
Kampanyayı, Amerika Birleşik
Devletleri’ndeki Ermeni cemaatinden,
tarihçi Profesör Dennis Papazyan da
destekliyor.
Gakavian’ın Radikal Gazetesi’nin
sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Türkiye’de 30 bin kişinin katılımını
sağlayan bir kampanya yürütülüyor. 1915
Ermeni soykırımını hayata geçirmiş
Osmanlı Türkleri yüzünden acı çeken ve
adaletsizliğe uğrayan Ermenilerden özür
diliyorlar. Bundan haberdar mısınız?
Evet, Sydney’deki bazı Türk dostlarımdan
olayı işittim. Bence Türk ulusunun
asaletini güçlendirecek türden harika
bir girişim. Bu türden bir özür asaleti
gösteriyor zira bir kişinin, sıradan bir
insan da olsa bir ulus da olsa
geçmişiyle yüzleşmesi çok güç; ve bu
cesareti gösteriyor zira çok kısa zaman
önce yüzleşme çabalarının susturulma
girişimi olarak TCK 301. maddeyi
tanıdık. Umarım Ermeniler dahil dünyanın
diğer ulusları da bu özür kampanyasına
imzalarıyla katılarak öncülük edenlerin
gösterdiği cüretin aynını sergileyerek
kendi dolaplarındaki iskeletlerle
yüzleşebilirler.
Ermeni aydınların başlatacağı
kampanyanın içeriğini anlatabilir
misiniz? Ne yazacak hazırlanan
bildiride?
Türkiye’deki ‘özür dilerim’ kampanyasına
yanıt niteliğinde bir çalışma bu.
Geçmişte yaşanmış ve gelecekte yaşanacak
olan her türlü şiddeti reddetmeliyiz.
Türkiye’deki çalışmayı yürekten
destekliyorum. Bu bize mutluluk verdi.
Bir hafta sonra imzaya açacağımızın
bildirimiz son şeklini almış olacak.
Ermeni çetecilerin işlediği
cinayetlerden ve ASALA eylemlerinden
ötürü Türklerden ve Osmanlılardan özür
dileyen, yaşananlardan duyulan üzüntüyü
anlatan bir içeriği var bildirinin.
Siz Türk devletinin yerinde olsaydınız
özür diler miydiniz?
Öyle olacağını umardım. Bu soru
etrafında düşünelim: Bir Ermeni olarak
Ermenilerin işlediği suçlardan ötürü
üzgün müyüm? ASALA nedeniyle üzgün
müyüm? Ermenilerin işlediği katliamlar
ve etnik temizlikten ötürü? Evet,
üzgünüm, hiç bir çekimcem yok. Bu suçlar
bütün bir ulusun ortadan kaldırılması
girişimiyle karşılaştırılamasa dahi hâlâ
suçtur ve kimse aksine ispat edip
bunları önemsizleştiremez. Eğer Türk
devletinin yerinde olsaydım, özrü
onyıllar süren inkârın ardından
yitirilmiş itibarın yeniden
kazanılmasının mükemmel bir yolu olarak
görürdüm.
Türkiye’deki özür kampanyasında sizin
bulgularınızın yeri var mı?
Hayır, doğrudan yok. Özür Ermenilerin
çektikleri acıların tanınmasıdır ve bu
acıya sebep olan Türk devletinin hem
öldürmeler hem de inkârdaki
sorumluluğunu üstlenmesidir. Amaç
tanımlamalar sorusuna ve siyasi
açıklamalara vs. yanıt vermek değildir.
Bu yüzden özüre dair herhangi bir Ermeni
tavrı da benzer olmalı. Gerçekte şahsen
Türk aydınlarının açıklamalarına yanıt
niteliğinde bir taslak hazırladım ve
bunu çok yakında dağıtıp sonra da
kamuoyuna sunacağım. Bu umut ederim ki
Ermenilerin de imzalarını koyacakları
bir dilekçeye dönüşür. Ayrıca Fransa’dan
da bazı karşı yanıtlar var, bir grup
Fransız-Ermeni aydının imzaladığı.
Türkiye’deki özür kampanyasının,
Ermenilerin Ermeni toplumu içinde
yaptıklarına etkisi ne olur?
Köklü düzeyde denilebilecek devasa bir
etki olmaz ve şu türden konuşmalardan
öteye geçmez: “Harika değil mi?
Türkiye’de bazı şeyler açıkça
değişiyor.” Kimileri şüpheli duracak
yahut yeterli bulmayacaktır. Fakat
çoğunluğu müteşekkir olacak ve bundan
etkilenecektir. Ermenilerin çoğunun
bunun ne kadar cesurca bir adım
olduğunun farkına varacağını sanmıyorum.
Peki bundan sonra ne olur? Kendi
araştırmanız ve kampanyanıza dair nasıl
bir sonuç görmek istersiniz?
Ermenileri kaçınılmaz bir devlet
kabulünü memnuniyetle karşılamaya
hazırlamak isterim. Bu altı ayda da olsa
60 yılda da fark etmez. Ve cesur
Türklerin yaptıkları gibi Ermenilerin de
kendi dolaplarının içindeki iskeletleri
ortaya koymaya istekli olmalarını
isterim.
Bu arada aynı zamanda Sydney’deki
Ermenilerle Türkleri bir araya getirme
çalışmama devam edeceğim, nereye
gidersem gideyim yine aynı şeyi
yapacağım. Burada, Sydney’de yaptığımız
nefret ve yalanların üstesinden sevgi ve
hakikatle gelebilecek dünya çapında
gelişen bir hareketin parçası olmaktır.
Bu tanrının verdiği görev ve aksi
davranamam. Türk özründe kullanılan
kelimelerdeki gibi, ‘vicdanım
reddeder’... yerli yerimde durup hakikat
ve uzlaşma yolundaki fırsatın
kaçmasını...
Türk hükümetinin pozisyonu veyahut
halet-i ruhiyesi özür dileyecek bir şey
yapılmadığı yolunda. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Tam aksine özür dilemesi icap eden
devlet. Evet bireyler özür dileyebilir,
bunun pek çok örneği var. Vicdanların
sessiz kalmaya müsaade etmediğini yahut
da bir biçimde bu suçlardan ötürü kârlı
çıktıklarını anladıklarını
görüyoruz.?Fakat bu devletin bir
hakikati kabul edip özür dilemesinin
yerini tutmaz.
ÖZÜR İYİ BİR BAŞLANGIÇTIR
Türklerin Ermenilerden özür dilemesi
yeterli mi? Bu Ermeni toplumunu tatmin
edecek mi?
Bu çok önemli ve zor bir soru. Bu konuda
Ermeniler içinde elbette çok farklı
görüşler var. Ben sadece benimkini dile
getireyim. Daha önce de belirttiğim gibi
bir özür sadece bir başlangıçtır, fakat
iyi bir başlangıçtır. Eğer özür
yitirilmiş insan yaşamı ve çekilmiş
acıların tanınmasıysa, ki bugün tanıklık
ettiğimiz özür tam da bu, bunun çok
büyük bir önemi vardır.
Fakat özrün samimiyeti bunu izleyen
adımların ne olacağına da bağlı, mümkün
olduğu kadar işlenmiş olan suçun
sonuçlarına da bağlı. Türk devleti
örneğinde bu, kurbanların faillere
dönüştürüldüğü inkâr ve tarihi çarpıtma
politikasının bir kenara bırakılması
anlamına geliyor. Aynı zamanda bu
anıtların restorasyonu, geri dönme hakkı
(ziyaret için yahut yaşamak için) yahut
da Ermenistan’ın Türk toprakları
aracılığıyla bir limana erişiminin
sağlanması türünde olabilir.
TOPRAK TALEBİ ABESTİR
Açıkça belirtmeliyim ki bence toprak
talepleri, bazı toprakların Ermenistan’a
verilmesi anlamında tamamen abestir. Bu
aynı zamanda gerçekdışıdır da.
Tartışılabilecek başka bazı fikirler de
olabilir. Fakat hiç tereddütsüz
söylenebilecek tek bir şey varsa o da
şudur: En büyük tazminat ve samimiyet
ifadesi Türkiye’nin koşulsuz olarak
Ermenistan’a uyguladığı ablukayı
kaldırması ve Ermenistan’ın kendi
ayakları üzerinde durabilmesi olacaktır.
Bu yüzden şahsen geleneksel anlayışta
olduğu gibi toprak talepleriyle
ilgilenmiyorum. Ermenilerin ceplerine
para konulması anlamında mali tazminatla
da ilgilenmiyorum. Devlet yukarıda
saydığım tavsiyelerin uygulanmasına
harcanmak üzere fon bulmakla yükümlü
zaten ve ayrıca Türk hükümetinin
Washington’daki lobicilere ödediği
paraları kestiğinde hayli tasarruf
edeceğini de unutmamalıyız.
Özür dilemenin etkisi ne olur?
‘Cinayetin inkârının son aşaması’
denilip duruldu. Özür Ermenilerin
tarihlerinin korkunç bir parçasını
kapatmasına yardımcı olabilir. Bir
iyileşme sürecini başlatabilir. Kimi
acıları dindirmeye yarayabilir. Fakat
belirtmeliyim ki bu sadece bir ilk adım
olmalı, son değil.
Özür kampanyasına öncülük anlamında
aydınların rolü için ne düşünüyorsunuz?
Mükemmel ve tarihsel anlamda kaçınılmaz.
Memnuniyetle karşılıyorum. Bu hareket
özür yolunda harekete geçilmesi için iyi
bir başlangıç fırsatı oluyor. Dünya
tarihi boyunca aydınlar en büyük değişim
yapıcılar oldular. Gelecekte neler
olacağını görmek için sabırsızlanıyorum.
ABORİJİNLERE HÜKÜMET ÖZÜRÜ
Halihazırdaki Avustralya hükümeti Şubat
2008’de ülkedeki ‘kayıp kuşaklardan’
(Avustralya’nın yerli halkı Aborijinler)
özür diledi fakat Avustralya’nın
1778’deki işgalinden ötürü yerli halka
reva görülenlerde ötürü özür
dilemediler. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Bu özür Avustralya hükümetinin
olgunluğunun ve asaletinin kanıtıydı.
Özrün kendisi çok etkili ve samimiydi ve
başbakan özür metnini kendisi yazmakta
ısrarcı oldu, bu yüzden çok kalpten
gelen bir şeydi. Fakat bunun arkasında
neredeyse yarım yüzyıllık tartışmanın
ardından bir inkâr ve öteleme var. Ve bu
çok spesifik bir özürdü, sadece yerli
Avustralyalılara yönelik özel bir
muameleyi ele alıyordu. Neden? Belki de
bu yaptığımız hataların çok somut
delillerinin sadece bir kısmını
içeriyor. Bilemiyorum.
Özür aynı zamanda ‘soykırım’ kelimesini
içermedi, büyük olasılıkla bu türden bir
kavramın bölücü olacağından ötürü. Belki
de birkaç yıl içinde toz duman
yatıştığında ve hâlâ önde gelen
kişilikler nezdinde kayıp kuşakların
soykırıma maruz kaldığı yolunda büyük
bir fikir birliği hasıl olursa
gelecekteki hükümet bu kavramı da
kullanabilir.
Fakat daha da önemlisi yerli
Avustralyalıların yaşadıkları felaketin
ve derin acıların tanınmış olması ve
kamuoyu nezdinde bunun ortaya koyulması.
Hükümetin bu doğrultudaki sorumluluğunu
herhangi bir gerekçeye başvurmadan
yerine getirmesi.
Parlamentoda başbakanın dudaklarından
‘özür dilerim’ kelimesini işittiklerinde
ağlayan yerli Avustralyalıları
gördüğümde, bir anlığına Türk
hükümetinin de böylesi bir özrü dile
getirmesinin nasıl bir şey olacağını
hayal etmeye çalıştım. Sanırım pek çok
Ermeni gibi ben de rahatlamış
hissederdim. Fakat bunun sadece bir
başlangıç olduğunu, nihayet olmadığını,
bir süreç olduğunu da görmemiz lazım.
|