.

Ömrünü İstanbul'a adayan tarihçi Dr. Semavi Eyice, kaybolan değerlere üzülüyor

İstanbul İstanbul olmaktan çıkıyor, 300 binlik nüfusu 30 binin altına düşen, Rantçıların iştahına kurban edilen Eminönü gibi Fatih tarafı da aynı kaderi paylaşmaya hazırlanıyor.
Tarihçi Dr. Semavi Eyice bu duruma çok üzülenlerden biri, İBB ve Fatih belediyelerinin vahşice yapılanlar planlamalar sonucu Fatih bütün İstanbul'un merkezi yapıldı.
Metro, Marmaray, Tramvay, İDO, Şehir hatları, İETT İstanbul'un merkezi tarihi sur içine her gün milyonlarca insan taşıyor. Özel araçların girişlerinde hala hiçbir engel konulmadığı için 8400 yıllık tarihi şehir yok olmakla karşı karşıya.

Kültür bakanı Ertuğrul Günay metro ve Marmaray kazılarında birçok anıt eserin zarar gördüğünü beyan etmişti, Tarihi şehre sahip çıkayım derken bakanlığından olmuştu, Gerilen gelen bakanımız başına gelecekleri biliyor gibi ağzını bıçak açmıyor, Sanki herşey güllük gülistanlık, Biraz objektif, muhalif basını neden izlemez bunlar.

İstanbul için kahrolan Dr. Semavi Eyice, çaresizliğini paylaştı.

 İSTANBUL'DA ÖNEMLİ ESERLER ARTIK 'MAKET' GİBİ
Ömrünü İstanbul'a adayan tarihçi Dr. Semavi Eyice, kaybolan değerlere üzülüyor

İstanbul, Osmanlı ve Bizans sanatı alanlarında zengin çalışmalara imza atan ünlü sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice'nin kendi hayatına ve İstanbul'a dair en özel anıları tek kitapta toplandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Yayınları hatırat serisinin ilk kitabı olan "Semavi Eyice ile İstanbul'a Dair" kitabı sanat tarihçisiyle yapılan röportajlar sonucunda ortaya çıktı.

 


 Kitapta, İstanbul'un mimarisi, göz alıcı yapıları, mesire ve bayram yerleri, sinemaları, lehçesi, şehrin yaşadığı yangın ve deprem gibi olaylar da yer alıyor. 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda dün okuyucusuyla buluşan ünlü sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice, 11 yaşından beri İstanbul'u tanımaya çalıştığını anlattı. İstanbul'a olan merakının çocukken başladığını belirten Eyice, "İstanbul'u karış karış gezerek tanımaya çalıştım. Bütün eski eserleri gördüm." ifadelerini kullandı. Eyice, İstanbul'un tarihi ile birlikte yaşatılamadığından şikâyet etti. Şehrin çevresine yapılan çok katlı binaların İstanbul'un silüetini tamamen yok ettiğini, mesken mimarisinin ise tek tipleştiğini aktardı. Eyice, "İstanbul'un kendisine mahsus bir karakteri bir sesi vardı; esnafıyla seyyarıyla bir bütündü. Hatta büyük yangınlardan kalma bir is kokusunu bile hissedebilirdiniz." dedi.

"İSTANBUL'UN ANA TOPRAĞI, ŞİMDİKİNİN 8-9 METRE ALTINDADIR"
Eyice, eski İstanbul'un korunamadığını, şimdiki şartlarla da korunmasına imkan olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Zaman zaman İstanbul'un tarihi karakterini bozan, yapılmaması gereken şeyleri yaptık. Onun üzerinde tahripler, yıkımlar oldu. İstanbul'un topografyasını değiştirdik, şeklini bozduk. İstanbul'un ana toprağı bugün gördüğünüz seviyenin 8-9 metre altındadır. Belediye Sarayı'nın inşaatı sırasında yapılan kazıda, aşağı yukarı 8 metre derinde, geç Roma çağında yaşamış olan hanedandan bir hanımın sarayının tabanı çıktı. Daha derinde İstanbul'un ana toprağı var. Düşünün ne kadar yükselme olmuş. Bunun dışında suni olarak bir takım değişiklikler yaptık ve hala yapmaya devam ediyoruz. İstanbul'un ana toprağı değiştiği gibi, üzerine yaptığımız inşatlarla da bir çok şey değişiyor."

Semavi Eyice, İstanbul'un tarihi karakterini yaşatmak için önceden tedbir alınması gerektiğini ifade ederek, artık yapılaşma nedeniyle bazı önemli eserlerin "maket gibi" kaldığını söyledi.
İstanbul'da konut kavramının da çok değiştiğini, ahşap meskenlerin neredeyse tamamının yok olduğunu dile getiren Eyice, geçmiş yıllarda İstanbul'un kendisine has bir karekterinin ollduğuna işaret etti.
Eyice, "İstanbul'u sevmek ve tanımak gerektiği kanaatindeyim. Bir çok eseri çok sevmişimdir. Fakat minicik bir eser vardır. Ona ayrı bir sempatim vardır. Eyüp'te Zal Mahmut Paşa Camisinin hemen yanında Silahi Mehmet Bey Mescidi vardır. Eyüp'e yolunuz düştüğü zaman, tavsiye ederim o mescidi de ziyaret edin. Gayet şirin, adeta biblo gibi bir eserdir. Başka hiç bir eserde görülmeyen bir mimarisi vardır. Boğaziçi'ni Boğaziçi yapan Türk medeniyetidir. Ancak biz maalesef bunu da kazıdık. İstanbul'u tanımak için sevmek gerekir. İstanbul'un özelliklerini kaybettiğiniz taktirde, sevmek de zor oluyor. İstanbul'un karakteri 30 yıl içerisinde çok değişti. Avrupalı, kendi şehirlerindekini muhafaza ediyor. Biz buna özen göstermiyoruz" diye konuştu.

Bir tesadüf neticesinde Edirnekapısı ile Fatih arasındaki Molla Aşkı Mahallesinde bir kahvehane bulduğunu dile getiren Eyice, mekanın öz İstanbul'un içinde olan, Haliç manzaralı bir yer olduğunu ve görülmesi gerektiğini ifade etti.

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com